Son Dakika

Okunan haber:

İsrailli yazar David Grossman: "Tel Aviv varlığını 'korku' politikasıyla sürdürüyor"


Küresel Tartışmalar

İsrailli yazar David Grossman: "Tel Aviv varlığını 'korku' politikasıyla sürdürüyor"

Isabelle Kumar, Euronews:
“Dünyanın en ünlü yazarlarından, barış aktivisti; ana vatanı İsrail’e ne kadar bağlı olsa da politikalarını sert eleştirenler arasında. Yazar David Grossman son kitabı ‘A horse walks into a bar’da keyif ve korkuyu birleştiriyor. Bazıları bunu bölünmüş ülkedeki çelişkiler için bir metafor olarak görüyor. Grossman ile Kudüs’te birlikteyiz. Kitabınıza baktığımızda kahramanınız Dovale oldukça ahlaki bir karakter. Hümanist, bunun yanında oldukça garip bir tarafı var. Çirkin yüzünü dünyaya gösteriyor. O, sizin ülkenize karşı duyduğunuz çelişkili hislere mi tercümanlık ediyor?”

David Grossman kimdir?

  • David Grossman, İsrailli ödüllü yazar
  • Roman ve gerçeğe dayalı yazılar kaleme alıyor
  • Kitapları 30’dan fazla dile çevrildi
  • Barış aktivisti ve İsrail hükumetini eleştirenler arasında
  • 2006’da çocuklarından biri İsrail ordusundayken öldürüldü

David Grossman, Yazar:
“Her şeyden önce o bir edebi karakter ve birçok iç çelişkileri var. Bu karakterleri canlı gösteren şey. Fakat belki de Dovale her şeyden önce sadece 14 yaşındayken, çocukken başına önemli şeyler gelen biri. Onun hayatı o zamandan sonra farklı bir yön aldı. Bir şekilde şunu söyleyebilirsiniz, o yaşaması gerekenin yanında paralel bir hayat yaşıyor. İsrail’in de bu kaderi yaşadığını söyleyebiliriz. Çünkü son yıllarda biz bir çeşit küçük bir imparatorluğa dönüştük. Bence işte bu noktadan sonra da yanlış bir paralel hayatın, varlığın içine girdik.”

Euronews:
“Kitapta çok mesaj var anlaşılan. Sizin iletmek istediğiniz özel bir mesaj var mıydı?”

David Grossman, Yazar:
“Çocuk yaştaki Dovale’nin hikayesi anlatılıyor. O daha sonra stand-up komedyen oluyor. Bütün kitap bir gece kulübünde geçiyor. Fakat olukça hassas, kırılgan, çok yaratıcı ve ihtiraslı bir çocuk olan Dovale, 14 yaşına geldiğinde birden kendini evin dışında, hepimizin 14-15 yaşlarında geçtiği bir çeşit yarı askeri bir kampta buluyor. Daha sonra o hayatını oldukça simbiyotik bir aileyle birlikte geçiriyor. O, annesi ve babası. Onlardan koparılmıştı. Bir gün kendisini eğitim sahasında bulur. Bir kadın asker gelir ve ‘Dovale kim?’ diye sorar. O da ‘Benim’ der. Kadın asker, ‘Benimle gel, acele et, hadi, hadi, acele. Kudüs’teki cenaze töreninde olmalısın.’ Şoke olur. ‘Ne cenazesi, evden ayrıldığımda kimse bana cenazeden bahsetmedi.’ der. Kısa bir süre sonra diğer askerler tarafından sırt çantası hazırlanır, askeri araca bindirilir ve dört saat mesafedeki Kudüs’te cenazeye katılmak üzere yola çıkar. Fakat onun sormadığı ve kimsenin ona söylemediği bir konu vardır. ‘Kim öldü?’ Annesi mi babası mı? Bu dört saatlik uzun yolculuk oldukça travmatiktir. Bazen zulmün en hin tarafının aldırmazlık olduğunu düşünürüm.”

