Son Dakika

Son Dakika

Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin gözü Suriye'de

Okunan haber:

Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin gözü Suriye'de

Metin boyutu Aa Aa

Irak’taki Şii milis gücü Haşdi Şabi Sözcüsü Ahmed el-Esedi’nin ağzından yapılan “Musul operasyonu sonrası Suriye’ye girebiliriz.” açıklaması, uzmanlar tarafından “İran’ın bu gurubu kullanarak Sünni bölgelerdeki alanını genişletme, Telafer’i Suriye ve Lübnan üzerinden Akdeniz’e koridor açmak için bağlantı merkezi yapma çabası” olarak değerlendirildi.

AA muhabirine konuşan siyasi uzman ve stratejistler, Musul operasyonu ile yeniden gündeme gelen Haşdi Şabi güçlerinin bölgede İran’ın stratejisini uygulayan bir yapı haline geldiğini ifade etti.

Fransa merkezli Arap Ülkeleri Gözlemevi Müdürü ve Ortadoğu uzmanı Lübnanlı Antoine Basbous, “Haşdi Şabi, Irak’taki Şii otorite Ayetullah Ali Sistani’nin emriyle kuruldu. Ancak daha sonra Sistani’nin kontrolünden çıkarak Kasım Süleymani öncülüğünde İran Devrim Muhafızları ve Kudüs Ordusu’nun içinde bulunduğu çerçeveye dahil edildi.” dedi.

İran’ın Haşdi Şabi üzerinden “Şii Hilali” planı

2011’de yayımlanan “Arap Tusunamisi” adlı kitabın da yazarı olan Basbous, “Haşdi Şabi tamamen bölgede İran’ın stratejisini uygulayan bir yapı haline dönüştü.” ifadesini kullandı.

Basbous şunları söyledi:
“Tahran, Şii Hilali planını gerçekleştirebilmek için Irak, Suriye ve oradan da Lübnan üzerinden Akdeniz’e ulaşmak için bir koridor açmaya çalışıyor. Irak ve Suriye’ye bağlanma noktası olarak İran, Telafer’i odak haline getirdi. Irak’ın batısındaki Enbar ile kuzeyindeki Ninova kara yollarının kapalı olması da Telafer’in önemini artırıyor. Haşdi Şabi tarafından Musul operasyonuna katılmama kararının benimsenmesi ve birliklerin Musul’un güneyindeki Kayyara kasabasından, Türkmenlerin çoğunlukta olduğu Telafer ilçesini geri almak için harekete geçmesi de bu hedefin başarıya ulaşması için atılan bir adımdır.”

Şii ekseninin genişleme stratejisi

Öte yandan Filistin Beytü’l Hikme Danışmanlık ve Anlaşmazlıkların Çözümü Merkezi Başkanı Ahmed Yusuf da Haşdi Şabi’nin Telafer’e doğru yönelmesi ve Suriye’de savaşa hazır oldukları yönünde açıklamalar yapmasının İran’ın başta Irak ve Suriye olmak üzere Sünni coğrafyadaki yayılma stratejisinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Haşdi Şabi’nin herhangi bir bölgedeki ilerleyişinin “Şii ekseninin genişlemesi” anlamına geldiğini savunan Yusuf, “Haşdi Şabi’nin bölgedeki hareketliliği ve eylemleri konusunda Sünni Müslümanlar arasında derin şüpheler var.” dedi.

“Uluslararası baskı olmadan Haşdi Şabi’nin Sünnilere karşı yapacağı katliamlar engellenemez”
Musul’da Haşdi Şabi güçlerinin gerçekleştirebileceği hak ihlalleri nedeniyle Türkiye’nin izlediği tutum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Filistinli analist, “Haşdi Şabi’nin bölgedeki hareketliliği ve bu milis güçleri tarafından yapılabilecek ihlallere karşı gereken cevabı verebilecek tek Sünni taraf olması hasebiyle Türkiye’yi Musul’daki gelişmeleri yakından takip etmeye sevk etti.” diye konuştu.

Önceki hafta Rutba’da yaşanan Haşdi Şabi saldırılarına işaret eden Yusuf, Şii milislerin burada Sünnilere ait iki camiyi yaktığını ve onlarca evi yağmaladığını hatırlattı. Yusuf, “Haşdi Şabi’nin Rutba örneğinde olduğu gibi Telafer’de de benzeri veya daha fazlasını yapmasına ne engel olabilir?” ifadesini kullandı.

Bazı Haşdi Şabi yöneticilerinin daha önce yaptığı açıklamalardan Telaferde katliam yaşanabileceği tehlikesinin bulunduğuna işaret eden Yusuf, “Uluslararası düzeyde güçlü bir baskı olmadan Haşdi Şabi’nin Sünnilere karşı yapabileceği katliamlar engellenemez. Felluce, Tikrit ve değişik yerlerde insan haklarının çiğnenmesiyle izledikleri yol haritasını aynen takip edecekler.” dedi.

Irak’ta terör örgütü DEAŞ‘ın Haziran 2014’te Musul’u ele geçirmesi, akabinde Enbar ve Tikrit’te de kontrolü sağlamasıyla ülkedeki en büyük Şii dini otorite Ayetullah Ali es-Sistani’nin “cihat” çağrısı üzerine kurulan Haşdi Şabi, İran’a yakınlığı ve Sünnilere karşı mezhepçi yaklaşımıyla biliniyor.

Ürdün Kralı Abdullah Aralık 2004’te, İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin gibi ülkelerde nüfuzunu genişletme politikasının bir tespiti olarak “Şii Hilali” kavramını kullanmış ve “Sünni Arap ülkelerinin Şii Hilali tarafından kuşatıldığı” tespitinde bulunmuştu.