Son Dakika

İşyerinde taciz ve hukuki mücadele

İnsaders‘ın bu bölümünde taciz kurbanlarının hukuk mücadelesi ve yaşadıkları zorlukları ele aldık.

Okunan haber:

İşyerinde taciz ve hukuki mücadele

Metin boyutu Aa Aa

İnsaders’ın bu bölümünde taciz kurbanlarının hukuk mücadelesi ve yaşadıkları zorlukları ele aldık. Ulaştığımız kurbanlar şunları anlattı:

Taciz kurbanı Elen Debost:
“Birkaç aylık süre içerisinde istemediğim, ilgili olmadığım cinsel açıdan tahrik edici ve açık mesajlar geldi. Birkaç kez bunları göndermemesini söyledim ama dinlemedi.”

Kurban kadın:
“Tehdit ediyordu, fiziksel dokunma, öpme vardı ve onunla yatmamı istiyordu.”

Taciz kurbanı Lola:
“Bana direkt olarak onunla yatıp yatmayacağımı sordu. Ofisinde bulunan porno videoları gösterecekti. Başka yöne baktım fakat yine de şaşırmıştı.”

Elen Debost ve diğer iki kadının tek bir ortak noktası var. O da işyerinde cinsel tacize uğramalarının ardından sessiz kalmamış olmaları.

Fransız Yeşiller Partisi’nin üyesi olan Debost, Le Mans belediyesinde başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Fransız kadın bundan beş yıl önce parti üst yönetiminde bulunan Denis Baupin’in tacizine uğradığını iddia ediyor. Debost, Baupin’in dört ay boyunca cinsel açıdan açık telefon mesajları gönderdiğini söylüyor.

Debost, Dünya Kadınlar Günün’nde çekilen bir fotoğrafı görene kadar sessizliğini korudu. Baupin bu fotoğrafta kırmızı ruj sürerek tacize uğrayan kadınlara destek oluyordu.

Taciz kurbanı Elen Debost:
“O fotoğrafı gördüğümde çok iğrendim hatta kustum. Aynı gün yani 11 Mart tarihinde Baupin’e parti içerisinde yeni bir görev verildi. Bizim hiçbir şey yapmamamız, bir şey söylemememiz ve sessiz durmamız nedeniyle Baupin sadece kadın haklarının savunucusu gibi görünmekle kalmadı, aynı zamanda yeni dönemde kendisi hakkında uyarı almayan ve asla bunu bilmeyecek olan başka bir kadından yeni bir görev aldı. Bütün bunlardan sonra sessiz kalarak muazzam bir hata yaptığım hissine kapıldım. Ve eğer sessiz kalmaya devam edersem, her şey aynı şekilde sürecekti.”

Fransız kadın 19 Mayıs’ta sessizliğini bozdu. Ancak tacize uğrayan sadece Debost değildi. 13 kadın daha ortaya çıkarak, Denis Baupin’nın kendilerine fiziksel tacizde bulunduğunu ve açık saçık telefon mesajları gönderdiğini öne sürdü. Bunlardan bazıları işten kovulmakla tehdit edildiklerini de iddia etti.

Seri suçlamaların ardından Fransız politikacı, Fransa Ulusal Meclis Başkan Yardımcılığı görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

İddiaları ile Fransız politikasını sarsan üç kadın, haziran ayından mahkemeye giderek Baupin hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak Debost kadınların neden sessiz kaldığını anlayabildiğini belirtiyor.

Debost:
“İşyerinde tacize uğradıklarını söyleyen kadınların yüzde 90’ı işten kovuluyor veya istifa etmek zorunda kalıyor. Ayrıca yeni bir iş bulmakta da oldukça zorlanıyorlar.”

Politikacıların karıştığı son seks skandalları, saklı taciz dünyasının bir kez daha gündeme gelmesine neden oldu.

Sadece Fransa’da çalışan her 5 kadından en az 1’inin tacize uğradığı belirtiliyor.

Fransa’da 2012’de cinsel tacize karşı çıkan kanuna ve Avrupa yönetmeliğine karşın, saldırıya uğrayan kadınların sadece yüzde 5’i şikayetçi oluyor.

euronews:
Peki işyerinde cinsel taciz nasıl tanımlanıyor? Baştan çıkarma ile taciz arasındaki çizgi nasıl belirlenecek? Eli bacağına mı dokundu yoksa dizine mi? Veya mesajda ‘üstündeki elbise çok yakışmış demek. Tacizi kanıtlamak neden bu kadar zor?

Bütün bu soruları sendika Başkanı Christophe Dagues’ye sorduk. Dagues ayrıca Saygı adıyla cinsel tacizden korunma programı başlatmış bir isim.

Saygı adlı cinsel tacizden korunma programından Christophe Dagues:
“Baştan çıkarmanın ne olduğu ile cinsel tacizin ne olduğu bizim için çok açık. Tacizci için baştan çıkarma ile iğfal arasında bir kafa karışıklığı olamaz. Meslektaşınızı mesai sonrası kahve içmeye davet edebilirsiniz. Veya güzel bulduğunuzu ve size çekici geldiğini söyleyebilirsiniz. Fakat kadının ilgili olmadığı belli olduktan sonra durulmalı. Eğer orada durmazsanız bu cinsel tacize girer ve kadın da sırf bu nedenle işten ayrılamaz. Kadın diğer çalışanlarla ilişkisini kesemez veya gruptan kendini dışlayamaz bu da tacizciye belli bir güç sağlar.”

