Son Dakika

Okunan haber:

Cannes olunması gereken yer...


Küresel Tartışmalar

Cannes olunması gereken yer...

Cannes Film Festivali’nin başlamasına çok az kaldı. Festival Genel Direktörü Thierry Frémaux’ya göre bu yıl Cannes tam bir yıldızlar geçidi olacak. Festival patronunu Cannes’a gitmeden hemen önce, yöneticisi olduğu Lumiere Enstitüsü’nde ziyaret ettik. Thierry Frémaux ile birlikte, Auguste ve Louis Lumiere kardeşlerin sinema tarihindeki ilk filmi çektikleri Hangar’dayız.

Euronews: Thierry Frémaux, Merhaba, bizi sinemanın en sembolik mekanlarından biri olan bu hangarda ağırladığınız için teşekkür ederiz.
Cannes’da yaptığınız işi, Bir futbol teknik direktörünün işine benzetebilir miyiz? Birçok seçeneğin arasından en iyi filmleri seçiyorsunuz, en iyi futbolcuları seçer gibi… Bu seçimleri yapmak zor oluyor mu?

Thierry Frémaux: Evet gerçekten zor. Her şeyden önce bu yıl 1800 film izledik. Hepsinin harika olduğunu söyleyemem ama içlerinden 200-300 tanesi Cannes’da yarışmayı hakediyor. Ana kategoride yarışan 20 filmin yanı sıra, Belirli bir bakış kategorisi için de çok beğendiğimiz ama dahil edemediğimiz birçok film var. Çok sevdiğimiz ancak davet edemediğimiz birçok insan da var, bu da çok üzücü. Ayrıca, sık sık hep aynı isimlerin Cannes’a davet edilmeleriyle ilgili eleştiriliyoruz. İnsanlar “1800 film izlediniz ama gidip yine Ken Loach’u, Dardenne Kardeşleri ve Woody Allen’ı seçtiniz” diyor, bu çok üzücü. Çünkü, burası yönetmenlerin zirvesi, yani onların zirvesi. Burada olmaları bir zorunluluk. Ama elbette yeni jenerasyona da yer açmak gerek…

Euronews: Festival seçkisini açıklarken kendiniz de dediniz, bu sene Cannes starların yılı olacak…

Thierry Frémaux: Evet, Cannes’a geldikleri için değil, filmlerde yer aldıkları için star olan insanlardan bahsediyorum… Bugün bir star olmak işten bile değil. Hava durumunu sunuyorsunuz, star sayılıyorsunuz. Reality Show’a katılıyorsunuz, star oluyorsunuz… Gerorge Clooney ve Julia Roberts, kendisi de çok ünlü bir oyuncu olan Jodie Foster’ın filminde oynuyor. Marion Cotillard, hem Quebec’li genç deha Xavier Dolan’ın filminde yer alıyor, hem de Nicole Garcia’nın. Birbirinden çok farklı iki tip sinema, ancak Cotillard kendi işini yapıyor. Kristen Stewart için de aynı şey geçerli. Stewart, Woody Allen’ın filminde başrol oynuyor, Allen filmlerinde çalışan tüm oyuncular gibi, sendikanın belirlediği asgari ücreti alarak. Stewart ayrıca Olivier Assayas’ın filminde Paris’de yaşayan bir Amerikalı’yı canlandırıyor. Tüm bu insanlar burada çünkü, festivale katılan filmlerde yer alıyorlar. Biz öncelikle filmleri seçiyoruz, ünlüleri değil.

Euronews: Doğal olarak bir de burada olmayanlar var, Scorsese veya Kusturica örneğin. Filmlerini izlemek mümkün olmadı mı ?

Thierry Frémaux: Her iki film de henüz hazır değil. Scorsese’in filmi sene sonunda, Aralık ayında vizyona girecek. Marty’ye post prodüksiyon için bu kadar zaman vermemek lazım, bu zamanı son dakikasına kadar kullanmaya kararlı görünüyor. Emir Kusturica için de aynı şey geçerli. Filmini yapmak için 3-4 yıldır emek harcıyor. Film şu anda montaj aşamasında, bana uzun bir versiyonunu gösterdi. Sanırım, sonbahara hazır olur.

Euronews: Cannes’ı en çok medyatize edilen, en çekici, dünyanın en büyük festivali yapan nedir ?

Thierry Frémaux: Cannes Film Festivali 4 temel şeyin üzerinde kurulu : İlk olarak yönetmenlerin, auteur sinemasının üzerine. Burada, sinema her şeyden önce bir sanat. Cannes’a o anın en iyi filmlerini görmeye gidiyoruz. Yılın demiyorum, çünkü Kusturica ve Scorsese örneklerinde gördüğümüz gibi, her film Cannes’a yetişmiyor… Daha sonra Cannes’ın cazibesi diye birşey var. Ayrıca, Cannes deyince film endüstirisinden de bahsetmek gerek. İnsanlar buraya sadece film izleme keyfi için veya plaja gitmek için gelmiyor, buraya çalışmaya geliyorlar. Yapımcılar, dağıtımcılar, televizyoncular, alıcılar, yönetmenler…
Ve son olarak basın, yani siz… Kırmızı halıyla ve onun dışındaki herşey ile ilgilenen bir basın…
Sonuçta Cannes’ı dünyanın en büyük festivali yapan, İngilizce söyleyeceğim için beni affedin, Cannes’ın olunması gereken yer, “the place to be” olması.

