Son Dakika

Hande Fırat 15 Temmuz'u anlatıyor

"Temel arzumuz, çocuklarımıza demokrasinin egemen olduğu bir ülke bırakabilmek"

Okunan haber:

Hande Fırat 15 Temmuz'u anlatıyor

Metin boyutu Aa Aa

O gece sokaklarda tankları gören Turkiye ne olduğunu anlamaya çalışırken, gözler ise haber kanallarındaydı. İşte o kritik anlarda Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüntülü telefon konuşması yaparak adeta darbe girişiminin kırılmasında büyük rol oynadı.

Melis Ademoğlu, euronews:
Hande Fırat o sıcak anları bizimle paylaşmak icin Euronews’e konuk oldu. Hande hoşgeldin. Merhaba.

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Hoşbulduk, merhabalar.

“Hande hanım, emir komuta zinciri dışında bir olaya hazırlıklı olun”

Melis Ademoğlu, euronews:
15 Temmuz gecesi, darbe haberini ilk aldığında neredeydin? Nasıl tepki verdin?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Aslında o gün bizler için normal bir gündü başlangıçta. Dolayısıyla da işten biraz erken çıkmıştım. Kızımla da yemek yeyip erkenden eve geçtim. 21:30-22:00 saatleri arasında telefonuma gelen mesajla aslında bir şeyler olduğunu anlamaya başladık. İlk etapta bizim aklımıza doğrudan bir terör saldırısı olasılığı geldi. Çünkü tüm dünya zaten DEAŞ ile bir mücadele yürütüyordu. Ama ilerleyen dakikalarda bunun pek de öyle olmadığına yönelik ibareler ortaya çıktı. Ve bir kaynağımla konuşurken ki siyasiler hiçbir şey bilmiyordu-, ama bir başka kaynağımla konuşurken, ‘Hande hanım askeri hareketlilik, sabaha kadar sürebilecek, sıkıntılı, emir komuta zinciri dışında bir olaya hazırlıklı olun’ deyince bütün ofisin ofise geçmesine karar verip, hem bir yandan muhabirlere yazdım hem de evden fırladım. Biz kızımla evden çıktığımızda savaş uçaklarının sesleri şehrin üzerinde duyulmaya başlanmıştı. O ana kadar da zaten yer yer askerler sokağa çıkmış, köprülerin de tutulduğu haberi gelmişti. Dolayısıyla evden o şekilde fırlayıp kızımı da anneannesine bırakıp acilinden ofise geçtim ve her şey işte böyle başladı. Ama o ilk saatlerde Ankara ve İstanbul’un üstünde alçak uçuş yapan savaş uçakları vardı. Yarattıkları sonik patlamalar da inanılmaz büyük bir korku uyandırıyordu.

“Bana bağlanın dedim ve ısrar ettim. Kabul ettiler”

Melis Ademoğlu, euronews:
O kaos anlarını kızınızla yaşadınız yani. Peki o sırada Cumhurbaşkanı’na ulaşmayı nasıl başardınız?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Aslında ofise geldiğimizde hiç kimse henüz açıklama yapmamıştı. İlk etapta haber Genel Kurmay Karargahı’ndan geldi. Karargah’ın önünde bizim muhabirlerimizin de bulunduğu sivillerin olduğu vatandaşlara helikopterler ateş açmaya başladı. Sonra büyük bir bombardıman sesi duyuldu. Emniyet Özel Harekatı’na ilk bomba atılmıştı ve sonrasında da askerler tarafından ele geçirilen TRT’de darbe bildirisi okunmaya başlandı. O saate kadar pek çok kaynağımı telefon ile aradım. Pek çok kaynağımı telefonla aradım. Siyasetçiler, emniyetçiler, MİT‘çiler başta olmak üzere kamuda, bürokraside, iktidarda, muhalefette kim varsa aradım. Bunlardan bir tanesi de Cumhurbaşkanı’nın özel kalem müdürü Hasan Doğan idi. Kendisi Cumhurbaşkanı ile birlikte o saatlerde Marmaris’te idi. Darbe bildirgesi okunana kadar da Hasan Doğan’dan edindiğim bilgileri ekranda söyledim zaten. Yani Cumhurbaşkanı’nın olayları hassasiyetle takip ettiğini, bizim aracılığımızla demokrasiye vurgu yaptığını ve açıklama yapacağını. Fakat darbe bildirgesi okunuyor ama o açıklama bir türlü gelmiyor. O saate kadar tek konuşma yapan Başbakan Binali Yıldırım ‘kalkışma’ dedi. Onun dışında konuşan yok. Tam bir belirsizlik hakim. Helikopterler ateş açmış, emniyet bombalanmış, TRT’de bilidiri okunuyor. Ve o açıklama gelmeyince Hasan Doğan’ı bir kere daha aradım. ‘Açıklama ne oldu?’ diye sordum. ‘Yaptık alamadınız mı?’ dedi. ‘Ulusal kanalların hiçbiri görmedi’ dedik. Bu arada sosyal medyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaçtığı, kaçırıldığı, öldürüldüğü gibi bir takım iddialar var. Tam bir belirsizlik hali. Bu arada tabi hala üzerimizde uçaklar uçuyor. Bombalama var ve bir de üzerine uçuyorlar ve sonik patlamalar yaratıyorlar. ‘Bana bağlanın’ dedim ve ısrar ettim. Hasan Doğan Cumhurbaşkanı’na sprması gerektiğini ifade etti. Sonra aradılar, ‘kabul ettik’ dediler.

