Son Dakika

Okunan haber:

Glifosatlı bitki ilaçları kansere yol açıyor mu?


insiders

Glifosatlı bitki ilaçları kansere yol açıyor mu?

In partnership with

Avrupa Birliği ülkeleri, glifosat maddesinin kullanılmasına yönelik Avrupa Komisyonu’nda oylanan yasa tasarısı için yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Bu sebeple komisyon, 29 Haziran 2016’da biten bu ürünün kullanım süresini 2017 sonuna kadar uzattı.

Bu mısır tarlasına yabani bitkileri öldüren glifosat denilen zehirli bir madde sıkılmış.

Ancak bu tarla temiz. Yabani ot avcıları Avrupa Birliği ile kıyasıya bir mücadele içerisinde… Glifosat üreticileri Avrupa pazarında ürünlerinin satma lisanslarının uzatılmasını istiyor. Avrupa Komisyonu bu sürenin 15 sene olmasını öngördü ancak üye ülkeler yapılacak anlaşmanın daha kısa olmasını istiyor. Biyolojik çeşitlilik, sağlık ve Avrupa’daki tarımın geleceği konusunda insanlar ikilem içerisinde…

euronews : ‘‘Çok etkileyici görünüyor. Bu tarlaya glifosat sıkılmamış ve adeta bir renk cümbüşü oluşmuş.’‘

Michael Rubin hayatını keçi yetiştirerek kazanıyor. Ancak komşu tarlalarda glisofat kullanılıyor. Bir gün rüzgar tersine esmiş ve glifosat yüklü bulutlar Michael’ın keçi çiftliği üzerine gelmiş.

Michael Rubin, Keçi Yetiştiricisi: ‘‘Kendiniz gelin bakın. Burası 16-17 hektarlık kendi otlağım. Etrafım ilaçlı mısır tarlalarıyla dolu.’‘

Bugün 108 keçinin sütü sağılacak. Bu çiftlik et, süt, peynir ve ayrıca keçi sütü dondurması üretiyor. Bu işletme 18 sene önce iyi bir başlangıç yaptı. Ancak Euro’ya geçiş yapılınca kar yarıya düştü. Rubin ve çiftliği ayakta kaldı. Ancak glifosat yüklü bulutlar tam 34 keçiyi öldürdü.

Michael Rubin, Keçi Yetiştiricisi: ‘‘Hasattan hemen önce oldu. Burada tarlalar, kolza bitkisi ölene kadar ilaçlanır. Hayvanlarım bu durumdan etkilendi. Çünkü yapay olarak oluşturulan zehirli sis ve bulutların içinde kaldılar… Kaslarına kramp girdi, ishal oldular ve ne olduğunu anlamadan hepsi öldü.’‘

Berlin’de kavga büyüyor. Merkez sağ partiler glifosat kullanımını desteklerken, sol görüşlü partiler Avrupa’daki glifosat kullanım lisansının iptal edilmesini savunuyor.

Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı glifosatı, kansere neden olabilen bir madde olarak tanımlıyor. Berlin’deki bir parkta glifosat üreticisi Monsanto Firması’nın bir yetkilisiyle görüşüyoruz.

Thoralf Küchler, Glifosat üreten Monsanto Firması Yetkilisi: ‘‘Tüm bunlar glifosata karşı olan insanların başlattıkları kampanyanın bir parçası… Avrupa Gıda Sağlık Örgütü (EFSA) bu konuda güvenlik açısından olumlu görüş bildirdi. Buna binaen, glisofat lisansı konusunda başka bir karar alınamaz. Ve bu konuda kendimizden eminiz.’‘

Şimdi tutucu CSU Partisi tarafından yönetilen Almanya’nın Bavyera eyaletine doğru gidiyoruz.

Burada yabani otları öldüren glifosat içeren ilaçlar sadece tarlalarda değil, kamu park ve bahçelerinde de kullanılıyor.

euronews: ‘‘Round Up adlı glifosat içeren ilaçlar her yerde satılıyor ve bu ürünlere ulaşmak çok kolay.’‘

Almanya’da her sene beş bin 500 ton glifosat satılıyor.

