Son Dakika

Okunan haber:

"Fransa'nın sosyal devlet modelini yıkmaya çalışıyorlar"


Insight

"Fransa'nın sosyal devlet modelini yıkmaya çalışıyorlar"

Hizmetlerini durduran rafineriler, trenler, uçaklar ve bitmek bilmeyen grevler. Sendikalar geri adım atmamakta kararlı.

Fransa’da Çalışma Yasası’nın değiştirilmesi hakkındaki protesto gösterileri devam ederken ekonomistler uzlaşı yollarına odaklandı.

Hükümet sendikaların çağrısına cevap verecek mi? Muhabirimiz Sophie Desjardins konuyu Fransız ekonomist Henry Sterdyniak ile ele aldı.

Ama öncelikle Fransa’yı dize getiren sendika lideri Philippe Martinez’in kim olduğuna bir göz atalım:

Fransa'yı dize getiren sendika lideri Philippe Martinez

Büyük çaplı grevleri ve protesto gösterileriyle bilinen Fransa son dönemin en büyük toplu dayanışma eylemlerinden birine sahne oluyor.

Çalışma Yasası’nı protesto kapsamında Fransızlar sokakta ve eylem çağrısında bulunan sendikaların başında yine ülkenin en büyük işçi konfederasyonu CGT ve kısa sürede maskot haline gelen Genel Sekterer Philippe Martinez bulunuyor.


15 yıl önce CGT’nin başına geçen İspanyol asıllı 55 yaşındaki Martinez şimdiye kadar halk tarafından tanınmıyordu.

Ancak Başbakan Manuel Valls’ın defalarca geri adım atmayacağını tekrarlaması üzerine sendika lideri adeta savaş başlattı.

Martinez kısa sürede Facebook, Twitter ve neredeyse tüm haber kanallarında eylem çağrısında bulunarak sendikalıların da geri adım atmayacağını belirtti:

“Bu kadar protesto gösterisi ve bu kadar yasa tasarısına karşı kişi varsa taslak geri çekilmeli ve her şeye yeniden başlanılmalıdır. Mantık kullanılmalıdır. Şu an karar hükümette. Eğer bize her şeye sıfırdan başlıyoruz denirse şu an tüm eylemler durdurulur. Bunu garanti edebilirim.”

En fazla sendika üyesinin ulaşım, petrol ve kimya gibi sektörlerde bulunması ve halkın kitlesel bir şekilde tek bir çağrı üzerine kısa sürede eyleme gitmesi hükümeti oldukça zor duruma sokuyor.

Ülkenin en büyük işçi konfederasyonu CGT’nin 688 bin üyesi bulunuyor.

Ancak bu rakam çalışan sayısının sadece yüzde 2,6’sına tekabül ediyor zira ülke çalışanlarının bir çoğu sendikalı değil.

Fransa’da çalışan kesimin sadece yüzde 8’i sendikalıyken bu rakam Belçika’da yüzde 55’e İzlanda’da ise yüzde 82’ye tırmanıyor.

Buna rağmen Fransa’da sendikalar eylem çağrısında bulununca milyonlarca kişi sokaklara dökülüyor.

Eylemler boyunca Fransız basınında CGT Başkanı hakkında “Olmazı başaran Philippe Martinez”, “Fransa’yı dize getiren sendika lideri” “Martinez lider rolünü sonuna kadar koruyabilecek mi? gibi başlıklar atıldı.
“Bu çapta bir eylemi başlatmakla Martinez ve CGT başarılı oldu diyebiliriz. Sonrasından bu gemiyi durdurup, limana ulaştırmak ve yeni bir yön belirlemek gerekir. Bu çok zor. Martinez’in asıl becerisini işte o zaman göreceğiz.”

Yıllardır elde ettiğimiz kazanımların liberalizmin elinde yok olmasına izin vermemeliyiz

Sol görüşlü Fransız ekonomist ve araştırmacılar derneğinden ekonomist Henri Sterdyniak bizlerle. Sizce sendikalar ve hükümet arasındaki bu zorlu mücadelede bir uzlaşı sağlanır mı ?

