Son Dakika

Okunan haber:

Dünyadaki mültecilerin yarısı çocuk


DÜNYA

Dünyadaki mültecilerin yarısı çocuk

Mustafa Bağ Euronews / Kabil

Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü.

Savaşlar, çatışmalar, şiddet ve insan hakları ihlalleri nedeniyle evlerini terk ederek başka ülkelere sığınan insanlara her geçen gün yenileri ekleniyor.

Kimi her türlü tehlikeyi göze alarak Avrupa’ya ulaşmak isterken denizde ölüm-kalım mücadelesi veriyor, kimi de yasa dışı yollardan kaçmaya çalışırken insan tacirlerinin elinde bilinmeze gidiyor.

Hayatta kalmak için hangi yolu seçerlerse seçsinler değişmeyen ortak bir gerçekleri var ki o da öldüklerinde birer rakamdan daha fazlasını ifade etmiyor olmaları.

Batan teknelerde can verenlerin adlarını kimse bilmiyor.

Kurtuluş beklerken hayatları hazin bir şekilde sona eren binlerce insan toplu rakamlar arasında eriyip gidiyor, anlatılmamış ve bir daha da anlatılmayacak öz yaşam hikayelerini beraberlerinde götürerek.

Her ne şart altında yaşarsa yaşasınlar, tüm zorluklara rağmen bir umutla evlerini terk ediyor bu insanlar. Parçalanan ailelerden geriye kalanlar, belki daha önce hiç görmedikleri coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışıyor. Geldikleri ülkeler, ait oldukları kültürler, inançları, renkleri farklı olsa da tek bir vatanın, yani “mülteci yurdu”nun vatandaşı şimdi onlar.

İsimleri ya da meslekleri artık fazla bir önem arz etmiyor.

Ülkesini terk edenlerin her biri aynı sıfatla, “mülteci” diye çağrılıyor. Kaderleri de bir; vatansız, evsiz, kimsesiz, ümitsiz ve unutulmuş olmak…

20 yılda ikiye katlandı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) 20 Haziran Dünya Mülteci Günü öncesi yayımladığı rapor, uzun zamandır göz ardı edilen acı tabloyu gözler önüne seriyor.

Resmi verilere göre, 2016 yıl sonu itibariyle ülkelerindeki savaşlardan, bitmek bilmeyen çatışmalardan, iç karışıklıklardan ve zorlu yaşam şartlarından kaçan insan sayısı dünya genelinde 65.6 milyona ulaşmış durumda.


Fotoğraf Mustafa Bağ/Kabil

Bu haliyle yine bir rekor olan sayı, 2015’e oranla 300 bin, 2014 verilerine göre de en az 6 milyon fazla.

Son 20 yıl içinde küresel çapta yerlerinden edilen insan sayısı ikiye katlandı.

1997’de bu rakam 33.9 milyondu.

2012-2015 yılları arasında yoğunlaşan artışta Suriye, Irak ve Yemen’deki savaş ile Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Sudan ve Sudan’da yaşanan karışıklıklar da etkili oldu.

Birçok Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla

Dünya genelinde evlerini terk etmek zorunda kalan 65.6 milyon insan…

Bir kıyaslamada bulunacak olursak, İngiltere ya da Fransa’nın tek başına; Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç, İsviçre ve Danimarka’nın da toplam nüfusu kadar insan evlerinden ayrı yaşıyor.

BM verilerine göre, 2016 sonu itibarıyla 22.5 milyon mülteciden 17.2 milyonu BMMYK şemsiyesi altında, 5.3 milyon Filistinli mülteci de Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na (UNRWA) kayıtlı bulunuyor.

Norveç Mülteci Konseyi (NRC) Ülke İçi Yer Değiştirme İzleme Merkezi’nin araştırmalarına dayandırdığı raporuna göre, dünya genelinde 40.3 milyon kişi kendi ülkelerinde yer değiştirmiş.

2.8 milyon gibi ciddi bir kesim ise sığınma hakkı kazanmayı bekliyor. Bunlar, resmî, kayıt altına alınmış rakamlar. Gerçek bilançoyu ise hiç kimse tam olarak bilmiyor.

