Son Dakika

Son Dakika

Almanya’nın yenilenebilir enerjiyle imtihanı

Almanya gelişmiş ülkeler arasında yenilebilir enerji kullanımında her ne kadar ön sırada olsa da, daha katedecek yolu var gibi görünüyor.

Okunan haber:

Almanya’nın yenilenebilir enerjiyle imtihanı

Metin boyutu Aa Aa

Birleşmiş Milletlerin her sene düzenlediği İklim Konferansı COP23 bu sene Almanya’nın Bonn şehrinde gerçekleşiyor.

Almanya’nın Feldheim Köyü ise bazı araştırma yazıları ve çalıştayların inceleme konusu olacağa benziyor. Nüfusu 120’den biraz fazla olan bu köy, aynı zamanda yüzlerce baş hayvan da yetiştiriyor. Ama bu köyün asıl özelliği çok fazla miktarda yenilenebilir enerji üretimi yapması. Burada üretilen yenilenebilir enerjinin sadece %1’i köy halkı tarafından kullanılıyor, kalanı ise çevredeki diğer köy ve şehirlere dağıtılıyor.

Bölgenin iklim koruma sorumlusu Barbara Ral, misafirleri olduğunda, onları gururla bu köyü gezmeye getiriyor. Köyde biogaz ve elektrik santralleri görmek mümkün. Hatta köyün santrali, kurulduğunda, Avrupa’daki en büyük elektrik santraliydi.

Köyün ilk rüzgar tribünü, 1995 yılında yerli bir girişimci tarafından inşa edildi. Şimdi ise biogaz santralinin yanısıra 55 rüzgar tribünü ve 284 güneş paneli var. 2010 yılında köy kendi elektrik şebekesini de kurarak dışarıdan elektrik almayı tamamen kesti.

Köydeki elektrik ücretleri ise bölgenin geri kalan kısımlarına göre daha düşük. Almanya’nın yenilebilir enerji dönüşümünde ön sırada olmanın getirdiği haklı bir gurur da mevcut.

Feldheim sakinlerinden Siegfried Kappert bu durumdan memnun : “Tabi, rüzgar tribünlerinin olduğu yerlerdeki toprakları işleyemiyoruz. Ama her güzel şeyde bazı dezavantajlar vardır. Biz yine de burada olanlardan dolayı gurur duyuyoruz.”

2017’nin ilk yarısında Almanya enerjisinin %35’ini yenilenebilir kaynaklardan üretti. Bu oran bazı ülkelerden daha düşük, ama büyük endüstriyel bir ülke için oldukça yüksek. 2009’dan beri yenilenebilir enerji üretimi neredeyse iki katına çıktı.

Peki Alman enerji sektöründe her şey yolunda mı? Hayır, madalyonun bir de diğer yüzünü görmek lazım.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın Almanya şubesinden iklim değişimi uzmanı Viviane Raddatz pek kimsenin dikkat çekmediği noktalara değiniyor : “Bu söyleyeceğim muhtemelen birçok kişiyi şaşırtacaktır. Ama Almanya’daki karbondioksit salınımı 2009’dan beri aslında düşmüş değil. Uluslararası İklim Antlaşmaları hususunda oldukça iyi ilerliyoruz. Ama mevzu kendi evimizde gerçekten bir şeyler yapmaya geldiğinde, durumlar oldukça farklı. Böyle bakıldığında yıllardır yerimizde saydığımız belli oluyor.”

Aslına bakılırsa, sorun kömürde. Jänschwalde Kömür Madeni, Feldheim köyünün doğusunda, arabayla sadece birkaç saat uzaklıkta bulunuyor. Buna rağmen iki yer arasındaki fark inanılmaz derecede. Her yıl yaklaşık 11 milyon ton kahverengi kömür bu madende çıkartılıp hemen yakındaki elektrik santralinde yakılıyor.

Almanya’nın elektrik üretiminin yaklaşık %40’ı kömür üretiminden elde ediliyor, ve bunun yarısı ise kahverengi kömür, yani en kirli kömürden oluşuyor. Kömür kullanımı savuncuları, bunun Almanya için bir ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Jänchwalde Kömür Madeni sahibi Thoralf Schirmer yaptıkları işin Almanya için kaçınılmaz olduğu söylüyor : “Elbette yenilenebilir enerji de var. İşlendiğinde yeterli geliyor da olabilir. Ama sorun 24 saat boyunca kesintisiz ve güvenli bir şekilde enerji sağlayabilmek. Bu günümüzde yenilenebilir enerjiyle mümkün değil. Bu sebeple geleneksel eneji üretiminin desteğine ve özellikle de yerel kahverengi kömür üretimine ihtiyacımız var.”

Çevreci dernekler ise bu görüşe karşı. Almanya’nın enerji ihracatını temel göstererek, kömür olmadan da yenilenebilir enerjiyle kendi kendine yeten bir ülke oluşturulabileceğini söylüyorlar. Her durumda, kömür yerine doğalgaz daha iyi bir seçenek gibi duruyor.

Almaya karbondioksit salınımlarını azaltmaya kararlı, ama yakın zamanda kömür üretimini bırakmazsa, hedeflerine ulaşması zor görünüyor. Viviane Raddatz hızlı davranmanın önemine değiniyor : “Paris İklim Antlaşması hedeflerine ulaşmak için şimdiden bir karar almalı, ve kömür üretimini azaltmaya başlamalıyız. İlk adımları şimdi atmalıyız, 20 yıl sonra değil. Bu mümkün, ve hemen yapılabilir.”

Kömür Madeni sahibi Thoralf Schirmer ise aynı görüşte değil : “Kesin bir bitiş tarihi belirleyemeyiz. Bu, enerji kaynaklarımızın nasıl değişeceğine bağlı bir karar olmalı. Biz, Almanya’ya güvenli enerji sağlamak için kahverengi kömür gerekli olduğu sürece üretime devam edeceğiz.”

Peki Almanya bir yenilenebilir enerji cenneti mi, yoksa vatandaşları ve endüstrisi için halen kömür yakması gereken bir ülke mi? Cevap, her ikisinden de biraz, ve yakın gelecekte de bu şekilde devam edecek gibi duruyor.