Son Dakika

Okunan haber:

Türk dış politikasında değişim nasıl olacak


dünya

Türk dış politikasında değişim nasıl olacak

Türkiye’de kabine değişikliği ile gündeme gelen ve son günlerde dış politikadaki değişim tartışmaları ne anlama geliyor? Türk dış politikası değişecek mi, değişmeli mi? Değişimin yönü ne olmalı? Kimileri Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun şahsı ve siyasi kişiliği üzerinden tartışmayı yürütüyor. Ancak asıl değişim tartışması, iç siyasetten ve ikili ilişkilerden çok dünyadaki temel parametrelerin değişmesi çerçevesinden ele alınmaya ihtiyaç duyuyor.
Ankara’nın bugün Suriye ve Irak’ta yaşadığı sıkışıklık, PYD meselesi, Avrupa Birliği ile gerilim, göçmen sorunu, Rusya ile ilişkilerin donması, İsrail ve Mısır ile yaşananlar dış politika seçeneklerini kısıtlıyor.


Değişen parametreler


Dünya tıpkı Birinci, İkinci Dünya Savaşları, Soğuk Savaş ve Soğuk Savaş sonrası dönem gibi büyük bir değişim sürecinde. Bu değişimin arkasında artan nüfus, iklim değişikliği, iç savaşlar, yönetilemezlik, Rusya’nın küresel güç olma arayışı, Çin’in yükselişi ve ABD’nin tek süper güç olma konumuna meydan okuma gibi jeopolitik gelişmeler var.


Rusya faktörü


Soğuk Savaş sonrası NATO’nun ilerleyişine istemeye istemeye göz yuman Rusya’nın Batı sistemine entegre olacağı beklentisi 2004-5’te turuncu devrim sonrası Ukrayna’da, 2008 Gürcistan’da ve 2014 Kırım’da güç kullanması ile karşılıksız kaldı. Putin, Sovyetler Birliği’nin dağılmasını “son yılların en büyük jeopolitik felaketi” olarak niteledi. Ruslar yakın çevresindeki etki alanını yeniden kontrol altına alabilmek için NATO’daki karar mekanizmasının yavaşlığını, Obama yönetiminin kararsızlığını ve ABD’nin Irak-Afganistan sıkışıklığını sonuna kadar kullandı, kullanıyor. Son olarak Suriye’de de askeri güç kullanarak bölgeye yerleşti ve masada elini güçlendirdi. Rusya Baltık bölgesi ve Doğu Avrupa’da askeri gücünü arttırarak Avrupa’yı tedirgin ediyor. Avrupa için Rusya şu an için “tehdit” olarak görülüyor. Rusya NATO’yu kuzey ve güney kanadından gevşetme çabasında. BU gelişmeler Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye ile yaşanan gerilimin bir boyutu burada. Türkiye 26 Kasım’daki uçak olayına kadar Batı’ya karşı denge unsuru olarak kullandığı Moskova’yı bu anlamda kaybetti. Yeniden toparlama çabası Rusya’nın genel stratejisi içindeki yerine bağlı. Türk dış politikasında değişim Rusya’nın bu tutumunun yönü, limitleri, NATO’nun vereceği yanıt ile yakından ilgili. Politikanın buna göre şekillenmesi gerekiyor.


Avrupa eski Avrupa değil


Avrupa Birliği 1990’ların 2000’lerin Avrupası değil artık. İngiltere’nin çıkması(Brexit) büyük bir olasılık. Radikal sağ Fransa, Almanya, Danimarka, Polonya, Hollanda ve Avusturya’da yükselişte. Ekonomik krizin üzerine gelen mülteci sorunu toplumu dönüştürmeye devam ediyor. Avrupa kurumlarında bürokratik yorgunluk had safhada. Dinamizmini kaybetmiş, ileri yaşta çalışan nüfus dünyanın değişimini yakalamaktan uzak. Terör tehdidi dolayısıyla özgürlüklerden taviz veren, serbest dolaşımı tartışan, enerji güvenliği konusunda sorunlar yaşayan, ekonomik krizden çıkış yolu arayan bir Avrupa var. Türkiye ile Brüksel ilişkilerinin yakın zamana kadar belirleyicisi Sarkozy-Merkel’in Türkiye’yi tam üye yapmadan dışarıda tutma düşüncesi oldu. Türkiye’yi alternatif arayışına ve Ortadoğu’ya yönelten biraz da bu olmuştu. Ancak mülteci krizi Almanya-Türkiye özelinde ilişkileri farklı bir noktaya taşıdı. Türkiye’nin AB ile pazarlıklarda, yeni ilişki biçiminde bu konunun ötesinde birliğin geleceğini değerlendirmesi gerekiyor. Eski reflekslerle Türkiye’yi Ermeni iddiaları üzerinden dengede tutmaya çalışan, politika üretimi konusunda sıkıntılar yaşayan AB’ye karşı Türkiye daha serinkanlı, değişimi fırsata çevirecek politikaları değerlendirmek durumunda.


