Son Dakika

"Devrimci Fransa" grev geleneğine sadakatini sürdürüyor

1789’da Fransız Devrimi’nden bu yana grev ve protestolarla bilinen Fransa’da çalışma hayatı bir kez daha durma noktasına geldi.

Okunan haber:

"Devrimci Fransa" grev geleneğine sadakatini sürdürüyor

Metin boyutu Aa Aa

1789’da Fransız Devrimi’nden bu yana grev ve protestolarla bilinen Fransa’da çalışma hayatı bir kez daha durma noktasına geldi.

Fransa ve eylem denince akla ilk gelen Mayıs 1968 gösterileri. İşçi ve öğrencileri bir araya getiren bu hareketlenme ülke tarihinin en büyük protesto gösterisi olmakla birlikle aynı zamanda bir dönüm noktası. Ülkede üç hafta boyunca tüm faaliyetler durduruldu ve 9 milyon kişi greve katılarak bir rekora imza atıldı.


1995 Juppe Planı

Fransa 1995’te “Juppé Planı” olarak adlandırılan emeklilik ve sağlık güvencesi reformları nedeniyle bu büyüklükteki bir protesto gösterisiyle yuzlesmek zoruna kaldi. Dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın Başbakan olarak atadığı Alan Juppé bir çok kez bu reformu savunma girişiminde bulunsa da halk bu mesaja kulak asmadı.

İki ay süren eylemlerin ardından Juppé emeklilik reformunu geri çekti. (Ancak sağlık güvencesi üzerine olan yasa Meclis’ten geçti.)

Bu grevlerin ülke ekonomisine etkilerini tam olarak ölçmek mümkün değil ancak uzmanlar bazı tahminlerde bulunuyor.

1995’te 22 gün süren grevin milli geliri 02 ila 0,3 oranında küçülttüğü belirtiliyor.

Ancak grevlerin gerçek maliyeti ise “psikolojik”…


2006: CPE

Her toplumsal hareketlenme ülkede is yaşamını durma noktasına getiriyor ve siyasi reformların önüne geçiyor. Onların ardından gelen yeni hükümetlerse korkarak adım atıyor.

2006 yılında yine sendikalar ve öğrenciler bir araya gelerek işten çıkarmaları kolaylaştıracak Yeni Çalışma Yasası’nın geri çekilmesi için sokağa döküldü.

Dönemin Başbakanı De Villepin “Hızlıca harekete geçmek ve güçlü bir çözüm sunmak istedim. Ama bu herkes tarafından anlaşılmadı. Üzgünüm.” dedi.

Ve bir kez daha hükümet geri çekilmek zorunda kaldı.



2010

Mart 2010’da ise yeniden emeklilik reformunu gündeme getiren Fillon hükümeti halkın öfkesiyle yüzleşti. Dönemin Başbakanı emeklilik yaşını 60’tan 62’ye yükseltmek istedi. Milyonlarca kamu ve özel sektör çalışanı 8 kez farklı tarihte sokağa döküldü. Ama bu kez François Fillon geri adım atmadı. Sosyalist parti vekillerin Manuel Valls durumu şu sözlerle eleştirdi:

“Maalesef bugün, modern bir demokraside sosyal bir diyaloğun olmayışıyla her şeyin zorla yapılabileceğine şahitlik ediyoruz. Bugün bu yaşanıyor. “