Son Dakika

İspanya'da yoksulluk en çok çocukları etkiliyor

Almanya raporumuzun ardından İspanya'daki yoksulluğu konu alıyoruz. Avrupa'daki yoksulluk karşılaştırması bu hafta İnsiders'da...

Okunan haber:

İspanya'da yoksulluk en çok çocukları etkiliyor

Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat’ın verilerine göre Birlik içerisindeki çocukların dörtte birinden fazlası yoksulluk tehdidiyle karşı karşıya. Kurumun 2014 yılına ait verileri 16 yaş altındaki çocukların yüzde 27,4’nün, yani 22 milyon 850 bininin yoksulluk eşiğinde olduğunu ortaya koyuyor. Avrupa Birliği içerisindeki bu artışı gözlemlemek üzere İnsiders programımızın ilk bölümünde Almanya’daki yoksulluğu ele aldık. Elde ettiğimiz verilerde Almanya’da çocuklardaki yoksulluk oranının diğer AB üyesi ülkelere oranla daha düşük olduğunu ancak yoksul emeklilerin sayısının arttığını gözlemledik. Programımızın bu haftaki bölümünde AB’nin bir başka üye ülkesi İspanya’yı mercek altına aldık. Bu ülkede de her ne kadar kıtlıktan bahsetmek doğru olmasa da yetersiz ve dengesiz beslenmenin çocukları derinden etkilediğine şahit olduk.

İspanya’nın güneyinde Endülüs bölgesinin en önemli kentlerinden Sevilla’ya giderek buradaki çocukların yaşantısını gözlemledik. Ülkedeki bir milyondan fazla çocuk gibi buradakilerin de ekonomik toparlanmadan faydalanamadığını görüyoruz.



Güney Poligon mahallesinde Entre Amigos (Arkadaşlar Arası) derneği yaz aylarında okullarda çocuklara günlük yemek dağıtıyor. Yoksul çocuklar için gıda dağıtımı programı 3 yıl önce Educo isimli sivil toplum kuruluşu tarafından başlatıldı.

Educo yetkililerinden Fernando Rodriguez: “Yaz aylarında yemek dağıtım programımıza, geçtiğimiz yıla oranla bu sene yüzde 40 daha fazla talep aldık. Ekonomik kriz, eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda mali yardımların kesilmesini beraberinde getirdi. Durum böyle olunca çok sayıda aile beslenmeye ayırdıkları bütçeyi kısmak zorunda kaldı. İspanya’da kıtlık olduğunu söyleyemeyiz fakat sağlıksız ve yeteri kadar beslenememe söz konusu.”

İspanya’da çocuklarda yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölge Endülüs: Bu bölgede çocukların yüzde 40’ından fazlası yoksulluk içerisinde yaşıyor.

Ülkenin dördüncü büyük, kültür ve turizm kenti olarak bilinen Sevilla aynı zamanda İspanya’nın en fakir 5. şehri. Yoksulluk oranıysa orta gelirli ailelerde gün geçtikçe artıyor.

Karşılaştığımız temizlik görevlisi Salud, her gün işe gitmeden önce çocuklarını Palmete mahallesindeki okula bırakıyor.



Bu okulda sivil toplum kuruluşu Save The Children çocuklara eğlenceli ve eğitici aktiviteler sunuyor. Kuruluşun bu yardımları ülkedeki sosyal sistemin eksikliklerini de gidermiş oluyor.

Save The Children Endülüs Ofisi yetkilisi Javier Cuenca: “Kazanımlarını kaybeden ailelerin gelişine şahit olduk. Ya işlerini kaybetmiş, ya çok zor şartlarda çalışıyor ve tüm sosyal yardımları kaybetmiş durumdalar. Bizim en büyük endişemizse bu yoksulluk oranının günden güne çözümsüz ve kalıcı hale gelmesi.”

Salud ve ailesi, kız ve erkek kardeşlerinin aileleriyle beraber, anne babalarının evinde yaşıyor. Kendisinin temizlik işinden, kocasınınsa inşaattan kazandığı gelirin kira ödemek için yeterli olmadığını anlatıyor.

Salud Funes: “Annem bize yardımcı oluyor. Her gün masanın üzerine yiyecek bir şeyler koyuyor. Çocuklar için kahvaltılık alıyor. Bu şekilde geçinmeye çalışıyoruz.”

Ekonomik krizin ardından uzun yıllar boyunca işsiz kalan kocası, bir kaç ay önce ancak yeni bir iş buldu. Aile düzensiz bir gelire sahip.

Salud Funes: “İlk ay 800, ikinci ay 900, üçüncü aysa 550 Euro kazandı. Her ay eline ne kadar geçeceğini hiç bir zaman bilemiyoruz. Maşımız çalıştığımız saat sayısına bağlı. Fazla kazanınca kenara koyuyorum ve az kazandığım aylarda harcıyorum. Bazı aylar faturalarımızı ödemek için bile yeterli para elimize geçmiyor.”

