Son Dakika

Okunan haber:

AB'yi nasıl bir gelecek bekliyor? Yolun sonu mu yoksa değişim zamanı mı?


Küresel Tartışmalar

AB'yi nasıl bir gelecek bekliyor? Yolun sonu mu yoksa değişim zamanı mı?

Roma Anlaşması’nın yıldönümünde Avrupa Birliği’nin geleceği tartışılıyor. Masadaki en güçlü seçenek farklı entegrasyon seviyelerine sahip bir birlik. Isabelle Kumar birliğin önemli isimlerine “Avrupa Birliği hangi noktada?” sorusunu yöneltti.

Bu soru birlik üyesi ülkelerin sokaktaki vatandaşlarına sorulduğunda cevaplar birliğin farklı anlamlar ifade ettiğini ortaya koydu:

“Avrupa Birliği projesinin işlemesi için barışçıl bir geleceğe ihtiyacımız var.”

“Sınırlardan kurtulup birlikte yaşayalım ve birbirimizi anlayabilelim.”

“Bu da bir cennet değil. Birçok sorun var, örneğin mülteci problemi.”

“Nisbeten genç biri olarak diyebilirim ki, Benim için en büyük avantaj seyahat özgürlüğü”

“Ülkeler arasında birlik ve dostluk demek. Birlikte bir millet gibiyiz. Bu çok güzel bir şey.”

“Milliyetçiliğin geliştiğini aşırı sağ partilerin etkisini arttırdığını görüyoruz ve bu beni korkutuyor.”

euronews, Isabelle Kumar:
“Memnuniyetsizlik ve ayrılık fikri Avrupa Birliği için yeni söylemler değil. Fakat bu sefer farklı olarak AB liderleri bu durumu değiştirecek planları olduğunu düşünüyor ve bu liderler birkaç gün içinde bu planlarını tartışacaklar.

Birlik çok dillendirilen bir hedef. İronik bir şekilde Avrupa Birliği’nde daha güçlü bir birlik çağrısı yapılan Roma Anlaşması’nın 60. yıl törenleri birliğin hiç olmadığı kadar çatırdadığı günlerde yapılacak.

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu birçok krizi gözönüne alan Avrupa Komisyonu birliğin geleceği için 5 öneri getiriyor. Komisyon önerisi farklı seviyelerde bir entegrasyon öngörüyor. Ekonomik temellerle sınırlı olanından farklılıklarını koruyarak tümüyle entegre olmuş toplumlara kadar farklı işleyiş modelleri.

İstesek de istemesek de Avrupalı bürokratlar AB’nin geleceğinde önemli, bir rol oynayacaklar.

Avrupalı vekillerle bu değişime bakışlarını anlamak üzere görüşmek için Avrupa Parlamentosu’ndayız.

Siyasi yelpazenin karşı taraflarında bulunan ve Avrupa’nın geleceğine şekil veren iki kişiyle başlıyoruz. Avrupa Birliği fikrine şüpheyle yaklaşan Euroseptik olarak nitelediğimiz ve Brexit referandumu öncesindeki kampanyasıyla başarılı olan Nigel Farage ve Avrupa projesinin savunucularından ve Brexit müzakerelerine parlamento tarafında katılacak olan Liberal Demokrat Birlik lideri Guy Verhofstadt.”

euronews:

“Federalizm fikrinin en güçlü savunucularından birisiniz, peki gelinen noktada Birleşik Avrupa fikrinin öldüğünü ve cenazesinin de Roma’daki törenlerde yapılacağını söyleyenlere ne diyorsunuz?”

Guy Verhofstadt:

“Kesinlikle bu yönde hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum yoksa bu kazanımları koruyamayız. Bu yalnızca Roma anlaşmasını anmak için değil, birleşik Avrupa fikrini ortaya koyan büyük isimleri hatırlamak için de bir fırsat. Siyasi, ekonomik birlik, savunma birliği fikirlerini ve bu bizim gelecek on yıllar için tam da ihtiyaç duyduğumuz şey.”

euronews:

“Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker 5 öneri ortaya koydu: Sanki farklı seviyede entegrasyonlar fikri kabul görüyor gibi?”

Verhofstadt:

“Doğrusunu söyleyecek olursak bu farklı seviyede entegrasyona bugün zaten sahibiz.”

euronews:

“Peki yürümüyor mu?”

Verhofstadt:

“Yürümeyecekti. Her halükarda öncülük eden bir grup olacaktır. Aşağı yukarı 20 ülke belki daha fazlası 25 ülke, bir yönde hareket edecek ve bir bölümü de bunlara sonradan katılacak, bu da bir seçenek.”

euronews:

“Sizin yaklaşımınıza katılmayan ülkelerin dışarıda kalmasını mı teklif edeceksiniz?”