Euronews: Cannes’da her sene farklı bir eğilim dikkat çekiyor. Mesela bu sene yarışan 21 filmin 14’ü Kıta Avrupa’sından…

Thierry Frémaux: Bugün prodüksiyonun kendine sorduğu soru şu: “Televizyon dizilerinin ve internetin bu kadar önemli bir yer kapladığı günümüzde sinema hala eski yerini koruyor mu?” Ama diziler de sinema zaten. Televizyon dizilerinin kullandığı dil, sinema dili. Televizyon dili, şu anda yaptığımız şey, bilgi aktarımı, canlı yayın, futbol… Ancak, sinemaya gitme eylemi bugün varlığını ne derecede sürdürüyor, işte orası muamma. Ekonomik gelişmenin zirvede olduğu Çin’de her hafta onlarca yeni sinema salonu açılıyor. 2015’te Çin, dünyada en çok film izlenen ülke konumuna geldi. Bu da bize, ekonomisi gelişen ülkelerde sinemanın önemli bir rolü olduğunu gösteriyor.

Euronews: Tekrar Cannes’a dönecek olursak, Festival günbegün nasıl yaşanıyor? Jüri üyeleriyle, sanatçılarla görüşmek, konuşmak için en uygun pozisyondasınız. Festival patronunun tipik bir günü nasıl geçiyor?

Thierry Frémaux: Sabah 9-10 gibi büroma geliyorum. Günün ilk basın toplantıları, fotoğraf çekimleri de bu saatlerde başlıyor. Zamanınım büyük bir kısmını film tanıtımlarına harcıyorum. Bu çok önemli çünkü davet ettiğiniz insanları iyi ağırlamalısınız… Gün içinde yabancı temsil heyetleriyle çok sayıda toplantı yapıyorum. Jüri üyelerini de görüyorum elbette, ama garip bir şekilde filmlerden ziyade hava durumundan filan bahsediyoruz. Her öğle yemeğinde Festival başkanı Pierre Lescure ile birlikte davetlileri ağırlıyoruz : sanatçılar, profesyoneller… Akşamları ise, kırmızı halı geçitleri ve partiler var. Partilerden en geç saat 3 gibi ayrılıp uyumaya çalışıyorum. En az 5 saat uyumazsanız, düzgün düşünmek zorlaşıyor…


Thierry Frémaux’nun Biyografisi

  • 1983 yılında Lumiere Enstitüsü’nde çalışmaya başladı
  • 1995 yılında Lumiere Enstitüsü’nün yöneticiliğine getirildi
  • 2000 yılında Cannes Film Festivali’nin sanat yönetmenliğini üstlendi * 2007 yılından bu yana festivalin genel direktörü olarak çalışıyor
  • 2009 yılında Lumiere Film Festivali’ni hayata geçirdi
  • Lumiere Festivali en son Martin Scorsese’i ağırlamıştı

Euronews: Cannes, cazibe demek, ışıltı demek… Ve son birkaç yıldır bir Rock’n Roll hissiyatı var, Bono’yla ön plana çıkan… Bu sene ise, Jim Jarmush’un belgeseline konu olan Iggy Pop, bir de Prince’e saygı duruşu yer alıyor programda. Bu Rock’n Roll dokunuşunun mimarı siz misiniz ?

Thierry Frémaux: Müzik gerçekten de önemli. Mesela Kırmızı halı geçişi sırasında Camille Saint-Saens’in Hayvanlar Karnavalı adlı harika parçasını kullanıyoruz. Son birkaç yıldır, müziği ön plana çıkaran birkaç inisiyatif aldık. Plaj’da ve Kırmızı halıda düzenlenen konserler gibi… Festivalin 60. yılını kutlamak için U2 gelip kırmızı halı basamaklarının üzerinden son derece kalabalık bir kitleye konser vermişti mesela. Iggy Pop bizlerle olacak. Prince ve David Bowie’yi nasıl anacağımız ise henüz bilmiyoruz.

Euronews: Son olarak, yaklaşık 15 yıldır festivalin yönetimini üstleniyorsunuz. En güzel anınınz nedir ?

Thierry Frémaux: En güzel anımın ilki olduğunu söylemek gibi bir adetim var. Baz Luhrmann’ın Kırmızı Değirmen’i benim ilk kırmızı halımdı. Sonradan çok yakın arkadaşım olan Nicole Kidman ile birlikte çıkmıştık merdivenleri. Kendisi benim için festivalin maskotu gibi bir şey…. Sadece iyi anılarım var, kötü anılar bile çok güzel. Sinema tarihinde inişler ve çıkışlar var ve belki de herşeyi daha da güzelleştiren bu. Hayat sadece güzel şeylerden oluşmuyor. Ve bazen farkına varıyoruz ki, acı zamanlarımız hayatımızı en derinden etkileyen anlar…

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

Küresel Tartışmalar

İtalya'daki reformlar ekonominin gelişmesinde etkili oldu mu?