Son Dakika

Son Dakika

Küba Dışişleri Bakanı Parrilla "Ambargo kaldırılmadan ilişkiler normalleşmez"

Bruno Rodriguez Parrilla, Küba hükumetinde gerçekleşen önemli değişiklik sonrası Felipe Perez Roque yerine geçerek 2 Mart 2009 yılında Küba Dışişleri

Okunan haber:

Küba Dışişleri Bakanı Parrilla "Ambargo kaldırılmadan ilişkiler normalleşmez"

Metin boyutu Aa Aa
Bruno Rodriguez Parrilla, Küba hükumetinde gerçekleşen önemli değişiklik sonrası Felipe Perez Roque yerine geçerek 2 Mart 2009 yılında Küba Dışişleri Bakanı olarak atandı. Bakan olmadan önce Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Parrilla, 1995’den 2003 yılına kadar Birleşmiş Milletler’de Küba Daimi Büyükelçisi’ydi. Ayrıca 1990 yılından bu yana Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesidir.

Ticari yaptırımlar bir biri ardına kaldırılırken Raul Castro’nun Fransa ziyareti Avrupa- Küba ve Küba-Dünya arasında yeni diplomatik ilişkilerin başladığına işaret ediyor. Sembolik anlamda önem taşıyan adımlar atılıyor. Ağustos 2015 tarihinde ikonik bir görüntüye şahit olundu. Amerikan bayrağı uzun bir aradan sonra yeniden Havana’da dalgalandı. 8 ay önce ABD Başkanı Barack Obama ve Küba Devlet Başkanı Raul Castro iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı. Söz konusu devrim yeni bir aşamaya doğru yavaş yavaş ilerliyor. Miami’ye günlük uçuşlar düzenleniyor, halkın arasından yeni bir orta sınıf doğuyor. Kübalıların bir çoğunun maddi durumu yetersiz olsa da, şahsi bir iş başlatmak veya ev ve araba satın alıp satabilmek için izinler, ruhsatlar veriliyor. Ancak siyasi sistem halen askeri kuvvetlere bağlı bir takım elitlerin elinde bulunmaya devam ederken Komünist Parti tek seçenek olarak algılanıyor. Ülkedeki ekonomik durumsa özgürlüklerin ve insan haklarının ilerlemesini sağlayacak yönde ilerlemiyor.

Luis Carballo, euronews : “Küba tarihinde yaşanan bu önemli dönem hakkında daha fazla bilgi için Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Parrilla ile görüştük. Sayın bakan davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Devlet Başkanı Raul Castro’nun Avrupa’daki ilk ziyaret noktası Paris oldu. Sizce bu neden? Fransa Küba kamu borcunun yeniden yapılandırılmasına katkı sağlayacağı için mi Küba ile ayrıcalıklı ilişkilere sahip olacak ?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Fransız Devrimi Küba’da derin bir etki bıraktı. Yakın tarihin de doğruladığı gibi iki ülke arasındaki ilişkiler güçlü bir bağla ilerliyor. Fransa’nın Avrupa’da lider pozisyonda olduğuna inanıyoruz. Bu ziyaretin iki ülke ilişkilerinde bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyorum. Tarihi bir ziyaret. Olaylar, François Hollande’ı aylar önce Küba’ya getirtmişti. O ziyarette belirleyici bir adım atılmıştı. Şimdi de Başkan Raul Castro Paris’e iade-i ziyarette bulunarak önemli bir jest yapıyor.”

euronews : “Ziyaretinizde daha çok ekonomik konular ön plana çıktı. Peki Fransız yetkililer tarafından Küba’daki insan hakları konuları da gündeme getirildi mi ?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Ziyaretin amacı sadece ekonomik konular değildi, bir çok farklı konu da ele alındı. Siyasi konularda fikir alışverişinde bulunuldu. Fransa ve Küba’nın uluslararası alanda çok sayıda ortak noktası var. Farklı bağlantılar olduğu için fikir alışverişleri de farklı noktalarda oluyor. İnsan hakları konusu ana tema değildi ancak bu konu ve iki ülkeyi ilgilendiren farklı konularda da fikir alışverişlerinde bulunduk.”

