Son Dakika

Okunan haber:

Patricia Espinosa: "İklim değişikliğiyle mücadelede hedeflerimize yaklaşıyoruz"


röportaj

Patricia Espinosa: "İklim değişikliğiyle mücadelede hedeflerimize yaklaşıyoruz"

Patricia Espinosa geçtiğimiz Temmuz ayından bu yana Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Direktörü koltuğunda oturuyor. Dışişleri Bakanı, büyükelçi, uluslararası ilişkilerde 30 yıldan fazla deneyimi var. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında kabul edilen Paris Anlaşması’nın hayata geçirilmesi onun en önemli görevi.

Euronews:
“İklim değişikliğine karşı mücadele konusunda zamana karşı bir yarış mı var?”

Patricia Espinosa, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Direktörü:
“Bu mücadele acil bir eylem gerektiriyor. Ancak bu, sonuçları bir an önce göreceğimiz anlamına gelmiyor. Şu andaki hedefe bakacak olursak bu yüzyılın ikinci yarısında küresel ısınmaya yol açan gazların emisyonunda bir denge olduğunu görürüz. Uzun bir süreçten bahsettiğimizi anlamış bulunuyoruz. Ancak bu değişiklikler acil eyleme geçmezsek ortaya çıkmayacaktır.”

Euronews:
“İklim değişikliğiyle mücadelede küresel bir anlaşma 20 yıl, yürürlüğe girmesi de bir yıldan az bir zaman aldı. Kasım ayının ikinci haftası Marakeş‘teki iklim zirvesi yapılacak. BU, Kyoto Protokolü’ne göre kapsayıcı bir anlaşma. Ülkelere iklim değişikliğiyle mücadelede karar vermeleri konusunda özgürlük veriyor. Bu özgülük iki ucu keskin kılıç değil. Yani söylemek istediğim, bu bir konsensüs oluşturdu ancak şimdi ülkelerin Paris Anlaşması’nda küresel ısınmayla ilgili kabul ettiği 2 santigrat derecelik limite zamanında ulaşmaları nasıl sağlanacak?”

Patricia Espinosa
“Paris Anlaşması, bütün ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede sorumluluklarını kabul ettiği temeli üzerine kuruldu. Aynı zamanda Paris anlaşması ülkelere hedeflerini gözden geçirip yükseltmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bunların azaltılması olasılığı düşünülmüyor.”

Euronews:
“Ancak hedeflere uymayanlara yönelik bir ceza sistemi yok. Eğer bu oranlar düşürülmezse ne olur?”

Patricia Espinosa
“Uluslararası toplumun bir arada yaşamasında kuralların büyük bir bölümü iyi niyet temeli ve uluslararası çevrenin inşası için yönetimlerin ortak çıkarı üzerine kurulu. Bence Paris Anlaşması’nın gücü genel olarak toplumda büyük bir seferberliğin olmasından geliyor. Özel şirketler, bilim adamları bunun içinde. Yani bu yönetimlerin ötesinde bir hareket.”

Euronews:
“Ancak anlaşmanın temeli tarafların gönüllülük esası…”

Patricia Espinosa
“Bu doğru. Bir kez daha bu noktaya vurgu yapmak isterim. İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler alanında Birleşmiş Milletler Şartı gibi bütün bu araçlar uluslararası toplum tarafından uyum içinde bir arada yaşama için geliştirildi, aynı zamanda her ülke bu kuralların gerekli olduğu inancına sahip.”

Euronews:
“Özel olarak konuşacak olursak, en çok çevreyi kirletenler mesela… Amerika Birleşik Devletleri’nde enerji konusunda Obama’nın teklif ettiği yasa 8 Kasım’daki seçime kadar bir çeşit yasal bir boşluk anlamına geliyor.
Senato Cumhuriyetçilerin elinde. Eğer Amerika Birleşik Devletleri hedeflerini yerine getiremezse, hatta Paris Anlaşması’ndan ayrılmaya karar verirse ne olacak?”

Patricia Espinosa
“10 Amerikalıdan 7’si ülkelerinin iklim değişikliğiyle mücadelede aldığı kararları destekliyor. Çok sayıda Amerikalı şirket de bu konuda daha etkili olabilmek eylemlerini gözden geçirdi ve sürdürülebilirlik açısından istikrarı sağlamaya yönelik eylemlerini hayata geçirmeye başladı.”

