Son Dakika

Arakanlı Müslümanların çilesi Bangladeş'de de sürüyor

Birleşmiş Milletler’in üst düzey görevlileri Myanmar’daki Arakanlı Müslüman azınlığın insanlığa karşı işlenen suçların potansiyel kurbanı olduğunu belirtiyor Günümüzde 500 bin Arakanlı mülteci Banglad

Okunan haber:

Arakanlı Müslümanların çilesi Bangladeş'de de sürüyor

Metin boyutu Aa Aa

Birleşmiş Milletler’in üst düzey görevlileri Myanmar’daki Arakanlı Müslüman azınlığın insanlığa karşı işlenen suçların potansiyel kurbanı olduğunu belirtiyor

Günümüzde 500 bin Arakanlı mülteci Bangladeş‘te yaşıyor. Bir askeri noktaya yapılan saldırının ardından başlatılan operasyonlar nedeniyle Ekim ayından bu yana 74 bin kişi ülkeyi terketti

Kutupalong Güneydoğu Bangladeş‘teki en büyük mülteci kampı. Resmi kampla, arakanlıların kendi imkanlarıyla kurdukları kamp yan yana. Bu resmi olmayan kampta 66 binden fazla mülteci statüsü verilmeyen kağıtsız Arakanlı yaşıyor. Ülkedeki Arakanlıların çoğunluğu bu durumda.

Zannat bunlardan biri. Kampa 3 ay önce gelen Zannat 15 yaşında. 13 yaşında evlenen Zannat bize hamileyken Myanmarlı askerler tarafından tecavüze uğradığını söylüyor:

“Askerler evimize gelip kocamı aldılar. O gece tekrar gelip beni bir çalılığa götürdüler ve altı yedi asker bana tecavüz etti. Askerler bir sürü insanı öldürdüğü için çok kötü hissediyorum. Bir sürü Müslümanın gözlerimizin önünde işkenceye uğraması öldürülmesi beni kahrediyor.”

Birçoğunun hikayesi onunkine benziyor.

Bangladeş, Arakanlıların ülkede geçici olarak kalacağını tahmin ediyordu ama on yıllardır burada yaşıyorlar. Geçen yıl Dünya Gıda Programı, AB İnsani Yardım Bürosu’nun mali desteğiyle burada bir beslenme merkezi açtı. Zannat’nın bebeği buraya düzenli olarak gidiyor. Programın yöneticilerinden Muhammed Ashikulla hasta sayısının son gelen mültecilerle çok arttığını belirtiyor:

“Bu merkezde 6 aydan 59 aylığa kadar 7 bin civarında çocuk, 1390 civarında hamile ya da emziren kadın bulunuyor. Ekim ayından bu yana günlük yardım alanların sayısı yüzde 40 arttı”

Bebekler her ay bir kere ölçülüp tartılıyor. Ayrıca annelerine çocuklarını beslemeleri için vitamin destekli mamalar veriliyor. Bu resmi olmayan kampta yaşayanlar yiyecekler doğrudan dağıtılıyor. Resmi kampta kalanlara ise alışveriş yapabildikleri elektronik kartlar verilmiş durumda. Ama bu farklılık giderilmeye çalışılıyor.

Sorun sadece gıda ile sınırlı değil, tıbbi yardıma ulaşım da önemli bir problem. Kutupalong’dan Bangladeş ve Myanmar sınırını belirleyen Naf nehri kıyısındaki Leda’ya hareket ediyoruz.

Rohingya crisis in Bangladesh

Uluslararası Mülteci Örgütü, Avrupa fonlarıyla ekim ayında resmi olmayan kampın yanında bir klinik açmış. Ayda 5 bin hasta ağırlayan klinik çok kısa sürede parmakla gösterilir bir merkez haline gelmiş. Doktor Muhyiddin Khan ile acil servisten başlayarak bir tur atıyoruz:

“Burada her türlü vakaya acil müdahalede bulunabiliyoruz, ve hemen daha kapsamlı merkezlere yönlendirebiliyoruz. Burası sakatlığı engelleme ve rehabilitasyon merkezi. Hastalarımız resmi olmayan kamptan geliyor. Burası da laboratuvar, burada çok temel ama çok kapsamlı laboratuvar hizmetleri sunuyoruz.”

Peki klinik açılmadan önce hastalar ne yapıyordu?

“En yakındaki laboratuvara ulaşmak için 40 kilometre gitmeleri gerekiyordu.”

Klinikte Muhammed’le karşılaşıyoruz. Aralık ayında Myanmarlı askerler köyüne saldırdığında kaçarken kolunu kırmış. Bangladeş‘e geldiğinde doğrudan ameliyata alınmış. Şimdi kontroller için geliyor. Muhammed ekim ayında ailesinden aralarında iki kızının da olduğu beş kişiyi kaybetmiş:

“Gözlerimin önünde bir sürü kaza oldu. İnsanların kaçırıldığını gördüm. Toplu tecavüzler, çocukların diri diri ateşe atılması. Köyüm tamamen yakıldı. Arakanlı Müslümanlar olarak tanınmak istiyoruz, sonra vatandaşlığımızı sonra da barış içerisinde köyümüze dönmeyi. Burada yaşamak istemiyorum ben, geri dönmek istiyorum.”

AB İnsani Yardım Bürosu’ndan Pierre Prakash’a son yaşanan şiddet olaylarının, Bangladeş‘in Myanmar’da vatandaş olarak kabul edilmeyen Arakanlılara karşı tavrını değiştirip değiştirmediğiniz sorduk:

“Dünyadaki en fakir ülkelerdin biri olmasına ve kendisinin bir çok sorunu olmasına rağmen Bangladeş bu insanların kendi topraklarında kalmasına izin veriyor. Fakat buradaki insanlık krizi ile mücadele edebilecek imkanları yok. Kendi kaynakları yetersiz olduğu için uluslararası toplumun burada bulunması çok önemli. Buradaki insanlar tamamen insani yardımlarla yaşamlarını sürdürebiliyor.

“Peki bir sonraki adım ne? Ne yapılmalı?

Elbette insani yardımlar tek başına uzun soluklu bir çözüm değil. Bu krizin uzun vadeli bir çözüme ihtiyacı var. Ama bu da sadece problemin kaynağına inmeyi isteyen siyasi bir iradeyle mümkün. Bunu da insanların sürekli olarak bu tarafa doğru kaçtığı sınırın diğer tarafındaki Myanmar’ın yapması lazım.”

Myanmar, Naf nehrinin diğer tarafında gazetecilerin girmesine izin vermezken insani yardımları da kısıtlyor. Birleşmiş Milletler ise etnik temizlik iddialarını araştırıyor.