Son Dakika

Okunan haber:

Kaostaki Libya ve göçmen dalgaları


insiders

Kaostaki Libya ve göçmen dalgaları

Libya, Kaddafi rejiminin 5 sene önce devrilmesinden beri iç savaş ve teröre teslim olmuş durumda. Bu kaosun yanında ülke, Afrikalı göçmenlerin Avrupa’ya olan zorlu yolculuklarında da son durak. Fakat Libya, ne kıyılarındaki insanlık dramına ne de sığınma kamplarındaki acı olaylara dur diyebiliyor.

“Her cuma, siyah adam avına çıkıyorlar. Bu şekilde insanları sebep olmadan hapse atıyorlar!”

“Bize hayvan diyorlar ve dövüyorlar!”

“Onun tenine bakın. Burada 11 ay geçirdi. Ötekine bakın. Bir erkeğin hayatına bakın.”

“Onlar için alınıp satılan bir mal olduğumuzu anladık. Bizim sırtımızdan para kazanmak istiyorlar.”

Afrika’dan yükselen bu sesler, Libya’daki sığınmacı kamplarındaki duvarlara çarpan binlerce çığlıktan sadece birkaçı.

Ayrıca bu Kuzey Afrika ülkesi göç dalgalarının da odak noktası. 2 bin kilometrelik sahil, 4 bin kilometrelik de kara sınırı ile Libya, resmi rakamlara göre 300 bin sığınmacıyı barındırıyor.

Göçmenler arasında, Libya kıyılarına sadece 300 kilometre mesafede bulunan Avrupa’ya gitmek isteyenler de var.

Ellerindeki yetersiz kaynakla sahil güvenlik güçleri yaşanan dramların önüne geçmeye çalışıyor.

“Ölüyorduk, hepimiz ölmüştük! Herkes ölmüştü! Hayatımızı kurtardığın için sağol Libya!

Trablus kıyılarından sorumlu sahil güvenlik güçleri, 120 kilometrelik bir bölgeyle ilgilenmek için 12 metrelik sadece 6 zodiaca sahip.

Bu botlar ne uzun mesafeli yolculuklara ne de açık denizlere uygun.

Akdeniz’deki Avrupalı teknelerin varlığıysa karşı tarafa geçiş sayısını artıran bir etken:

Sahil Güvenlik Yetkilisi:
“Şu anda göçmenlerin 200-400 deniz mili yerine 10 deniz mili yol kat etmeleri yetiyor. Libya deniz sularından çıkmalarından itibaren onları bekleyen ve Avrupa kıyılarına taşıyacak Sophia operasyonu teknelerine ulaşıyorlar.

“Botlara aşırı sayıda insan yüklüyorlar. Çünkü kısa mesafe gidileceğini planlıyorlar. Sonuç olarak, yola çıktıkları anda 12 mil bile yapmadan botlar batmaya başlıyor. Bu, ölü sayısının artmasının başlıca nedeni.”

Birleşmiş Milletler’e göre bu yıl yaklaşık 4700 gibi rekor sayıda kişi Akdeniz’de hayatını kaybetti.

Valerie Gauriat, euronews:
“Bunlar, Libya kıyılarında yakalanan botlardan geriye kalanlar. Şu anda üretilmelerinin tek nedeni sığınmacı taşımak. Kazanılacak paraysa çok yüksek. Zira ocak ayından beri denizden kurtarılan sığınmacı sayısı 14 bin. Bu sayı geçen yılların dört katı.”

Yasa Dışı Göç ile Mücadele Merkezi ile randevumuz var. Çalışan sayısı kısıtlı. Trablus’taki göçmen trafiği ağlarıyla mücadele edecek takım başka sorunlarla uğraşıyor:

“Birçok elemanımız Sirte’ye gitti. DEAŞ‘a karşı savaşıyorlar. Şu anda müdahalede bulunmamız için elimizde yeterince güç yok.”

“Bak insan kaçakçıları nasıl yapıyor. Bunun içinde 100 kilometre gelmişler.”

Kaddafi’nin devrilmesinin ardından göçmen trafiğinde patlama yaşanmış.

Sığınmacıları kaçırırken yakalananlar, bir yıldan beri işlerin fazlasıyla açıldığını söylüyor.

Zodiac ile her yolculuk en az 16 bin, balıkçı teknesiyle yapılanlar ise 130 bin Euro’ya kadar kazandırabiliyor.

Kaçakçı:
Sophia Operasyonu işimizi fazlasıyla kolaylaştırdı. Zodiaclarla eskiden 17, 20 hatta 24 saat yol yapılırdı. Şimdiyse karşı tarafa yolculuk 4 saate indi.”