Almanya’daki tarlaların yüzde 40’ında yabani ot öldürücü ilaçlar kullanılıyor. Bu ilaçlar da daha sonra su ve gıda maddelerine karışıyor. Karl Bar Münih Çevre Enstitüsü’nde çalışıyor. Kendisi yaptığı araştırmalarda tüm Alman biralarında glifosat olduğunu belirlemiş.

Karl Bar, Münih Çevre Enstitüsü Yetkilisi: ‘‘Bu durumdan şüpheleniyorum. Avrupa Komisyonu’nun glifosat üreticileriyle yeni bir anlaşma yapma ihtimali beni endişelendiriyor. Bu konuda bir sorun var. Çünkü Avrupa’daki kurumlar için araştırma yapan üretici firmaların araştırmaları ‘şirket sırrı’ olarak kabul ediliyor. Sesimizi yükselterek protesto etmek inandırıcı. Asıl inandırıcı olmayan şeyse ücretini üretici firmalardan alan bu araştırma şirketlerinin bu konuda karar merci olması… Buna inanmak gerçekten de zor.’‘

Berlin’deki Risk Belirleme Enstitüsü başkan yardımcısıyla görüşmeye gidiyoruz. Bu kurum devlet tarafından destekleniyor ve bilimsel açıdan bağımsız olduklarını dile getiriyor.

Glifosat kullanımına izin veren kurum yetkilileri, bu ilaca karşı olanlar tarafından ölümle tehdit edilmiş.

Glifosat kullanımıyla ilgili araştırma yapan kurum tıpkı bir hakem gibi hareket ediyor. Avrupa Gıda Sağlık Örgütü’nün bu ilaca verdiği onay, Berlin’de bu kurumun yaptığı araştırma sonuçlarına dayanıyor.

Reiner Wittkowski, Almanya Risk Belirleme Enstitüsü Başkan Yardımcısı: ‘‘Anne sütünde ya da biranın içerisinde glifosat maddesi bulunması, bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkmadı. Çünkü bunlar yeterli değerlere ulaşmıyor. Bu sonuçlar, anne karnındaki çocukların sakat doğmasına sebep oluyor suçlamalarına kadar uzanıyor. Ancak bilimsel açıdan bunlar kanıtlanmış değil. Her ürün doğru tüketilmelidir. Örneğin saç şampuanınızı içmek, doğru bir kullanım olmaz ve kendinizi kötü hissetmenize sebep olur.’‘

Risk Belirleme Enstitüsü glifosat kullanımına karşı olanların kendilerine ‘facebook bilimi’ yapıyor yakıştırmalarına şöyle cevap verdi: ‘Bahsi edilen riskli glifosat oranına ulaşmak için bir insanın her gün 1000 litre bira içmesi gerekiyor.’ Şimdi çevrecilere soruyoruz:

Karl Bar, Münih Çevre Enstitüsü Yetkilisi: ‘‘Ben insanların korkularını artırmak istemem. Ben risk belirleme konusunda Alman Eyalet Enstitüsü’nü olayları çarpıtarak reklam yapmakla suçluyorum. Bu, 1000 litre olayında iddia edilen araştırma sonuçları, bilimsel olarak glifosat kanseri tetiklediği gerçeğini içermiyor. Bu madde insanın iç salgı sistemini bozuyor. Kansere yol açması muhtemel bir maddeden bahsediyoruz. Avrupa yasaları kanserojen madde kullanımını azaltmayı öngörüyor. Böcek ilaçları da yasaklanması gereken maddeler hakkındaki üç Avrupa kriterine uyuyor.’‘

Bilim insanları fikir ayrılığına düşmüş. Haliyle siyasiler de… Avrupa Birliği üye devletleri bu konuda karar vermeyi defalarca erteledi. Hükumetler, halkın glifosat kullanımı konusunda eleştirilere başlamasından endişe duymaya başladı.

euronews: ‘‘Bu hikayeyi biraz kurcalarsanız sadece bilimle değil, siyasetle de ilgili olduğunu görürsünüz. Şimdi bazı siyasilerle de görüşelim.’‘

‘Harald Ebner ile buluşuyoruz. Almanya Bundestag üyesi bu siyaset adamı glifosat üreticilerinin en büyük karşıtlarından biri… Almanya Yeşiller Partisi mensubu da olan Ebner, hükumetin kanser riski kanıtlarını görmezden geldiğini belirtiyor.

