Son Dakika

Okunan haber:

Albright: ''ABD Suriye'de daha etkili olabilirdi''


Küresel Tartışmalar

Albright: ''ABD Suriye'de daha etkili olabilirdi''

Amerika Birleşik Devletleri’nin eski Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, ülkesinin Suriye’de yeteri kadar etkili bir politika izlememesini eleştirdi.

Euronews’e konuşan Albright, Suriye ve Irak konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Isabelle Kumar:’‘Madeline Albright, Amerika Birleşik Devletleri tarihinin ilk kadın dışişleri bakanı olarak Başkan Bill Clinton yönetiminde görev aldı. Bu görevinden sonra da dış politikadan ilgisini hiç eksik etmedi ve şimdi o yine bir Clinton’ı ama bu kez başkanlık için aday Hilary Clinton’ı destekliyor. Slovakya’nın Bratislava kentindeki küresel güvenlik forumunda Albright ile bir röportaj yapmak mutluluğuna eriştik.

Madeleine Albright: ‘‘Çok teşekkür ederim ben de sizinle birlikte olmaktan çok mutluyum.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Güvenlik forumunda olduğumuz için burada ön plana çıkan konularla başlayalım isterseniz. Eğer size geri dönüp bakmanızı istesem, şu anda sanki dünya çok yönlü krizlerin bombardımanı altında gibi, sizin dışişleri bakanlığı yaptığınız dönemden daha mı kötü bir durumdayız ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Benim görevde olduğum ve soğuk savaşın sonuyla Birleşmiş Milletleri’in daha aktif, Doğu Avrupa’nın Avrupa Birliği ve NATO’nun parçası olması konusunda büyük bir umut ve heyecan yaratan 1990’lı yıllardan şimdi çok daha kötü bir zamandan geçtiğimizi düşünüyorum. O dönem, umut ve heyecan veren yıllardı.’‘


Biyografi: Madeleine Albright

  • Madeleine Albright, 1997 yılında ABD Dışişleri Bakanı oldu
  • ABD tarihide, ilk defa kadın dışişleri bakanı olma unvanına sahip oldu
  • Albright Çekoslavayya’da 1937 yılında doğdu
  • Albright, Çekoslavayya’nın Naziler tarafından 1939 yılında işgalinden sonra ailesi ile birlikte İngiltere’de sürgünde yaşadı

Isabelle Kumar: ‘‘Avrupa’daki duruma bir baktığımızda, bu arada seyircilerimize sizin Nazi işgali sırasındaki Çekoslovakya’yı terk etmek zorunda kalan bir göçmen olduğunuzu hatırlatmak istiyorum. Şu anda Avrupa’nın dört bir yanında popülizmin güçlendiğini görüyoruz. Siz çocukluk günlerinizin karanlık günlerine bir geri dönüşünün izlerini görüyormusunuz ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Ben durumun farklı olduğunu düşünüyorum. Popülizm ve milliyetçilik çok tehlikeli ve bu sadece içlerinde aşırı uçları barındırması yüzünden değil, senin karşı taraftan nefret etmeni temel alıyor. Senin kimliğinle gururlanmak başka bir şey. Ancak, başkalarını reddetmek ve dışlamak ise kabul edilir bir şey değil.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Popülizmin artmasına neden olan sorunlardan birisi olan ve Avrupa’nın şu anda çözüm bulmak için mücadele ettiği en önemli konu sığınmacı krizi. Siz Avrupa’dan sınır dışı edilen bir Suriyeli yerine bir Suriyeli sığınmacının yerleştirilmesi politikasını beğeniyormusunuz?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Matematik olarak iyi gözüküyor. Ancak nasıl uygulanacak o önemli, insanlar nasıl seçilecek ? Neden insanlar evlerini terk ediyor ? Ben insanların doğdukları yerlerde yaşamak isteyeceklerini düşünüyorum. İnsanlar geri gönderilmek için nasıl seçilecek ve Avrupa’ya tekrar nasıl gelecek ? Onların kabul edilebilir olduğuna nasıl karar verilecek ? Bu baş edilmesi oldukça zor olan seçme konusunu gündeme getirecek. Ben iki kere göçmen durumuna düştüm, birincisinde Nazilerin Çekoslovakya’yı işgal ettiğinde ikincisinde ise Komünistlerin yine Çekoslovakya’yı işgal ettiğinde. Burada önemi olan konu sığınmacılara nasıl davranılacak. O dönemle fark çok büyük. Biz ABD’ye gittiğimizde bize ‘Üzgünüz sizin ülkeniz çok kötü bir sistemin istilasına uğradı, buraya hoş geldiniz ve siz ne zaman ABD vatandaşı olmak isterseniz ‘diye sordular. Şimdi bunu işitmiyoruz. ‘’

