Son Dakika

Okunan haber:

Romanya'da hükumet karşıtları sokaklardan çekilmiyor


Romanya

Romanya'da hükumet karşıtları sokaklardan çekilmiyor

Başkent Bükreş başta olmak üzere ülke genelinde devam edem protestolarda 13’inci gün geride kalırken hükumetin geri adım atıp kararnameleri iptal etmesine rağmen vatandaşlar sokaklardan çekilmiyor.

Diğer yandan ilk günlerdeki kalabalık azalıp iki bakan istifa etmiş olsa da eylemcilerin öfkesi dinmiyor:

Eylemciler, beş yıldan az hüküm giyen veya cezası kalanların serbest kalmasını öngören kararnamelerin ülkede yolsuzluğu “yasallaştıracağını” savunuyor.

Bükreş‘te gece boyu devam eden gösteriye katılan bir protestocu, halkın meydanlara katılımının azalmasının çok önemli olmadığını savundu.

Kararnameleri iptal etmenin yeterli olmadığını savunan vatandaşlar, Ocak ayında göreve gelen hükumetin istifa etmesini istiyor:

“Burada kaç kişi olduğumuzun önemi yok. Evlerindeki insanlar da aynı şeyi hissediyor ve bizim bunu değiştirmemiz gerekiyor. İnsanlar her gün yeniden buraya gelecekler”

Sosyal-demokrat Başbakan Sorin Grindeanu ise hükumetin sadece güven oylamasıyla düşeceğini dile getirerek istifa etmeyeceğini söyledi.

Öte yandan hükumete destek veren vatandaşların da sokaklara çıkmaya başladığı belirtiliyor.

Hükumet yanlıları, Grindeanu hükumeti karşıtı protestolara açıktan destek veren Alman kökenli Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis’in istifa etmesini istiyor.

Romanya’daki gösteriler “Balkan Baharı“nı tetikler mi?

Romanya’da, 1989 yılında komünist rejimin yıkılmasının ardından düzenlenen en geniş katılımlı protestoların hükumete geri adım attırması, yolsuzluğun yoğun olduğu bazı diğer bölge ülkelerinde de benzer bir hareketlenmenin olabileceği teorilerini beraberinde getirdi.

Sırbistan medyası, bu yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin adaylarından biri olması beklenen eski Dışişleri Bakanı Vuk Jeremic’in, seçimi kaybetmesinin hemen ardından mevcut hükümeti hırsızlık ve yolsuzlukla suçlayarak
halka sokaklara inme çağrısında bulunacağını ve bunun kanlı çatışmalara neden olabileceğini ileri sürdü.

Sırbistan’da halkı sokağa dökme planlarının “Soros’un satılık adamları” tarafından yapılacağı savunulurken, Jeremic’in “Hillary Clinton’un eski danışmanları ve ABD’li iş adamı George Soros’un satılık adamları” ile Sırbistan’da “Romanya senaryosu” hazırlığı içinde olduğu kaydedildi.

İktidardaki Sırp İlerleme Partisi (SNS) milletvekili Vladimir Djukanovic de ortaya atılan senaryoların gerçekçi olduğunu, Jeremic’i aday göstermesi beklenen demokratların ve onların destekçilerinin uzun zamandır bu senaryonun gerçekleşmesi için çalıştığını ifade etti.

Bulgarlar protesto yorgunu

Benzer teorilerin üretildiği bir diğer ülke ise Romanya ile aynı dertten muzdarip Bulgaristan.

Romanya gibi, yolsuzlukla ve organize suçla mücadele, hukukun üstünlüğü konularında AB’nin sürekli gözetiminde bulunan Bulgaristan’da da halk, hükumet karşıtı protestolar sırasında Rumen halkına destek oldu.

Bulgarlar da Romanya’daki protestoları izlerken, başkent Sofya’da 1997 yılında yaşanılanları anımsadı. O dönem iktidarda olan komünist kökenli Jan Videnov liderliğindeki hükumet, ülkeyi açlık sınırına getirmişti.

Şehir merkezinde toplanan halk, meclis camlarını kırıp içeri girmeye çalışırken emniyet güçleri ile arbede yaşanmıştı.

Videnov’u başbakanlıktan istifaya zorlayan protestoların ardından yapılan değerlendirmelerde, ülkenin o dönemde iç savaşın eşiğinden döndüğü öne sürüldü.

O gergin dönemin üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen halen AB’nin en yoksul ülkesi olan Bulgaristan’da hükumet karşıtı protestolar, ülkenin yakın tarihinin ayrılmaz bir parçası oldu.

Bulgaristan’da 2009-2013 ve 2014-2017 yıllarında iki kez iktidara gelen Boyko Borisov, ilk iktidarı döneminde, aniden artan elektrik faturaları nedeniyle halkın protestolarına maruz kalmıştı. Protestolarda bazı vatandaşların kendilerini yakması üzerine Borisov istifa etmek zorunda kalmıştı.