euronews : “Adadaki değişimlere daha az duyarlı olan ve insan hakları konusunda daha çok ilerleme isteyen Avrupa ülkeleri, sizce Küba’daki iş fırsatlarından mahrum kalacak mı?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Avrupa Birliği ve Küba uzun yıllar boyunca çok farklı konuları kapsayan siyasi diyaloglarda bulundu. 2010’da Avrupa Birliği’nin Fransa başkanlığı döneminde, insan hakları konusuna dayalı bir diyalog süreci başlatıldı. Fransız şirketler uzun yıllar boyunca Küba’da varlığını sürdürdü. Fakat diğer Avrupa ülkelerinin de ticari ve yatırımlar anlamında ortaklarımız olduğu bir gerçek. Küba’daki turistlerin bir çoğu bu ülkelerden geliyor. Siyasi konuları ve karşılıklı çıkar sağladığımız ilişkileri birbirine karıştırmamak gerekiyor.”

euronews : “Aralık 2014’te Barack Obama ve Raul Castro ABD ve Küba arasındaki ilişkilerin normalleştiğini açıkladı. O tarihten bu yana çok sayıda sembolik adım atılsa da gerçek anlamda bir ilerleme sağlanmadı. Sizce beklentiler çok mu yüksek tutuldu?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Zannetmiyorum. 17 Aralık’taki açıklama önemli ve şoke ediciydi. Bir Amerikan Başkanının son 50 yıl içerisinde yürütülen ve halkımıza insani anlamda zarar veren siyasetlerinin bir fiyasko olduğunu tanıması sıklıkla duymaya alıştığımız bir durum değil. Bu aslında diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasını sağlayan ve geçtiğimiz yaz iki ülke büyükelçiliklerinin yeniden açılmasını sağlayacak görüşmelerin başlangıç noktası oldu. İki tarafın da çıkar sağladığı konularda işbirliği ve diyalog konularında ilerleme sağlandı. Olumlu yönde bazı önemli adımlar atılsa da ‘abluka modifikasyonu’ ile ilgili sınırlı ilerleme kaydedildi. Ancak bu alanda somut bir adım atılmadı.”

euronews : “Washington size yaptırımların tam olarak ne zaman kaldırılacağı yönünde kesin bir tarih verdi mi ? Obama Beyaz Saray’dan ayrılmadan ambargo kaldırılır mı ?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Bunu söylemek çok güç. Ambargo en önemli sorun. Ambargonun ne şekilde kaldırılacağı, ABD ve Küba arasında başlayan sürecin şekillenmesini sağlayacak. Yaptırımlar tam anlamıyla kaldırılmazsa normalleşme devam edemez. Ama bu Kongre’nin onayını gerektiriyor. Ancak ABD Başkanının da ambargoyu değiştirebilecek ölçüde kapsamlı yürütme yetkilerinin bulunduğunu biliyoruz.”

euronews : “Bu sene ABD’de seçimler düzenleniyor. Washington’daki yönetim değişikliği Küba’ya karşı alınan tavrı değiştirir mi? Küba için hangi aday en iyisi ?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Her fonksiyonel demokraside seçilen adaylar halkın emirlerine ve isteklerine boyun eğmeli. Zira o seçmen vergi ödüyor. Amerikalı seçmenler arasında, bu kök salmış soğuk savaşın devam etmesini isteyen çok sayıda kişinin olduğunu zannetmiyorum. Zira bu soğuk savaş Küba halkına insani anlamda zarar vermekten başka bir işe yaramadı. Ancak adaylar arasında farklılıklar olduğunu da kabul etmek zorundayız. Ama kim seçilirse seçilsin Küba ile ilişkilerin ilerlemesi konusunda adımlar atacaktır. “