Şehrin göbeğinde Sevilla’nın bambaşka bir mahallesinde karşılaşıyoruz Manolo’yla. İpotek Mağdurları Platformu (PAH) isimli bir dernekte çalışıyor.

Buraya gelen işçilerin, aynı zamanda üst düzey yöneticiler ve girişimcilerin durumu eskiden oldukça iyiydi. Fakat ekonomik kriz hayatlarını adeta alt üst etti. Bankadan ev satın almak için aldıkları borçlarını ödemeyemeyen ve yüksek faiz oranları altında ezilenlerin bir kısmı evlerinden çıkartıldı, bir kısmıysa evlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Manolo Garrido: “Burada yardım ve destek buluyorlar. Pazarlık yapabileceklerini, borçlarını ödeyemeseler de, kendilerini sokakta bulmadan önce, bir çözüm arayabileceklerini öğreniyorlar.”

Celestina’nın eşiyle beraber kurduğu şirkette 15 çalışan bulunuyordu. En önemli müşterilerinden birinin ödemesini yapamaması üzerine, onlarda bankaya olan borçlarını kapatamadı. Şirketleri battı, evlerine el konuldu. Şirketi kurdukları lokalse açık arttırmaya çıkartıldı.

Eski girişimci Celestina Velasco: “İşte benim iş yerim buradaydı. Evimi kaybettim. Bankanın iş yerine de el koyması için hakim kararı bekleniyor. Mahkeme kararı açıklandığında banka lokale el koysa da benim borcumu ödemeye devam etmem gerekecek.”

Celestina iki çocuğuyla birlikte 25 yaşındaki oğlunun evinde yaşıyor. Asgari ücrete yakın bir gelire sahip genç adam ailesinin ihtiyaçlarını güçlükle karşılamaya çalışıyor.

Şirketin batmasının ardından depresyona giren Celestina kısa bir süre sonra eşiyle de boşandı. 53 yaşındaki eski girişimci ayakları üzerinde durmak için mücadele veriyor. Yaşlılara yardım hizmetleri sunan bir şirkette iş bulan Celestina aylık 500 Euro kazanacak.

Celestina: “Bir kaç aylığına bu işte çalışacağım, ne kadar sürecek bilmiyorum. Her gün durmadan iş arıyorum. Sosyal hizmetlerden yardım istiyorum, Caritas derneğine başvuruyorum, beni işverenlerle buluşturuyorlar, CV’mi gönderiyorum restoran, bar gibi yerlere… Bir iş bulmaya çalışıyorum.”

Euro Bölgesi’nin en yüksek büyüme oranına sahip olan İspanya’da, özellikle de Endülüs bölgesinde yoksulluk oranı, ekonomik krizin başlangıcındaki seviyesini koruyor.

Sivil toplum kuruluşu Caritas yöneticileri ülkedeki kemer sıkma politikalarının ve çalışma yasalarındaki reformların güvencesiz istihdamın ve yoksulluğun artmasına neden olduğunu açıklıyor.

Caritas Endülüs yetkilisi Mariano Perez: “Ekonomik patlama yaşandığında gelir eşitsizliğini ortadan kaldıramayan ve kriz zamanında eşitsizliği arttıran ve istihdamı yok eden bir sisteme sahibiz. Kriz Avrupa’daki çok sayıda sosyal kazanımı yok etti. Sosyal politikaları kısıtlayan neo-liberal bir ideoloji modeli belirmeye başladı. Geçen yılların kazanımı olarak adlandırdığım işgücü piyasasındaki refomlar da yok oldu.”

9 yıldan bu yana Asunción’un sabit gelirli bir işi olmadı. Bu durumdan kurtulmak için kendi işini kurdu. Her hafta toptancıya giderek pazarda, hatta mahallede satacağı ürünleri almaya gidiyor.

İki çocuğu ve annesine bakmak zorunda olan Asuncion derneklerin yardımı olmadan geçinemeyeceğini anlatıyor:

Asuncion, eski tezgahtar: “Kendi ticaretimi kurdun. Bir barım vardı, toptancıda çalıştım, takı ve aksesuar sattım. Eşim de her bulduğu işte çalışıyordu, asansör tamirinde, inşaatta… Her iş elinden geliyordu. Şirketler için çalıştığımızda daha iyi kazanıyorduk. Şimdi kendi hesabımıza çalışıyoruz. Daha çok emek harcıyoruz ve daha az kazanıyoruz.”

“Satışlar çok azaldı. Havalar çok sıcak, pazarda kimse yok. Ama yine de çabalıyorum. Çok bağıran biriyim o yüzden iyi satış yapıyorum.”

“Bu durum daha çok böyle sürecek. Siyasiler para kaçırarak ceplerini doldurmaya sadece kendilerini düşünmeye devam edecek. Biz fakir insanlar daha az kazanacağız, zenginler daha da zenginleşecek. Hep böyle olmaya devam edecek.”

Asuncion zorluklar karşısında yılmıyor. Ama kısa sürede de bu durumdan kurtulacağı hayaliyle yaşamıyor.