Isabelle Kumar: ‘‘Avrupa’nın tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Eleştirmenin zor olduğunu düşünüyorum. Ben ABD’nin daha fazla yardımcı olması gerektiğini düşünüyorum. Biz insanları kendimiz almıyorsak, diğerlerine siz alın dememiz zor. Ben sığınmacıların bir değer olarak görülmesi ve böyle değerlendirilmelerinden yanayım.
Eğer insanlara saygı göstermeyip, onlara köpek gibi davranmaya başlarsanız ve onları grup olarak tecrit ederseniz, 21. yüzyılın en önemli özelliği olan çok kültürlü ve çok etnikli yaşamı da reddetmiş olursunuz.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Yine sizin dışişleri bakanlığınız dönemine gidelim. Balkanlardaki savaşa çözüm bulunması için uğraştınız. Sadece bakan olarak değil, BM büyükelçisi olarak da yine bu konuyla ilgilendiniz. Herhalde davaları çok yakından izlediniz. Bu davaların barışa ve uzlaşmaya hizmet etmesi amaçlanmıştı. Bazıları davaların adalet getirmediğini düşünüyor. Yanlış olan neydi ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Ben öncelikle, mahkemelerin iyi çalıştığını düşünüyorum. Radovan Karadzic’in mahkum olması başlı başına buna çok katkı sağladı. Sizin de işaret ettiğiniz gibi suçlu kişilerin mahkum olup, toplumsal suçların silinmesi ile uzlaşma sağlanabildi. ‘’

Isabelle Kumar: ‘‘Ama, uzlaşma gerçekleşmedi ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Bir kısmı diyebiliriz. Ama düşündüğümüzden daha fazlası değil. Benim sonunda fark ettiğim bir şey var o da biz her şeyin çok çabuk çözümünü istiyoruz, bazı konuların çözümü uzun sürüyor. Ama karar aşamasında insanların bunları kabul etmesi zor oluyor. Örneğin Dayton anlaşması. Zamanında ortaya konan en üst iradeyle imzalandı. Bazen bu anlaşmanın bir şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Öyleyse amaca uygun olmadı ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Amaca uygun olmayabilir. Bosna-Hersek hükümetinin katmanlarının farklı olması ve buradaki güç dengelerinin yorumlanma biçimi ile ilgili ortaya çıkan komplikasyonlar bulunuyor. İlginç bir konuda Belgrat’taki bazı Sırpların AB üyeliği hedefi ile birlikte yapmaya çalıştıkları ile konuya farklı yaklaşmaları. Ama bununla birlikte burada olup biten her şeyi savunmayacağım. Örneğin Kosova’da , Sırplar ve Kosovalılar arasında olup bitenler.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Radovan Karadzic’ten bahsettiniz, bazıları onun daha ağır cezaya mahkum olması gerektiğine inanıyor. Sizi bu mahkumiyet tatmin etti mi ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘40 yılın, onun yaşını da göz önüne aldığınız da uzun bir süre olduğunu düşünüyorum. Savaş Suçları Mahkemesi’nin insanların düşündüğünden daha iyi çalıştığı fikrindeyim. Ben BM büyükelçisi olarak görev yaparken bu benim katıldığım ilk oylamaydı. O zamanlar suçluların yargı önüne çıkartılacağı düşünülmüyordu.’‘
Ama onlar mahkemede yargılandılar.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Sorunlardan birisi de davaların uzun sürmesiydi ‘’