Euronews:
“Dovale aynı zamanda oldukça izole bir karakter. İzleyicilerin önünde duruyor, onların hepsi teker teker ayrılıyor ve o giderek daha az sayıda insana anlatıyor. Bu otobiyografik referansa belki karşı çıkacaksınız ama bu bana sizi hatırlatıyor. Çünkü ülkenizde bazıları sizi inançlarına ihanet eden biri olarak görüyor. Ülkenizden izole edildiğinizi düşünüyor musunuz?”

David Grossman, Yazar:
“Düşüncelerimin oldukça izole edildiğini düşünüyorum. Burada çok sayıda insan oldukça karışık gerçeklikle ilgili çabalarından vazgeçti. Onlar basitliği tercih etti. Ne kadar çok İsraillinin, soruna bakışının bu eğilimde olduğunu görebilirsiniz. Onlar siyasi, rasyonel çözümlere ulaşmak yerine, daha da fazla fanatik ve fundamentalist eğilim göstermeye başladılar. Buna iki tarafta da şahit oluyorsunuz. İsrail’de oluyor. Filistin’de de böyle oluyor. İşte bu, sorunu neredeyse çözümsüz hale getiriyor.”

Euronews:
“Fakat İsrail’e karşı olan seslerin de susturulduğunu görüyoruz. İsrail hükümeti örneğin sizin gibi yazarların devlet fonu alamayacağını açıkladı. Çünkü siz İsrail devletine sadık biri olarak görülmüyorsunuz. Bunun ne anlama geldiğini merak ediyorum doğrusu.”

David Grossman, Yazar:
“Ne anlama geldiğini onlara sorabilirsiniz. Her şeyden önce ben sadakatimi ispatlamak zorunda değilim. Burada doğdum. Burası berim yerim. Hayatımın önemli bölümünü burada geçirdim. Sadakatimle ilgili bir sorgulamanın ortaya çıkması gerektiğini düşünmüyorum. Bunlar faşist sorular. İsrail’deki demokrasi ve demokratik algının işaretlerinden biri bu. Benim sadakatim benim sanatım. Kitaplarımda, yazılarımda bunu yapmaya çalıştığım, yapabildiğim kadarıyla doğru bir şekilde olanları belgelemek, İsrail’deki yaşamın nüanslarını ortaya koymak. Çünkü buradaki yaşam büyüleyici ama bazen çekilmez oluyor.”

Euronews:
“Bu bana ilk romanlarınızdan ‘To the End of the Land’i hatırlattı. Oradaki annenin yolculuğunu. Oğlunuzun askerde öldüğü haberine gönderme var. Sizin bu romanı yazarken kurgu ve gerçeği birleştirdiğinizi biliyorum. Siz bu kitabı yazarken bu bildirimi aldınız. Benim öğrenmek istediğim, çocuğunuzun öldürülebileceği bu korkuyla yan yana yaşadığınız bir toplum için bu ne alama geliyor?

David Grossman, Yazar:
“Belki de bu İsrail toplumunu her şeyden çok karakterize eden bir şey. Bu korku. Askere giden çocuklarımızla ilgili korku. Aynı zamanda dışarıda yürürken yaşadığınız korku. Hükumet ve sağ kanat bu korkuyu alaycı bir şekilde kullanıyor. İsrail’in karşılaştığı gerçek tehlikeleri bir araya getirebilen uzman bir başbakanımız var. Ortadoğu’da gerçek tehlikelerle karşı karşıyayız. Fakat o gerçek tehlikeleri ve geçmiş travmaların yankılarını nasıl karıştırılacağını biliyor. Korkuların hakim olduğu bir toplum çöken bir toplumdur. Böyle toplumların varoluş problemini çözmek, güzelleşmek, gelişmek için bir gücü ve enerjisi yoktur. Eğer sadece korkuları ve umutsuzlukları gösterirseniz çok fazla uzağa gidemezsiniz.”

