Son Dakika

Light in Babylon: Herkesin içindeki insanla konuşuyoruz

Okunan haber:

Light in Babylon: Herkesin içindeki insanla konuşuyoruz

Metin boyutu Aa Aa

İran asıllı İsrailli Michal Elia Kamal, Fransız Julien Demarque ve Türkiye’den Metehan Çiftçi’nin yolları 2010’da İstiklal’de kesişti.

Light in Babylon grubunu kurdular. Sokakta yaptıkları müziğin sesi çok geçmeden tüm dünyada yankılandı.

Bahtiyar Küçük, Euronews:
“Sokağın sesi Light in Babylon ile birlikteyiz. Kariyerlerine İstanbul’da İstiklal’de başladılar. Şimdi ise Avrupa’da müzik festivallerinin aranan grupları arasındalar. Yaptıkları müziği ve başarılarının sırrını konuşacağız. Şimdi gelin onları dinleyelim.”

İstanbul merkezli gruba Stuart Dickson ve Jack Butler da katıldı.

Light in Babylon ile İtalya’nın kuzeyinde Kribiskrabis müzik festivalinin davetlisi olarak geldikleri Valdaora kasabasında buluştuk.

Grubun söz yazarı ve solisti Michal güçlü sesi ve sahne performansıyla dinleyenleri kısa sürede büyülüyor.

Michal Elia Kamal, Solist, Söz Yazarı:
“Biz Light in Babylon’uz. Ben Michal Elia Kamal, Ben grubun solisti ve söz yazarıyım. Julien Demarque gitar çalıyor. Metehan Çiftçi santur çalıyor. Jack Butlar bas gitarda. Stuart Dickson perkisyonda.”

Michal Elia Kamal:
“Biz sadece iş arkadaşı değiliz. Biz sadece müziğimizi paylaşmıyoruz. Biz hayatımızı paylaşıyoruz. Birbirimize yakın yaşıyoruz. Büyük şehir İstanbul’da biz küçük bir aile gibiyiz. Müzik yaptığınızda içten olmak çok önemli. Müzik yaptığınız insanlarla bu ilişkiyi devam ettirmek önemli. İşte biz Light in Babylon’uz.”

Grubun geçtiğimiz yıl piyasaya çıkan son albümleri ‘Yeni Dünya’da iki Türkçe şarkı bulunuyor. Bursa’nın Ufak Tefek Taşları ve Divane Aşık Gibi.

Michal Elia Kamal:
“Aslında uzun bir yolculuk yaptık. Yolumuza 7-8 yıl önce İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde başladık. 2010’da İstiklal o zamanlar harika bir yerdi. Her gün bir festival gibiydi. O yıl aynı zamanda İstanbul Avrupa kültür başkentiydi. Bu cadde fırsatları barındırıyordu içinde. Orada Batı’dan Doğu’dan yerel çok sayıda insan oradan geçiyordu her gün. Biz de bu fırsatı değerlendirdik ve İstiklal’de çalmaya başladık. Bu bizim başlangıç noktamızdı. O günden bu güne uzun yol kat ettik. Her geçen yıl büyüdük ve geliştik. Ben, Julien ve Mete başladık ilk olarak. İnsanların bize ilgisi büyüktü. CD’lerimizi alıyorlar, fotoğraf video çekiyorlardı. Sosyal medyada viral oluyorduk. Bu bizim atlama noktamızdı. Bunu birkaç yıl yaptık.”

Michal Elia Kamal:
“Avrupa’da festivallere katılmaya başladığımız da sokakta çalmaya devam ettik. Şu anda konserlerimiz arttı, hayran sayımız arttı. Daha büyük sahnelerde çalmaya başladık. Sonrasında bize iki arkadaş daha katıldı. Bugün buradayız. Artık sokakta çalmıyoruz. Bunun birçok sebebi var. Ancak biz o ruhu koruyoruz. Biz hala İstiklal’deki ilk günümüzü hatırlıyoruz. Biz her zaman şehirdeydik. Öyle sıradan bir şehirde değil, İstanbul’da. Açık havada birçok etkinliğin olduğu bir yer. Türkiye’de gelişmiş bir açık hava kültürü var. Avrupa’da ise insanların kapalı mekanda olduğunu görürsünüz. İstiklale’de ise saat akşam 10’da 11’de gece 12’de aileler dışarıda. Büyükanneler çocuklar dışarıda ve hep bir hareket var. Bunun kültürel bir durum olduğunu anladık. Bu kültürel çevreye yerleştik biz de. Beyoğlu’na İstiklal’e.”

