Son Dakika

Okunan haber:

Brexit: Avrupa ailesi için kritik bir kavşak


dünya

Brexit: Avrupa ailesi için kritik bir kavşak

İngiltere 43 yıl önce (1973) eski başbakan Edward Heath (1970-1974) döneminde AB üyesi olmuş, ancak Birleşik Krallık’ın Avrupa içerisindeki rolü uzun yıllar boyunca tartışılmıştı.

Tartışmalara son noktayı koymak isteyen isim İngiltere Başbakanı David Cameron oldu.

Cameron 2013’te halkına referandum vaadinde bulunarak “Avrupa sorununun İngiltere siyasetinde artık bir çözüme kavuşmasının vakti gelmiştir” dedi.

İngiliz lider, AB ve Büyük Britanya arasında şartların yeniden görüşüleceği yeni bir anlaşma yapılması gerektiğine vurgu yapmış, bunun üzerine AB, Şubat ayında Brüksel’de düzenlenen zirvede çok sayıda tavizde bulunmuştu.

Schengen Anlaşması’nın dışında bulunan ve kendi para birimi Sterlin’i kullanarak özel bir statüye sahip İngiltere’ye, bu ayrıcalıklarını sürdürme, ulusal egemenliğini pekiştirme ve AB içi göçmenlerin sosyal güvenlik sistemi üzerinde oluşturduğu yükü hafifletecek düzenlemeleri yapma sözü verilmişti.

Cameron “Daha önce söylediğim gibi sadece İngiltere’nın ihtiyaçlarına cevap verilirse bir anlaşma imzalarız.” şeklinde konuşmuştu.

Cameron’un endişelerini yatıştırmak için düzenlenen iki günlük gergin görüşmeler İngiliz kahvaltısıyla başlayıp yine İngiliz tarzı bir akşam yemeğiyle sonuçlandı.

İngiliz liderin görüşmelerde Brüksel’den çok sayıda taviz elde etmesi, İngiltere’nin AB’de kalması için tetikleyici bir rol oynamıştı.

Ancak ayrılık yanlılarının güçlü seçim kampanyaları halkı ikiye bölmüş durumda. İngiltere referandumu Avrupa ailesi için kritik bir kavşak nitelinde.

Liberation gazetesi Brüksel temsilcisi Jean Quatremer Brexit konusunu euronews’e değerlendirdi.

euronews:

Avrupa Birliği’nin kendini baştan yaratma zamanı gelmedi mi ?

Quatremer:

“İngilizler kalmaya karar verirse, ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağız. Zira hiç bir şey olmamış gibi devam edeceğiz. İngilizlere yönelik özel anlaşmalar yine masaya yatırılacak. David Cameron İmparator olmuş olacak. Zira son 20 yılda Avrupa Birliği ile ilgili bir referandumu kazanan tek Avrupalı lider olacak. Hangi referandum, hangi insanlar ile….Kendisine hiç bir şey reddedilemeyecek. Berbat bir durum olacak. Öte yandan Avrupa Birliği’nden çıkarlarsa, şok etkisi yaratacak ancak şok çok güçlü olacak. Zira Avrupa Birliği’nin en önemli ekonomilerinden biri kaybedilmiş olacak. Birliğin Gayri safi Yurtiçi hasılanın yüzde 25’i giderse, bu gözardı edilemez, bu durumda yeni bir proje sunmak durumunda kalacağız ya da Euro Bölgesi’ni güçlendirmek gerekecek. Ekonomi piyasalarında türbülans yaşanacak ve birçok mali sorunla karşı karşıya kalacağız.”

euronews:

Avrupa’da domino etkisi riski var mı ? Birçok ülke referandum düzenleyebilir. Hollanda, Danimarka, Finlandiya…

Quatremer:

“Belki de önümüzdeki 10-20 yıl için konuyu açıklığa kavuşturmak amacıyla her yerde referandum yapılmalı. Neden olmasın! İsteksiz ülkeler ile Avrupa Birliği’ni inşa etmeye devam edebilir miyiz? Avrupa projesine inanmayan halklarla bu mümkün mü ?
Ancak birçok ülkenin birlikten çıkacağını hiç düşünmüyorum. Doğu Avrupa ülkeleri sürekli şikayet ediyor ve Avrupa Birliği karşıtı davranışlar sergiliyor ancak bu ülkelerin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 4’ü Avrupa bütçesinden geliyor, bunu unutmamak gerekiyor. Ekonomileri büyük darbe alır. Batı Avrupa ülkeleri neden Avrupa Birliği’nden ayrılsın ki ? Fransa’daki Marine Le Pen bir gün cumhurbaşkanı olursa…Bu durumda bile Fransızlar çıkarlarını karşılayan tarafın nerede olduğunu biliyorlar.”

euronews:

Ülkesinin ve Avrupa Birliği’nin geleceğini tehlikeye atan David Cameron hakkında neler söyleyeceksiniz?

Quatremer:

“David Cameron tarih kitaplarında yer alacak. Muhafazakar parti içinde bir sorunu çözmek için Avrupa Birliği ile ilgili referandum başlattı. 7 yıl boyunca Avrupa Birliği’ni eleştirdi şimdi ise 7 yıl boyunca söylediklerinin tam tersini söylüyor. İngiltere’nin izole olabileceğini, derin bir çıkmaza girebileceğini söylüyor. Avrupa’da kriz olabileceğini söylüyor. Hatta Barack Obama dünya çapında krize sebep olabileceğini de belirtti. Churchill mezarında ters döner.”

euronews:

İngiltere’nin gelecekteki statüsü ne olabilir ?

Quatremer:

“İngiltere anlaşmasız üçüncü ülke konumunda bulunabilir. Neden mi ? Zira Avrupa Birliği ile imzalanan bütün anlaşmalar egemenlik konusunda feragat isteyen anlaşmalar. Birçok statü mümkün.Avrupa ekonomi alanı Norveç, Liechstenstein, İzlanda gibi ancak bu aşamada Avrupa bütçesine katkı sağlamalılar. Avrupa kurallarını kabul etmek. Faks aracılığıyla demokrasi diyoruz buna. Kurallar faksla gönderiliyor. İkincisi. İsviçre’nin statüsü. İkili anlaşmalar ancak Avrupa bütçesine katkı sağlamak gerek. İstemediğiniz politikaları kabul etmek durumundasınız. Mesela çalışanların serbest dolaşımı, İngiltere bunu istemez. Türkiye ile olduğu gibi bir anlaşma da mümkün. Gümrük birliği anlaşması ancak bu da sorun yaratır. Gümrük birliği ürünlerin serbest dolaşımı anlamına geliyor ancak hizmetlerin değil. İngilizler ne ihraç ediyor ? Hizmet. Gümrük birliği ilgilerini çekmez. Kurallarımıza uymak durumunda kalacaklar. Bu yüzden Brexit gerçekleşirse büyük olasılıkla Boris Johnson başbakan olur ve hangi anlaşmayı kabul edebileceğini hiç bilmiyorum. Çünkü bu egemenlik konusunda sorun olur. Egemenlik tavan yapınca onların kaderi de Zimbabwe gibi olur.”

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

dünya

Çavuşesku'nun sarayı ziyaretçi akınına uğruyor