Son Dakika

Son Dakika

Tutuklu er ailelerinden çağrı: "Adalet yerini bulsun"

Aileler, tutuklu erler hakkında iddianamelerin bir an önce yazılıp yargı sürecinin tamamlanmasını talep ediyor

Okunan haber:

Tutuklu er ailelerinden çağrı: "Adalet yerini bulsun"

Metin boyutu Aa Aa

“Ben bir er annesiyim, bir yıldır içimiz kan ağlıyor, çocuklarımızı kandırarak kışladan çıkardılar” diyor bir anne. Oğlu 15 Temmuz gecesi askerliğinin beşinci ayında tutuklanmış. Erlerin ailelerine söylediklerine göre “terör saldırısı düzenlendi” denilerek götürülmüşler TRT binasına. “İstanbul’a gelip oğlumu ziyaret edebilmek için işten çıkmak zorunda kaldım, borçlandım” diye ekliyor acılı anne.

Darbe girişiminde komutanlarının emriyle sokağa çıkarılan ve ardından tutuklanan erlerin aileleri bir yıldır seslerini çok da duyuramadıkları bir isyan içerisindeler. Çoğu televizyondan öğrenmiş olan bitenleri.

Aileler, tutuklu erler hakkında iddianamelerin bir an önce yazılıp yargı sürecinin tamamlanmasını talep ediyor. Belirsiz bir bekleyiş içerisinde seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Çaldıkları kapılar kapanmış, basına da kırgınlar.

Kimi duruşma gününü bekliyor, kimiyse ilk duruşma tarihinin açıklanmasını.
Duruşma tarihini öğrenenler şükrediyor.

Tutuklu erlerin aileleri arasında avukatlar tarafından dolandırılanlar olmuş. Bir er yakını, görüştüğü bir avukatın davaya bakmak için 300 bin TL istediğini belirtiyor.

“Anne babalar farklı şekilde üzülüyor, kardeşler farklı, sevgili farklı”

Nişanlısı tutuklu olan bir genç kadın şöyle anlatıyor son bir yılını: “Ne resim yollayabiliyorum ne de mektup. (Soyadı farklılığından dolayı) görüşlere alınmıyorum. Sadece iki haftada bir, dört dakika telefonda konuşuyoruz, iki dakikası zaten ağlamakla geçiyor.”

Konuştuğumuz diğer asker yakınlarından biri 15 Temmuz ve sonrasındaki ilk günlerde “Korktuk” diyor; “Kıyameti yaşadık, kardeşimin ölmüş olabileceğini düşündük. Yerini öğrenince rahatladık. En azından sağ olduğuna çok sevindik.”

Yakınınızın tutuklandığını nasıl öğrendiniz?

15 Temmuz gecesi yaşadığımız panik ve şaşkınlık geçtikten sonra kardeşimi aramaya başladık. Kardeşim ve arkadaşları, komutanların emri ile Boğaziçi Köprüsü’nde terör saldırısı olacağı söylenerek köprüye götürülmüş. Gitmeden önce babamı arayarak köprüye götürüldüğünü söyleyebildi. Hiçbir şeyden haberleri yoktu. Üç gün ona ulaşamadık. İstanbul kazan biz kepçe olduk. Köprüde tutuklanarak Bayrampaşa Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Orada elleri kelepçeli üç gün bekletildi. Daha sonra mahkemeye çıkartılarak tezkeresine üç gün kaldığı için tahliyesine karar verildi. Hakimin bu kararına savcı karşı çıktığı için kardeşim tekrar tutuklandı. Bu arada kardeşime ulaşamadığımızdan dolayı Genelkurmay Başkanlığı’na internet üzerinden başvuruda bulundum. Avukatı aracılığıyla bulunduğu yeri öğrenebildik. Genelkurmay Başkanlığı bize ancak dört ay sonra nerede olduğunu bildirdi. Ben de kardeşimin yerini bildiğimi söyledim.”

İlk birkaç gün neler yaşadınız?

“Korktuk. Kıyameti yaşadık. Kardeşimin ölmüş olabileceğini düşündük.Yerini öğrenince rahatladık. En azından sağ olduğuna çok sevindik.”

Çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

“Bizim nasıl insan olduğumuzu, vatanımız için canımızı, vatanımızın bir karış toprağı için her şeyimizi feda edeceğimizi bildikleri için herkes destek olmaya çalıştı ve çalışıyor. Kimse bu zor günlerimizde karşımızda olmadı.”

Son bir yılı anlatır mısınız?

“İstanbul Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu’nun belirlediği günler içinde kardeşimi ziyaret etme fırsatı buluyoruz. Bayram gibi özel günlerde açık görüşlerimiz oluyor. Çok şükür ki içeride çocuklarımıza işkence veya zulüm yapılmıyor. Gardiyanlar ellerinden geldiğince kardeşlerimize moral vermeye çalışıyor. Erler suçsuz olduklarından dolayı onlara misafir gibi davranıyorlar. Aileler maddi ve manevi anlamda çok sıkıntı çekiyor. Herkesin psikolojisi çökmüş durumda. İnsanlar çocuklarına harçlık ve yol parası bulamadıklarından dolayı borca girdiklerinden bahsediyor. İşlerinden olduklarını, günlük hayatlarını sürdüremediklerinden bahsediyorlar. Sağlık problemleri yaşıyorlar.”

Tutuklu er yakınınızla konuştuğunuzda size o gece ile ilgili neler anlattı?

“Köprüye götürüldüğünü, karşısında Türk halkının ellerinde Türk bayraklarıyla sloganlar attıklarını, komutanlarının bu insanların terörist olduklarını ve ateş emrini verdiğini ama karşılarındaki insanların düşman olmadığını, hatta emre karşı gelen arkadaşlarının gözlerinin önünde emre uymadığı için komutanı tarafından kafasından vurularak şehit edildiğini söylüyor.

Kardeşlerimiz korkudan köprüden atlamayı bile düşünmüşler. Sabaha kadar birbirlerine sarılarak askeri araç altında saklanmışlar. Kimseye ateş etmeyip silah kullanmamışlar.

Resmen kıyameti yaşadıklarını, ölümden döndüklerini ve bu psikolojiyle cezaevine atıldıklarını ifade ediyorlar. Kardeşlerimiz “Bizler hain değiliz. Bizler vatan haini ilan edilip cezaevlerine atıldık. Biz ne yaptık da bize bunu layık gördüler?” diye düşünüyor.”

Son bir yıldır ne tür zorluklarla karşılaştınız?

“OHAL’den dolayı hiçbir şekilde, hiçbir kurum başvurularımızı kabul etmedi ve dikkate almadı. Dilekçelerimize bile cevap verilmedi. TBMM’ye gidip milletvekillerinden yardım istedik. Hiçbiri yardımcı olamadı. Bir kaos ortamı olduğu için kimse kimseye yardım etmek istemiyor. Herkes korkuyor.”

İktidara karşı bakış açınız değişti mi?

“Evet değişti. 16 yıldır oy verdiğimiz insanlar bize sırtlarını döndü. Devlete küsülmez ama bizi küstürdüler. Biz bu devlete ne zarar verdik ki bizi bunlara layık gördüler? Bizler anladık ki kimseye güven olmuyor.Bundan sonra kimseye oy vermeyi düşünmüyoruz ve siyasi anlamda kimseye güvenmiyoruz.”

15 Temmuz’dan Demokrasi Bayramı olarak bahsediliyor. Ne düşünüyorsunuz?

“Bayramlar ülke olarak herkesin yüzünün güldüğü günlerdir. 15 Temmuz kiminin yüzünün güldüğü, kiminin ise içinin kan ağladığı bir gündür. Bizim için 15 Temmuz bayram değil, acının ve zulmün yaşandığı bir gündür. Ben asla bayram olarak kabul etmiyorum.”

Son olarak ekleyecekleriniz neler?

“Bizler bu vatanın düşmanları değil, vatan haini hiç değiliz. Bir yıldır kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu ayırt edemeyen bir adalet sistemine sahibiz. Kardeşlerimiz suçsuz yere bir yıldır içeride tutuklu bulunuyor. Artık adalet yerini bulsun, gerçek suçlular bulunsun, herkes özgürlüğüne kavuşsun istiyoruz. Bize ve kardeşlerimize yapılan bu zulüm bitsin artık. Savcılar görevlerini yerine getirsin. Süreç hızlandırılsın. Tek dileğimiz bir an önce sevdiklerimize kavuşmak…”