Son Dakika

Almanya AB'ye nasıl liderlik etmeli?

Almanya, Avrupa'nın geleceğiyle ilgili önemli sonuçlara gebe olacak bir seçime gidiyor. Avrupa Parlamentosu'nun önde gelen üyeleri ile Almanya seçimlerini tartışıyoruz.

Okunan haber:

Almanya AB'ye nasıl liderlik etmeli?

Metin boyutu Aa Aa

Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak seçimler sadece Şansölye’nin kim olacağını değil Avrupa Birliği’nin (AB) geleceğine de etkileri olacak bir seçim.

Alman seçmenler, AB’nin en kalabalık ülkesine Angela Merkel ya da Martin Schulz’un liderlik edip etmeyeceğine değil, Euro bölgesi reformlarına, savunma işbirliği ve göç gibi konularda da bir tercih yapacak.

Şansölye Merkel’in muhafazakâr bloku, Sosyal Demokrat Schulz’dan 15 puan farkla önde ilerliyor. Ancak Alman seçmenlerin neredeyse yarısı hâlâ kararsız.

Euronews, Stefan Grobe’nin yönettiği bir tartışmada Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nun önde gelen milletvekillerini Almanya seçimlerini görüşmek üzere bir araya getirdi.

Stefan Grobe, euronews:
“Yanımda bulunan Avrupa Parlamentosu’nun değerli üyelerine panele katıldıkları teşekkür ediyorum.
Öncelikle Konuklarımı tanıtmak istiyorum:
Avrupa Parlamento başkan yardımcılarından, Avrupa Birleşik/Kuzey Yeşil Sol temsilcisi Yunan Milletvekili Dimitrios Papadimoulis bizimle olduğunuz için teşekkürler.
Bir sonraki konuğum, Hollanda’dan Marietje Schaake, Avrupa Özgürlük ve Demokratlar İttifakı temsilcisi, bize katıldığınız için teşekkürler.
İki Alman konuğumuz, biri Hıristiyan Demokrat David McAllister, diğeri Sosyal Demokrat Udo Bullmann ikiniz de hoş geldiniz.

Almanya seçimlerini Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere’deki son seçimlerle karşılaştırırsak, seçim kampanyası oldukça sakin geçiyor. Sayın Papadimoulis sizinle başlayalım. Bu seçimler Yunanistan’da ilgi uyandırdı mı? Yunan halkı seçim kampanyasını takip ediyor mu? Sizin şimdiye kadar ki gözlemleriniz neler?”

Dimitrios Papadimoulis, Avrupa Birleşik/Kuzey Yeşil Sol AP Milletvekili:
“Almanya seçimleri sadece Yunanistan için değil, Avrupa Birliği’nin tamamında ilgi uyandırıyor. Çünkü Almanya, Euro bölgesinin motoru sayılan en güçlü ekonomi. Tüm gözler seçimlerden sonra oluşacak yeni hükümeti büyük bir merakla bekliyor. Euro bölgesinin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un önerdiği şekilde gerekli dönüşüme uğratılması gerek. Ya da Avrupa’yı birleştirme sürecini güçlendirmek için daha Avrupalı bir Almanya’ya yatırım yapma ihtiyacı var.”

Stefan Grobe:
“Yunanistan, Almanya’da yapılacak seçimleri yakından takip ediyor.”

Dimitrios Papadimoulis: “Evet tabii ki.”

Stefan Grobe:
“Peki Hollanda, Almanya sizin en büyük komşunuz. Bayan Schaake Almanya seçimleri hakkında neler söylemek istersiniz?”

Marietje Schaake, Avrupa Özgürlük ve Demokratlar İttifakı AP Milletvekili:
“Elbette, Avrupa’nın geleceği için çok önemli bir seçim. Bence Almanya seçimlerinin sonucunu beklemek yerine, Avrupa’nın geleceğine odaklanmaya başlayabilseydik çok daha iyi olurdu. İki adayın önemli konulardan tartıştıkları düello esnasında diğer ülkelerde görmeye alışık olduğumuz kavga ve atışmalardan uzak sakin bir tartışmaya şahit olduk. Hollanda halkı buna çok şaşırdı.”