Verhofstadt:

“Ben tam tersini görüyorum. Brexit referandumundan sonra ülkelerin çoğunda daha fazla kişi Avrupa Birliği’nden yana.”

euronews:

“Savunma konusuna gelirsek. Avrupa’nın geleceğini düşündüğünüzde Avrupa ordusu fikrini savunuyor musunuz? Bu nasıl işleyebilir?”

Verhofstadt:

“Evet mesela Suriye’de yaşananlara bakın, ne yaptık Suriye’de? Hiçbir şey. Fakat tüm olumsuz sonuçlarını ise yaşıyoruz. Bence artık bunun için organize olmamızın vakti geldi.”

euronews:

“Bana Euroseptik politikacılarla üzerinde mutabık olduğunuz 3 şeyi söyleyebilir misiniz?”

Verhofstadt:

“Mülteci krizini yönetemediğimizi söylediklerinde onlara katılıyorum. Ekonomik krize dönük çabaların olumlu sonuç vermediğini söylediklerinde onlara katılıyorum ve AB’nin çok bürokratik şekilde işlediğini söylediklerinde de onlara katılıyorum fakat bunların çözümünün eskiye dönmek ve eski tarzda işleyerek bize 20. yüzyılın trajedilerini yaşatan yönetim şekillerine dönmek olduğunu düşünmüyorum.”

euronews:

“Avrupa entegrasyonuna bakarak 0 ile 5 arasında bir not vermenizi istesem, ne olurdu?”

Verhofstadt:

“Beni ortaya koyabilirsiniz sorun değil.”

euronews:

“Sıradaki konuğumuz Brexit fikrinin bayraktarlarından Nigel Farage. Sayın Farage, Avrupa artık geri dönüşü olmayan bir yola mı girdi?”

Nigel Farage:

“Ben çok önce bu fikri edindim. Siz de Avrupa’nın yüzyüze olduğu krizlere bir bakın. Öncelikle Brexit belki de AB’nin bugüne kadar gördüğü en kötü şey. İkinci olarak Türkiye ile olan ilişkilerin kötüye gitmesi gelecek yaz yeniden büyük bir sığınmacı sorununun gündemimizde olacağını gösteriyor. Diğer yandan Temmuz ayında Yunanistan’ın geri ödeme zamanı gelen borçları da var. İtalyan bankalarıyla ilgili endişeler de büyüyor. Bir de Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri için perde arkasında yürüyen kampanyalar var. Bence açıkça görülen şu: Ulus devtlere doğru bir gidiş var. Bu halkların Avrupa’da işbirliği istemediği anlamına gelmiyor bunu çok istiyorlar fakat böyle merkezi bir hükümet şeklinde değil.”

euronews:

“Savunma işbirliği yeniden masada. Siz karşı çıkıyordunuz. Bir Avrupa ordusu fikri sizi endişelendiriyor mu?”

Farage:

“Evet.”

euronews:

“Şimdi İngiltere de birliğin dışına gidiyor, bu sizce kaçınılmaz bir sonuç muydu?”

Farage:

“Bence ilginç olan Trump’ın kazanmasının Sayın Verhofstadt ve Sayın Juncker tarafından kullanılma şekliydi. Diyorlar ki, ‘‘Amerikalılar da Avrupa’yı terkediyor demek ki bir Avrupa ordusu kurmamız gerekiyor. Hatta nükleer silahlar olsun da istiyorlar. Aslında Sayın Trump Avrupa’dan çekilmeyi kesinlikle istemiyor. Yalnızca NATO’daki ortakların üzerlerine düşen payı ödemelerini istiyor. Ben Avrupa ordusunun kendi dış politikasıyla birlikte geliştiğini görrmek isterdim. Nükleer silahlar ise tabii ki potansiyel olarak çok tehlikeli.”

euronews:

“Neden?”

Farage:

“Çünkü Avrupa Birliği’nin genişlemek istediğini biliyoruz. Ve tarih de bize doğuya doğru genişleme isteğinin sorunlar getirdiğini gösteriyor. Burada Putin’in Rusya’sıyla bir çakışma oluyor. Bence bu kurumlardaki bu insanlar daha fazla güce sahip olurlarsa bunu kullanmak isteyeceklerdir.”

euronews:

“Brexit artık çok güçlü bir seçenek. Siz Avrupa Birlği’nde güçlü bir oranda küçülme görüyor musunuz?”