Tıpkı sahil güvenlik gibi Yasa Dışı Göç ile Mücadele ekipleri de yeterli kaynağa sahip değil. İçişleri Bakanlığı’nın kasaları bomboş. Maaşlar 3 aydır yatmıyor. Merkezin yönetim sorumlusu her şeyin eksik olduğunu söylüyor:

“Malzemeler, bilgisayarlar, otomobiller, kıyafetler, gece iletişim araçları, talkie walkieler… Tüm bunlar için yardım lazım.”

Uluslararası kamuoyu ise eleştirilerin odağında. Merkezin uluslararası ilişkiler yetkilisine göre uluslararası toplum tek suçlu:

“Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Uluslararası Göç Organizasyonu ve Frontex’in Libya devleti ile imzaladığı mali yardım, lojistik ve teknik alandaki anlaşmalara riayet etmemesi, sorunun daha da büyümesine yol açıyor. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Libya Avrupa’ya gitmek isteyen sığınmacıları bedava durduracak bir polis olmayı reddediyor. Avrupa’nın gizli siyasi hedefi, Libya’yı karanlık bir bölge olarak göstererek yasa dışı tüm göçmenleri toplamak ve Libya vatandaşı yapmak. Bu olmayacak. Çünkü Libya halkı bunu kabul etmeyecek.”

Yasa Dışı Göç ile Mücadele Örgütü’nün yakaladığı göçmenler ülkedeki 22 gözaltı merkezine gönderiliyor. Trablus’ta bunlardan birine haber vermeden gidiyoruz. Sorumluyu bulamıyoruz.
Kapıdaki görevli girmemize izin veriyor.

İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğundaki merkez tıpkı diğerleri gibi milisler tarafından kontrol ediliyor. Farklı gruplara ait bu milisler hem kendi aralarında hem de resmi yetkililerle ülkenin kontrolü için mücadele ediyor.

Lağım kokusundan geçilmeyen bu hangarda yüzden fazla erkek adeta balık istifi edilmiş.

“Buradaki kişilerden bazıları 6, bazıları 10 ay, bazılarıysa 1 yıldır burada.”

“İnsanlar öldü ya da yaralandı. Bazıları hayatlarından oldu.”

“Bir günde sadece bu bardak kadar ya da yarısı kadar yemek yiyorsunuz. Şimdiden tükendi. Kahvaltı yok. Yemek yok. Hiçbir şey yok. Eve gitmek istiyoruz!”

Aralarından çoğu yara bere içinde. Cop ve kurşun izleri. Birçoğu hasta. Haşereler her tarafta. Bazıları, insanların hijyen ve tedavi eksikliğinden dolayı öldüğünü söylüyor:

“Şunun tenine bakın. 11 aydır burada. Eve dönmek istiyoruz. Şu adamın hayatına bakın…”

Kadınlar koğuşuna geçiyoruz. İlk bakışta yaşam şartları daha iyi gibi. Fakat bu ilk intiba uzun sürmüyor:

“Ben hamile bir kadınım. Hiçbir tıbbi bakım almıyorum. Yemek yemiyoruz ve iyi uyuyamıyoruz. Her an üzerimize ateş açılabiliyor!”

“Pirinç pilavı yiyor; süt içmiyor. O henüz 4 aylık. Buradaysa 3 aydır bulunuyor. Onun için hiçbir şey yok. Bebek bezi bile.”

“Bebeğin yediği pilava bakın. Bu 3 günlük bir pilav.”

“Ne ilaç var ne tedavi!”

“Bir bebek 3 gündür hasta!”

Buradaki tüm kadınlar evlerinde ya da sokaktayken kaçırılmış:

“Yolda yürürken kaçırılıyorsun! Sana selam veriyorlar, kaçırıyorlar. Onlar için bir ticaret haline geldik. Onlar için bir mal olduğumuzu anladık. Sırtımızdan zengin oluyorlar. Onlara verdiğimiz paranın yüzde 5’ini bile geri alamıyoruz. Libya’ya bize bağış yapılsın diye gelmedik. Buraya hayat şartlarımızın iyileşmesi için geldik. Bizi kendi topraklarında istemiyorlarsa buraları terk etmemiz için yardım etsinler!”

Tedavi eksikliğinden dolayı bu kadınlardan birçoğu bebeklerini kaybetmiş. Hepsi tehdit edilip dövüldüklerini söylüyor. Sık sık tecavüze uğruyorlar.

“Bunu almak için bizden para isteniyor.”