Borisov’un ikinci kez iktidara gelmesinden önce ülkeyi yöneten Plamen Oreşarski liderliğindeki koalisyon hükümeti de ülkede oligarşi ve mafyanın güçlenmesi nedeniyle aylarca protesto edilmişti.
“Her devletin bir mafyası, Bulgaristan’da ise mafyanın bir devleti var” tanımlaması ile hatırlanan Oreşarski’nin istifasının ardından 2014 yılında yeniden iktidara gelen Borisov, istifa ettiği 2016 yılı kasım ayına kadar Oreşarski’den farklı bir yönetim sergileyemedi.

Yakın tarihte birçok kez hükumet karşıtı protestoların ve istifaların meydana geldiği Bulgaristan, her ne kadar Romanya’dakine benzer bir senaryonun yaşanabileceği ülkelerden biri olarak gösterilse de uzmanlar bu ihtimalin uzak olduğunu düşünüyor.

Bulgar halkının protesto etmekten ve hükumetlerin başarısız yönetimlerinden “yorgun düştüğünü” savunan uzmanlar, halkın 26 Mart’ta yapılacak erken genel seçimin ardından kurulacak hükumetin icraatlarını bekleyeceği görüşünde.

Macaristan’daki protestoları sığınmacı krizi durdurdu

Yolsuzluk sorununun olduğu bir diğer bölge ülkesi ise son dönemde daha çok sığınmacı krizi ile gündeme gelen Macaristan.

Macaristan’da da 2014 yılında ABD’nin Budapeşte Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, ülkedeki Amerikan şirketlerine zarar veren yolsuzluklarla bağlantılı oldukları gerekçesiyle Vergi Dairesi Müdürü Ildiko Vida ve beş üst düzey yetkilinin ABD’ye girişlerinin yasaklandığını duyurdu.

O dönemde halk, ülkedeki yolsuzlukları protesto etmek için farklı şehirlerde geniş katılımlı protestolar düzenledi.

Aynı dönemde, internet kullanımına getirilmek istenen vergiler, iktidar partisine mensup bazı milletvekillerinin lüks yaşam tarzına ilişkin basında yer alan haberler ve hükumetin otoriter girişimleri, özellikle ülkedeki gençlerde büyük tepkiye neden oldu.

Artan tepkiler nedeniyle Başbakan Viktor Orban, internet yasa tasarısının geri çekileceğini açıklamak zorunda kaldı. İnternet yasasının meclisten geri çekilmesine rağmen halk, Orban liderliğindeki hükumetin ülkede özgürlükleri kısıtladığını ve yolsuzluğa bulaşanları önemli makamlara getirdiğini savunarak protestolarına devam etti.

Ekim 2014-Mayıs 2015 döneminde ülke genelinde on binlerce insanın katılımıyla düzenlenen yolsuzluk karşıtı protestolarda, Orban ve hükumete istifa çağrısında bulunuldu.

O dönemde yapılan kamuoyu araştırmalarında, yolsuzluk iddiaları nedeniyle hükumetin yüzde 15 oranında oy kaybettiği belirtildi.

2015 yılında, özellikle Ortadoğu’daki savaşlar nedeniyle Avrupa’ya göç etmek isteyen insanlar nedeniyle ortaya çıkan “sığınmacı krizi” Macaristan’daki iç politikayı da tamamen bu yöne çevirdi.

Macar hükumeti, halkın memnuniyetsizliğini, sığınmacı ve yabancı düşmanlığı politikası izleyerek unutturmaya çalıştı.

Macar hükumetinin izlediği sert sığınmacı karşıtı politika, iç siyasette kendine büyük bir kazanç sağladı.

Ülke genelinden yapılan büyük eylemler nedeniyle kaybedilen yüzde 15 oranındaki oyun, son kamuoyu araştırmalarında yeniden geri kazanıldığı görüldü.

Macaristan’da halen hükumetin sağlık ve eğitim politikasına tepki amacıyla daha küçük çapta eylemler devam ediyor.

Özetle, Romanya’da hükumete geri adım attıran protestolar, Macaristan, Sırbistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde de benzer hareketlenmelerin yaşanabileceğini kamuoyunda tartışmaya açtı.

Tartışmaların sokaklarda kitlesel yansımalarının olup olmayacağını ise önümüzdeki günler belirleyecek.

Dünyanın bir çok noktasında bulunan gazetecilerimiz uluslararası haberleri, yerel bakış açılarıyla sizlere ulaştırıyor. Haberle ilgili daha fazla detaya haberin yazıldığı dilde ulaşın.

Almanya

Almanya 12'inci cumhurbaşkanını seçiyor