euronews : “Ambargonun kaldırılması, ülkenizde Küba değerlerini tehdit edip Amerikan kültürünü empoze eder mi? Havana’nın istediği o sakin geçiş dönemi tehlikeye girer mi?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Bu mümkün değil. Küba İspanya’nın bir kolonisiydi ve daha sonra güçlü bir kimliğe sahip bir ulus olarak ortaya çıktı. Küba kültürü önemli ve özgündür. Kübalılar Kübalıdır. ABD ile ilişkilerin normalleşmesi tamamen doğal gelişti. Kültürel bağlar mevcut. İki ülke hükumetlerinin çatışmalı ilişkilerine rağmen Amerikan ve Küba halkı arasında geleneksel bir bağ mevcut. Kültürümüz kimliğimizi koruyacak. Zira 50 yıl süren bir çatışmanın ardından Küba ekonomisinin çok uluslu Amerikalı firmalar veya başka şirketler tarafından kontrol edilmesi bir anlam ifade etmezdi.”

euronews : “Küba’nın önündeki diğer büyük diplomatik cephe Avrupa Birliği. İki taraf arasında iş birliği anlaşması 2014’te başlatılmıştı. Küba, Latin Amerika ve Karayipler’de AB ile ikili bir anlaşma imzalamayan tek ülke. Görüşmeler nasıl gidiyor?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “İyi gidiyor. Bu tür anlaşmalar genelde bu hızda ilerler. Lakin yine de ilerleme kaydedildiğini düşünüyorum. Küba ve AB ilişkilerinin nasıl şekilleneceği kafamda daha iyi beliriyor. Sıklıkla Avrupalı liderlerden görüşmelerin kısa vadede tamamlanabileceğini duyuyorum. Ancak AB hukuki açıdan rahatsız edici bazı eski politikalarını rafa kaldırıp kendi kararlarını yürürlüğe koymalı. Bazı konularda ortak bir zemin bulmaya yoğunlaşırsak ilişkilerin daha hızlı ilerleyeceğine inanıyorum.”

euronews : “Avrupa ile anlaşmaya ambargo sona ermeden varılacağını düşünüyor musunuz? Bu anlaşma ‘Ortak Pozisyon’ denilen şeyin sonunu getirecek mi? Biraz daha fazla açarsak İnsan Hakları ve Özgürlükler konusundaki gelişmeleri takip için Havana ile diyalog bağı kurma amaçlı 1996 yılında kabul edilen AB politikası.”

Bruno Rodríguez Parrilla : “ABD’nin Küba’ya uyguladığı ablukanın ne zaman sona ereceğini bilmek zor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Afrika Birliği, Latin Amerika ve Karayip Ülkeleri Topluluğu ve Avrupa Birliği bu ablukanın derhal ve şartsız kalkmasını talep ettiler. Amerikan toplumundaki gelişmeler sonuçta bu sürecin hızını belirleyecektir. Bu yüzden konu hakkında herhangi bir karşılaştırma yapmak zor. Nitekim, neredeyse hiç kimse bugün ‘Ortak Pozisyon’ denilen şeyi hatırlamaz. Bu politikanın sonucuyla ortaya çıkan ön şartlar, şimdi geçmişte kalan bir şeydir. Çünkü Küba, 1996 yılından itibaren Avrupa Birliği’nin hemen hemen tüm hükumetleri ile anlaşmalar imzaladı. Amacımız, düşmanca tek taraflı oluşturulan eski siyasetlerin yerine karşılıklı iş birliği ve iyi niyete dayalı ilişkilerin inşası.”