“Hayır! FaceTime yapacağız!”

Melis Ademoğlu, euronews:
Peki FaceTime senin fikrin miydi?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Evet nasıl yapacağımızı konuşurken görüntülü olmalı bu dedim. ‘Skype var mı?’ dedi, ‘Hayır FaceTime yapacağız’ dedim. FaceTime bende şöyle bir alışkanlık. Kızım Nehir, işim gereği genelde ben şehir ve yurt dışındayken, beni hep Facetime’dan arıyor. Arkadaşları ile bu yolla görüşüyor. Bizim evde sürekli bir Facetime kullanılıyor zaten. O an aklıma gelen bir şey. Çünkü biliyorum ki Cumhurbaşkanı’nın görüntüsü önemli, yapacağı açıklama önemli. Ve gerçekten çok korkutucu bir gece geçiriyorduk o an. ‘Tamam’ dediler ve bir süre sonra telefonda FaceTime araması neticesinde önde Hasan Doğan’ı, arkasında ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı gördük. O an, anlık düşünüyorsunuz. Yaka mikrofonunu çıkardım ve ‘İstanbul bize kessin, bize dönsün, yayın bizim üzerimizden gitsin’ diye bağırmaya başlayınca… Açık bir ofisimiz var. Bütün arkladaşlar da seferber oldu. İstanbul’u aradılar, ‘Hande’ye dönün’ diye. Ve o arada da o yayını o şekilde telefonu kameralara tutarak ve yaka mikrofonu ile gerçekleştirdik.

“Ülkemiz, çocuklarımız ve yarınlarımız için çok korktuk”

Melis Ademoğlu, euronews:
Bu yayında kızınız Nehir’in de parmağı var. Eminim benim gibi milyonlarca kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birlik çağrısı yaptığı o anlarda yayının kesilmesinden endişe etti. Sen neler hissettin? Yayının kesilmesinden korktun mu?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Tabii ki korktum. Çünkü o saate kadar sürekli zaten pek çok kaynağımı aradım. Zaman zaman o kaynaklarım geri dönüyor, bilgilendirme yapıyor, biz ekranda anlatıyoruz. FaceTime görüntülü arama normal hat üzerinden yapılan arama değil. Her an gidebilir kaygısı var. Bir ona sürekli bakıyordum. Bu arada tabii beni arayanlar oldu. Yani bilmeden, televizyon izlemiyorlar o an muhtemel olarak. O an bile ne yapacağımı şaşırdım. Acaba normal hattan aradıkları için isimleri görünüyor ‘no’ ya bassam yayın gider mi? O arada teknik ekiple göz göze geldik. ‘Bas’ dediler. Her iki aramayı da ‘no’ ya basarak engelledim. Meşgule aldım. Ama insan endişe ediyor, çok önemli bir an. Bir defa her şeyden önce, ben bir gazeteci olarak mesleğimi yapıyorum. Cumhurbaşkanı’nın o anki konuşması ve açıklamaları çok önemli. Bana birinci dakikada ‘tüm Türkiye’de ulusal kanallar bizimle ortak yayına geçti’ dediler. İkinci dakikada kulağıma ‘dünyadaki haber kanalları da seni ve Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını veriyor’ dediler. Dolayısıyla ister istemez büyük endişe duyuyorsunuz. Hem gazetecilik açısından hem de vatandaş olarak. Vatandaş olarak baktığınızda 2016 Türkiye’si, darbe nereden çıktı?, ne işimiz olur bizim darbe ile? Ama bir de üstüne savaş uçakları bombalıyor, helikopterler ateş açıyor. Ve tabii ki hepimiz çok korktuk, çok endişelendik. Ülkemiz, çocuklarımız ve yarınlarımız için…”

“Özgürlük telefonu”

Melis Ademoğlu, euronews:
Hande galiba o tarihi telefon yanında şu an. Görebilir miyiz?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Tabii ki. Tarihi telefon bu. Sürekli yanımda. Daha doğrusu saklıyorum. Çünkü manevi değeri büyük.