Farage:

“Avrupa Birliği’nin şu ana kadar olan tavrı bana Brexit için böyle düşündüklerini gösteriyor. Başka bir ülkenin ayrılmayacağını sanıyorlar fakat bence yanılıyorlar. Yönetim şekillerini korumaya çalışacaklar. Frexit’in bu yıl olacağını söylemiyorum fakat Fransa’nın da 3-4 yıl içinde birlikten ayrılacağına kesin bir şekilde inanıyorum.”

euronews:

“Son olarak, Avrupa entegrasyonuna bakarak 0 ile 5 arasında bir not vermenizi istesem, kendinizi nerede konumlandırırdınız? “

Farage

“Entegrasyon anlamında 0 iş birliği yönünden ise 5.”

euronews:

“Brexit’ten en çok da gençler etkilenecek, sonuçlarını onlar yaşayacak. Yeşiller grubundan Ska Keller, genç, dinamik ve dünyayı değiştirme yönünde gayretli bir isim. Biz önce Avrupa ile başlayalım.

Ska Skeller, katıldığınız için çok teşekkürler. Avrupa’nın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Özellikle de gençlerin Avrupa birliğine şüpheyle yaklaşan popülist politikacıların arkasında giderek daha çok yer aldığını düşünürsek.”

Ska Keller

“Ben aslında tam tersini görüyorum. Bence insanlar özellikle de gençler Avrupa entegrasyonunun, birlikteliğinin kendilerine neler sağladığını görüyor. Bu bir lütuf değil, korumaları gerekiyor ve bu şimdi farkediliyor.”

euronews:

“Sığınmacılar konusuna yürekten yakın ilgi gösterdiğinizi biliyorum. Peki farklı entegrasyon seviyeleri olacak bir Avrupa’da bu krize insani bir çözüm bulunabileceğini düşünüyor musunuz?”

Keller:

“Ben çok zamanlı Avrupa fikrinin güçlü bir savunucusu değilim çünkü bazı bölge ya da ülkeleri geride ve yalnız bırakma riski taşıyor. Her zaman tüm birliğin birlikte ilerlemesini hedeflemeliyiz. Bazı konuları üye ülkeler ancak birlikte çözebilir. Mesela sığınmacı paylaşımı konusunu düşünüyorum. Bazıları kabul edip bazıları geri duruyor olabilir fakat bir çözüm bulacağız ve daha çok sığınmacıyı yerleştireceğiz.”

euronews:

“Hızlıca ticaret konusuna da değinelim. Siz AB ile Kanada’nın ticaret işbirliğine karşıydınız. Şimdi bunu AB’nin geleceği için önemli mi görüyorsunuz?”

Keller:

CETA’yı gelecek ticaret anlaşmaları yönünden ideal bir anlaşma gibi görmüyorum. CETA’nın sorunlu çok noktası var. Yatırımcılar için ayrıcalıklı bir yargı sistemi öngörüyor. Yatırımcılar bir devlet tarafından mağdur edildiklerinde bunu yargıya taşıyabiliyorlar fakat ben bireysel olarak bir şirket tarafından hakkım yendiğinde bunu o yargıya taşıyamıyorum. Ticaret olmasını tabii ki isterim fakat bu adil şekilde, dünyamıza zarar vermeden, halihazırdaki haklarımızı geri götürerek değil, hak ve standardlarımızı yükseltecek şekilde yapılmalı.”

euronews:

“Gezegenimize dikkat çektiniz. Ancak Avrupa’nın yüz yüze olduğu krizler sebebiyle gündemde olması gerekenden daha geri planda ele alındığını düşünüyor musunuz?”

Keller:

“İklim değişiminin doğrudan sonuçlarını yaşayan ilk nesiliz. Ayrıca bu konuda bir şeyler yapabilecek de son nesiliz. Eğer hata yaparsak gelecekte büyük bir felaketle karşılaşacağız. Öyleyse hala imkanımız varken bir şeyler yapmamız gerekiyor.”

euronews:

“Son olarak Avrupa entegrasyonuna bakarak gelecekteki Avrupa’ya 0 ile 5 arasında nasıl bir not verirdiniz?”

Keller:

“Ben 4 verirdim ama tabii bir çok soru işaretiyle birlikte.”

euronews:

Bir sonraki konuğumuz Avrupa siyasetinin demirbaş isimlerinden Viviane Reding. Güçlü Halk Partisi bloğu üyelerinden ve geleneksel Avrupa değerlerinin savunucusu olarak biliniyor.