euronews : “Reformlar 2011 yılından bu yana hız kazandı. Lakin 313 düzenlemenin sadece yüzde 21’i hayata geçirildi, diğer yüzde 79 hala işlemde. Bu neden bu kadar yavaş? Örneğin 2015 yılında özel sektörde çalışan işçi sayısı 2014’e nazaran daha az olmuş.”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Bu bilginin kaynağından emin değilim. “

euronews : “Küba Kominist Partisi’nin dokümanı.”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Evet ama bu doküman politikaların yüzde 21’i hayata geçirildi demiyor. Teklif edilen ekonomik ve sosyal nitelikteki kararların hedefleri yüzde 21 üzerinde yerine getirecek şekilde tamamlanmıştır diyor. Süreç bence iyi gidiyor. Devlet memuru sayısının düşürülmesi ile ilgili sizin elinizdeki verilerin doğru olduğundan emin değilim. Aslında küçük işletmeler ya da kamu ekonomisi dışında diğer alanlarda çalışan işçilerin sayısında önemli bir artış oldu.”

euronews : “Bu arada Küba, kapalı siyasi statüko içindeki planlı devlet sistemiyle bazı kapitalist tedbirleri birleştirmek için hangi modelden ilham alıyor? Bu sanatsal formülün kaynağı Çin mi yoksa Havana mı?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Dünya’da farklı deneyimler ve referanslar var. Küba modeli mutlaka orijinal olmalıdır. En iyi deneyimleri alırız. Kendi deneyim ve önceliklerimizi temel alan bize ait modeli yapmak amacıyla diğer sosyalist süreçleri ve başka ülkelerdeki farklı gelişim evrelerini inceliyoruz. Bu açıdan bazı piyasa ekonomisi unsurlarını dikkate alan fakat sosyalist ekonomiyi de muhafaza eden bir model üzerine çalıştığımız doğrudur.”

euronews : “Amerika ve Avrupa Birliği ile açılan diyaloğun ve iç reformların insan hakları konularına ılımlı bir etkiye sahip olduğu görülüyor. Neden Beyaz Giyen Hanımlar gibi bazı pasif Kübalı grupların serbestçe protestolar yapmasına izin verilmiyor?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Gerçek şu ki geliştirdiğimiz sosyalist ekonomi, ortak girişimler yoluyla ekonomik birlikteliklerin geliştirilmesini hedef alır. Ortak ekonomik çıkarlar temelinde çalışma ihtimali hangi yolla olursa olsun kısıtlamayı amaçlamaz. Küba siyasi modeli ve insan hakları ile ilgili farklı algılamaların var olduğu doğrudur. Fakat bahsettiğiniz insanlar gibi olanların, ülkemde barışçıl protesto yapamadıklarını kabul etmiyorum çünkü bunu sıklıkla yapıyorlar.

Şunu da eklemem gerekir ki insan hakları ile ilgili kendi vizyonumuzda farklılıklarımızın olabileceği doğrudur. Benim için, insan hakları evrensel ve bölünmez bir bütündür. İnsan hakları meselesi, yüksek derecede siyasallaşma ve çifte standartların varlığına teslim ediliyor. Ne yazık ki dünyada bu konu üzerine oldukça sık tartışma oluyor ve bazı medya kuruluşları da bu konuda önyargılı görüşlere sahip.

Benim için, örneğin, istihdam hakkı temel bir insan hakkıdır. İspanya’daki gençlerin yarısının işe girme hakkının olmaması ile ilgili ne düşünürsünüz? Bana göre bu temel bir insan hakkıdır. Ben ayrıca ekonomik, sosyal ve kültürel hakların sadece bir ‘bırakın yapsınlar’ olmadığını düşünüyorum, ama hükumetler bunları sağlamak için doğrudan sorumludur. Bu haklar bölünemez, siyasi haklardan ve sivil özgürlüklerden ayrılmış olamaz.