Harald Ebner, Almanya Yeşiller Partisi Üyesi: ‘‘Almanya Risk Belirleme Enstitüsü, bu konudaki raporlarında yapılan bin 200 araştırmayı göstermesi gerekiyor. Ancak onlar sadece birbirinin aynısı olan 850 araştırmaya yer veriyor. Zaten bu araştırmalar da glifosat üreticilerinin mali desteğiyle yapılıyor. Bu tam bir skandal. Şu anda geri kabul anlaşması geçersiz çünkü kanser riski hala devam ediyor.’‘

Reiner Wittkowski, Almanya Risk Belirleme Enstitüsü Başkan Yardımcısı: ‘‘Bütün araştırmalar ve tüm bilgiler analiz edilerek bu rapora eklendi. Her türlü kanıt unsurunu kontrol ettik. Ve elde ettiğimiz sonuç glifosatın kansere yol açmadığı gerçeği…’‘

Almanya’nın kuzeyinde Saluki cinsi köpek yetiştiren Ariane Failer ile görüşüyoruz. Çiftçi olan komşusunun glifosat içeren Round Up adlı ilacı kullandığını öğreniyoruz.

Ancak bu çiftçi şu anda kanser hastasıymış. Failer, Saluki yetiştirmeye 1992 yılında başlamış ve 10 sene sonra da kırsal bir alana taşınmış. Ancak taşındıktan sonra Saluki cinsi köpeklerinin ölüm oranı büyük oranda artmış ve 12 köpeği kanser sebebiyle ölmüş.

Yapılması gereken bir bilimsel araştırma daha var. Avrupa Kimyasal Madde Ajansı’nın glifosatla ilgili laboratuvar sonuçları…

Ariane Failer, Saluki Köpeği Yetiştiricisi: ‘‘Köpeklerimle çiftçi komşumuzun arazisi arasında 10 metre fark var. Rüzgarın glifosat maddesini bize taşımasını önleyemiyoruz. Bu konuda yapacağımız hiçbir şey yok.’‘

‘‘İki memesi tedavi gördü. Ancak tümör yayıldı. İşte bakın burada iki tanesini görüyorsunuz. Kanser o bölgelerde artıyor.’‘

İşler göründüğü gibi kolay gitmiyor. Saluki köpek türü, kansere yakalanma oranının yüksekliğiyle biliniyor. Ancak Ariane Failer, ona ait soy ağacının 1920’den öncesine dayandığını ve buraya taşınmadan önce köpeklerinin hiç kansere yakalanmadığını belirtiyor. Ona göre glifosat kullanımı bir an önce yasaklanmalı.

Ariane Failer: ‘‘Her şey doğanın akışına uygun olduğu zaman, doğum da ölüm de normal hayatın bir parçası… Ancak glifosat sebebiyle yaşanan erken ölümler normal değil. Örneğin köpeğim Bushur’un ölümünü hatırlıyorum. İyice zayıflamıştı. Ağız ve burnu kan ve salyayla dolmuştu. Veteriner ona kalp masajı tedavisi uyguladı. Ben ona suni teneffüs uyguladım. Onu hayata döndürmeye çalıştım. sonra Bushur son bir kere ağladı ve sonra öldü. Daha iki yaşına bile basmamıştı. Onların hayatını zehirlemeye hakkımız yok.’‘


Glyphosate
Bir sonraki konu

insiders

Brexit sonrası AB-Birleşik Krallık ilişkileri nasıl seyredecek?