Ulaşılan en yüksek rakam

Rapor öncesi gazetecilere açıklamada bulunan BM Mülteci Örgütü Yüksek Komiseri Filippo Grandi, ulaştıkları sonucun, BM’nin kayıt altına almaya başlamasından bu yana en yüksek rakam olduğunu belirtti.

Veriler, 10.3 milyon kişinin 2016 yılı içinde evlerini yeni terk etmiş olduğunu gösteriyor. Bu rakam içinde 6.9 milyonu ülke içinde yer değiştirirken, 3.4 milyon kişi ise ya yeni mülteci ya da sığınma talebinde bulunmuş insanlar.

Rakamların işaret ettiği acı gerçeği özetleyen veri ise, her bir dakika 20 kişinin daha güvenli yerlere ulaşabilmek için evlerini arkalarında bırakıyor olması.

Grandi’nin de dediği gibi, “Bu, her 3 saniyede bir insanın yerinden edilmesi demek. Yani sizin bu cümleyi okurken sarf ettiğinizden bile daha az sürede”

Unutulmaya yüz tutan insani kriz: Suriye

Mülteci krizinin en derinden hissedildiği ülke, 6 yıldır savaşın devam ettiği Suriye.

Yalnızca 825 bini geçen yıl olmak üzere 5.5 milyondan fazla Suriyeli farklı ülkelere sığındı.

6.3 milyon Suriyeli de ülkelerinde daha güvenli gördükleri şehirlere gitmek üzere evlerini terk etti. Bu rakam, ülke nüfusunun üçte ikisine karşılık geliyor.

Suriye için yapılan yardımlar ise, insani krizin artışıyla ters orantılı olarak azalmış durumda.

Geçtiğimiz Nisan ayında Avrupa Birliği ve BM’nin Brüksel’de ortaklaşa düzenlediği uluslararası donörler konferansında Suriye için sadece bu yıl 6 milyar dolar, 2018-2020 yılları arasında ise 3 milyar 730 milyon dolar yardım sözü verilmişti.

Vadedilen paranın çok küçük bir kısmının yerini bulduğunu söyleyen Grandi, 320 binden fazla insanın öldürüldüğü Suriye’deki savaşın, “unutulan bir kriz” olmaya başladığını vurguladı.

En hızlı artış gösteren Güney Sudan

Dünya genelinde mültecilerin yüzde 55’i, Suriye, Güney Sudan ve Afganistan’dan geliyor. 5.5 milyon Suriyeli, 2.5 milyon Afgan, 1.4 milyon Güney Sudanlı mülteci statüsünde.

BMMYK şefi Grandi’nin dikkat çektiği bir başka husus ise, Güney Sudan’daki dünyanın en hızlı büyüyen mülteci krizi.

Aralık 2013’te başlayan iç savaşta on binlerce kişinin öldüğü, 3.7 milyon insanın evlerini terk ettiği belirtiliyor.

Bu da toplam nüfusun üçte biri demek.

Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı raporuna göre, dünyada en genç nüfusa sahip Güney Sudan’da mülteci sayısı, 2016 sonu itibarıyla çoğunluğu çocuk olmak üzere 1.4 milyona ulaşarak yüzde 85 arttı.

Yaklaşık 12 milyon kişinin yaşadığı ülkede kuraklık ve başlayan iç savaş sebebiyle mülteci konumuna düşen birçok kişi, komşu Etiyopya, Kenya ve Uganda’daki kamplara kaçıyor.

Mültecilerin yarısı çocuk

Dünya genelinde mülteciler içinde durumu en zor olanlar şüphesiz ki çocuklar.


Fotoğraf Mustafa Bağ/Kabil

Güvenli bölgelere kaçmak isterken eğitimsiz bir geleceğe de adım atan çocuklar, zorlu kaçış yollarında aileleriyle birlikte hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Bazılarının minik bedeni ise yaşam savaşına yenik düşüyor.