Biz abluka sorunundan ve seçmenlerin gerçek iradesine göre Amerikan demokrasisinden bahsetmiştik. Neyse, ben farklı siyasi modellerin varlığını kabul ediyorum ve kendimi Küba demokrasisiyle mutlu ve rahat hissediyorum.”

euronews : “Hükumetiniz siyasi tutukluların varlığını hep inkar etti. Lakin uluslararası kurumlar hatta Küba’da müsamaha gösterilenler bile aslında hala düşünce mahkumlarının olduğunu açıkladılar. Ayrıca muhalefete karşı sindirme ve baskı kampanyasının sona ermemesini kınadılar. Bu suçlamalara karşı neler söyleyeceksiniz?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Bu ithamları basitçe çürütürüm. İlk olarak siyasi mahkum teriminin ne olduğu üzerinde anlaşmamız gerek. Belirli siyasi faaliyetlerini gerçekleştirmek için yabancı bir hükumetten para alan bir kişinin siyasi mahkum olduğuna inanıyorsanız, o zaman farklı görüşlere sahibiz. Fransa’da veya Amerika Birleşik Devletleri’nde bu tipler ‘ajan provokatör’ olarak kabul edilecektir. Yine de biliyoruz ki Avrupa ülkelerinden ve ABD’den fon alan bazı grupların Küba’daki faaliyetleri hoşgörülüyor.

Bu arada bahsetmediğiniz bir mesele olarak, işgal edilen topraklarda Guantanamo Askeri Üssü tarafından çok ciddi insan hakları ihlalleri gerçekleşiyor. On yıldan fazladır insanların yasa dışı yollarla kaçırılarak oraya getirildiği ve savunma hakkı olmaksızın askeri mahkemelerde yargılandığı herkes tarafından bilinmekte. Sistematik işkence olarak yaygın şekilde tanımlanan koşullar altında, açlık grevine giden bu insanlara zorla yemek bile yediriyorlar. Ayrıca bu insanlar Guantanamo’ya getirilmeden önce, kaçırılmalarına yardım etmiş ve gizli hücreler veya yasadışı hapishaneler vasıtasıyla yataklık yapmış başka ülkelerin olduğu da biliniyor. İnsan haklarında mükemmele ulaşmış bir ülkenin olduğunu söyleyemeyiz. Küba’da olduğu gibi aynı sert şartlar altında ekonomik, ticari ve mali ablukaya maruz kalsaydınız insan haklarının Avrupa’da nasıl olacağını merak ediyorum. Veya ABD ve Küba arasındaki gibi aynı ölçekte bir süpergücün Avrupa’da bir rejim değişikliğini zorla dayatmaya kalkışmasını. Bunlar benim ülkemin 50 yıldır içinde yaşamış olduğu durumlardır.”

euronews : “Eski Devlet Başkanı Fidel Castro hakkında bir soru ile bitirmek istiyorum. Kendisi 10 yıl önce emekli oldu ve halkın önüne çok nadir çıkıyor. O hâlâ Küba için bir ilham kaynağı mı?”

Bruno Rodríguez Parrilla : “O gerçekten Küba için bir ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Siyasi ve ahlaki liderlikte milyonda bir karşımıza çıkan bir insan. İnsanlarımız onu derinden seviyor. Çok aktif bir hayatı var. Küresel nüfus patlaması altında gıda üretimi gibi bazı olağanüstü sorunlarla ilgili çalışmalara onun bizzat katıldığını biliyorum. İklim değişikliği sorunları veya nükleer silahsızlanma konularıyla yakından ilgileniyor. Ben, onunla Küba dış politikasıyla ilgili faaliyetleri paylaşma ve zaman zaman onun tavsiyelerini alma ayrıcalığına sahip bir kişiyim.”

euronews : “Sayın bakan zamanımızın sonuna geldik. Her konuyu konuşamasak bile temel noktalara değindiğimizi düşünüyorum. Ama her durumda sayın Bruno Rodríguez Parrilla sorularıma cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim.”

Bruno Rodríguez Parrilla : “Bu yararlı ve güzel anlar için ben de size çok teşekkür ediyorum.”