Euronews:
“İzleyicilerimiz soruları sosyal medya üzerinden bize aktarıyor. Onlardan birkaçını size sormak isterim. George Miller soruyor: “Öfke ve nefret sarmalından nasıl çıkabiliriz, korkunun daha da arttığını görüyoruz.”

David Grossman, Yazar:
“Toplum şimdiye kadar korkularla formüle edildi. İsrail ve Filistin toplumu için bu geçerli. İnsanlar gerçekten bu şekilde sonsuza kadar yaşamaya mahkum olduğunu düşünüyor. Umutsuzluk havası oldukça yüksek ve insanlar barışı yaşamaya başlayacak ruhsal enerjiye sahip değil. Bizim barışı formüle edecek, barış seçeneğini yeniden canlandıracak yazarlara, liderlere, siyasetçilere, yazarlara ve entellektüellere ihtiyacımız var. Bugün bu topraklarda barışın olmadığını görüyoruz.”

Euronews:
“Siz ömrünüzün sonuna kadar barışı görebileceğinizi düşünüyor musunuz? Ya da çocuklarınız görür mü?”

David Grossman, Yazar:
“Öyle olmasını çok isterim. Benim barış çabam sadece Filistinlilerin kendi evlerine, vatanlarına, itibarlarına sahip olmaları değil. Onların işgal gölgesi altında yaşamalarını istemem. Kimseyi gölgelemek istemem. Çünkü ben başkasını gölgelersem benim hayatım gölgelenmiş olur. Bir İsrailli ve Yahudi olarak İsrail’in barış içinde yaşamasını görmek benim özlemim. Eski tarihimizde, modern tarihimizde ilk defa böyle barışın olmasını, korkusuz bir hayatı hayal ediyorum.”

Euronews:
“İki devletli çözümden çok bahsettik ama bu ölmüş gibi görünüyor.”

David Grossman, Yazar:
“Hayır, hayır, hayır. Böyle çok hızlı öldürmeyin. Ölmedi. Bu tek olası opsiyon.”

Euronews:
“Peki tek devletli çözüm. İsrail bunu mu düşünüyor?”

David Grossman, Yazar:
“İsrailliler ve Filistinliler yüzyıllık şiddette yaralandı büyük zarar gördü. Siz iki tarafın da bir siyasi varlığı kurmak adına işbirliği yapmak için, bir daha böyle olayların yaşanmaması için yeterince bir olgunluğa eriştiğini düşünüyor musunuz?”

Euronews:
“Bu noktada Robin Wilson’ın sorusunu sorayım: Yahudi devleti yerine Yahudiler, Araplar ve diğerlerinden oluşan sivil bir devlet kurulacağı fikri nasıl zemin bulabilir?”

David Grossman, Yazar:
“Hayır, hayır. Sadece bir Yahudi devleti olmasını istemem. İsrail’de diğer toplumlar ve diğer azınlıklar olacaktır. Bu nokta çok önemli. İnsanlar Yahudi çoğunlukla tamamen eşit olduğunu hissedecek, Yahudiler, Araplar, Hristiyanlar birlikte etkileşim içinde olacak, İsrail’de zengin ve müreffeh bir yer oluşturacaklar.”

Euronews:
“Siz yakın bir zamanda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu hakkında ‘gözleri tamamen kapalı’ gibi bir ifade kullandınız. Bununla ne demek istediniz?”

David Grossman, Yazar:
“Bu kadar zeki bir insanın, bu kadar tarihi bilgiye sahip bir insanın gerçeği görmezden gelmesini, onun İsrail’in sadece kendi gücüne güvenmesi gerektiği düşüncesini anlayamıyorum. Gelecekte bir noktada Tanrı korusun işler tersine dönebilir. Bir gün İsrail yenilebilir, bizden daha güçlü, kurnaz, cesur ve bilgili bir devlet karşımıza çıkabilir ve İsrail’i bozguna uğratabilir.”