2015 yılında cansız bedeni Bodrum kıyılarına vuran üç yaşındaki Aylan Kurdi, mülteci çocukların yaşadığı dramın sembolü olmuştu. Aradan yıllar geçse de dünyada savaş ve çatışmaların minik mağdurlarının çilesi eksilmek yerine artıyor.

BM’nin raporladığı 22.5 milyon mültecinin yüzde 51’i 18 yaş altı çocuklar. Yine bu da yıllar içinde kaydedilen en yüksek rakamı oluşturuyor.

Öte yandan, geçen yıl 70 ülkede çoğunluğu Afgan ve Suriyeli olmak üzere ailelerinden ayrı ya da refakatsiz 75 bin çocuk sığınma başvurusunda bulundu.

Bu verilerle birlikte gerçek rakamın daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise, ilkokul çağındaki mülteci çocukların en az yarısının eğitimden mahrum olduğunu bildirdi.

HRW’ye göre, dünya genelinde ülke içinde yer değiştiren insanların (IDP) yüzde 70’lik kesimini kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor.

ABD ve Avrupa’da aşılması güç duvar

ABD’de geçtiğimiz yıl Donald Trump’ın tartışmalı seçim vaatleri arasında yer alan ve görevi devraldığı 20 Ocak’tan bu yana en çok tartışılan icraatı, göçmenlere karşı tutumu oldu.

Başkan olduktan sonra Meksika sınırına duvar örme sözünü tutmak için düğmeye basan Trump, diğer taraftan da Ocak ayında Müslüman nüfusun yoğun olarak yaşadı 6 ülke için seyahat yasağı getirdi.

Ne var ki savaş ve iç karışıkların devam ettiği Suriye, Irak, Libya, Somali, Sudan ve Yemen ile İran gibi ülkeleri kapsayan yasak özellikle havalimanlarında büyük protesto gösterilerine yol açtı ve Başkanın kararnamesi önce temyiz mahkemeleri, sonra da Yüksek Mahkeme tarafından reddedildi.

BMMYK kayıtlarına göre, 2016’da 96 bin 900 mülteci ABD’de sığınma hakkı kazanmış.

Çaresiz mültecilerin umut kapısı olarak gördükleri Avrupa’daki durum da pek parlak görünmüyor.

Birçok Avrupa ülkesi, son yıllarda göçmen karşıtı partilerin yükselişe geçmesine ve ırkçı saldırıların artmasına sahne olurken, diğer taraftan daha iyi bir yaşam için vatanlarını terk eden insanların umut yolculuğunda ise tam bir trajedi yaşanıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), dün Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmak üzere Libya açıklarından hareket eden bir göçmen teknesinin motorunun çalınması nedeniyle battığını ve içindeki en az 126 kişinin hayatını kaybetmiş olabileceğini, 4 göçmenin ise Libyalı balıkçılar tarafından kurtarıldığını açıkladı.

IOM verilerine göre, 1 Ocak-14 Haziran 2017 tarihleri arasında 65 bin 450 göçmen İtalya’ya, 3 bin 314 kişi İspanya’ya, 7 bin 967 kişi de Yunanistan’a ulaştı.

Tehlikeli deniz yolculukları sırasında sadece bu zaman zarfında hayatını kaybeden göçmen sayısı ise bin 828.

Birlemiş Milletler Mülteci Ajansı’na göre 2015’te 3 bin 771 kişi, 2016’da ise 3 bin 740 kişi Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken can verirken, alışılageldik toplu rakamlar resmi kurumların raporlarında yer almaya devam ediyor.

Uluslararası sorumluluk gerekiyor

Mülteci krizi, gelişmiş Avrupa ülkelerinin kapısına dayansa da, taşın altına elini koyan orta ya da düşük gelir grubundaki ülkeler oluyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne kayıtlı mültecilerin yüzde 84’üne (14.5 milyon kişi) gelişmekte olan ülkeler ev sahipliği yapıyor.

