Son Dakika

Okunan haber:

Avusturya: Aşırı sağın yükselişi


insiders

Avusturya: Aşırı sağın yükselişi

Avusturya’da 2 Ekim’de yenilenmesi beklenen cumhurbaşkanlığı seçimi 4 Aralık’a ertelendi.

Viyana yönetimi erteleme kararına gerekçe olarak oy pusulalarının konulduğu zarflarda tespit edilen bir hatayı gösterdi.

8 Haziran’da düzenlenen ve Yeşiller partisinin desteklediği bağımsız aday Alexander Van der Bellen’in 30 bin oy farkla kazandığı seçim, mektupla kullanılan oyların sayımında usulsüzlük tespit edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti.

Van der Bellen ve aşırı sağcı rakibi Norbert Hofer Aralık’ta yeniden karşı karşıya gelecek.

Siyasi analistler, Avrupa genelinde olduğu gibi Avusturya’daki aşırı sağın da hızla yükseldiğini dile getiriyor.

Euronews muhabiri Hans von der Brelie, Avusturya’da aşırı sağ Avusturya Özgürlük Partisi’ni yani Freiheitliche Partei Österreichs (FPÖ) yakından takip etti.

Insiders: Right wing populism

Richard geçtiğimiz haftalarda hayli yoğun çalıştı ve yapması gereken daha çok iş var.

Kendisi Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaşıyor ve geçimini afiş yapıştırarak kazanıyor.

Ülke, sene başından bu yana sonu gelmeyen bir cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyasının girdabına girmiş durumda.

Avusturyalılar iddialı adayları saf dışı bıraktı. Bunu sosyal demokratlar ya da muhafazakarlar yapmadı. Halk, Yeşiller Partisi’nin desteklediği aday ile aşırı sağcı FPÖ‘nün adayı Norbert Hofer arasında tercih yaptı.

Teknik hatalar, seçimin iptal olmasına neden oldu.

Avusturya’da halk kutuplaştı.

Aralık ayında tekrarlanacak seçimlerde karşımıza ortadan ikiye bölünmüş bir toplum çıkacak.

Yani seçmenin yarısı aşırı sağcı adaya oy verecek ki bu da siyasi deprem anlamına geliyor.

Tüm Avusturya Hofer’in posterleri ile dolu. FPÖ neden bu kadar popüler oldu? euronews ekibi olarak buna yanıt arayacağız.

İlk randevumuz, tarihi Prater Parkı’nda müzisyen Werner Otti ile.

Kendisi sadece popüler bira çadırlarında gitar çalan Otti orkestra grubunun üyesi değil aynı zamanda son 20 yıldır aşırı sağcı FPÖ Partisi’nin düzenlediği organizasyonlarda da sahne alan bir isim.

Werner Otti ayrıca FPÖ‘nün parti şarkısını besteleyen kişi.

Şarkının sözlerinde, ‘Gurur gözyaşları’ ve ‘Anavatan Avusturya’yı sevmekten utanma’ gibi ifadeler var.

Werner Otti, bize FPÖ‘nün nasıl yükselişe geçtiğini anlattı:

“FPÖ‘nün başarılı olmasının en önemli sebeplerinden biri, mülteci meselesi. Çünkü … Annemi düşünüyorum da, 15 çocuk dünyaya getirmiş. Şu anda en düşük emekli maaşı olan 450 Euro para alıyor. Diğer yandan ülkeye gelen göçmenler sosyal hizmetlere hiç para ödemiyor. Hayatı tehlikede olan ve korunmaya muhtaç, İltica talebinde bulunanlardan bahsetmiyorum. Onlara elbette yardımcı olmalıyız. Bu bizim görevimiz. Ancak ekmek kuyruğunun da ötesinde yaşayan Avusturyalılar, sosyal hizmetlerin imkanlarının neden göçmenlere tahsis edildiğini anlamıyor. Daha önce böyle toplu göç meselesi ile karşılaşmamıştık. Mutlu bir şekilde yaşıyorduk, bir anda her şey değişmeye başladı”

Geçtiğimiz yıl, günde ortalama on bin göçmen Avusturya’ya giriş yaptı. Bu da siyasi durumu değiştirdi.