Euronews:
“Sosyal medya üzerinden bir soru daha alıyorum. Hernan Pena, ‘Ben Benyamin Netanyahu’yu bir savaş suçlusu olarak görüyorum, ya siz’ diye soruyor.”

David Grossman, Yazar:
“Hayır. Onun bir barış suçlusu olduğunu söyleyebilirim. Çünkü şimdiye kadar yıllarca her barış şansını engelledi. Sürekli olarak müzakere seçeneğinin ortaya çıkmasına ve biz ve Filistinliler arasındaki barışa karşı çıktı. Bu tehlikeli bir durum. O böyle yaparak İsrail’i tehlikeye soktu. Çünkü Filistinlileri ne kadar büyük bir sopayla döverseniz sonra onlar bizi sevmeye başlayacak ve bizimle müzakerelere başlayacaklar düşüncesi oldukça ilkel bir anlayış. Ortada çok derin bir inkar söz konusu. Gerçekten yıllarca bütün İsrailli liderler konuyu Filistinlilerin bakış açısından gördüler. Belki ben yazar olarak bu tartışmaya katkı sağlayabilirim. Filistin hikayesinin bilinçlerimize girmesine izin vermek zorundayız. Onları neyin öfkelendirdiğini, neyin onlarda nefret uyandırdığını anlamamız gerekiyor. Onlar sokağa çıkıp şiddetli bir şekilde bizi bıçaklıyorlar. Evet sadece biz buna izin verebiliriz. Belki onlarla savaşta olmamamız gerekiyor.”

Euronews:
“İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Hamas ve Irak Şam İslam Devleti’ni birbirine benzetti. Sizce bu adil bir benzetme mi?”

David Grossman, Yazar:
“Hamas, Filistin toplumunda benim favori bölümüm değil. Çünkü onlar fanatik, aşırı ve onların temel görüşü, İsrail’in tamamen yok edilmesi ve onun yerine İslami bir devletin bölgede kurulması. Hamas yapısı ve jeopolitik konumundan dolayı, IŞİD’in aksine bazı siyasi çıkarları söz konusu. Örneğin Hamas üyeleri arasında bir grup ‘ateşkes’ tarafı olduğunu ifade ediyor ve bu uzun dönemli ateşkes onlara göre uygun zamanda kesilebilir. Uzaktan bakarak şöyle diyorum, ‘Tamam belki Gazze’de Filistinlilerle Hamas ile bir ateşkesi uygulayabiliriz. 10, 20 , 25 yıllık bir ateşkes döneminde. Belki bu süre zarfında orada bir şeyler değişir.”

Euronews:
“İsrail yurt dışında artan bir şekilde dışlanıyor. Siz oldukça çok seyahat ediyorsunuz. Hiç İsrailli olduğunuzdan utandığınız zaman oldu mu?”

David Grossman, Yazar:
“Hükumetimin yaptıklarından dolayı utandım, İsrailli olmaktan dolayı değil. Ben hala bu ülkenin harika bir yer olduğunu düşünüyorum. Bizler bazen sadece İsrail’i eleştirmek eğilimde oluruz. Bu ülkenin soykırımdan üç yıl sonra nasıl inşa edildiğini, küllerinden nasıl doğduğunu, nasıl bir büyük kültürün, tarımın, teknolojinin, endüstrinin oluşturulduğunu, unuturuz. Söylediğim gibi oranın haricinde başka bir yerde yaşamak istemiyorum.”

Euronews:
“Spesifik örnek vererek görüşünüzü almak istiyorum. Avrupa Birliği yeni yerleşim yerlerinden gelen ürünleri etiketlemeye başladı. Siz de yeni yerleşim bölgelerine karşı çıkıyorsunuz. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?”

