Son Dakika

Son Dakika

Uzayın efsaneleri: Rosetta ve Philae

Okunan haber:

Uzayın efsaneleri: Rosetta ve Philae

Metin boyutu Aa Aa

2014 yılının Kasım ayında, Philae adlı uzay aracı bir kuyruklu yıldıza konarak tarihe imza atmıştı.

2014 yılında Philae adlı küçük uzay aracının ilk defa bir kuyruklu yıldıza inmesi, uzay araştırmaları için tarihin kuşkusuz en önemli anlarından biriydi. Bu küçük araç, nefesleri tutmuş araştırmacıların gözlemleri altında, hareket halinde olan bir kuyruklu yıldıza konmayı başarmış ve anında gündemin bir numaralı konusu olmuştu. Uzayın efsanelerinin bu bölümünde sizleri o ana geri götürüyoruz.

Rosetta Misyonu’nda çalışan bilim adamı Matt Taylor, bu görevin diğer görevlere göre nasıl daha zor olduğunu şöyle açıklıyor: “Kasım 2014’te Philae uzay aracını, yüzeye konması için gönderdiğimizde, bizim için büyük bir dönüm noktasıydı. Geri bakarsak, senenin başında kuyruklu yıldızın neye benzediğini dahi bilmezken, sene daha bitmeden 100 kilogram ağırlığındaki uzay aracını, onun yüzeyine göndermeyi hedefliyorduk.”

“Her gün, bütün çabalarımızın boşa gideceğini düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum. Rosetta görevinde gerçekten çok stresliydik.”

Philae, Rosetta ana aracından 12 Kasım sabahında fırlatılmış, ve heyecan dolu 7 saat boyunca, Avrupa Uzay Ajansı’nın endişeli bilim adamları, gazeteciler ve gözlemciler eşliğinde uzayda yolculuk yapmıştı. Bu 7 saatin sonunda iniş yaptığının onayı gelmiş ve kontrol salonunda neşe çığlıkları yankılanmıştı. Salonda bulunan görevlilerden Gerhard Schwehm, o anı Euronews’e şöyle aktardı: “Rahatlamış ve birden neşeyle dolmuştuk. Tabi, birkaç dakika sonra arkadaşlardan aracın halen zıplamakta olduğunu duydum, ama kuyruklu yıldızın yüzeyindeydi. Benim için gerisi teferruattı. Önemli olan aracı indirmiş olmamız, onun yüzeye değmiş olmasıydı.”

Rosetta Misyonu birkaç nesle yayılmış bir çalışmaydı. Çalışmayı başlatanlar, bu tarihi anda çoktan emekliye ayrılmış olsalar da, buna tanıklık edebilmek için o salonda bulunuyorlardı. ESA eki yöneticilerinden Roger-Maurice Bonnet, Philae inişi yaparken ön sıralardan tüm olanları izlemişti. Ardından yaşadıkları neşeyi ise Bonnet de onayladı: “İnanılmaz bir neşe anıydı. Herkes birbirine sarılıyordu. Artık kimsenin arasında hiyerarşi kalmamış gibiydi. İnsanlar olarak efsanevi bir nesneye karşı zafer kazanmıştık.”

Rosetta’da elde edilen bilgiler halen daha araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor. Bu misyon sayesinde kuyruklu yıldızlar ve güneş sistemimiz hakkında birçok bilgi edinebildik. Fakat bütün bu çalışmaların en büyük etkisi, Matt Taylor’a göre, insanlar üzerindeki etkisi oldu: “Sonuç olarak zafere ulaşmamızı sağlayan uluslararası ortak bir çabaydı. Benim için Rosetta’nın mirası buydu – beraber çalışıldığında neler yapılabileceğini görmek.”