FPÖ‘nün göçmen karşıtı söylemleri, ana akım partiler tarafından da kullanılmaya başlandı.

Dilerseniz Avusturya’nın en büyük gazetelerinden Der Standard’ın genel yayın yönetmeni ile konuşup FPÖ‘nün seçmen kitlesinin kimlerden oluştuğunu ve arkalarında ne kadar güçlü destek bulunduğunu soralım.

Der Standard Genel Yayın Yönetmeni Alexandra Föderl Schmid, elindekini kaybetme korkusu yaşayan insanların FPÖ‘ye yakınlaştığını söylüyor:

“FPÖ genelde gençler tarafından destekleniyor. Bunu bir fenomen olarak gözlemleyebilirsiniz. Aynı zamanda ileri yaştakiler de. Onları buna iten sebep ise her şeyi kaybetmekten korkuyor olmaları. Bu korku genellikle daha az eğitimli ya da düşük seviyede eğitimi bulunanları ilgilendiriyor. Değişimden korkanlar, küreselleşmeden korkanlar, mültecilerden korkanlar ve sığınmacıların ülkemize göç etmesinden korkanlar. Şanslarının giderek azaldığından ve bazı şeyleri kaybetmekten korkanlar”

FPÖ‘nün gençlik kollarında görevli iki genç kadınla konuştuk.

Gudrun 22 yaşında, Marlene ise henüz 18’inde.

Gudrun üniversite öğrencisi Marlene ise liseden yeni mezun oldu.

Kendilerini partinin taşradaki faaliyetlerine adamış durumdalar. Zorlu mahallelerde kapı kapı dolaşarak Eurofobi ile ilgili ön yargılarını paylaşıyor ve endişelerini dile getiriyorlar.

Avrupa Birliğini diktatörlük olarak tanımlayan Gudrun, “Bana göre,Avrupa Birliği, olması gerektiğinden öte bir diktatörlük. Avrupa Birliği, diğer ülkelere neler yapması gerektiğini dikte ediyor. Hatta bu emirleri değiştirmelerine şans bile tanımıyor. Bence böyle olmaz” ifadelerini kullandı.

FPÖ‘nün en genç üyelerinden Marlene ise ülkedeki birçok kişinin göçmenlerden rahatsız olduğunu ancak kendi partisinin bunu açıkça dile getirdiğini söyledi:

“Geçtiğimiz yıllarda iltica meselesi FPÖ için önemli bir konu oldu. Bizim partimiz, bu meseleleri doğrudan konuşuyor”

Şimdilerde Avrupa genelindeki diğer aşırı sağcı partiler, iktidara gelmek için FPÖ‘nün stratejisini kendilerine model olarak alıyor.

Yani ana akım medya ‘taraflı’ olarak tanımlanıyor. Buna ilaveten ‘göçmenler, sosyal refah sistemini tahrip edecek ve bölge halkını iş piyasasından silecek’ deniliyor.

FPÖ ise ‘tüm bunlar referandumla değiştirilmeli’ tezi savunuluyor.

Peki aşırı sağın yükselişi demokrasiye tehdit mi?

Der Standard’ın Yayın Yönetmeni Alexandra Föderl Schmid, tehlike olarak görüyor çünkü ona göre İngiltere’nin peşinden gidilerek Brexit’in bir benzeri, FPÖ tarafından Avusturya’da hayata geçirilmek isteniyor.

Schmid, “En azından demokrasi için tehlikeli. Parti Lideri Heinz-Christian Strache’nin bazı sözleri var. ÖXİT referandumu diyor. Yani Avusturya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılması için halk oylaması çağrısı”

İddialar doğru mu, yanlış mı? İlk ağızdan partinin genel başkanı Heinz-Christian Strache’den teyit alalım.

Karizmatik bir lider, kimileri ona Kaptan diyor.

Bir seçim konuşmasına geldiği sırada kendisine ulaşma şansı yakaladık.

Eğer Hofer cumhurbaşkanı olabilirse erken seçim gündeme gelecek.

Strache da şansöyle olmak istiyor.

Euronews: “Avusturya, Avrupa Birliği’nden ayrılmalı mı?”

