Son Dakika

Okunan haber:

Fransa'da "tecavüzcü polis" eski travmaları hatırlattı, yeni isyan meşalesi yaktı


Fransa

Fransa'da "tecavüzcü polis" eski travmaları hatırlattı, yeni isyan meşalesi yaktı

Fransa’nın başkenti Paris’te bir polisin siyahi genç Teo’ya yönelik cinsel saldırı ve ırkçı müdahalede bulunmasıyla başlayan protesto gösterileri akıllara 2005’teki banliyö travmasını getirdi.

“Teo için adalet” isteyen protesto gösterilerinin ivme kazanması Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi yetkilileri kaygılandırırken, siyahi genci hastanede ziyaret eden François Hollande eylemcileri yatıştırmak için birlik ve barış mesajları verdi.

Fransa’nın 2005 banliyö travması

  • 2005’te yine Paris banliyösünde, iki siyahi genç, polis kontrolünden kaçmaya çalışırken yüksek gerilim trafosuna sığınınca elektrik çarpmasıyla hayatını kaybetti.

  • Polisin yabancı kökenlilere yönelik bu tavrını protesto eden halk sokaklara döküldü, eylemlerde 300 bina ve 10 bin araç ateşe verildi. *** Polis ve banliyölerdeki gençler arasında çıkan çatışmalar üç hafta sürdü, yüzlerce kişi yaralandı.
  • Dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ise 8 Kasım 2005’te olağanüstü hal (OHAL) ilan etti.

Sosyologlar yabancı kökenli Fransız vatandaşı gençlerin taşkın tavırlarını “işsizlik ve topluma entegre olmakta zorluk” şeklinde yorumluyor.

Fakat polisin cinsel istismara varan ırkçı tavırlarına açıklama getirmekte güçlük çekiyor:

Sosyolog Sébatsien Roche: “Eşitlik istiyorlar. Burada yaşanan sorun sadece polis problemi değil, sadece işini yapmayan bir polisten kaynaklanmıyor. Polis karşısında eşit olunduğunu gösteren bir sosyal politikanın olmamasından kaynaklanıyor.”

Fransa’da doğan bu çocukların şikayeti, her hangi bir suç işlemeseler de dış görünüşlerine göre kimlik kontrolünden ve aramadan geçirilmeleri. (Contrôle au faciès uygulaması)

“Bu normal değil. Büyük bir hayal kırıklığı. Polisle adeta savaş başladı. Ellerinize kelepçe vurduktan sonra arabaya bindirdiklerinde her türlü hakareti ediyorlar. “Pis Arap, pis zenci” her şeye hakları var sanıyorlar.”

“Sürekli hakarete uğruyoruz, kontrolden geçiriliyoruz. Emin olun ten rengim başka olsaydı bu mahalledeki hayatım daha farklı olurdu.”

“Her zaman olduğu gibi aynı imaj veriliyor. Kendilerini duyurmak için her şeyi yakıp yıkan banliyö gençleri. Maalesef bu imajı yansıtıyoruz.”

Olaylarla hiç bir alakası olmayanlarsa banliyö gençlerinin imajından dolayı mağdur ediliyor:

“Toplumdan dışlandıkları için hırçınlaşan” ve adalet isteyen bir gençlikle, “sorunlu ve tehlikeli” mahallelere girdiklerinde savaş kurallarının geçerli olduğuna inanan polis memurları…

Başbakan Bernard Cazeneuve ile görüşen ırkçılıkla mücadele kuruluşları ise hükümetin “durumun ciddiyetini kavrayamadığını ve polisin şiddet içeren ırkçı tutumunu görmezden geldiğini” savunuyor.