Son Dakika

Okunan haber:

Fidel Castro: Kimilerine göre kahraman, kimilerine göre diktatör


dünya

Fidel Castro: Kimilerine göre kahraman, kimilerine göre diktatör

Kimilerine göre kahraman bir devrimci, kimilerine göreyse baskıcı bir diktatör. Yarım asırdır küresel politikada adından sıkça söz ettiren tanıdık bir simaydı Fidel Castro.

1959’un yılbaşı gecesi sakallı gerillaları ile tüm dünyayı şaşırtan genç avukat Castro, General Batista rejimini devirmiş ve yeni Küba’nın karizmatik yüzü olmuştu.

Zengin bir toprak sahibinin oğlu olan Castro, Amerikalı turistlerin eğlence merkezi Küba’yı kendi iktidarı altında bir adaya dönüştürdü.

Arjantinli Che Guevera ile birlikte Amerika’nın ilk komünist devletini kurdu.

ABD, hemen yanı başında istenmeyen komşusunu tasfiye için çok uğraş verdi. Sürgündeki Kübalılardan1500’ü CIA tarafından silahlandırıldı. ‘‘Domuzlar Körfezi çıkartması’‘ fiyaskoyla sonuçlandı.

Amerika’nın baş düşmanı Sovyetler Birliğinin stratejik müttefiki konumuna gelen Küba, gerçekte kendini savunma amacındaydı.

Kruşçev ve Castro, Küba’ya balistik füze rampaları yerleştirilmesi için gizlice anlaştı. Olayı fark eden Amerika bu rampa fotoğraflarını dünyaya kanıt olarak sundu.

Kennedy, daha fazla füzenin Küba’ya ulaşmasını engelleme amacıyla adaya abluka koydu. Krizin son anda önlenmesiyle Washington geri adım attı, işgalden vazgeçti. Dünya, nükleer savaşın eşiğinden döndü.

30 yıl boyunca Küba, Sovyetler’in Batı dünyasındaki en önemli uydusu oldu.

Fidel Castro Leonid Brejnev’le sık sık birlikte görüntülendi.

Fidel, Sovyet desteği ile Birleşik Devletler’in ardından kıtanın en büyük ikinci ordusunu oluşturdu. Bu ordu Etiyopya, Namibia ve Angola’ya Sovyet yanlısı hükumetlerin desteklenmesi için görevlendirildi.

1980’lerin sonunda Sovyetler Birliği ile imzalanan ticari anlaşmalarla 1960 ve 70’lerde yaşanan sıkıntılı dönem atlatılmış, ülke bir nebze olsun ekonomik refaha kavuşmuştu.

Ancak durum böyle gitmeyecekti. Mikhail Gorbachev, Moskova ile Havana arasında ayrıcalıklı ticari ilişkilere son verdi.

Castro, Komünist modelin öldüğünü kabullenemedi, Küba daha fazla içine kapandı.

Ada ekonomisi keskin bir düşüşe geçerken Kübalılar,verilen vaatler üzerine Amerika rüyası ile ülkeden kaçmaya başladı.

94 yazında 30 binden fazla Kübalı, derme çatma botlarla Florida sahillerine ulaşmayı başardı.

Karanlık geçen 10 yılın ardından Papa II Jean Paul Havana’ya tarihi bir ziyaret gerçekleştirdi.

300 bin Kübalı’nın izlediği konuşmada Papa, ABD’nin bu ülkeye yönelik ambargosunu kınadı.

Papa Castro’dan siyasi mahkumları serbest bırakmasını ve Kübalılara daha fazla özgürlük vermesini istedi.

2001 yılında Castro’nun sağlığında ciddi sorunlar görülmeye başladı. Kameralar önünde ulusa sesleniş konuşması yaptığı sırada konuşmasını yarıda kesmek zorunda kaldı..

Ve görevi devretmeye karar verdi.

2008’de Ulusal Meclis kardeşi Raul’ ü başkan seçerek rejimin sürekliliğini güvenceye aldı.

O tarihten sonra Castro halkın karşısına çok az çıktı. Bunun ilk istisnası, kendisini Castro’nun öğrencisi olarak niteleyen Venezuela Devlet Başkanı Chavez’le görüşmesi oldu.

Kübalı ihtiyar lider son güne kadar devrimci ruhunu muhafaza etse de kuşakların yenilenme süreci rayına oturdu.

‘‘Ömrümün bu kadar uzun olacağını asla düşünmedim. Düşmanın mücadele kararlılığı gösteren rakiplerini ortadan kaldırma kararı verecek kadar aptal olacaklarına da inanmadım. BU eşit olmayan kavgada halkımız direnme yeteneğini kanıtlayabildi.’‘

Dünyada en uzun süre iktidarda kalan üçüncü lider olan Fidel Catro, 25 Kasım 2016’da hayatını kaybetti.

Ölüm haberini, kardeşi Küba Devlet Başkanı Raul Castro dünyaya duyurdu.

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Bir sonraki konu

dünya

Şükran gününde siyaset konuşmak yasak!