Burası Paris’te bir adliye sarayı. Bu kadınların temel amacı ise uğradıkları cinsel tacizi çalışma hukuku konusunda uzmanlaşan temyiz mahkemesinde kanıtlamak.

İfade veren kadın, 10 kişilik bir işyerinin sahibi olan patronu tarafından bir yıl boyunca tacize uğradığını söylüyor. Kadın, depresyon nedeniyle aldığı raporla işte değilken de tacizin devam ettiğini anlatıyor. Patronundan şikayetçi olan kadın, 6 gün sonra işini kaybediyor.

Fransız kadının avukatı ve taciz kurbanlarına yardım eden kuruluş, şikayetçi kadının patronu tarafından iğfal edilirken çekilen kayıtların delil olarak kabul edilmesi için bugün mahkemeyi ikna etmeye çalışıyor.

Avukat Maude Beckers:
“Burada cinsel tacizin direkt kanıtları mevcut. Cinsel taciz genel olarak kapalı kapılar ardında oluyor, bu nedenle direkt kanıt sayısı çok az. Bugün de buradaki amacımız, kurbanın tacizcisinin iğfal anını kaydetmesinin, adil olmayan bir davranış olmadığının tanınmasını sağlamak. Ve kadın bunu kaydederken erkeğin özel veya kişisel yaşam alanına girmiyor. Kadın sadece çok ciddi olan bu gerçeği kanıtlamak istiyor.”

Avrupa Tacizle Mücadele Derneğinden Marilyn Baldeck:
“Bu kurbanlar mahkemeye gidip şikayetçi olmadan önce mağdur olmalarına karşın kendileri suçlanıyor. Bu kadın da patronunun işini elinden almaya çalışan bir manipülatör olarak suçlanmış. Taciz kurbanı kadın, işyerinde durmadan ağlamak gibi herhangi bir duygusal tepki göstermediği için de yaptığı suçlama çok güvenilir görülmemiş.”

Cinsel tacizin yapıldığına dair somut kanıtlar olsa bile davayı kazanmak kolay olmaktan çok uzak. Bunu en iyi bilen de kimliğini saklamak için Lola diye adlandırdığımız bu kadın.

Lola ile cinsel tacize karşı kurulan bir derneğin yardım toplama çalışması sırasında karşılaştık. Lola çalıştığı polis departmanında bir yıl boyunca amirinin tacizine maruz kalmış. Kadın belediye başkanının ofisine şikayet ederek durumu bildirmiş.

Ancak somut delillere karşın kadının amiri ciddi bir ceza almamış. Lola yeniden seçilmek için yarışan belediye başkanının kurumun imajını bozmak istemediğine inanıyor.

Lola:
“Yargı aşamasındaki her saçmalıkla psikolojik durumum giderek kötüleşti. İlk olarak belediye polis karakolunda, her şeyin göründüğü bir günlük kamera kaydıyla birlikte gereğinden fazla belge sunulmasına karşın, vakanın takibi yapılmadan olay kapatıldı. Tacizcim bana ‘porno videolar gönderdiğini ve onunla seks yapmam durumunda silah vereceğini’ söylediğini kabul etmesine karşın, disiplin konseyi onu temize çıkardı. Daha korkunç olanıysa disiplin konseyi oy birliği ile şikayetçi olduğum kişiye yaptırım uygulamama kararı aldı.”

Çaresiz kalan Lola durumu tacizle mücadele derneğine bildirmiş. Derneğin açtığı davada belediye Lola’yı korumamaktan suçlu bulunmuş.

Mahkeme, Lola’ya 15 nin Euro tazminat ödenmesine hükmetmiş. Ancak belediye bu kararı temyiz mahkemesine taşımış.

Adalet sarayındaki duruşma sona erdi. Mahkeme heyeti eylül ayında kararını açıklayacak. Mahkemeye giden cinsel taciz kurbanları için para değil, adaletin sağlanması daha önemli.

euronews:
“Duruşma adalet için mücadelenin ne kadar zor olduğunu hatırlattı mı?”

Taciz kurbanı kadın:
“Evet tabii ki. Bazı sahneleri yeniden yaşadım. Patronumla toplantılarımızı anımsadım ve bunu ne için yaptığımı tekrar hatırladım. İçinde bulunduğum karışıklık, yalnızlık ve tutunacak tek bir kişinin olmadığı küçük bir şirket. İş doktoru da dahil ilgili olan her yere gittim. Yazılı kanıt olup olmadığını sordular. Ancak elimde kanıt yoktu.”

Avukat Maude Beckers::
“Konu cinsel taciz suçlamaları olunca hakimler çok cömert değil, açtığım davalardan şimdiye değin kazandığımız en büyük rakam 15 bin Euro oldu. O da küçük bir odada tecavüz edilen kadına zarar ve faiz dahil ödenmesine karar verilen miktardı. Dolayısıyla tamamen yanlış bir şekilde para için şikayetçi oldukları sanılan kurbanların bunu maddi çıkar için yapmadığı çok açık. Kurbanlar davacı oluyorlar çünkü işverenlerinin mahkum olması çok önemli. Bugün de davacı kadının dediği gibi bu onlar için yaşamsal değerde.”