Madeleine Albright: ‘‘Daha çabuk bitmesini arzu ederdim. Ben pozitif olmayı tercih ederim ve bu yüzden nerede daha fazla hızlı hareket edebilirdik onu düşünüyorum. Savaş suçları mahkemesi ve uluslararası ceza mahkemesi ile insanlık suçu ve soykırım işleyenleri cezalandırılmasına yönelik uluslararası sorumlu bir yaklaşım ortaya çıktı.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Seyircilerimize, size soru yöneltmelerini istedik. Şimdi onların sorularına geldik. Sanaa-Ben Hammouda size ‘‘görevdeyken aldığınız en zor zor karar neydi?’ sorusunu yöneltiyor.’‘

Madeleine Albright: ‘‘ilk olarak şunu söylemek istiyorum, ben hiç bir zaman dışişleri bakanı olmayı beklemiyordum. Hatta BM büyükelçisi olmayı da beklemiyordum.
En zor olanı insanları savaşa gönderme kararı. Bosna ve Kosova’ya asker gönderme örneğin. Benim gibi kadın ve anne olan birisi için askeri güç kullanımı ve asker gönderme kararı hiç kolay değildi. İnsanları öldürenlerin ortadan kaldırmak için askeri güç kullanma kararının kabul edilebilirliği ile ilgili değerlendirme benim için en zor karardı. ‘’

Isabelle Kumar: ‘‘Bu kararı hala doğru buluyormusunuz ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Evet, kesinlikle ve biliyorum bazı insanlar bunu eleştiriyor. Ben çocukluğumun bir bölümünü Belgrat’ta geçirdim. Benim babam Yugoslavya’nın Çekoslovakya büyükelçisiydi. O günlerde Belgrat’ta hoş karşılanmadım. Miloseviç ve Karadziç‘in yaptıkları karşısında, bizim doğrusunu yaptığımızı düşünüyorum. Haklı gerekçemiz vardı ve Bosna ve Kosovalılara ülkelerini nasıl yöneteceklerine karar verme hakkı tanımak gerekiyordu.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘ABD’nin Balkanlardaki çatışmaya müdahil olmasa karar vermesi için belirli bir zaman geçmesi gerekiyordu. Şimdi ki Başkan Obama’ya baktığımızda Suriye krizinde olduğu gibi genelde dış politikada aktif olmamayı tercih etmekle suçlanıyor. Suriye krizine müdahil olmama politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘George Bush, diplomatik çözüm ve BM üzerinden uluslararası koalisyonu işletme yerine Irak konusunda ülkeyi savaşa götürdü, o dönem kitle imha silahlarının varlığının gerçek olup olmaması en önemli tartışma konusuydu. Obama, Irak ve Afganistan’da savaşı bitirme sözüyle seçildi. Bu onun seçilmesinin en önemli gerekçesiydi, savaşların hata olduğu ve sorunları gidermek için ABD’nin tek başına değil diğer ülkelerle birlikte çalışması gerektiğine inanıyordu. O, Bush yönetiminin, hatalarına karşılık veriyordu.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Onun geri çekilme kararını destekliyorsunuz o zaman ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Ben ABD’nin daha fazla müdahil olması gerektiğini düşünüyorum. Ama sorun bu ne zaman ve nasıl olacak. ‘’

Isabelle Kumar:’‘Suriye’de daha fazla müdahil olmalı mı?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Genelde Clinton dışişleri bakanı olarak Suriye’de uçuşa yasak ve güvenli bölgeleri savunuyordu.
Daha önce olsa bu belki daha kolay olurdu. Yine asi grupların kim olduğu ayırımını daha önce yapsak yine daha iyi olurdu. Clinton yönetimi döneminde verilen kararlarla ilgili yargılamalar konusunda çok dikkatliyim ve bu zor bir konu, dışarıdan bakıp ‘şu böyle olsun, bu böyle olsun diye karar vermek kolay.’ Kararı verenler bunu ellerinde o zaman bulunan bilgilere göre veriyor. Ama ben Suriye’de daha önceden bir şey yapmış olmayı arzu ederdim. ‘’

Isabelle Kumar: ‘‘Bu yanıtınız bize sosyal medya aracılığıyla gelen bir soruyu hatırlattı. Biz izleyenimiz, ‘Sizce ABD’nin dünyadaki rolü ne olmalı?’ sorusunu yöneltiyor.

