Son Dakika

Estonya için önce güvenlik ve barış

Küresel Tartışmalar'ın bu bölümünde Estonya'nın başkenti Tallin'deyiz. Bir Baltık ülkesi olan Estonya önümüzdeki altı ay boyunca Avrupa Birliği'ni yönetecek. Konuğumuz Estonya Cumhurbaşkanı seçilen Ke

Okunan haber:

Estonya için önce güvenlik ve barış

Metin boyutu Aa Aa

Küresel Tartışmalar’ın bu bölümünde Estonya’nın başkenti Tallin’deyiz. Bir Baltık ülkesi olan Estonya önümüzdeki altı ay boyunca Avrupa Birliği’ni yönetecek.
28 üyeli kulübün birçok zorlukla karşı karşıya bulunduğu bir zamana denk gelen Estonya’nın AB dönem başkanlığında üstesinden gelmesi gereken bir göç krizi, Brexit ve dirilen bir Rusya gibi sorunlar var.

Konuğumuz Ekim 2016’da Estonya Cumhurbaşkanı seçilen Kersti Kaljulaid sorularımızı yanıtladı:

euronews:
İtalyan hükumeti, Akdeniz’de göçmenleri kurtaran tüm gemilerin İtalyan kıyılarına getirilmemesini bu yüzden limanlarını kapatmakla tehdit etti. İlk tepkiniz ne oldu? AB başkanlığını alırken göç konusu gerçekten gündemin ilk sıralarında.

Kersti Kaljulaid:
Hiçbir sorumluluğu kabul etmeyeceğini söyleyen bazı ülkelerin bu tutumunu kırmamız gerekli. Hiçbir sorumluluk almazlar. Lakin bu yükü taşıyan başka ülkeler var. Bu durumu kırmamız lazım. Farklı düşünen iki taraf arasında köprü kurmamız gerekiyor. Farklı mekanizmalar var. Ne de olsa, çünkü AB doğası gereği oldukça kaynakları bölüşen bir yapıdadır. Ülkeler arasında kaynaklar yeniden bölüşülüp, zor durumları daha iyi yönetebilmeleri sağlanabilir. Bence olası tüm seçeneklere bakmamız lazım. Bunu da anlamamız gerekir. Avrupa’ya sığınma hakkı olan insanlar geliyor, nereye gideceklerini tercih ediyorlar. Bunu tartışmalıyız. Tabii ki Avrupa’da özgürce hareket edebilirler. Gelecekteki gelir düzeylerinin daha yüksek olabileceği yerlere giderler. Bu çok insanca bir davranış. Çok anlaşılır bir durum. Çünkü her şeyi kaybettiyseniz. Zaten evinizi kaybettiyseniz, kendiniz ve aileniz için en iyi hayat şartlarını yeniden kurmaya çalışacaksınız. Orta gelirli ülkeler burada zorlanmakta. Bu konuları da tartışmamız gerekiyor.

euronews:
Taahhütlerini olduğu gibi yerine getirmeyen ülkeleri dize getirmek için ‘olası seçenekler’ hakkında konuşmuştunuz. Ne tür seçeneklerden bahsediyordunuz?

Kaljulaid:
Başka ülkelerden gelen insanları kabul etmeye hazır ülkeleri, finansal açıdan destekleme imkânlarını inceliyorum. Öte yandan, hükumetleri moral yönden zorluk içine sokamazsınız. Yani bir hükumet ‘Onlar sığınmacı. Buraya yerleşiyorlar. Onlara kendi fakirlerinizden daha iyi destek veriyorsunuz.’ gibi eleştirilere maruz kalmamalı. Bütün bu noktaları masaya koymalı ve içtenlikle tartışmalıyız. Fakat kendi başına çözülecek bir durum değil. İyi niyet gerekli.

euronews:
Başkan Trump, NATO’ya yönelik taahhütlerin yerine getirilmesinde isteksiz görünüyor. Başkanın ittifakı desteklediğine ne kadar eminsiniz?

Kaljulaid:
Twitter’da yazdıkları beklentilerimize uygun ya da sözleri olmasını ümit ettiğimiz şekilde yerinde olmayabilir. Ancak Twitter dünyasının dışına ve bütün yönetim politikasına bakarsanız, kaya gibi sapasağlam bir yol izliyor. Altı aydır bunun böyle olduğuna şüphem yok. Ben ve bu bölgedeki meslektaşlarımın aldığı mesajlar tamamen aynı. Tereddüt yok. Tereddüt hiç olmadı.