Ortadoğu’da büyüyen yangın


Ortadoğu Türkiye’nin kapı komşusu ve büyük değişimin en kanlı, en can yakan kısmı. Irak ve Suriye’de çöken devlet yapıları, İran-Suudi Arabistan gerilimi ve asimetrik terör tehdidi. Türkiye’nin kendi özelinde PKK ile organik bağı bulunan PYD’nin Suriye’nin kuzeyini tutma ihtimali, Işid tehdidi. Üstelik İran’la varılan nükleer program anlaşmasının sallantıda görünümü, buradan çıkabilecek daha büyük çatışma tehdidi ortada. Arap Yarımadası, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika yakın gelecekte durulacak gibi görünmüyor. Üstelik bölge Rusya-ABD bir ölçüde Çin rekabetinin av sahasına dönüşmüş durumda. Türkiye’nin güvenliğini doğrudan etkileyen bu bölgede Türkiye’nin Arap Baharı dönemi yaklaşımıyla karşılık vermesi, yolunu bulması artık mümkün değil.


Trump rüzgarı


Ve en önemlisi Amerika’da yaklaşan seçimler. Aslında küresel ölçekte değişimi tetikleyecek olan biraz da bu seçimler. Amerika’da cumhuriyetçi çevreler Obama’nın Ortadoğu ve Rusya karşısındaki hareketsizliğinden ve strateji eksikliğinden endişeli. NATO’nun son yıllarda harcamaları kısması, Afganistan, Irak gibi alan dışı müdahaleleri ve savunma konusundaki odaklanma sorunu, kararsızlığı Rusya’nın son çıkışlarının önünü açtı. Obama yönetimi geç de olsa bu durumun farkına varmış görünüyor. Ancak kararlı bir karşı koyuş ve Rusya’ya karşı bir çelik duvar örgüsü ancak sert bir söylem ve cumhuriyetçi yaklaşımla gerçekleşecek gibi görünüyor. Amerikan derin devleti Trump’a daha yakın duruyor. Hillary Clinton’ın 11 Eylül 2012’de Bingazi’de bir Amerikan diplomatının öldürüldüğü sırada Dışişleri Bakanı olarak sorumluluğu onun bu yükün altından kalkabilecek bir lider olmadığı görüşünü öne çıkarıyor. Trump’ın başkanlığı bu açıdan Türkiye’nin önüne yeni fırsatlar açabilir. Trump 12 Haziran günü Amerikan medyasına “Suriye’de güvenli bölge şart” açıklaması yaptığını unutmamak gerekiyor.


Değişimin çerçevesi


İşte Türkiye’nin dış politik değişimi konuşurken bürokratik adımlardan, bir iki ikili yakınlaşmadan ziyade değişmekte olan büyük resmi okuması, adımlarını buna göre atması gerekiyor. İsrail ile normalleşme, Rusya ve Mısır ile ilişkileri tamir, AB ile ilişkiler, ABD ile yeni bir söylem ancak büyük resmin tespiti ve Türkiye’yi bekleyen risk ve fırsatlar penceresinden değerlendirmeye ihtiyaç duyuyor. Herkes için olduğu gibi Türkiye için de gelecek 20 yılın fotoğrafını çekip, durum tespiti yapıp yeni master planını yapma zamanı.

Bir sonraki konu

dünya

Nükleer güçler silahlarından vazgeçmiyor