Heinz-Christian Strache:

“Hayır, Ben şöyle diyeyim; Biz Avrupa dostu bir partiyiz. Avrupa’nın göbeğinde yaşıyoruz. Bence Juncker ve Schulz emekli edilmeli. Brexit’den onlar sorumlular. Eğer Avrupa projesinin bir geleceğinin olmasını istiyorsanız Avrupa ulus devletler fikrinde diretmelisiniz. Avrupa Birliği, ekonomik işbirliğine indirgenmeli. Ancak her şeyin ötesinde Avrupa, Yahudi ve Hristiyan değerlere bağlı kalarak yaşamalı. Bu değerler korunmalı ve gelecek nesiller için güvence altına alınmalı”

FPÖ, AB üyesi diğer ülkelerin borçlarının devralınmasına şiddetle karşı çıkıyor ve ‘Önce Avusturya’ sloganını kullanıyor.

Cumhurbaşkanı adayından bir kez daha sormak lazım.

Euronews: “Sayın Hofer, Avusturya, Avrupa Birliği’nden ayrılmak için Brexit senaryosunu tekrarlamalı mı? ÖXİT sizin için bir seçenek mi?

Cumhurbaşkanı adayı Norbert Hofer de partinin diğer tüm üyeleri gibi yasadışı göçe olan tepkisini dile getirerek yanıt verdi:

“Ben Avusturya’nın Avrupa Birliği’nden ayrılmasını hata olarak kabul ederim. AB üyesi ve Avrupa’nın merkezinde yer alan Avusturya, Avrupa Birliği’nin gelişimine olumlu yönde katkı sunma mecburiyetindedir. Bence kontrolsüz göç kabul edilemez. Göçle ilgili olarak da sosyal hizmetlerde değişikliğe gidilmeli ve göçmenler, geldikleri ilk günden itibaren sosyal imkanlardan faydalanma imkanına sahip olmamalı. Sosyal refah imkanlarından faydalanmak için önce çalışmalılar. Böylece yanlış özentiler bertaraf edilmiş olur”

İptal edilen son seçimde Yeşiller Partisi’nin adayı yüzde 50.3, Hofer ise 49.7 oranında oy almıştı.

Seçimin tekrarı önce Ekim ayına sonra da Aralık ayına ertelendi.

Kimi analistler, bu defa ibrenin aşırı sağdan yana olacağını belirtiyor.

Euronews muhabiri:

“FPÖ‘nün iktidara gelmesinin Avrupa için ne gibi sonuçları olur? Avusturya demokrasisine nasıl etki eder? Konuyu, Avusturya’nın aşırı sağını takip eden uzman Bernhard Weidinger ile değerlendirelim. Kendisi kimlerin kimlerle görüştüğünü not alıyor. Bu arada Avrupa genelinde tüm aşırı sağ partiler birbiri ile sağlam irtibat halinde”

“İlkesel olarak parti lideri Strache aşırı sağcı ve partiyi yönetenlerin tamamı, Avrupa’daki diğer aşırı sağcılarla yakın ilişki içinde buna ilaveten Neo Nazi’lere çok yakınlar. Parti tüzüğü de aşırı sağ” diyen Weidinger, şöyle devam etti:
“Biz FPÖ‘yü son derece aşırı sağcı parti olarak değerlendiriyoruz. FPÖ‘nün diğer uluslararası aşırı sağ partiler ve gruplarla ilişkisinin bulunmasının da nedenleri var. Bazı FPÖ yöneticileri, aşırı sağ grupların organize ettiği toplantılarda sıklıkla boy gösteriyorlar. Aynı zamanda Avusturya’daki aşırı sağcı yayınlara sponsor oluyorlar. Sistematik olarak tüm sorunların temel nedenini ülkedeki yabancıların, yani göçmenlerin varlığına bağlıyorlar”

Hofer kazanabilecek mi? Avrupa Birliği’nde aşırı sağcı bir cumhurbaşkanı ilk olacak ve böylece Avusturya, Avrupa’da yeni bir çığır açacak mı?

Tüm bunlar Aralık ayında yapılacak seçimde Avusturyalıların karar vereceği bir durum.

Euronews gelişmeleri takip edecek.

Bizi izlemeye devam edin.

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

insiders

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ezeli sorun: Dağlık Karabağ