Melis Ademoğlu, euronews:
Galiba maddi değeri de büyük. Duyduğumuza göre bir Arap işadamı telefonu satın almak için büyük paralar teklif etmiş öyle mi?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Evet. Şöyle. 16 Temmuz günü biz bütün geceyi burada geçirdik. Kimi anlar sığınağa indik. Ofisin büyük bir bölümündeki arkadaşları evlerine gönderdik. Çok ağlıyorlardı. Korkuyorlardı, sevdiklerinden endişe ediyorlardı ama ben dört diğer arkadaşımla birlikte bütün gece, kimi zaman sığınakta, kimi zaman stüdyoda vakit geçirerek, işimizi yaparak binadaydık. 16’sı öğle saatlerinde bilgisayarımın başına geçtiğimde sosyal medyadan yüzlerce mesaj geldiğini gördüm. Ve bu tüm dünyadan gelen mesajlardı, Arap coğrafyasından Yunanistan’dan, Avrupa’dan, Amerika’dan ama en çok Arap coğrafyasından. Ve hep tebrik mesajları. Bu telefona ‘özgürlük telefonu’ adını takmışlardı. Arap coğrafyasından gelen mesajlarda. Cesaret sebebiyle tebrik ediyorlardı. Ve sonrasında da gazetecilerden ve iş adamından bir Suudi işadamı tarafından telefona 250 bin Dolar teklif edildi. Sonra başka isimlerin de bu meblanın yükseldiğini gördük. En sonunda Türk işadamları aradı. ‘Aman Hande hanım sen bunu başkalarına satma biz alalım ve ona göre değerlşendirelim ‘diye. Bense hep söyledim yine söylüyorum. Bu telefon satılık değil. Bu telefonun maddi değil ama manevi değeri tabii ki çok büyük.

“Hedef oldunuz dikkatli olun!”

Melis Ademoğlu, euronews:
Hepimiz için çok yüksek o telefonun değeri. Teli kapattıktan sonra sığınaklara mı indiniz neler oldu haber merkezinde?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Aslında o telefondan sonra derin bir sessizlik yaşanırken tüm telefonlar çalmaya başladı. Çünkü muhalefeti ile iktidarı ile eski siyasetçisi ile yeni siyasetçisi ile tüm siyasiler FaceTime ile yayına bağlanmak istiyorlardı. Birincisi bu ve bu arada çok büyük bir patlama daha oldu. Biz hem Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hem Emniyet’e hem Meclis’e çok yakınız. Ve cam bir bina. İnanılmaz bir sarsıntı yaşadık. Bütün çalışanlar asansöre doğru koşmaya başladı. Ve sarsıntı devam etti. Bu arada yetkililerden de bir iki telefon aldık. Bu yayın sonrası ‘hedef oldunuz dikkatli olun’ diye. Ben bütün personeli aşağıya garaj katına indirdim daha güvenli olur diye. Tabi sadece onlar değil yakınları da aynı korku ve panikte telefonda konuşuyorlar. Ve sonrasında da ben güvenli bulduğum anlarda personeli evlerine göndermeye başladım. Biz de Meclis’e bomba atıldığında yeniden sığınağa indik. Ama onun dışında yukarı çıkıp yayınlarımızı sürdürdük. Zor bir geceydi. Allah’a şükürler olsun ki sabah oldu.

“Temel arzumuz, çocuklarımıza bir demokrasinin egemen olduğu bir ülke bırakabilmek”

Melis Ademoğlu, euronews:
Peki 15 Temmuz gecesi halk büyük bir kahramanlık örneği vererek demokrasisine sahip çıktı. Bu tarihten beri yaşananlara baktığımızda Türk demokrasisini hangi noktada görüyorsun?

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Şöyle. 15 Temmuz önemli bir tarihtir. Çünkü Türkiye darbeler tarihi olan bir ülke. Coğrafya aynı şekilde. Tarihte ilk kez demokrasiye ve seçilmişlere sahip çıkan bir millet gördük. Bu çok önemli ve mesaj dolu bir şey. Fakat tabi diğer taraftan Fetullah Gülen terör örgütü yıllardır ki bunlar polis raporlarında, milli güvenlik kurulu raporlarında ve çeşitli raporlarda var. O ya da bu şekilde önleri açılmış bir örgüt. Bunun 30 yıla yakın, 30 yıla aşkın bir hikayesi var. Dolayısıyla bir yandan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu örgütle mücadelesine devam ediyor. Diğer taraftan da iki diğer terör örgütü ile de mücadelesini sürdürüyor. Tüm bunlar bir devlet, bir millet için gerçekten zor. Ama bundan sonra şunu söylemek lazım. 15 Temmuz gecesiyle, o demokrasi direnişi ile bir daha kimse millete rağmen bir şey yapamayacağını gördü. Demokrasi kazanımı açısından çok önemlidir. Bu birincisi. Diğer taraftan şunu da söylemek lazım. Tabii ki Türkiye’nin demokrasi yolunda atması gereken pek çok adım var daha. Türkiye bundan dört beş yıl önce reformist kimliği ile ön planda olan bir ülkeydi. Zor bir dönemden geçiliyor ama ben şuna çok içten inanıyorum. Türkiye bir kez daha demokrasisi ile, reformist kimliği ile ön planda olacaktır. Çünkü hepimizin temel dileği ve arzusu çocuklarımıza bir demokrasinin egemen olduğu bir ülke bırakabilmek.

Melis Ademoğlu, euronews:
Hepimizin arzusu bu Hande. Teşekkürler.

Hürriyet Gazetesi Ankara Haber temsilcisi Hande Fırat:
Ben teşekkür ederim, kolay gelsin.