Madeleine Albright: ‘‘Şu andaki en zor soru bu. ABD olağan dışı bir ülke, biz sömürge ülkesi değiliz, dünyanın polisi olmak istemiyoruz. Ve her zaman, bir çok bakımdan ne zaman müdahil olmalıyız ne zaman olmamalıyız kararını vermek çok zor, çünkü her ikisinde de eleştiri alıyoruz.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Obama’nın sizce en iyi dış politika icraatı ne oldu?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Bir kaç tane sayabilirim bu konuda. Usame Bin Ladin, zor bir karardı. Asya ile yakın işbirliğine gitmek. Obama ve Dışişleri Bakanı Kerry, Ortadoğu’da girişimlerde bulundu. Ama belki de en önemlisi küresel ısınma ile mücadelede ülkeleri Paris’te bir araya getirerek sağladığı başarı. Yine Obama, ABD’nin bir çok şeyi ortaklarıyla birlikte hareket ederek yapmak istediğini ortaya koydu.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Sizin döneminize ger dönersek, Irak’a yönelik müeyyide ile ilgili televizyonda 500 bin çocuğun ölmesi ile ilgili yaptığınız açıklama. Gerçi siz bu konuda söylediğinizi geri aldınız. Ama bu konuda sosyal medyada defalarca paylaşıldı ve bir AB ekonomisti, ‘Albright, 500 bin çocuğun ölümüne haklı çıkartarak nasıl geceleri uyuyor ?’ suçlamasına bile neden oldu.’‘

Madeleine Albright: ‘‘Bu benim hayatta söylemiştim olduğum en aptalca sözdü. Bunu için özür diledim ve bunu açıkladım. Ama bazıları sürekli olarak bunu gündeme getirmeyi tercih ediyor. Saddam Hüseyin başka bir ülkeyi istila etmişti. Irak’a gıda ve ilaç tedarik etmek için plan bile vardı, Saddam, ülkeyi gelip bunların insanlara dağıtılmasına karşı çıktı, bu çocukların ölümüne ABD değil, Saddam neden oldu. Ben genelde bir önceki Bush yönetimi tarafında getirilen müeyyideleri savunuyordum. Ancak insanlar bazen insanlar aptalca laflar edebilir, ben beni eleştiren herkesin söylediklerinden pişman oldukları şeyleri düşünmesini istiyorum. Aptalca bir sözdü, insanlar bunu tekrar gündeme getirirse yapabilecek bir şey yok, bunları söylediğime pişmanım.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Şimdi biraz konuyu değiştirelim. Siz Hillary Clinton’un ateşli savunucususunuz. O, biraz steril ve fazla kontrollü olmakla ve doğal olmamakla suçlanıyor, sizin bu eleştirilere yanıtınız nedir? ‘’

Madeleine Albright: ‘‘Bence onlar yanlış düşünüyor. O olağanüstü bir kadın. Her zaman iyi ve kendini adamış bir kamu çalışanı oldu. Onu uzun zamandır tanıyorum. Akıllı ve çok çalışkan, başkanlık için yarışanlardan daha fazla tecrübeye sahip. Yurt içinde ve dışında insanları dinliyor, dışişleri bakanı olarak ABD’nin saygınlığının tesisine katkıda bulundu. Ondan daha iyi hazırlıklı bir aday yok bence.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Sizin, ‘birbirine yardım etmeyen kadınlara cehennemde özel bir yer var’ diye bir sözünüz var, eğer o erkek olsaydı, yine onu bu kadar güçlü desteklermiydiniz ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Kesinlikle, çünkü ben doğru fikirleri olan bir erkeği desteklemeyi, her şeye karşı çıkan bir kadına tercih ederim. Kadın veya erek fark etmez, Hillary Cliton, ABD’nin başkanı olabilecek tek aday.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Size burada bir izleyicisi sorusu var, yanıtınızı tahmin edebiliyorum, soruyu yönelten McOuasfi, soru Donald Trump ile ilgili. ‘Onun, ABD için bir tehdit olduğunu düşünüyormusunuz, yoksa tersi mi ?’ diye soruyor izleyicimiz.’‘