Stefan Grobe:
“Evet, bence de sakin bir tartışmaydı. Merkel’in dördüncü dönem yeniden seçileceği açık ve net gibi. Yapılan anketlerden altı aydır hep aynı sonuçlar alınıyor. Açıkçası, Almanlar Donald Trump gibi değişime odaklanmış her şeyi sarsan bir aday istemiyor. Sayın McAllister bu durum Almanların zihin durumu hakkında bize neler anlatıyor?”

David McAllister, Hıristiyan Demokratlar AP Milletvekili:
“Benim izlenimime göre seçim kampanyası söylediğiniz gibi sakin geçmiyor. Kampanyaya katılan on binlerce insan partilerinin daha iyi sonuç alması için mücadele ediyor. Bence Şansölye Merkel bu seçimi kazanacak. Çünkü Merkel Almanya’da istikrarı temsil ediyor. Almanlar’ın ona oy vermesi için iyi sebepleri var. Ayrıca Avrupa’daki istikrar da önemli. Alman ekonomisi iyi gidiyor. Elimizde dengeli bir bütçe var. Yunan meslektaşımızın dediği gibi Almanya Euro bölgesinin güç motoru. Almanya’nın bu sağlam yolda devam etmesi lazım. Elbette önümüzdeki yıllarda yapılması gereken bazı reformlar var. Ancak Almanlar, denemelerden hoşlanmaz. Merkel hükümetine tek alternatif ancak Yeşiller, Sosyalistler ya da Komünistler ile birlikte Şansölye olarak Schulz’un bir koalisyon hükümeti kurması olabilir ki bu da Almanların istemediği bir şey.”

Stefan Grobe:
“İstikrarın güvencesi. Sayın Bullmann, Sosyal Demokratlar olarak bu güvenin bir parçasısınız. Martin Schulz çok zor durumda, değil mi? Partisi hükümetin bir parçasıydı. Kendisini Şansölye’den ayırt edemiyor. Bu seçimde Sosyal Demokratların kazanacağını düşünüyordum. Açıkçası sosyal demokratik bir cevaba ihtiyaç duyan sosyal adalet, refah devletinin korunması gibi pek çok konu var. Neden Martin Schulz bu ortamda daha fazla puan alamıyor?”

Udo Bullmann, Sosyal Demokratlar AP Milletvekili:
“Şu anda anketler hakkında üzülmek yerine sizi 24 Eylül’e kadar kampanya yapmaya teşvik edebilirim. O zaman insanların Almanya’da kimi seçtiğini bileceğiz. Seçim sonuçları ilan edilmeden ön yargıda bulunmayın. Her gün seçim kampanyası için çalışıyoruz. Aslında şunu söyleme ihtiyacını hissediyorum ki durumu Avrupa bakış açısından değerlendirmek için buradayız. Eminim ki herkes kabul edecek, Avrupa son yıllarda büyük zorluklarla uğraştı ve hala da uğraşmakta. Tartışmanın bu yönde başlaması harikaydı. Almanlar genelde Avrupa’da olup bitenlerle ilgilenmezdi. Martin Schulz bu kampanyada bu durumu değiştirdi. Sosyal demokratlar bu değişikliğe öncü oldu. Çünkü biz Almanya’daki tartışmalarda Avrupa konularının ele alınması gerektiğini söylüyorduk.”

Stefan Grobe:
“Bloomberg Almanya’yı yeni kurumların, fikirlerin ve politikaların oluştuğu “Siyasi Yenilikçiliğin Silikon Vadisi” olarak adlandırdı. Sorum size Bayan Schaake, Avrupa Almanya’dan neler öğrenebilir?”

Marietje Schaake:
“Eğer benden bir talepler listesi yapmam istenseydi, Almanya’ya yenilikçilik getirebilecek yaratıcı endüstrilerin, girişimlerin ekonomide daha güçlü bir rol oynamasını ve geleceğe yönelik bir yapının oluşmasını söylerdim. Avrupalıların Almanya’dan öğrenebileceği bir çok şey var. Aslında Almanya’nın kendine odaklanmış olduğu fikrine katılmıyorum. Almanya’nın tarihi yüklerden kurtularak dış politika ve savunma alanında olağanüstü adımlar attığını düşünüyorum. Ülkenin küresel düzeyde daha güçlü bir yer edindiğini kanısındayım. Bu halin kesinlikle gerekli olduğunu ve açıkçası bunun devam edeceğini umut ediyorum.”