Viviane Reding, masaya Avrupa’daki krizlere karşı konulan 5 öneri hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Viviane Reding:

“Öncelikle bunlar bir krize karşı değil. Biz 60 yıl boyunca duvarları yıkmaya, köprüler kurmaya gayret ettik. Bence bu insanlık için bir örnekti ve bu lşekilde devam etmeliyiz. şimdi masada farklı senaryolar olduğu görülüyor. Benim senaryom da çok açık: Devam etmeli ve gelecek nesillere bir federal Avrupa taşımalıyız.”

euronews:

“Peki bu şekilde ekonomik krizi nasıl aşacaksınız. Herkes sizinle birlikte hareket etmeyecek.”

Reding:

“Avrupa dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ve geçici bir krizle karşı karşıyayız. Başkaları da kriz içerisinde ve bunu nasıl aşacağımız geçici bir sorun. Çözmemiz gereken kısa vadeli sorunlar bulunuyor.”

euronews:

“Siz Euro’nun geleceğini iyi görüyor musunuz?”

Reding

“Kesinlikle… Bir Euro krizi olacağını da düşünmüüyorum. Euro dünyadaki en büyük ikinci para birimi ve rezerv aracı. Ayrılmak isteyen ülkeler bırakalım ayrılsınlar. Ben onları içeride tutma taraftarlarından değilim. Bence asıl kriz bazı ülkelerin milli devlet politikalarını berbat bir şekilde izlemeleri.”

euronews:

“Adalet ve temel haklar konusuyla ilgilendiğinizi biliyorum fakat bu haklar Avrupa’nın bazı bölgelerinde darbe görüyor.”

Reding:

“Bu ülkeler için biz milyanlarca Euro harcadık. Fakat dayanışma dediğiniz her zaman tek taraflı olamaz.”

euronews:

“Hangi ülkeler?”

Reding:

“Size Polonya diyemem ya da Cumhurbaşkanı Orban da diyemem çünkü onların halklarının aynı şekilde düşündüklerini sanmıyorum. Bu ülkeler ellerini bir şeyler almak için açıyor fakat bir şeyi geri vermeyeyse yanaşmıyorlar. Bunun değişmesi gerek.”

euronews:

“Son olarak geleceğin Avrupasına bakıp 0 ile 5 arasında bir not verecek olsanız, sizin gelecekte gördüğünüz Avrupa entegrasyon yönünden ne noktada olur?”

Reding:

“Ben Avrupa’nın geleceğine 4 buçuk veririm çünkü hiç kimse mükemmel olamaz fakat biz buna ulaşmak için çalışıyoruz.”

euronews:

“Brexit ve Trump sonrasında milliyetçi politikacıların beklentileri daha da yükseldi. bunlardan biri de Cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanan Fransız Ulusal Cephe. Konuğumuz onların parlamenterlerinden Nicolas Bay.

Göç açıkçası sizin için çok önemli bir konu. AB de bu konuda zorluk yaşıyor. Siz nasıl görüyorsunuz?”

Nicolas Bay

“Kitlesel bir göçle karşı karşıyayız ve Brüksel’deki bürokratlar tarafından bunu seyahat özgürlüğü çerçevesinde ele almamız isteniyor. Schengen tam bir başarısızlık. Schengen halkları tehlikeye atıyor ve sınırlarımızın acilen koruma altına alınması gerekiyor.

Onlar yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca var oldular ve yeniden inşa etmememiz için de hiçbir sebep bulunmuyor.”

euronews:

“Peki göç sorununu nasıl çözeceksiniz? Tümüyle önleyerek mi?”

Bay:

“Göçü yalnızca azaltmak değil hatta yönünü tersine çevirmek gerekiyor. Kaçak göçmenleri ya da oturum süreleri sona eren yasal göçmenleri geldikleri ülkeye geri göndermeyi düzenlememiz gerekiyor.”

euronews:

“Ulusal Cephe Euro bölgesinden çıkılması gerektiğini savunuyor. Oysa Fransızların çoğunluğu para birliğini terk etmeye karşı çıkıyor.”

Bay:

“Bugün görülüyor ki Euro, bölge ülkelerinin birçoğunun aksine Almanya’nın çıkarlarına hizmet ediyor. Öyleyse üzerinde düşünmeli ve sistemi çıkarlarımıza uygun hale getirmeliyiz. Milli paraya dönmeli ve bir değişim aracı olarak da değeri milli paralardan müteşekkil ortak para birimini korumalıyız ki her ülke kendi ekonomik şartlarına uygun milli parasına sahip olsun.”

euronews:

“Avrupa Birliği içerisinde aşırı sağın yükseldiğini görüyoruz. Siz bu akımlar arasında bir mini AB ya da güçlü bir işbirliği olacağını düşünüyor musunuz?”

