Son Dakika

Okunan haber:

Şampiyon Beşiktaş


dünya

Şampiyon Beşiktaş

“Bizimkisi bir aşk hikayesi… Siyah beyaz film gibi biraz…”
Rahmetli Kayahan’ın bu dizeleri 2002-2003 sezonunda İnönü Stadı’nın tribünlerinin vazgeçilmezlerinden biriydi. Hatta 100. yıl şampiyonluğunun gayri resmi müziğiydi.

Bu dizeler, Ercan Taner’in heyecanlı “Sergen attı şampiyonluk geldi” haykırışıyla özdeşleşen o muhteşem şampiyonluğun ve geleceğe damga vuracakmış gibi görünen Lucescu’nun takımının bir yıl sonra yaşadıkları ise bunun bir aşk filminden ziyade bir gerilim filmine dönüşmesinin öyküsü oldu adeta.


Korku tünelinden çıkış

Beşiktaş galiba 15 Mayıs gecesi Vodafone Arena’da, Atatürk’ün İkinci İnönü zaferinden sonraki sözlerindeki gibi “sadece rakiplerini değil Kara Kartal’ın makus talihini de” yendi. Bu şampiyonluk 2009’daki iki kupalı rüyadan sonra daha ayakları yere basan bir zafer gibi görünüyor.

Beşiktaş‘ın 25 Ocak 2004’te Cem Papila’nın yönettiği ve 5 kırmızı kart göstermesinin milat olduğu Samsunspor maçından bu yana yaşadıklarına bakıldığında iç karartan bir tablo var: Yönetim krizleri, bunu aşmak için harcanan paralar, Tabata transferiyle simgesini bulan yanlış ve pahalı transferler, Del Bosque ve Ferrari’ye ödenen çift haneli milyon euroluk tazminatlar… Sportif başarısızlıklarla dolu geçen bir on üç yıl var hanede. Bu dönemde Beşiktaşlıların yazdıkları şarkılar herhalde Büyük Savaş‘ın acı dolu Batı edebiyatıyla yarışır.

Rakipler bir bir kupalara, daha iyi ekonomik koşullara uzanırken yeni stat sorunu ile boğuşan, Gezi olayları ile siyasetin fırtınalı denizlerinde sürüklenen, taraftar grubu darbe suçlamasıyla adliye koridorlarında dolaşan bir Beşiktaş.

Tam da bu ortamda iş başına gelen Fikret Orman Başkanlığı’nda yeni bir yönetim, onların koyduğu teşhis, yatırımlar, İnönü’ye vurulan ilk kazma ve Feda sezonu olarak adlandırılan bir kemer sıkma ile dar boğazdan geçiş. Bu süreç bunlar 15 Mayıs 2016’da Vodafone Arena’da “Hakkıyla Şerefiyle” kazanılmış bir şampiyonlukla son bulmuş görünüyor.

Beşiktaş'ta değişim rüzgarı

Beşiktaş Osmanlıspor’u 3-1 yenerek şampiyon olduğunda eski İnönü’den çok farklı bir atmosfer vardı. Çoğu zaman marş söylemekten maça dönüp bakmayan Beşiktaş taraftarının yerini her pozisyonun içinde olan, rakibi, hakemi etkileyen, ıslıklayan, kendi futbolcusunu motive eden, çabasını alkışlayan bir taraftar almıştı. Tolga’nın kurtarışları alkışlanıyor, Quaresma’nın şovları coşturuyor, Mario Gomez’in her adımı dikkatle izleniyordu.

Maçın sonunda 100. Yıl şampiyonluğundaki gibi ortalık yıkılmadı. Saha ile seyirci arasındaki çizgi korundu. Dışarıdaki kutlamalar elbetteki daha coşkuluydu. Saha içinde selfie çeken futbolcular, ömrü boyunca çizgisini koruyan, tevazuyu elden bırakmayan ve Beşiktaş‘ın üzerine bir güneş gibi doğan Şenol Güneş havalardaydı.


Bu mutlu günde kimse “Fransa’da doğdu Beşiktaşlı oldu…” diyerek Pascal Nouma’yı hatırlamadı. Kimse son 4 haftada şampiyonluğu hediye eden “sempatik” Slaven Biliç‘in adını anmadı. Baba Hakkılar, Şeref Görkeyler, Süleyman Seba’lar, Metin-Ali-Feyyaz’lar tribünde ve kalplerde yerini korurken artık Oğuzhan’a, Gökhan Töre’ye, Beşiktaş‘ın bugününe ve geleceğine odaklanmış, ileriye ümit ve güvenle bakan bir Beşiktaş camiası vardı Dolmabahçe’de.
Kayahan’ın şarkısı da tarihteki yerini alırken artık Beşiktaşlılar bu korku filminin bitmesinden memnun, yeni bir aşk hikayesi yazmaya hazırlanıyor gibi.

Bir sonraki konu

dünya

Ünlülerin kuaföründen Cannes'da kırmızı halının perde arkası