“Karışık orijinal müzik yapıyoruz”

Julien Demarque, Gitarist:
“Birçok elementi bir araya getirdiğimizi düşünüyorum. Hepsini karıştırıyoruz. Müziğimiz çeşitliliği içinde barındırıyor. Bizler farklı yerlerden geliyoruz. İstanbul’un merkezine yerleştik ve bu şehrin bizim müziğimizde büyük etkisi var. İstanbul’da her türlü müziği bulmak mümkün. Çingene müziği, klasik müzik, Balkan müziği var, bizi etkileyen Karadeniz müziği var. Flamenko müziği de bizi etkiliyor. Biz bütün bu öğeleri bir araya getirmeye çalışıyoruz ve ortaya yeni bir müzik çıkarmaya çalışıyoruz. Michal çoğu şarkının sözünü yazıyor İbranice. Kendi bestelerimizi yapıyoruz. Yaptığımıza orijinal karışık müzik diyebilirim.”

Michal Elia Kamal:
“Benim için her şey. Yaşamımın temel parçası olarak müzik yapmaya karar verdiğimde son 7 yılda her geçen gün daha fazla benim hayatımın her şeyi oldu. Light in Babylon sadece geleneksel müzik yapmıyor. Biz birlikte bir şeyler besteliyoruz. Bu müzik her birimizin içinden geliyor. Her şakımız içimizdeki dünyadan gelip dünyaya çıkıyor. Kişisel olarak tanımadığımız bilmediğimiz insanlarla bunu paylaşıyoruz. İçinizi dışınıza çıkarmak gibi bir şey. Bu yüzden özel şeylerimi paylaştığım bir yer burası.”

İstanbul’da yaşayan İskoç Stuart Dickson aynı zamanda Osmanlı müzikleri çalan Meskhane grubunun üyesi.

Stuart Dickson, Perkisyonist:
“Yaklaşık 2.5 yıldır Light in Babylon ile birlikteyim. Grubun çok iyi sahne performansı var. Müzik gerçekten harika. Türk stilinde müzik yapıyor olmak çok hoş. Çünkü Türkiye benim son beş yıldır içinde yaşadığım bir kültür. Bu müziği Batı ile tabi ki Türkiye’deki müzikseverlerle de paylaşmak benim için hayalin gerçekleşmesi anlamına geliyor. Dinleyenlerin de genel olarak çok güzel tepki verdiklerini görüyoruz. Bu gerçekten harika bir duygu. Şimdiye kadar her şey yolunda gitti.”

“Tahran Kadını şarkımız İran rejimine karşı değil, çok daha derin anlamı var”

Michal Elia Kamal:
“Her şeyden önce bizim müziğimiz bir şeye karşı değil. Her zaman bir şeyin lehine müzik yapıyoruz. Politik müzik yapmıyoruz. Bizim çok mesajımız var fakat en önemli nokta bizim müziğimiz insanlara ne yapması gerektiğini söylemiyor. Bizim müziğimiz paylaşmakla ilgili, hayallerimizi paylaşmak, düşüncelerimizi, hikayelerimizi paylaşmak.
Tahran Kadını şarkımıza atıfta bulundunuz. Bu tamamen kişisel bir hikaye. Ailem İranlı. İran’ın müzik kültürü vardır, evlerde şarkı söylenir. Benim akrabalarım, annem Farsça şarkı söylerler. İran kültüründe kadın enerjisi ve kadın gücü vardır. Beş yıl önce İstanbul’da İranlı kadınlarla karşılaştığımda onlar bana İran’da kadınların şarkı söyleyemediğini anlattı. Bu beni çok üzdü. İran’ın tarihteki büyük sanatçılarını şarkılarını dinlediğinizde ve bugün benim neslimin orada şarkı söyleyemediğini görmek üzücü. İran’da albüm kaydedemiyoruz,Türkiye’ye geliyoruz, İran’da kadınlar ön planda olamıyor diyorlar. Bizim şarkımız ise yönetime karşı değil, çok çok daha derin. Kadının hikayesini anlatıyor.”

“Yeni gruplara yer açmak için sokaktan ayrıldık”

Michal Elia Kamal:
“Sokak müzisyenler için geçici bir alan, sonsuza kadar orada kalamazsınız. Sokak her zaman değişiyor. Aynı zamanda biz müzisyenler de değişiyoruz. Her zaman aynı yerde aynı basamakta kalamazsınız. Gelişmek zorundasınız. İstanbul bize çok büyük ilham verdi. İstiklal’de çalarak bir şekilde İstanbul’a teşekkür ettik. Şu anda geldiğimiz ve sevdiğimiz bu noktada da hareket etmeliyiz. Yeni gruplara genç gruplara yer açmak için bizim sokağı terk etmemiz gerektiği vizyonuna sahiptik. Yeni şarkıcılar orada kendini göstermeli ve büyümeli. Bizim için gerçekten güzel zamanlardı. Sokakta çok şey oluyor, özellikle İstiklal’de Türkiye’de. Bizim hala umudumuz var, hala yeni gruplara ilham oluyoruz. Barda ya da evde sıkışıp kalmayın, çıkın sokağa ve sanatınızı ortaya koyun.”

