Son Dakika

Okunan haber:

Su altı robotları geliyor


futuris

Su altı robotları geliyor

Balık, midye ya da nilüfer… Bu üç su altı robotu, aralarında iletişim kurmak, Venedik göletinin kırılgan ekosistemini değerlendirme ve korumaya yardımcı olacak verileri yüzeye yollamak üzere tasarlandı.

Nasıl çalışıyorlar? Su altında aralarında nasıl ve ne kadar süreyle iletişim kurabiliyorlar? Bütün bu bilim insanları bu soruların yanıtını bulmak için İtalya’nın tarihi kenti Venedik’e geldi.

Yapay nilfüer çiçeği, midye ve balık birbirleri aralarında konuşmak ve birbirlerini dinlemek üzere tasarlandı.

Aynı zamanda ortak bir özellik paylaşıyorlar: İletişim sistemleri ve donanımları tasarlanırken, gerçeklerinden esinlenilmiş.

Araştırmacılar, kendi kendini düzenleyen sağlam ve aynı zamanda esnek robotlardan oluşan bir su altı sürüsü geliştirmek istiyorlar.

Ve bunun için öncelikle doğaya dönmek zorunda kaldılar.

Projede yer alan Bilgisayar uzmanı bilim adamı Alexandre Campo, bu güveni “Araştırma laboratuvarlarında hayvanların, özellikle de sosyal hayvanların davranışlarını inceleyebiliyoruz. Hayvan krallığında kurulan organizasyonları değerlendirebiliriz. Bu organizasyon sadece hiyerarşiye dayanmıyor. Aralarında doğal olarak iletişim kuran hayvanlar da var. Bunları “otomatik organizasyon” olarak adlandırıyoruz: Önce doğadaki bu kolektif davranışı anlamaya çalışıyoruz ve daha sonra (matematiksel) denklemlere dayalı modeller yaparak (robotlarda) onu yeniden üretmeye çalışıyoruz” sözleriyle anlatıyor.

Fakat en büyük zorluk iletişim sistemi oluşturmak, zira su altında ne Wi-Fi ne de GPS sinyalleri çalışmıyor.

Dolayısıyla Avrupa Araştırma Projesi’nde çalışan bilim insanları yeniden ses (sonar) teknolojisine yöneldiler.

Subcultron Projesi’nin yöneticisi, Graz Üniversitesi’nden Alman bilim adamı Thomas Schmickl, bunun için kendi teknolojilerini geliştridiklerini anlattı:

“Örneğin burada midye robotunun içine, Afrika’da ve Güney Amerika’daki biyolojik gelişmeler sırasında bazı balıkların geliştirdiği özel bir “duyu” (esin kaynağı) yerleştirdik. Bir çeşit elektriksel duyu gibi, bulanık sularda görebilecekler ve çevrelerini algılayabilecekler. Ve bizim robotlarımız Venedik’in bulanık sularında karşılıklı olarak iletişim kurabilecekleri, etraflarındaki nesneleri görüp onlara reaksiyon gösterebilecekleri bir elektrik alanı oluşturacaklar.”

Robotlar saatler ya da aylar boyunca süren uzun otonom kampanyalar için programlanabilir.

Dolayısıyla bilim adamları, aygıtların enerji toplama kapasitelerini sağlamak için yaratıcı çözümler üretmek zorundalar.

Biorobotik Enstitüsü’nden Cesar Stefanini de robotların enerjilerini sarj edebilmek için denenen teknikler hakkında bilgi verdi:

“Robotlar sudan çıktıklarında enerjiyi endüktif bir şekilde, kablolar olmadan şarj edebilecekleri bir tekneye veya bir enerji istasyonuna yaklaşabilirler. Bu şekilde, kapakları veya mekanizmaları açmaya gerek kalmadan robotları şarj edebiliriz. Bu robotların paslanma ya da su sızıntısını riskini de önler.”

Sensörler flora ve fauna etkisini izlemek üzere programlandı. Venedik’in su altındaki karmaşık ve kırılgan dünyasında sanayi ve turizmin etkisini izlemek üzere tasarlandı.

Ve Venedik göletinin araştırma faaliyetleri koordinatörü Pierpaolo Campostrini, bunun yararlı olabileceği görüşünde:

“Robotumuz örneğin deniz tabanında kalabilir. Teknenin geçişiyle tetiklenen su basıncında bir fark hissettiğinde otomatik olarak harekete geçer. Robot teknenin neden olduğu dalganın yüksekliğini doğru bir şekilde ölçebilir. Bu bizim için, teknelerin geçişlerinin su altında ekosistem üzerindeki etkilerini anlamamız açısından çok yararlı olabilir. Ve bu durumun daha iyi yönetilmesine, örneğin hız sınırlamaları veya dolaşım sınırlamaları oluşturulmasına yardımcı olabilir.”

Araştırmacılar, projenin sonunda, 120 otonom robot geliştirebilmeyi umut ediyorlar.

Daha fazla bilgi için: www.subcultron.eu

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Jeotermik enerjide yeni bir devir mi başlıyor?

futuris

Jeotermik enerjide yeni bir devir mi başlıyor?