David Grossman, Yazar:
“Bence bunu yapmakta haklılar. Aslında bundan memnunum, çünkü bu onların iki devletli çözüm istediklerini gösteriyor, İsrail’in yeşil hat içerisinde tamamen yasal olabileceğini kabul ediyorlar. Onların müşterilerine bu ürünlerin tartışmalı bölgelerden geldiğini söylemeye hakları var. Buna sebep olan İsrail’dir.

Euronews:
“Bu röportaj sırasında da barış tutkunu olduğunuzu gördük. Mahmud Dido Kilosho soruyor, travma yaşamış Filistinliler hakkında ne düşünüyorsunuz?”

David Grossman, Yazar:
“Her şeyden önce Filistinliler, travma yaşamış Filistinliler için bir şeyler yapmalı. Ben şimdiye kadar buradaki gerçekliğe açık bir şekilde bakmaya çalıştım. Bu çatışmanın karmaşıklığı hakkında yazdım. Filistinlilerin hayatını ve işgalle ilgili üç kitap yazdım. Biri roman ikisi de belgesel kitap.”

Euronews:
“Bu sizin için bir çıkış yolu muydu?”

David Grossman, Yazar:
“Çıkış yolu? Hayır. Ben gerçekliği dikkate alıyorum. Bunun alternatifi bu durum karşısında alaycı ve ümitsiz olmak. Ben her ikisi olmak istemiyorum. Şimdi bize bakın. Bölgedeki en büyük süper gücüz ve hala korkularımızın, karabasanlarımızın, bazen komşularımızın ve düşmanlarımızın kurbanıyız. Kaderimizi kendi ellerimize almıyoruz.”

Euronews:
“Yazarken büyük keyif alıyor olmanız gerek. Yazı sizi gerçeklikten uzaklaştırıyor. Roman yazarken
sizi keyiflendirenler konusunda biraz daha bir şeyler söylemek ister misiniz?”

David Grossman, Yazar:
“Gerçeklik hakkında yazmak çok daha keyif verici. Yazar olmak size bütün insani durumlarla ilgili sonsuz seçeneklerle iletişim kurmanızı sağlıyor. Buradaki her insani durumda muazzam bir seçenek, potansiyel, duygu ve enerji çokluğu söz konusu. Bazen 6, 7, 8 saat çalıştıktan sonra iş günümü bitirmek oldukça zor. Gerçeğe dönmek zorundayım. Özellikle de korkunç gerçekliğe. Bu gerçekten çok ağır.”

Euronews:
“Son olarak son kitabınızdan sormak istiyorum. Kitap baştan sona şakalarla dolu. Bize anlatmak istediğiniz özel bir şaka var mı?”

David Grossman, Yazar:
“Kitapta çok sayıda şaka var ve yazarken de şakaların akışından dolayı büyük keyif aldım. Ben kişisel olarak çok az şaka hatırlarım. Şu anda size en az 30 şaka anlatabilirim. Ancak kitaptan anlatmayacağım. Kitabın adıyla ilgili bir şaka. ‘A Horse walks into a Bar’ (Bara giren at) At bir bara giriyor ve barmenden vodka istiyor. Barmen ona şaşırmış bir şekilde bakıyor. At bardakta vodkayı içiyor ve kaç para olduğunu soruyor. Barmen 50 Dolar diyor. At ödemeyi yapıyor ve kapıya doğru ilerliyor. Barmen de arkasından koşturuyor. ‘Afedersiniz sayın at bir saniye, bu harika, bunun gibi bir şeyi daha önce görmedim.’ diyor. At da ona bakarak, ‘Bu fiyatla bir daha asla göremeyeceksiniz’ der.”

"Bir seçim yapmalıydık: Ya IMF'nin ödemesini yapacaktık, ya da emekli maaşlarını ödeyecektik..."

Küresel Tartışmalar

"Bir seçim yapmalıydık: Ya IMF'nin ödemesini yapacaktık, ya da emekli maaşlarını ödeyecektik..."