Kendimizi güvende hissediyoruz. Çünkü – biliyorsunuz – ne yapacağı belli olmayan bir komşunuz varsa ve ona karşı hazırlanıyorsanız bu korkmak anlamına gelmez. Her günümüzü evhamlara kapılarak ya olursa diye geçirmiyoruz. NATO’ya gerçekten güveniyoruz. Müttefiklerimize itimat ediyoruz. Demokratik değerlere dayanan bir ittifakımız var. Uluslararası güvenlik yapısına dayanmakta. İmzalarımıza, uluslararası sözleşmeler ve anlaşmalara saygı duyuyoruz. Şu an ne yazık ki uluslararası anlaşmalardaki imzalarına saygı duymayan bir ülke komşumuz Rusya.

euronews:
Rusya 300 bin kadar askerini batı bölgesine konuşlandırdı. Sizce Başkan Putin’in niyeti nedir?

Kaljulaid:
Putin’in Gürcistan savaşından önce yaptığı şey aslında tam olarak bu konuyu yeniden müzakere etmekti. Konuştuğumuz şeyi, Helsinki Nihai Senedi üzerine inşa edilen uluslararası güvenlik yapısını yeniden düzenlemekti. Ki bu da her ülkenin kiminle iş birliği yapmaya karar verme hakkına sahip olduğunu söylüyor. Fakat bu ona uygun gelmedi. Üzerinde değişiklik yapmalıydı.

Gürcistan’da, yanlış bir ders verdiklerini görmedikleri için Batı dünyasının hata yaptığına inanıyorum. Aslında Medvedev’in başkan olduğu dönemde, daha önce yeniden müzakere etmeye çalışıldı. Ama sonuçsuz kaldı. Fakat sonra Rusya Gürcistan’da şunu öğrendi: Eğer ilk atağı yapan taraf olursanız gelen tepkinin nispeten hafif olduğunu öğrendi. Böylece çığ Kırım’a kadar geldi. Sonrası da sanırım herkesin arkasında ne olduğunu anlamış olduğuna eminim. Uluslararası güvenlik yapımız için bir tehdittir. Her ülkenin karar verme hakkının savunulması gerekiyor.

euronews:
Sadece birlik meselesine bakmak istiyorum. Çünkü Avrupa Birliği’nin standart çizgisi ‘hepimiz birleşmiş bulunuyoruz’. Gerçekten de Ukrayna’dan dolayı Rusya’ya karşı yaptırımların genişletildiğini gördük. Ancak başka bir çok bölümler de var. Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı örneğini ele alalım. Sadece birkaç gün önce Brüksel’de 13 ülke bu projeye karşı konuştu. Fakat Almanya ve Fransa tamamen arkasında görünüyorlar. Burada sizin pozisyonunuz nedir?

Kaljulaid:
Gaz da önemini yitiriyor zaten. Artık kimseyi boru hatları ile rehin tutamazsınız. Ayrıca boru hatlarını kullanarak kimseye büyük gelirleri garanti edemezsiniz. Şimdi Ukrayna sorusunu akla getiriyor. Kuzey Akım 2’ye sahip olabilirsiniz veya sahip olamazsınız ancak doğal gaz arzının Avrupa’daki diğer seçenekler vasıtasıyla çeşitlendirileceğini de anlamak zorundasınız. Teknoloji çok hızlı bir şekilde değişiyor.

euronews:
Sizce Putin AB’yi bölmek için gaz ve enerjiyi kullanıyor mu?

Kaljulaid:
Kesinlikle her çatlağa bir çomak sokmaya ve Avrupa’nın birleşemediğini göstermeye çalışıyor.

euronews:
İngiltere Başbakanı Theresa May, vatandaş hakları konusunda bir teklifte bulundu. Sanırım İngiltere’de yaklaşık 10 bin Estonyalı yaşıyor. Yaptığı teklifin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Kaljulaid:
Vatandaşlarımızın haklarını korumada İngiltere’ye güvenebileceğimizi umuyoruz ve buna eminiz.

euronews:
Peki bu nasıl yapılabilir?

Kaljulaid:
İngiltere, Brexit gerçekleştikten sonra bile ortağımız ve müttefikimiz olarak kalacak. Avrupa değerlerimizi paylaşan demokratik bir ülke, özgür bir ülkedir. Bu tartışmalardan hiçbirinin bu bağları yıkmasına izin vermeyeceğiz ve Avrupa’da kimsenin amacı bu değil, sizi temin ederim.

euronews:
Orada ilginç bir şey söylemiştiniz: “Brexit olurken, Brüksel’de hala bazıları Brexit’in tersinebilir ve olamayacağını düşünüyordu.”

Kaljulaid:
Durumun böyle olmasını çok isterdim. Ancak bunun nasıl olduğunu hala anlamıyorum. Tabii ki İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrıldığını görmek beni mutlu etmedi. Belki İngiliz halkı için daha üzgünüm. Çünkü zaten söylediğim gibi ekonomik olarak bunun İngiliz halkına faydalı bir sonuç vereceğini düşünmüyorum.