Bay:

“Bence aşırı sağ diye bir şey yok. Vatanseverler var ve bugün de her ülkede vatanseverlerin yükselişini görüyoruz. Strasbourg’da parlamentoda 10 farklı milletten oluşan bir grubumuz mevcut.

Hiçbir aşırı özelliğimiz yok. Bu sağ sol ayrımının da artık eskide kaldığını düşünüyoruz. Biz Avrupa Biriği kurucu anlaşmalarının yeniden görüşülmesi gerektiğini savunuyoruz. Eğer bu mümkün olmayacaksa da Sayın Cameron ile Sayın Juncker’de olduğu gibi bir duvara çarpacak olursak da Avrupa’nın daha sonra farklı şekilde kurulabilmesi için Fransızlara Frexit’i öneriyoruz.”

euronews:

“Peki bir Avrupa Birliği düşleseniz entegrasyon yönünden 0 ile 5 arasında nereye konumlandırırsınız?

Bay:

“Sıfır entegrasyon fakat gerçekçi bir işbirliği politikası.”

euronews:

“Popülist politikacılar iletişimin en iyileri olarak görülür. Oysa ki Avrupa Birliği genelde bu noktada başarısız olarak nitelendirilir. Bu ve diğer konuları Avrupa Parlamentosu’nun parlayan isimlerinden eski gazeteci Tanja Fajon ile görüştük.

Yakında Avrupa Birliği’nin geleceği için hayati önemde toplantılar yapılacak. Avrupa Komisyonu başkanı masaya bazı öneriler getirdi. Bunlar geleceğe dönük iyi hesaplanmış planlar ortaya koyuyor mu?”

Tanja Fajon:

“Şunu söylemeliyim ki komisyon boş bir kağıtla geldiğinde hayal kırıklığına uğramıştım. Belirsizliğe yol açan 5 farklı senaryodansa daha açık yön gösteren ifadeler bekliyordum. Şimdi bunu halka anlatsak bana ‘biz birliğin ikinci sınıfı mı yoksa üçüncü sınıfı mıyız diye soracaklar.”

euronews:

“Yani küçük bir ülke olarak bu çok zamanlı işleyişe geçilirse dışlanmış ve sesi duyulmayan bir ülke durumuna düşeceğinizi mi düşünüyorsunuz?

Fajon:

“Demek istediğim küçük bir ülkeden gelmek çok tehlikeli. Kendimizi diğerlerinin ardında yürüyor gibi hissedebiliriz.”

euronews:

“Roma Anlaşması yıldönümü törenleri çok yakında. Bu zirvenin sonunda liderlerin nasıl bir aile fotoğrafı vermelerini bekliyorsunuz?”

Fajon:

“Ben halklara güçlü parlak mesajlar verilebileceğini ve güzel bir aile fotoğrafı ortaya çıkacağını umuyorum.”

euronews:

“Avrupa ve Avrupa Birliği’nin bir imaj sorunu olduğu açık. Kurumlar erişilmez olarak görülüyor. Sizce bu doğruyu yansıtan bir yaklaşım mı?

Fajon:

“Halklar şüphesiz kendilerini politikacılara olduğundan daha da uzak hissediyorlar. Bu projeyi halka taşıdığımız bu zamanda aslında anlatılacak çok fazla olumlu nokta da var. Bugün 50-60 yıl önceki Avrupa’ya göre büyük gelişmeler olduğunu görüyoruz. Medyada bu olumlu gelişmeleri de anlatmalıyız.”

euronews:

“Son olarak Avrupa entegrasyonunu 0 ile 5 arasında değerlendirmenizi istesem, gelecekteki ideal Avrupanızı kaçla notlandırırsınız?”

Fajon:

“4 diyebilirim belki ve gerektiğinde de olabildiğince işbirliği yapılmalı.”

Avrupa Birliği kuruluşundan bugüne hiç olmadığı kadar geniş bir yelpazede ve çeşitli olasılıklar değerlendirilerek tartışılıyor. Masadaki tüm önerilere, fikirlere rağmen birliğin geleceğini öngörmek çok zor. Roma Anlaşması’nın yıldönümü için toplanan AB liderleri de şüphesiz bir değişimin kaçınılmaz olduğunun farkında. Bu artık bir seçenek olmaktan çok varolma şartı konumunda.

Küresel Tartışmalar

AP'nin yeni başkanı Tajani: "Kimse bir Avrupa ülkesine Nazi ülkesi diyemez"