Dimitrios Papadimoulis:
“Her iki tarafın birbirine faydalı olması gerektiğini düşünüyorum. Bence Yunanlılar, kalıcı mali kapasite oluşturmak için Alman ekonomisinin gelişiminden çok şey öğrenebilirler. Fakat aynı zamanda, Alman liderliği ve Alman halkından ders alınması gereken çok şey var. Şurası çok iyi anlaşılmalı ki kuzey – güney, zengin – fakir, veya Avrupa bölgeleri arasında artan eşitsizlikler sadece Avrupa’nın birleşme sürecine değil Alman çıkarlarına da darbe vuruyor. Bundan dolayı asıl soru, Almanya’nın yeni şansölyesi ve hükümetinin daha fazla Avrupalı bir Almanya olarak Schäuble disiplini ile yola devam edip etmeyeceğidir.”

Stefan Grobe:
“En önemli kampanya konularından birine, göç ve göçmenler sorununa odaklanmak istiyorum. Alınan dersler hakkında konuşacağız. Son iki yılda öğrenilen dersler neler ve buradan nereye gidiyoruz? Açıkçası bu konu gündemin ilk sıralarından silindi, ancak Almanlara en önemli konunun ne olduğunu sorarsanız size göçmenler diye cevap verirler. Sayın McAllister, göç hakkındaki düşünceleriniz.”

David McAllister:
“Almanya ekonomisinin çok iyi sonuç vermesinin yanı sıra, bu gelişmeyi nasıl sürdürebileceğimiz sorusu da önemli. Seçim kampanyasında şüphesiz göçmen sorunu önemli bir rol oynamakta. Bir milyon insanın gelişinden dolayı 2015 yılı Almanya için çok zor bir yıl oldu. Bunun bir daha tekrarlanmayacağını biliyoruz. O zamandan beri sınırlarımızı daha iyi korumak, yasadışı göçü daha iyi kontrol altına almak için çok şey yaptık. Öte yandan Almanya’ya ve Avrupa’ya gelen göçmenleri ve mültecileri birbirinden ayırmak zorunda olduğumuz görüşündeyim. Bu insanlara koruma ve sığınma hakkı vermede tarihi bir sorumluluğa sahibiz. Ayrıca özellikle Almanya için Kuzey Avrupa’ya kaçak göçle mücadele etmek zorundayız. Ekonomik sebeplerden dolayı yüz binlerce insanın Almanya’ya gelmek istemelerini anlıyorum. Fakat bunu daha iyi organize etmeliyiz. Almanlar olarak şunun da farkındayız ki bunu Avrupa’da sadece hep birlikte başarabiliriz.”

Stefan Grobe:
“Sayın Schaake, aynı fikirde misiniz?”

Marietje Schaake:
“Alınan dersler hakkında soru sordunuz. Parti programlarının ötesine geçmeliyiz. Neden bunların yapıldığını anlıyorum fakat ben bu kadar güzel kampanya yapamıyorum. Almanya’ya özellikle Şansölye Merkel’e bakarsak, çok önemli anlarda ahlaki ve cesur liderlik örneği gösterdi. Bence bu hepimizin gördüğü ve takdir ettiği bir şey. Almanya dahil olmak üzere Avrupa’ya gelen mültecilerin gerçek anlamda zorluklarla karşı karşıya kaldıkları, savaştan kaçtıkları için uluslararası bir yasayla korunmaya değer olduğu fikri gerçekten önemli bir şey.”

Stefan Grobe:
“Sayın Papadimoulis, bütün göç meselesinde anahtar bir faktör olan komşunuz Türkiye. Bildiğiniz gibi İşler kötüye gitti. İşler iyiye gitmeden önce daha da kötüleşmeli mi? Ortak bir Avrupa yanıtı Türkiye ile başa çıkmanın çözümü mü?”

