Son Dakika

Son Dakika

İsveç'te mültecilerin amansız bekleyişi

Mokdad, 2017 Ocak ayında mülakata çağrılmayı bekliyor. Oturumunu almaya hak kazansa bile ailesini buraya getirebilmek için yine beklemek zorunda.

Okunan haber:

İsveç'te mültecilerin amansız bekleyişi

Metin boyutu Aa Aa

İsveç‘in kuzeyinde bulunan kayak merkezi Riksgransen gün ışığının azlığı nedeniyle yalnızca Şubat ayının ortasında hizmet veriyor. Bu sayede oteller 2015 yılı Ekim ayında kapılarını mültecilere açtılar.

İsveç hükumetinin aldığı bu geçici çözümle bir kaç ay içinde ülkeye akın eden 164 bin mülteciye barınak sağlanmış oldu.

Riksgransen, ilk göç dalgasında çoğunlukla Suriye, Afganistan ve Irak’tan gelen 600 mülteciye kapılarını açtı. Stockholm de yoğun göç alan bir şehir olarak hafızalara kazındı.

Geçtiğimiz Ocak ayında, Euronews, Avrupa’da cenneti arayan bir kaç mülteci ile görüşme fırsatı yakalamıştı.

İçlerinden biri de 29 yaşındaki Iraklı Mokdad Ayad Al Jobri’ydi:

“Oradaki şartlar korkunç: ölümler, soykırım, saldırılar. Ama en zoru ailemi ve çocuklarımı geride bırakmak zorunda olduğum andı.”

Bölgedeki bir çok mülteci gibi Mokdad da ilk olarak Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçti ve ardından Avrupa’ya ulaştı. 2015 Ekim ayında İsveç‘e gelen Mokdad’ın geride bıraktığı bir eşi ile 3 ve 5 yaşında iki çocuğu var.

Mokdad, geçtiğimiz yıl Riksgransen’de yer alan otelin mutfağında çalışıyordu ve sığınmacı yasasından faydalanmayı umut ediyordu:

“İlk olarak oturum kartımın çıkmasını beklemeliyim, ardından buraya ailemi getirebileceğim. Çocuklarımı yanıma aldıktan sonra da bir iş bulacağım.”

Bir yılın ardından Mokdad’ın hayatında bir değişiklik olmadı. Mokdad artık kuzeydeki kayak merkezinde kalmıyor. Fagersta isimli bir kentte ikamet ediyor ve onunla görüşmek için bir kez daha İsveç‘teyiz.

Mokdad 2016 Ocak ayından itibaren burada yaşıyor. Suriyeli arkadaşı Samed ise onun çevirmenliğini yapıyor. Mokdad ikinci bir dil konuşamıyor. Geçtiğimiz yıl bir odada 600 kişinin yattığı mülteci kampı artık o kadar dolu değil ama şartlar da çok iyi değil…

euronews: _“Buraya nasıl geldin?”

Mokdad Ayad Al Jobri:

“Otelle yaptığımız iş kontratı kısa süreliydi. sözleşmemizin sona ermesiyle bizi ülkenin başka bir bölümüne gönderdiler. Kyak sezonunun açılmasıyla otele müşteri alımı başladı ve bazıları kuzeye bazıları güneye bir kısmımız ise batıya gittik.”

euronews: _“Buraya gönderildiğin için hayal kırıklığı yaşadın mı?”

Mokdad Ayad Al Jobri ise bu konuda: “Oturum kartım nedeniyle hayal kırıklığı yaşadım, alıp alamayacağımı bilmiyorum. Buradaki merkezde yiyecekler oldukça iyi ve yaşam koşulları da öyle” diye cevap veriyor.

Mokdad Ayad Al Jobri, son aylarda çok şey yaşadığını ama hİç mutlu olmadığını dile getiriyor: “Mutluluk mu? Burada mutlu olacak ne var? Ailem çocuklarım benden uzaktayken… Evet burada güvendeyim ama ailem güvende değilken ne önemi var? “

Oturum kartı olmadığından Mokdad Ayad Al Jobri, dil kurslarından faydalanamıyor. O ve aynı durumdaki arkadaşları günlerini aileleriyle irtibata geçmeye çalışarak ya da gezintiye çıkarak geçiriyorlar.

Peki ama her şey neden bu kadar zaman alıyor?

Arido Degavro sığınmacıların yasal hakları üzerine uzmanlaşmış bir avukat. Degavro, 2015 yılından itibaren sayıları hızla artan mültecilerin ülkeye aynı anda girişinin bu gecikmelerin en büyük sebebi olduğunu belirtiyor.

Mokdad gibi birçok sığınmacı ilk olarak bir avukatla görüştürülüyor ve yasal işlemler ardından başlıyor. Tabi bu durumda nereden göç ettikleri büyük önem taşıyor.

Konuyu avukat Arido Degavro şu sözlerle açıkladı:

“Bağdat’ın durumu biraz karışık, çünkü İsveç şimdilerde Bağdat’ı güvenli alanlar içerisine dahil etti. Ama güvenli değil. Bu durum Bağdat’tan bir dolu rapor veren insan hakları organizasyonları tarafından da onanmadı. Ama bir çok ülke orayı güvenli kabul ediyor.”

İsveç Hükumeti son bir yılda sığınmacı yasalarında bazı sınırlayıcı değişikliklere gitti. Mültecilerin her 3 yılda bir vizelerini yenileme mecburiyeti şart koşuldu ve bazı ülke vatandaşlarına 13 ay gibi bir zaman süre verildi. Bu sığınmacıların kendi vatanlarındaki hayati tehlike riski düşerse geri gönderileceği anlamına geliyor. Bu durumsa kaçak göçmen sayısını her geçen gün artırıyor.

Mokdad, kuzeyde yaşadığı dönemi gülümseyerek anımsıyor ve orada tanıştığı bazı Suriyeli arkadaşlarının oturumlarını aldığını ve aileleriyle İsveç‘e yerleştiğini belirtiyor. Ancak Iraklı mülteciler için durum biraz daha farklı ve meşakkatli…

Mokdad 2017 Ocak ayında mülakata çağrılmayı bekliyor. Oturumunu almaya hak kazansa bile ailesini buraya getirebilmek için yine beklemek zorunda.
İsveç‘ten ayrılmak istemediği için ise bekleme süresi uzuyor. Bu konuda avukat Arido Degavro’nun sözleri ise durumun vahametini özetliyor:

“İsveç‘te mülteciler ile ilgili bir yasa var. Sığınmacılar için, iş bulma kurumlarından genellikle ilk yıl sözleşmeli kontratlar çıkıyor. Bir yılın sonunda işsiz kalabiliyorsunuz. Ama iş bulmanız halinde sığınma talebiniz reddedilse bile çalışma vizesine başvurabiliyorsunuz. Ancak İngilizce veya İsveççe konuşamıyorsanız iş de bulamıyorsunuz. Bu dilleri konuşamayanlar kendilerini amansız bir bekleyişin içinde buluyor.”