“Bizi dinlemez dedikleri insanlara ulaşmak istiyoruz”

Metehan Çiftçi, Santur Sanatçısı:
“Daha fazla şarkı yapmak istiyoruz. Daha fazla insana ulaşmak istiyoruz. Bu bir şeyleri değiştirmekle alakalı değil. Onların bizi desteklemesi çok önemli. Onlar bize gelip kalpten siz bir şeylere dokunuyorsunuz dediklerinde, benim ruhumu harekete geçiriyorsunuz dediklerinde bu çok önemli. Biz içimizde bir şeyler hissediyoruz. Kalbimizde bir yerlerde. Biz bu içimizdekini haykırmak istiyoruz. İnsanlar da bunu hissediyor. Bir dili çok iyi bilmeniz gerekmiyor bunu anlamak için. Biz duygularımızı paylaşıyoruz ve onların da aynısını hissetmesini istiyoruz.”

“Dilimiz anlaşılmayabilir ama biz herkesin içindeki insanla konuşuyoruz”

Michal Elia Kamal:
“Konserlerden sonra insanlar bize gelip konuştuklarında onlar aynı şeyi söylüyor. İsviçre’de Finlandiya’da İtalya’da Türkiye’de, Hindistan’da. Onlar, biz sizin dilinizi anlamıyor olsak da sizin müziğinizi hissediyoruz diyor. Dünyanın her yerinden insanlar aynı cümleyi söylüyor. Bu bizi çok mutlu ediyor. Çünkü şunu biliyoruz ki bizim müziğimiz sadece belli bir gruba ya da kültüre hitap etmiyor. Çok daha geniş açıda geniş kitleye hitap ediyor. Müslümanlar yazıyor bana, sizin müziğiniz beni ağlatıyor, duygulandırıyor, Budistler, Yahudiler, Hristiyanlar, Ateistler hepsi aynı şeyi yazıyor. Bunu anlamı biz başardık. Biz bir şeyler yaptık. Biz dil ve kültürün ötesine geçiyoruz. Biz hepimizin içindeki insanla konuşuyoruz. Bu yönde mesajlar aldığımda bu benim için en büyük bir ilham kaynağı. O zaman hayatımda doğru şeyi yaptığımı kendi kendime söylüyorum. Evet elbette çok farklı kültür var. Faklı din var. Fakat biz bunu kutlamalıyız. Nasıl birbirimizden farklı olduğumuzu görmemize gerek yok. Biz hepimiz insanız. Evet farklıyız. İşte bu bir kutlama. Yeni kültürü keşfetmekten hoşlanıyorum. İnsan dediğimizde hepimiz aynıyız.”

Metehan Çiftçi:
“Biz yeni bir kültür yaratıyoruz. Siz yeni bir şeyler yapmak istediğinizde şunu söylüyor olabilirsiniz. Onlar bizim müziğimizi dinlemez. Ben tam tersini düşünüyorum. Bu kişiler belki sizin müziğinizi sevecek. Ben o insanları istiyorum. Benimle aynı düşüncedeki insanı değil. Çünkü siz bir şeyi değiştirmiyorsunuz. Bu müziği asla dinlemez dediğiniz insanları değiştirmek istiyorum, onları görmek istiyorum. Şimdi bunun işlediğini görüyoruz. Metallica t-shirtlü biri, Müslüman biri, herkes bizi dinliyor. Biz bu ruhu İstiklal’de gördük. Çünkü oradan farklı düşüncedeki, farklı felsefedeki, her türlü insanlar geçiyor. Fakat onlar aynı noktada duruyor.”

Michal Elia Kamal:
“Bizim dinleyicilerimiz, aslında onlar Light in Babylon. Çünkü sadece biz ve dinleyiciler değil. Bu bir devinim. Biz şarkı yapıyoruz, bu onların kalplerine geçiyor ve onlar bize geri bildirim yapıyor. Biz de yeni şarkı yapıyoruz. Bu bir devinim. Eğer bu olmazsa biz dururuz ve devam edemeyiz. İnsanlar bizi dinliyor. Onlar bu müzik sürecinin doğrudan bir parçası. Biz her zaman hayranlarımıza söylüyoruz. Siz Light in Babylon’sunuz.”