Dimitrios Papadimoulis:
“Ortak Avrupa yanıtını öncelikle mülteci kriziyle karşı karşıya kaldığında mültecileri orantılı bir şekilde kabul etmeyi reddeden yükümlülüklerini yerine getirmeyen Macaristan veya Polonya için kullanmalıyız. Türkiye için değil. Cenevre Sözleşmesini uygulamalıyız. 500 milyonluk bir birlik için, 1 buçuk milyon mülteciye çözüm üretmek kolay olması gerekirken becerilemedi. Avrupa siyasetinde AfD gibi aşırı ırkçı partilerin ortaya çıkması utanç verici.”

Stefan Grobe:
“Sayın McAllister, Türk muhalefetini desteklerken Erdoğan’a sıkı bir karşılık verilebilir mi? Çünkü Türkiye’de Avrupa Birliği ile daha yakın ilişki isteyen hala birçok insan var. Burada yürümek zorunda olduğunuz ince çizgi nedir?”

David McAllister:
“Türkiye önemli bir komşu, önemli bir ortak ve aynı zamanda bir NATO müttefiki. Benim ve sayın Bullmann’ın ülkesi Almanya’da milyonlarca Türk kökenli insan yaşıyor. Birçoğu da Alman vatandaşı. Kişisel olarak, Türkiye ile yaşanan kötü süreçten dolayı çok üzgünüm. Bu ülke Avrupa standartlarımızdan uzaklaşıyor. Bu yüzden Türkiye ile AB üyelik müzakerelerini dondurma politikasını destekliyorum. Ankara’daki Erdoğan rejimi ile daha ileri müzakere fasıllarının açılması bana mantıklı gelmiyor. Türkiye’deki bu gelişimi hoşgörü ile karşılamayacağımızı açıkça söylemenin ortak Avrupa değerlerimizle hiçbir ilgisi yok. Öte yandan Ankara’nın diplomatik kanallarını açık tutmalıyız. Referandumda Türk vatandaşlarının yüzde 48’inin Sayın Erdoğan’a destek vermediğini unutmamalıyız. Bu büyük ülkede demokrasiyi ve sivil toplumu güçlendirmeye devam etmeliyiz.”

Stefan Grobe: “Sayın Bullmann?”

Udo Bullmann:
“Ülkemizde Türkiye ile yakın bağlarımız, ekonomik bağların, kültürel bağlarımız olduğu fikrini destekliyorum. Filmler gibi belirli kültür ürünleriyle ilgiliyseniz, Türk kültürü ile Alman kültürü arasında pozitif alış verişin olduğunu her zaman hissedeceksiniz. Bu asla kaybedilmemeli. Özellikle Türkiye’de değişim için, daha demokratik bir özgürlük için, daha liberal bir toplum için sabırsızlanan genç dostlarımıza, arkadaşlarımıza sadık kalmalıyız. Bu yüzden onlardan asla vazgeçmemeliyiz. Vatandaşlarımızın haklarının ihlal edilmesine müsaade etmemeliyiz. Erdoğan’nın insan haklarını geçersiz kılmasına izin vermemeliyiz.”

Stefan Grobe:
“Konuyu, Fransız-Alman siyasi işbirliği tartışmasına getirmek istiyorum. Merak ediyorum, bu konudaki düşünceleriniz, umutlarınız neler? işlerin şimdi daha güçlü bir şekilde ilerlediğine dair ciddi bir beklentiniz var mı? Bayan Schaake sizinle başlayalım.”

Marietje Schaake:
“Avrupa’da güven ve öncülüğün yeniden inşa edilmesi için içeride yapılması gerekenleri anlayan kuvvetli liderler bunu başarabilir ve başarmaları gerekiyor. Bir çok şey olabilir Sanırım Fransa Cumhurbaşkanı Macron reform ajandası ile bu hedefe doğru önemli adımlar atabilir. Çünkü Almanya’nın kemer sıkma önlemlerinden bazılarının güveni yeniden inşa etmesi ve yapılan her anlaşmanın ayakta kalması gerektiğini herkese göstermesi gerekiyordu. Hepimiz kabul edilen kurallara saygı göstermeliyiz. Ancak, Fransa bazı reformları takip edebilirse, bu durumda Almanya ekonomik büyüme hedeflerinin bir kısmını gerçekleştirebilir. Elbette Avrupa Birliği’ne üye ülkeler hep birlikte ihtiyaç duyduğumuz, küresel seviyede daha güçlü bir Avrupa’ya doğru ilerleyebilir.”

