Son Dakika

Okunan haber:

Fantasporto'ya korku filmleri damgasını vurdu


sinema

Fantasporto'ya korku filmleri damgasını vurdu

Portekiz’de düzenlenen Uluslararası Film Festivali Fantasporto’ya Polonyalı yönetmen Agnieszka Smoczynska’nın “The Lure” (Cazibe) adlı filmi damgasını vurdu. İki deniz kızının hikayesini konu alan yapım güzellik, aşk, ihanet ve intikam temalı bir müzikal korku filmi.

“The Lure” festivalde En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Özel Efektler dalında ödüle layık görüldü.

Agnieszka Smoczynska filmdeki deniz kızının güzel ve çirkinin sentezi olan bir karakter olduğunu söyledi: “Küçük denizkızını yok ettik ve yeni modern bir deniz kızı yarattık. Yapmak istediğimiz buydu. Bu yüzden de deniz kızlarımız yukarıda güzeller, onlar güzel genç kızlar ve balık kuyrukları çok büyük, çok çirkin çünkü Andersen’in masallarını okuduğunuzda ya da Disney’in filmlerini izlediğinizde, güzel bir vücudu ve çok çekici bir balık kuyruğu olan bir denizkızı görürsünüz. Bizim deniz kızımızın ise yarısı güzel bir kız, yarısı da bir canavar. Güzel bir canavar.”

Bu yıl 36’ıncısı düzenlenen Fantasporto Film Festivali’nin en önemli bölümünü Fantastik Film oluşturdu.

Festivalde jüri başkanlığını Hollandalı yönetmen Ate de Jong yaptı: “Buranın en güzel tarafı, aksi takdirde göremeyeceğiniz filmleri izleme imkanına sahip olmanız. Filmlerin hepsinden hoşlanmadım fakat her filmde sevdiğim taraflar oldu. Bu bazen basit bir unsurdu ama benim için çok özeldi. Filmlerin festival olarak çok iyi bir seçim yaptığını düşünüyorum.”

Jüri Özel Ödülü’nü de Rusya’dan yönetmenliğini Svyatoslav Pogdayevskiy’in yaptığı “Queen of Spades: The Black Rite” adlı yapım kazandı.

Festivalin diğer kazananı ise Japon yönetmen Sabu imzalı “Chasuke’s Journey” adlı film. Yönetmen 2014’te düzenlenen festivalde de “Miss Zombie” ile büyük ödülü kazanmıştı.

En İyi Senaryo ve En İyi Aktör ödüllerini kazanan film, bir kazada ölüme mahkum bir kadını kurtarmak için Dünya’ya gelen bir meleği beyaz perdeye aktarıyor.

Festivalde ayrıca Japonya’dan Shinsuke Sato imzalı “I am a hero” adlı yapım da büyük beğeni topladı.

Film, İsveç yapımı “Sensoria” adlı yapımla paylaştığı İzleyici Ödülü’ne ve Orient Express bölümünün Jüri Ödülü’ne layık görüldü: “Bu tür filmler Japonya’da pek yaygın değil. Bu yüzden de kabul edilip edilmeyeceğinden emin değildim. Bu benim için en büyük zorluk oldu.”

euronews muhabiri Ricardo Figueira festivali yakından takip etti: “Festivale yıllardan bu yana bir çok değişik tarzda filmler katılmasına rağmen, korku, Fantasporto’nun marka imajı olmaya devam ediyor. Bu yıl festivalin en ilgi çeken kısımlarından biri de Makedonya’nın en büyük çağdaş yönetmenine verilen ödül oldu.”

1994 yılında Venedik Film Festivali Altın Ayı Ödülü’nü “Yağmurdan Önce” filmiyle kazanan Milcho Manchevski, Fantasporto’da Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldü.

Balkanların en önemli yönetmen için konu sinema olduğunda coğrafyanın önemi kalmıyor: “İyi filmler ve kötü filmler var. İyi filmler kabul gördüğü sürece o yapımların nereden geldiği umurumda değil. O filmleri kimin çektiği dahi beni ilgilendirmez çünkü onlar minik yıldızlar güzel bir şey olarak uzayda yerini alır.”

Aşk ve savaş konulu “Yağmurdan Önce”, Bosna’da şahit olduğu dehşet dolu anlardan çok etkilenen Pulitzer Ödülü kazanmış Makedonyalı bir fotoğrafçının hikayesini anlatıyor.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Teselli kadınlarının acı hikayesi beyaz perdede

sinema

Teselli kadınlarının acı hikayesi beyaz perdede