Euronews:
“Evet ama cevap yönetime bağlı…”

Patricia Espinosa
“Sadece ona bağlı değil, çünkü yönetim halkının önünde cevap vermek zorunda.”

Euronews:
“Taraflardan birinin anlaşmayı terk etmesi söz konusu mu?”

Patricia Espinosa
“Bu olasılık elbette bir ülkenin bağımsız hakkıdır. Her ülke bunu yapabilir. Hatırlarsak Kyoto Protokolü’nde böyle oldu. Ancak benim gördüğüm tam aksi yönde bir hareketin olduğu. Paris anlaşmasına ek olarak bu sene iki anahtar anlaşma imzaladık. Bunlar soruna doğrudan etki eden anlaşmalar. Onlardan biri Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ile yapılan ve havacılık sektöründe emisyon oranlarını azaltmayı taahhüt eden bir anlaşma. Diğeri de Montreal Protokolü çerçevesinde küresel ısınmaya yol açan hidroflorokarbonu ortadan kaldırmayı hedefliyor.”

Euronews:
“Peki Çin konusuna gelirsek. Çin dünyada karbonmonoksit gazını üreten ülke. 2030 yılına kadar emisyonların artacağını ve o tarihten sonra düşmeye başlayacağını söylüyor. Diğer ülkeler 2020 için hedeflerini ortaya koydu. Bu iki durum Paris Anlaşması ile ne kadar uyumlu?

Patricia Espinosa
“Ülkeler arasındaki gerçeklik farklı. Çin’in nüfusuna ve ekonomik yapılanmasına baktığımızda bunun mümkün olabileceğini görebiliriz. Bugün Çin hükumetine ve Çin toplumuna büyük bir minnettarlık var. Çünkü onlar oldukça yoğun karbon ekonomisinden düşük karbon ekonomisine geçiş için büyük çaba harcadı. Çin gibi büyük ve kendine özel yapısı olan bir ülkenin masaya koyduğu hedefler istekli hedefler.”

Euronews:
“Paris Anlaşması konusunda şüpheler var. Özellikle de fosil kaynakların ne zaman terk edileceğinin belli olmaması, yenilenebilir enerjiden bahsedilmemesi, 2020 yılına kadar gelişmiş ülkelerin 100 milyar Dolar’ı nasıl toplayacağının belli olmaması gibi konularda eleştiriler olduğunu görüyoruz. Bir sonraki iklim zirvesi Marakeş‘te olacak. Orada bu sorulara cevap verilecek mi?”

Patricia Espinosa
“Marakeş Konferansı ‘uygulama ve eylem’ bağlığı altında toplanacak. Fonun bir parçası olarak çok özel bir yaklaşım görüyoruz, gelişmiş ülkeler açısından oldukça net bir yaklaşım. Şu anda Marakeş Konferansı’nın ön hazırlık toplantıları yapıldı. Orada hedeflerimize ne kadar çok yaklaştığınızı gördük. Bugün yaptığımız hesaplamalarda 2020 yılı için 94 milyar Dolar’ın hazır olabileceğini öngörebiliyoruz. Paris Anlaşması yenilenebilir enerji konusunda, yeni ve yenilenebilir enerji konusunda anahtar bir rolü ortaya koyuyor. Eğer açık ve net bir şekilde fosil yakıtlar için sübvansiyonların sona ermesi ve düşük karbon ekonomisine doğru bir hareket konusundan bahsedersek bunu görürüz. Bunun anlamı enerji sektöründe bütün ekonomi araçlarını kullanarak yenilenebilir enerjiye doğru adımlar atılmalı ve fosil yakıtlar terk edilmeli.”

Euronews:
“Yani taraflar arasında iyi niyete dayalı bir bildirim yapılmış durumda.”

Patricia Espinosa
“Bu bir anlaşma. Şunu vurgulamak isterim ki Paris Anlaşması’nın yasal bir gücü var, devletler için bağlayıcılığı var. Elbette devletlerin uygulamasını izleyecek bir mahkeme yok. Hepimizin sorumluluğu var, her ülke ilerlemeyi değerlendirmek için diğerini izlemek durumunda. Ancak ısrarla söylüyorum bu yasal olarak bağlayıcı bir anlaşma.”

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

röportaj

James Nachtwey: "Bir fotoğraf savaşın panzehiri olabilir"