Stefan Grobe:
“Sayın McAllister, İngiltere ile özel kişisel aile bağlarınız var. Brexit’ten sonra Fransız – Alman liderliği daha da güçlenecek mi?”

David McAllister:
“Fransa Almanya dostluğu çok özel bir şey. Hiçbir ülke Almanya’ya Fransa kadar yakın değil. Alman Fransız ortaklığı Avrupa’nın ilerlemesinin itici gücüdür. Seçimlerden sonra Avrupalılara Almanya ve Fransa’dan Avrupa Birliği’ni, özellikle Euro bölgesini modernize edecek somut teklifler gelebilir. Önemli olan nokta, Almanya ve Fransa AB’ye liderlik ederken diğer 26 üye ülkeyi baskı altına almamaları gerekir. AB 28 egemen devletten oluşur. Büyük ya da küçük olmaları fark etmez. Hepsi aynı haklara sahip ve hepsine aynı saygı gösterilmesi lazım. Bu yüzden Alman Fransız liderliğinin kapsayıcı olması benim gelecek için arzu ettiğim bir şey.”

Udo Bullmann:
“İlhama evet fakat tahakküme hayır. Görüşümü bu sözlerle özetleyebilirim. Çünkü tam olarak, evet, Almanlar ve Fransızlar birlikte çalışmalı ve itici güç olmalılar. Çıkmaza her girdiğimizde, tüm Avrupa’da sorunlar yaşarız. Bu yüzden çözüm olmalı. Fakat her iki taraf da özellikle çevreyi ve cepheyi anlamak için akıllı olmalı. Tüm Dublin yükümlülüklerini Yunanistan’a, İtalya’ya yüklemek cesurca değildi. Şansölye Merkel’in Macaristan karşısında aldığı tutum çok cesurca idi ve onu övdük. Ancak yapısal bir unsur olarak ülkeleri yalnız bırakmak gerçekten akıllıca olmaz. Yeni ortak bir duruşla sığınma politikalarını tanımlamalıyız. Kemer sıkma döneminden sonraki reformları yeni bir bakışla belirlemek zorundayız.”

Stefan Grobe:
“Reform sürecinden bahsettiniz. Reformun derinliği ve hızı konusunda Almanya ve Fransa gerçekten aynı yerde mi? Benim izlenimim Başkan Macron’un Angela Merkel’den çok daha iddialı olması.”

Marietje Schaake:
“Çünkü bir sürü işin yapılması gerekiyor!”

Stefan Grobe:
“Ve politik gerçeklik göz önüne alındığında, Fransa ile Almanya arasındaki bu yakın ilişkide Fransa küçük ortak olarak aynı oranda risk alır mı ve bunu kabul eder mi?”

Udo Bullmann:
“Alman siyaseti zekice tasarlanırsa, başlangıç eşit bir temel üzerine oturursa bu gerçekleşir.”

Stefan Grobe:
“Sayın Papadimoulis, Yunanistan ödevini tamamladı mı? Ve gelecekteki Alman-Fransız işbirliğinden beklentileriniz neler?”

Dimitrios Papadimoulis:
“Bence Yunanistan son yıllarda çok şey yaptı. Yunan halkı son dönemdeki kötü yönetimden çok acı çekti. Şimdi toparlanıyoruz. Fakat şimdi sadece Yunanistan değil, aynı zamanda Avrupa ve başta Euro bölgesinin yeni bir başlangıca ihtiyacı var. Sadece para birliği değil, daha fazla siyasi birlik, ekonomik birlik, daha güçlü bütçe, kapsamlı bir büyüme, daha güçlü bir uyum politikasına ihtiyaç var. Çünkü Avrupa’nın birleşme süreçlerini tamamlaması sadece Avrupa için değil tüm dünya için önemli. En ilerici fikir budur. Ve bence Alman Fransız ittifakına yeniden yatırım yapmak güzel. Ancak üye sayısı 28’den 27’ye düşecek bir birlik olduğumuzu da unutmamak gerek. Bu nedenle, aynada kuzey ile güney arasındaki yükselen eşitsizlikleri, insanlar ve bölgeler arasındaki uyuşmazlıkları görmek ve ortak bir geleceğe kapsamlı bir şekilde yatırım yapmak çok hayati bir önem taşıyor.”