Bunu tahmin etmek çok güç. İdeal olan hükümetin bu yasa tasarısı hakkında oturup tekrardan sendikayla görüşmesidir. Çünkü çalışma hukukundaki reformlar herkesten önce sendikaları ilgilendirir. Buradaki tehlike hükümetin inatlaşıp yasayı tartışmadan meclise götürmesidir.

Tartışmalar daha çok bu yasa tasarısının 2. maddesi etrafında yoğunlaşıyor. Bu madde neden bu kadar önemli ?

“Şirketlerle yapılacak uzlaşı görüşmeleri ulusal boyutta sektörlerle yapılacak görüşmelerden bağımsız yapılabilir. Ancak çalışanlar ve sendikaların korkusu dev şirketlerin durumdan faydalanıp çalışanların aleyhine kurallar dayatmaları. Örneğin şirket “ben rekabet gücümü arttırmak ve esneklik istiyorum” deyip çalışan sayısını azaltabilir veya çalışma saatlerini uzatabilir. Hatta iş sözleşmesini değiştirebilir. Tüm bunlar sendikalara danışılmadan çalışanlara dayatılabilir.”

Söz konusu yasa tasarısı için kullanılan argümanlardan biri de Fransız iş hukukunun işsizlik oranından sorumlu tutulması. Bu doğru mu ?

“İş kanunumuz zamanla çok karmaşık hale geldi. Şu an için kullanılmaz durumda olan bir çok kanun mevcut. Dolayısıyla bunu basitleştirmek gerekirdi. Görüşmelerin yapılıp iş kanununun sadeleştirilmesi gerekirdi. Böyle olmadı. Hükümet patronların taleplerine cevap veren bir yasa tasarısı hazırladı. Anlaşmaların şirket boyutunda olması çok riskli bir durum, zira şirket sayısınca kanunlardan taviz verip anlaşma yapılması gerekir.”

Peki bu tür yasa tasarıları daha önce diğer Avrupa ülkelerinde görüldü mü “ ?

“Bu büyük bir tartışma konusu. Bazıları İspanya ve İtalya modelleri üzerinden örnek alınması gerektiğini söylüyor. İş kanunu konusunda çok sayıda reform yapıldı. Ancak bu reformlar işsizlik oranı çok yüksek olan ülkelerde yapıldı. Dolayısıyla örnek alınabilecek bir boyutta olduğunu söyleyemeyiz. Almanya’da işsizlik oranı düşük ama çalışanların şirket yönetimine katılım hakları çok daha yüksek. Sanayide ise çok sayıda esneklik olduğunu söyleyemeyiz. Dolayısıyla hangi ülkenin model alınması gerektiği konusunda net bir şey söylemek mümkün değil. İngiltere’de örneğin iş gücü piyasası daha esnek ancak çalışanlar arasında fakirlik eşiğinin sınırında olanların sayısı çok yüksek. Bir çok esnek kurallar çalışma saatleri ve iş güvencesi olmayan çalışanların aleyhine alınıyor. İdeal bir model bulmak kolay değil.”

Avrupa İstikrar ve Büyüme Paktı’nın dayattığı kemer sıkma politikaları Fransa’nın sosyal devlet modelini yıkar mı ?

“Evet bu yöne doğru ilerliyoruz. Sağ kanadın siyasi liderleri ve patronlar, küreselleşmenin dayattığı kısıtlamaları ve Avrupa Birliği’nin yapısını göz önünde bulundurarak Fransa’yı da yavaş yavaş bu hizaya sokmaya çalışıyorlar. Fransa’nın sosyal güvence sistemini azaltmasını ve iş hukukunu esnekleştirmesini yani Fransa’nın diğer AB ülkelerine benzemesini istiyorlar. Çok sayıda sol görüşlü siyasi lider, ekonomist ve sendikalar içinse ekonominin amacı çalışanlara daha tatmin edici bir hayat sunmak ve haklarını sosyal güvence altına almak. Yıllardır elde ettiğimiz kazanımların liberalizmin elinde yok olmasına izin vermemeliyiz. Fransa, neo liberal görüş karsısında direnmeli ve Avrupa çapında müttefikler bularak Avrupa’da sosyal ve refah devletin yıkılmasının önüne geçmelidir.”

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

Insight

Dilma'nın sağ kolu Wagner: "Brezilya'da darbe yapıldı"