Son Dakika

"Bir holiganın yerinde olmak"

Fransa’da EURO 2016 heyecanı devam ediyor.

Okunan haber:

"Bir holiganın yerinde olmak"

Metin boyutu Aa Aa

Fransa’da EURO 2016 heyecanı devam ediyor. Sadece bir futbol bayramı olması gereken etkinlik aşırılık yanlısı taraftarların neden olduğu sorunlarla karşılaştı.

Tüm bu konuları görüşmek üzere ‘Holigan’ın yerinde olmak’ adlı kitabın yazarı Vivien Couzelas ile birlikteyiz. Hoşgeldin Vivien ve bizimle olduğun için teşekkürler. İlk olarak kitabınızda bazı holiganların futbolu bile sevmediğini anlatıyorsunuz. Kitabınızda dediğiniz gibi bir holiganın zihninden neler geçiyor?

Vivien Couzelas, yazar:
“Holiganların sadece kavgayı mı yoksa futbolu mu sevdiğini uzun süre kendime sordum. Yaptığım araştırma, holiganlığı analiz edebilmek için genellemelere gidilmemesi gerektiğini gösterdi.

Bu, şu demek: Bazı holiganlar maça sadece kavga etmek için geliyor ve futbolla ilgilenmiyor. Ama isminin gizli kalmasını isteyen bir holigan, bazılarının holiganlığa futboldan sonra ilgi duyduğunu söyledi. Statlara gitmek, futbol maçlarını izlemek holiganlıkla ilgilenmelerine neden olmuş. Ama sadece kavgayı seven holiganların olduğu da unutulmamalı.”

Paula Villaplana, euronews:
Marsilya’da bu holigan grupların neden olduğu bazı vandallıklarla karşı karşıya kalındı. Sizce bu kişilerden bazılarının sadece sorun çıkarmak için geldiğini söylemek mümkün mü?

Vivien Couzelas, yazar:
“O gün Marsilya’da bulunan Ruslarla İngiliz taraftarlar arasındaki kavga hakkında ilk başta söylenenlerin aksine,İngilizler kavga etmek için gelmemişlerdi. Çünkü İngiliz holiganların birçoğuna yolculuk yasağı getirilmişti. Onlar öncelikle içmek ve eğlenmek için oradaydılar. Tabii ki gelenlerin hepsi masum değildi, ama İngilizlerin o gün orada bulunmalarının nedeni futboldu.
Sonuç olarak bir genelleme yaptığımızda, Ruslar kavga etmek için gelmişlerdi. Marsilyalılar ise İngilizlerle hesaplaşmak için oradaydılar.”

euronews:
Bu olaylara cevaben Fransız hükümeti maç günlerinde alkol satışını durdurdu. Bu karar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Vivien Couzelas, yazar:
“Bence tartışmanın alkol konusuna odaklanması sayesinde hükümet sorunla ilgilendiğini gösterdi. Alkolün maç öncesinde yasaklanması kesinlikle çok iyi bir karar. Ama bu noktada özellikle Rus holiganlar örneğini vermek istiyorum. Maç günü İngilizlerin aksine onlar oradaydı ve bu yüzden de alınan karar olumluydu. Fakat başka bir açıdan konuya baktığımızda bu taraftarların alkol almadığını bilmek gerekli. Tabii ki alkol alınmaması bazı sorunların çözülmesini ya da en azından risklerin azalmasını sağlayacaktır. Ama temeldeki sorunu çözmeye yeterli değil.”

euronews:
Fransız yetkililerin başka tür tehditlere yoğunlaşmalarından dolayı bu sorunun onları hazırlıksız yakaladığı hissine kapıldınız mı?

Vivien Couzelas, yazar:
“İlk olarak Fransız hükümeti ve polisi için Euro’dan önce belirlenmiş 3 hedef vardı. İlki saldırı olmasını engelleme ve bu riskin önüne geçme. İkincisi Rus ve İngilizler arasında olduğu gibi, holigan gruplar arasında yaşanabilecek çatışmaları engelleme. Üçüncü olarak bu holigan gruplarla bölge halkları arasındaki çatışmaları meal vermemek. Marsilya’da tam da bu yaşandı. Ama burada temel bir sorun da vardı. O da polisin bu tür olaylara hazırlıklı olmamasıydı. Hangi iş alanında olursa olsun bir organizasyona nasıl hazır olunur? Bölgede hazır bulunarak, bölgeyi çok iyi tanıyarak, bu tür olaylara karşı hazırlık yaparak. Bununla birlikte Fransa’da tamamıyla baskıcı bir konfigürasyonun içinde bulunuyoruz. Pankartları, sis bombaları ve yolculukları yasaklıyoruz. Bu da tüm yıl boyunca Fransa’da polislerin bu tür olayları, toplulukları, alkol almış bir grubu yönetmeye alışık olmamasına neden oluyor. Burada yaşanan da polisin eksik kalmasından ibaretti. Bu seviyede antrenman yapmamalarından kaynaklanıyordu. O yüzden de Euro sırasında hazırlıksız yakalandıkları için de bedelini ödediler.”

euronews:
Holiganlığı sona erdirmek için bir çözüm olduğuna inanıyor musunuz?

Vivien Couzelas, yazar:
“Biz Fransa’da tam olarak İngiltere modelini örnek alıyoruz. Yani baskıcı bir sistemdeyiz. Bu da taraftarların maçlara gitmesini engellemek gibi karşılaşmaları lekeleyecek her tür durumun yasaklanması demek.

Ama her ülkedeki holiganlığa farklı yöntemler uygulamak gerekli. Almanya’da Fransa’daki gibi baskıcı yöntemler var. Ya da İngiltere’de önleyici tedbirlerle birlikte komünikasyon daha fazla ön planda.

Ayrıca bilinenin aksine Almanya holiganlığı kesinlikle çözememiş bir ulus olmasına rağmen bu tür durumlar yine de daha iyi yönetiliyor. Aile tribünleri, taraftar tribünleri gibi farklı yerler bulunuyor. İşte bu tür bir karışımın holiganizme karşı doğru bir yöntem olduğunu söyleyebilirim.”