Son Dakika

Okunan haber:

Muhalefetten sert bildirge; AK Parti'den sert yanıt


dünya

Muhalefetten sert bildirge; AK Parti'den sert yanıt

Türkiye’deki HDP ve Cumhuriyet gazetesindeki tutuklamalar Cumhuriyetçi Halk Partisi’ni ayağa kaldırdı. CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu programını yarıda keserek Ankara’ya döndü ve Merkez Yönetim Kurulunu (MYK) olağanüstü topladı. Bu toplantı öncesinde Başbakan Binali Yıldırım’a seslenen CHP lideri, “Sayın Binali Yıldırım’a çok açık ve net çağrı yapıyorum. Demokrasiye sahip çıkınız, insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkınız. Cumhuriyet gazetesi ne yaptı, bir yerlere bomba mı yerleştirdi, Cumhuriyet gazetesinin yöneticileri Vakıf yöneticileri FETÖ ile iş birliği mi yaptılar?” dedi.

Daha sonrasında Kılıçdaroğlu’nun tüm milletvekillerini dinlediği ve basına kapalı olarak yapılan toplantıya geçildi. Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl Merkez Yönetim Kurulu (MYK) sonrası ilk açıklamaları yapan isimlerden biriydi:

“Olağanüstü toplantıdaki tek gündem maddemiz, bazı HDP milletvekilleriyle Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin tutuklanmasıydı.” dedi.

Ertesi gün (pazar) CHP Parti Meclisi aynı gündem maddeleriyle olağanüstü toplandı. 6,5 saatlik fikir alış verişinin ertesinde yayımlanan bildirge ile Türkiye’de son dönemde yaşanan gelişmeleri üzüntü ve kaygıyla izleyen tüm yurttaşlara çağrıda bulunuldu. Türkiye’nin “iyi yönetilmediği“nin altı önemle çizildi.

Bildirgede öne çıkan konular şöyle:

Siyasi iktidar Cumhuriyet’ten adeta öç alıyor

“FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan bir savcı tarafından başlatılan Cumhuriyet gazetesine yönelik hukuksuz ve akıl dışı dava bir an önce sona ermelidir. Bu dava, hükümetin yönlendirmesi ve desteğiyle açılan siyasi bir davadır. Siyasi iktidar, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Cumhuriyet ile yaşıt ve basınımızın simgesi olan Cumhuriyet gazetesinden adeta öç almaktadır. Basına yönelik her türlü baskıya son verilmelidir. Düşünce, ifade ve haber alma özgürlüğünün kullanılmasını engelleyen tüm baskılar ortadan kaldırılmalıdır. Tutuklu gazetecilerin tamamı serbest bırakılmalıdır. Darbe girişiminde yer alan, destek veren askeri, siyasi ve bürokratik tüm unsurlar en kısa sürede ortaya çıkartılmalı ve hukuk çerçevesinde yargılanmalıdır. Öte yandan, OHAL kapsamında tutuklanan, görevden uzaklaştırılan ve ihraç edilen tüm yurttaşlarımıza adil yargılanma hakkı tanınmalıdır. İnsan haklarına aykırı muamelede bulunan ve buna meşruiyet katan tüm sorumlular yargı önünde hesap vermelidir.”

Hukuk dışı uygulamaya son verilmeli

İktidarın, TBMM zemininde ve seçimle gelen temsilciler ile yürütülmesi gereken çözüm sürecini, Meclis’i hiçe sayıp doğrudan PKK ile pazarlığa girerek yürüttüğü ileri sürülen bildirgede, şu değerlendirme yapıldı:

“Ülkemizin karşı karşıya getirildiği terör ve şiddet ortamı, parlamentoyu yok sayan bu yöntemin ne kadar yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Aynı hatayı tekrarlayan AKP, bugün de Meclis’teki milletvekillerini tutuklatarak teröre hizmet etmektedir. Hukuki süreçler tamamlanıp hüküm kesinleşmeden milletvekillerinin tutuklanması anayasaya ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarına aykırıdır. Bu hukuk dışı uygulamaya son verilmelidir. Otoriter rejim, yurttaşların ifade, toplantı, örgütlenme ve girişim özgürlüklerini kısıtlamakta, tüm toplum kesimlerini yoğun bir baskı altına almaktadır. Okullara, üniversitelere, emekçilere, kadınlara, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyasına ve yurttaşlarımızın can güvenliğine yönelik tehditler, saldırılar, baskılar derhal son bulmalıdır.”

“FETÖ, PKK ve IŞİD terör örgütlerine yardım ve yataklık eden Saray ve AKP yöneticileri, demokrasimize ve ülkemizin bekasına yönelik en büyük tehdittir.” görüşü savunulan bildirgede, bu tehdidin, yurttaşlara demokratik direnme hakkını da verdiği belirtildi.

Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız

Demokrasiye, birliğe, huzur ve barış ortamına karşı yapılan bu tehdidi önlemek için yapılması gerekenlerin belli olduğuna işaret edilen bildirgede, “Vatanını seven, demokrasiye inanan, temel ve hak ve özgürlükleri savunan her yurttaşımız Cumhuriyetimize yönelen bu büyük tehdidi bertaraf etmek için bir araya gelmelidir. CHP bu yaşamsal özgürlük, demokrasi, birlik ve bağımsızlık hareketinin öncülüğünü yapmaya hazırdır. Hiçbir yurttaşımızın kuşkusu olmasın ki CHP bu mücadelenin bütün gereklerini yerine getirecektir.” denildi.

Ne darbe ne dikta, yaşasın tam demokrasi

Diktatörlük kurma çabalarının, çok geçmeden özgürlük, hukuk ve demokrasi sevdalısı halkın iradesi tarafından yenilgiye uğratılacağı savunulan bildirgede, şunlar kaydedildi:

“Türkiye’yi uçuruma sürükleyenler mutlaka yargıya hesap verecektir. Ne darbe ne dikta, yaşasın tam demokrasi. Güven ve umut, karanlık ve korkuyu yenecektir. Türkiye Cumhuriyeti, daima ileriye gidecektir. Türkiye’yi böldürmeyeceğiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız. Vatansever halkımıza saygıyla duyurulur.”

Sert bildirgeye sert tepkiler

Sert bildirgeye AK Parti hükümetinden tepkiler de gecikmedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Demokrasiye sahip çıkın” çağrısına yanıt veren Başbakan Binali Yıldırım, “Eyyy Kılıçdaroğlu, demokrasiye elbette sahip çıkacağız. Demokrasiye sahip çıkmak teröre sahip çıkmamakla olur” dedi. Biz gece rüyasında görüp sabah meydanlarda üfürenlerden değiliz. Üreterek, 10 yıldır ülkeye birbirinden güzel eserler kazandırdık. Ülkenin her köşesinde bir yandan FETÖ, bir yandan bölücü terör örgütü, diğer yandan DHKP-C, bilimum şer odaklarıyla amansız mücadele ediyoruz. Bu mücadelede her gün yeni başarılar elde ettikçe bazılarının nasırına bastığımızı biliyoruz, ciyak ciyak bağırıyorlar, ses veriyorlar. Ne derseniz deyin, ne yaparsanız yapın, bu ülkede bir terörist kalmayıncaya kadar, bu mücadele devam edecek. İçerideki ve dışarıdaki bütün destekçilerin hevesini kursağında bırakacağız.” yönünde açıklamada bulundu.

Bildirge haksızlıkların en büyüğü

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş da CHP’nin bildirgeyle “büyük bir haksızlık” yaptığını açıkladı.

“Neredeyse ölümün kıyısından dönmüş bir siyasi heyete, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, ‘Bu örgütlerle işbirliği halinde hareket ediyorsunuz.’ demek, haksızlıkların en büyüğü olsa gerek. Eğer 15 Temmuz akşamı bu hain çete mensupları kendi amaçlarına ulaşmış olsalardı, Cumhurbaşkanımız, belki bizler hayatta olmayacaktık ama Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP’li arkadaşlarımız da bilsinler ki onlar da böyle bir bildiriyi yazacak zemini bulamayacaklardı.” diyerek tepkisini ortaya koydu.

Bildirge, CHP tarihi açısından bir utanç vesikası

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da bildirgeye tepki gösteren diğer bir isimdi. Anadolu Ajansı’na demeç veren Turan, CHP’nin, 15 Temmuz sonrasında toplumdan gelen yoğun baskı sonucu Yenikapı’ya katılarak darbe ve terör karşısında tutumunu belirlediğini, ancak sonradan adeta gizli bir el devreye girmişcesine eski söylemine dönüverdiğini ifade etti. CHP’nin Parti Meclis bildirisini “CHP tarihi açısından bir utanç vesikası” olarak niteleyen Grup Başkanvekili, “Önce, ‘Bir milyon mağdur var.’ diyerek FETÖ‘ye selam çakan CHP, Parti Meclisi olarak açıkladığı skandal bildiriyle adeta şimdi terör destekçilerine sahip çıkıyor.“dedi.Teröre sahip çıkan CHP yöneticilerinin ileride büyük bir pişmanlık duyacağını savunan Turan, “Var gücüyle FETÖ, IŞİD ve PKK ile mücadele eden bir hükümeti ve Cumhurbaşkanı’nı terör destekçisi ilan etmek dünyanın neresinde görülmüş? Terör örgütü PKK, şehirlerde hendekler kazarken, insanlarımızı şehit ederken olağanüstü toplanmayan CHP Parti Meclisi’nin, terör suçuyla ilgili HDP’lilerin tutuklanmasından sonra toplanması, CHP siyasetini özetlemektedir. CHP, bu ülkenin ana muhalefet partisi gibi değil, başka bir ülkenin partisi gibi davranmaktadır. CHP’nin, HDP’yi siyasete, Meclise davet etmesi gerekirken HDP’nin terör destekçisi politikalarına sahip çıkması kabul edilemez. Milletin aklıyla alay etmenin anlamı yok.” dedi.

dünya

ABD başkanlık seçimi kampanyalarının en iyi 10 anı