Son Dakika

Son Dakika

İsviçre'nin Cenevre kenti İnsan Hakları Forumu ve Film Festivali'ne ev sahipliği yaptı

Okunan haber:

İsviçre'nin Cenevre kenti İnsan Hakları Forumu ve Film Festivali'ne ev sahipliği yaptı

Metin boyutu Aa Aa

Cenevre’deki insan hakları forumu ve film festivali, “her şey insan haklarıyla ilgili” sloganıyla ziyaretçilerini ağırlıyor. Bir film ve bir konu

Cenevre’deki insan hakları forumu ve film festivali, “her şey insan haklarıyla ilgili” sloganıyla ziyaretçilerini ağırlıyor.

Bir film ve bir konu etrafında gelişen tartışma, dünyadaki vahşi gerçekleri daha iyi görmemizi sağlıyor.

Festival her yaştan kitleye hitap ediyor ve film gösterimi sonrası yapılan tartışma seanslarına katılım çok yüksek.

Festivalin Direktörü Isabelle Gattiker tartışmaların konusuna filmlerin yön verdiğinin altını çiziyor:
“Bizi şaşırtan, sarsan ancak sinemacı bakış açısına sahip filmler arıyoruz. İşte bu tür filmleri gösteriyoruz festivalde, ardından da film bizi tartışmaya götürüyor, üst düzey tartışmaya.”

Bu yıl en iyi belgesel film ödülü Hemal Trivedi ve Mohammed Ali Naqvi’nin “Among the Believers” (İnananların Arasında) adlı yapımına gitti.

Belgesel, Pakistan çapında binlerce medresesi ve Kur’an kursu bulunan Kırmızı Camii hareketi hakkında. Cemaatin tartışmalı lideri Maulana Aziz’in radikal söylemlerinin eleştirildiği belgeselde, çocukların “cihadist felsefe” etrafında bir eğitime tabi tutuldukları tezi işleniyor. IŞİD ve Taliban saflarında çok sayıda Kırmızı Camii öğrencisinin bulunduğu sanılıyor. Filmin Hintli yapımcısı Hemal Trivedi ve Pakistanlı yönetmeni Mohammed Naqvi, belgeselin çekimleri için hayatlarını riske attıklarını belirtiyor:

“Filmimizle yapmak istediğimiz asıl şey, Batı dünyasının terörle savaşa yatırım yapma şeklini değiştirmek. Biliyorsunuz, şu anda Batı sadece bombalamaktan bahsediyor, gidelim ve bombalayalım diyorlar. Bizim onlardan istediğimiz ise bomba değil, kitap, terörle mücadelede bir çözüm olarak daha fazla kitap. Çünkü sadece bombayla terörü yenmenin mümkün olmadığına inanıyoruz.”

Festivalin en önemli ikinci ödülü olan “Barış için Ödül” ise Çinli yönetmen Nanfu Wang’ın “Hooligan Sparrow” (Holigan Serçe) adlı belgeseline verildi.

Film, insan hakları savunucusu, “Serçe” lakaplı Ye Haiyan’i takip ediyor. Hainan Vilayeti’ne giden Ye Haiyan, öğretmenleri tarafından cinsel istismara maruz kalan 6 ilkokul öğrencisi kız çocuğu için adalet arıyor. Büyük bir kısmı gizli kameralar yardımıyla çekilen film insan hakları aktivisti Serçe’nin yerel yetkililer ve gizli servis ajanları tarafından nasıl adım adım takip edildiğini gösteriyor. Filmin yönetmeni bile Çin polisinin hedefinde olmaktan kendini kurtaramıyor:

“Çekimler sırasında, sürekli sivil polisler tarafından takip edildik. Eve döndüğümüzde her an birilerinin gelip elimizdeki kayıtları almasından endişe ediyorduk. Sürekli, kayıtlara el koyacaklar mı ya da acaba şimdi kimi tutuklayacaklar diye düşündüm. Filmde yer alan üç kişi şu anda tutuklu ve müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya bulunuyor.”

Sean McAllister’ın “A Syrian Love Story “ (Suriye Bir Aşk Hikayesi) adlı filmi Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. İngiliz yönetmen kamerasını, Suriye’de aynı cezaevinde kaldıkları sırada birbirlerine aşık olan Amer Dauod ve Raghda Hassan’ın Lübnan ve Fransa’yı da içeren 5 yıllık maceralarına çeviriyor.

Ödül töreninden önce festivalden ayrılan Sean McAllister, teşekkür konuşmasını video mesaj aracılığıyla yaptı:

“Merhaba, ben Sean McAllister, Belfast havalimanına indiğim anda Jüri Özel Ödülü’nü kazandığımı öğrendim. Ben de hemen bu kısa bir dakikalık teşekkür mesajını hazırladım. Elim de bir bardak şampanyayla harika İsviçre halkına teşekkürlerimi sunuyorum.”

Fransız belgesel “Voyage en Barbarie” (Barbarlığa Yolculuk) festivalde Dünya İşkenceyle Mücadele Örgütü (OMCT) Büyük Ödülü’nün sahibi oldu.

Sina bölgesinde Bedevilerin eline düşen ve işkenceye maruz kalan Eritreli mültecilerin dramını ekrana taşıyan film, festivalde büyük yankı uyandırdı. Filmin yönetmenlerinden Cecile Allegra, mültecileri kaçıran Bedevilerin amacının fidye almak olduğunu ve bu işe bir ticaret nazarıyla baktıklarını belirtiyor:

“Asıl zor olan Eritrelileri konuşmaya ikna etmekti. Onlara asla konuşmamaları, ülkelerinde olup bitenden bahsetmemeleri öğretilmiş, eğer konuşurlarsa geride bıraktıkları aile bireylerinin başına bir şey gelmesinden korkuyorlar. Bu yüzden çıktıkları işkence kampından bahsetmiyorlar. Bu şartlarda net bir ifade, yaşananların izini taşıyan bir yüz, gerçek yaralar, gerçek bir isim bulmak çok güç. İşte bundan dolayı büyük bir cesaret gösterip hikayelerini bizimle paylaşan bu genç adamların hakkını vermemiz lazım.”

Euronews:
“Festivaldeki filmler ve tartışmalar maalesef dünyamızda günlük hayatın bir parçası haline gelen insan hakları ihlallerinin yıkıcı ve acımasız gerçekliğini gösterdi. Bu festivalde filmler saf eğlenceden daha fazlasını ifade ediyor.”