Madeleine Albright: ‘‘Bence her ikisi de. Çünkü sorunun bir kısmı kimsenin onun ne yaptığı ve ne düşündüğü ile ilgili bir fikri yok. O kendisine konuşuyor. O da bunu itiraf ediyor, kendisinden tavsiye aldığını söylüyor. Ben gerçekten yurt dışına çıktığımda onun söylediği ve ABD ve dünya için çok zararlı konularla ilgili soruları yanıtlamakta zorluk çekiyorum.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Ama Avrupa’da biliyorsunuz bir çok insan onun ABD’de neden bu kadar popüler olduğunu anlamak için çaba gösteriyor. Donald Trump’ı sizce popüler yapan ne?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Bence basın onun bu kadar yükselmesi konusunda suç ortağı, o önemli bir hikaye ve bir çok televizyon kanalının izlenme oranını artırmasına sağlıyor. Bu da sorunun bir parçası. Biz sürekli olarak onun bir partin küçük bir bölümünde popüler olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, insanlar, ABD’ye yönetmekle , realiyt şow arasında farkı görmekte zorlanıyorlar.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Donald Trump cinsiyetçi açıklamaları yüzünden de eleştiri alıyor. Siz bu ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak, görevinizi yaparken kadın olmanın avantajlarını veya dezavantajlarını gördünüz mü ? Bu konuda bir örnek verebilirmisiniz ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Tabi her kadın aynı değil, ama kadınlar kişisel ilişkileri geliştirme konusunda daha hünerli, diplomat olarak ilk yapmanız gereken, kendinizi diğer kişinin yerine koymak, bence kadınlar bunu daha iyi başarıyor. Ben diplomatik öpüşme sanatı geliştirdim, bu da bir çok buzun kırılmasına vesile oluyor.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Diplomatik öpüşme nasıl oluyor ?’‘

Madeline Albright: ‘‘Bu biraz karışık tabi, şimdi bir ülkeye gidiyorsunuz, örneğin Latin ülkelerine, bazıları sağ yanaktan öpüyor, bazıları sol yanaktan, hepsini karıştırıyordum ve burunlarımızı çarpışıyordu, Fransızlar iki kez, Hollandalılar üç kez öpüşüyor. Bu zor tabi. Ama görüşmeye başlamanın iyi bir yolu tabi.

Isabelle Kumar: ‘‘Tabi size şu meşhur broşlarınızı sormadan yapamam En şu andaki en önemli broşunuz hangisi ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘En önemlisi mi ? Bir kaç tane olduğunu söylemem gerekiyor. Tabi bazen doğru bazen yanlış işler de yapıyorum. Bir keresinde Vladimir Putin ile görüştüğümde. Üzerinde üç maymunu temsil eden şeytanı görmedim, duymadım, konuşmadım tasviri yapan bir broş vardı. Putin, Clinton’a benim hep bu broşürü taktığımı söyledikten sonra bana döndü ve bunun nedenini sordu. Ben de ‘sizin Çeçenistan politikanız aynen böyle şeytani dedim. O da bana öfkelendi. Yine bu broşu takabilirim çünkü Putin’in hala yaptıkları bazı şeylerini şeytani olduğunu düşünüyorum.’‘

Isabelle Kumar:’‘Bugünkü broş ne anlama geliyor ?’‘

Madeleine Albright: ‘‘Bunun üstünde iki küre var, bugünkü gibi küresel bir konferansta bunu takmak anlamlı ve eğlenceli olabilir diye düşündüm.’‘

Isabelle Kumar: ‘‘Röportajın artık sonuna geldik, size çok teşekkür ederim.’‘

Madeleine Albright: ‘‘Ben de size çok teşekkür ederim.’‘

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

Küresel Tartışmalar

John Allen: DAEŞ'le her alanda mücadele edilmeli