Stefan Grobe:
“Sayın Bullmann, Angela Merkel, “Almanlar gelmiş geçmiş en iyi Almanya’da yaşayacak” dediğinde vurgulamak istediği şey neydi?”

Udo Bullmann:
“Sanırım bu kötü bir slogan değil, fakat rakamlara bakmalıyız. Şu an Alman ekonomisinde olumlu bir hava var. Ancak iki soru sormalıyız: Bu gerçekten kapsayıcı mı? Bu herkes demektir. Geleceği de içine alan bir gelişme mi? Rakamlara geri dönerseniz ve bunları okuyabilirseniz, AB ve Euro bölgesini sanayileşme dışında bırakacak önemli bir tehlikeyi görürdünüz. Bu tehlike hala devam ediyor. Almanya için de aynı şey geçerli. Rakamlar uzun süredir, Almanya’daki kamu ve özel yatırım oranlarının sanayileşmiş ülkelerin ortalamasının çok altında olduğunu bize göstermekte. Bu gerçekten büyük bir sorun var demek. Bu gündeme getirmediğimiz, hakkında yeterince konuşmadığımız bir problem.”

Stefan Grobe:
“Sayın McAllister, buna bir cevap vermek ister misiniz?”

David McAllister:
“Kabul etmiyorum. Hiçbir ülke mükemmel değildir. Almanya da kesinlikle mükemmel olmaktan uzaktır. Ancak elbette daha fazlasını yapmak yoksullukla mücadele etmek zorundayız. Çok azalsa da işsizlik ile hala mücadele etmeliyiz. Fakat hala tam istihdam noktasına yaklaşmış değiliz. Kamu altyapımıza daha fazla yatırım yapmalıyız. Tam da bu hükümetin önümüzdeki dört yıl boyunca planladığı şeyler bunlar.”

Marietje Schaake:
“Veya belkide taze bir kana ihtiyacımız vardır. O halde, yeniden sanayileşmeye değil, dijital sektöre ve geleceğin ekonomisine yönelmemiz gerekiyor.”

Udo Bullmann:
“Bu da endüstri. Geleneksel anlamda yeniden sanayileşme hakkında konuşmuyordum.”

Marietje Schaake:
“Öyleyse çok iyi.”

Udo Bullmann:
“Sözlerimden farklı anlamlar çıkarmaya çalışmayın.”

Stefan Grobe:
“Çok hızlı bir son tur yapmak istiyorum. Lütfen çok kısa cevaplamaya çalışın. Bir sonraki Alman Şansölyesi kim olmalı ve neden?”

Dimitrios Papadimoulis:
“Alman olsaydım, Die Linke’ye oy verirdim. Çünkü daha ilerici bir hükümete sahip olmak isterdim.”

Stefan Grobe:
“Peki, Sayın McAllister?”

David McAllister:
“Angela Merkel. Çünkü Almanya için en iyisi o. Dürüst ve ikna edici bir Avrupalı.”

Stefan Grobe:
“Sayın Bullmann?”

Udo Bullmann:
“Hem Almanya hem de Avrupa için Martin Schulz. Çünkü Avrupa vizyonuna sahip. Tüm Avrupa ülkeleri ve halkları için mücadele etmekte.”

Stefan Grobe:
“Sayın Schaake, son sözlerinizi alayım!”

Marietje Schaake:
“Biri birazcık muhafazakar, diğeri de birazcık sosyal demokrat olan her iki tarafa teşekkür ederim. Bence ilerici, liberal politikalar ile çok iyi işler yapılabilir. Almanya’ya sıçrama yaptıracak, sarsılması gereken şeyleri sarsabilecek ve modernleşmeyi sağlayabilecek Liberal Dostlarıma burdan selam yolluyorum.”

Stefan Grobe:
“Avrupa Parlamentosu’ndan yaptığımız yayının sonuna geldik. Bizi izlediğiniz için teşekkürler. Parlamento yetkililerine programımızı burada ağırladıkları için teşekkür ediyoruz. Konuklarımıza da programımıza katıldıkları için tekrar teşekkür ediyorum. Alman konuklarıma seçimlerde başarılar diliyorum.”