Valerie Gauriat, euronews:
“Ya paranız yoksa?”

“Paramız olmadığında bizden faydalanıyorlar. Bir oğlum var. Bazen süt istiyor. Buna ihtiyacı var. Ama paran yoksa oyunu oynamak zorundasın. Senden faydalanması için… arkanı dönüyorsun. Senden faydalansın diye! Ben sorumluluk sahibiyim, saklanmıyorum. Gizlenmiyorum çünkü sana eziyet edebilirler.”

“Bizi bırakmayın, gücümüz kalmadı… Etimiz bile yoruldu..”

Gözaltı merkezlerinde haraç gündelik bir uygulama olsa da bazıları bunu delebiliyor. Tıpkı Trablus’un bu mahallesinde olduğu gibi.

Bu sefer müdür bizi kapıda karşılıyor. Bize binaların ne kadar kötü halde olduğunu gösteriyor. Burada kalanların ihtiyaçlarını karşılayacak kaynak yetersizliğinden yakınıyor. Para olmayınca da gıda ürünleri bulunmuyor. İnsani yardımlar çok kısıtlı.

“Bu saçma şeyler için üzgünüz. Ama sivil toplum kuruluşları bazı ülkelerden mali yardım aldıkları halde işlerini yapmıyor.”

Bu, STK’ların bize verdiği. Her 2 ya da 3 ayda bir. Propagandalarını yapmak için geliyorlar, şunlar gibi birkaç çuvalı sınırlı sayıdaki göçmene dağıtırken görüntü kaydediyorlar.”

Burada kalan yaklaşık 50 kişiye kötü davranılmıyor. Başlarındakilerin iyi niyetli olduğunu söylüyorlar. Ama onlar da en kısa zamanda gitmek istiyor.

Bu kadınlar bir fuhuş şebekesinden kurtarılmış. Avrupa’ya gitmek için bindikleri bir teknedeyken göz altına alınmışlar.

“Burada bize çok iyi davranıyorlar. Ama bu yerde kalmaktan yorulduk. Çünkü Nijerya’ya dönmemizi istiyorlar, biz de dönmek için hazırız. Uluslararası Göç Örgütü kalmamız gerektiğini söylüyor. Bu sebeple bekliyoruz. Gitmek için yaptığımız tüm girişimler sonuçsuz kaldı. Aralık’ın sonuna yaklaşıyoruz. Eve gitmek istiyoruz!”

Libyalı yetkililer Mayıs 2015’ten beri ülkelerine geri gönderilen kişi sayısının 8 bin olduğunu belirtiyor. Ama çoğunluk için geri dönüş imkansız.

“Afrika ülkelerinin büyükelçilikleri basit bir nedenden dolayı işbirliğine yanaşmıyor. Öncelikle Libya’da bulunmuyorlar. İkinci olaraksa geri gönderecekleri insanlarla ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çünkü bu insanları bir sorun olarak görüyorlar. Bu yüzden de ülkeyi terk etmeleri onları rahatlatıyor. Libya üzerinde bir yük oluşturduklarını düşünmüyorlar.”

Hapiste olmayanlarsa tehlikenin kol gezdiği bir şehirde yaşam savaşı veriyor. Bu köprü altı Trablus’ta farklı bir üne sahip. Taşeron inşaat şirketleri ihtiyaç duydukları ucuz ya da bedava iş gücünü buradan tedarik ediyor.

“Her gün birileri hayvanlar gibi vuruluyor. Bu adil değil. İnsanları kaçırıyorlar ve binlerce Dinar fidye istiyorlar. Sizi şantiyeye götürüyorlar, ödeme yapmıyorlar. İşini bitirdiğinde çekip gitmeni söylüyorlar. Bu adil değil. Birleşmiş Milletler bize yardım etmeli.”

Hepsinin tek hedefi Avrupa.

“Karşı tarafa geçebilmek, İtalya’ya gidebilmek için buradayız. Her sabah küçük işlerde çalışmak için Araplarla birlikte buraya gelip oturuyoruz. Para biriktirmeye çalışıyoruz. Ama bu şans işi. Bazen bizden çalmak için, bazen bizi satmak için, bazen de hapse atmak için geliyorlar. Serbest kalmak kimilerine 1000, kimilerine 2000 Dinar’a mal oluyor. Ayrıca karşı tarafa geçmek için biraz para biriktirdiğimde denizde de sorun bitmiyor. Bizi alıp hapse atabiliyorlar. Çıkmak için yine ödeme yapmak gerekiyor. Gördüğün gibi, Libya’daki göçmenlere bunları yapıyorlar.”