Ortada büyük bir dengesizlik olduğuna ve uluslararası düzeyde uzlaşı eksikliğinin devam ettiğine dikkat çeken Mülteci Ajansı, iş mültecilere ev sahipliği yapmaya geldiğinde görevin çatışma bölgelerine komşu ülkelere düştüğünü kaydediyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de mültecileri korumanın, yalnızca komşu ülkelerin sorumluluğunda olmadığını, meselenin uluslararası kamuoyunun kolektif yükümlülüğü olduğunu vurguluyor.

En çok mülteci ağırlayan Türkiye

Raporlara göre, dünyada en çok mülteci ağırlayan ülke, resmi rakamlarla 2.9 milyon ile Türkiye.

Onu, 1.4 milyon ile Pakistan, 1 milyon ile Lübnan, 979 bin ile İran, 940 bin ile Uganda ve 791 bin ile Etiyopya izliyor.

Altı kıtada 123 ülkeye dağılan Suriyeli mültecilerin yüzde 87’si komşu ülkelere sığınmış durumda.

2016 sonu itibarıyla 2.8 milyon ile en fazla Suriyeli mülteci Türkiye’de yaşıyor.

Lübnan’da 1 milyon, Ürdün’de 648 bin 800, Irak’ta 230 bin 800 ve Mısır’da 116 bin Suriyeli var.

Bölge dışındaki ülkelerde ise ilk sırada gelen Almanya’da 375 bin 100, İsveç’te 96 bin 900, Avusturya’da 31 bin ve Hollanda’da 28 bin 400 Suriyeli mülteci barınıyor.

En çok mülteci veren ülke listesinde ikinci sırada yer alan Afganistan’a gelince, ülkeden ayrı yaşayan mülteci sayısının 2.7 milyondan 2016 yılında 2.5 milyona düşmesinin nedeni geri dönüşler.


Fotoğraf Mustafa Bağ/Kabil

Komşu Pakistan, 1.4 milyon Afgan mülteciye ev sahipliği yapıyor. İran’da ise 951 in 100 Afgan mülteci yaşıyor.

Almanya’da 2016’da Afgan mülteci sayısı 46 bin 300’e ulaşırken, onu 20 bin 200 ile Avusturya, 16 bin 600 ile İsveç, 16 bin ile İtalya ve 11 bin 400 ile Yunanistan izliyor.

Dünyanın görmediği trajedi: Yemen

Suriye ve Irak’ta devam eden savaş ile Katar’a uygulanan Körfez ambargosunun gölgesinde kalan Yemen’de ise tarifi güç bir dram yaşanıyor.

Ülkede İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan’ın başını çektiği koalisyon arasındaki çatışmalar sürerken, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 27.4 milyon nüfuslu ülkede 18.8 milyon kişinin yardıma muhtaç hale geldiğini duyurdu.

Şiddetlenen çatışmalar nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi ülke içinde yer değiştirdi.

BMMYK’e göre evlerini terk edenlerden 900 bini geri dönerken, 280 binden fazla Yemenli ise BM’den sığınma istedi.

Acil yardıma muhtaç Yemenlilerin savaş dışında mücadele verdikleri bir başka alan ise sağlık.

Yetersiz beslenme ve gıda güvenliğinin olmayışıyla birlikte patlak veren kolera salgını ülkede 124 binden fazla insanı etkisi altına aldı. Bugüne kadar koleradan ölenlerin sayısı ise bine yaklaştı.

3.2 milyon kişi “vatansız”

BMMYK hesaplamalarına göre, 2016 yılında 10 milyon kişi ya “vatansız” kaldı ya da bu riskle yüz yüze geldi.

Hükumetlerin BMMYK’ne bildirdiği raporlarda, 75 ülkede 3.2 milyon kişi “vatansız” kabul ediliyor.

Bu nokta akla ilk gelen şüphesiz Myanmar’da “vatansız” sayılan Rohingyalar.

Myanmar yönetimi tarafından 1982 yılından bu yana “vatandaş” olarak tanınmayan Rohingyalar, eğitim, sağlık, iş ve sosyal güvenlik gibi en temel haklardan mahrum bırakılıyor.