Son Dakika

Son Dakika

Muhaliflerin gözünden Venezuela krizi

Okunan haber:

Muhaliflerin gözünden Venezuela krizi

Muhaliflerin gözünden Venezuela krizi
Metin boyutu Aa Aa

Venezuela bir dönüm noktasında. Ülke ekonomik krizle yıkımın eşiğine gelmiş durumda ve enflasyon oranları rekor seviyelerde seyrediyor.

Öte yandan Venezuela halkı giderek kutuplaşıyor. Muhalefet, hükümetin görev başına geldiğinden bu yana ülke demokrasisinin sistematik bir şekilde gerilediğini ve ekonominin çok kötü yönetildiğini belirtiyor.

Hükümetteki Chavistler ise muhalefeti elitist olmakla ve Venezuela’nın fakir halkını kendi mal varlıklarını arttırmak için sömürmek istemekle suçluyor. Hükümet ayrıca muhalefet liderlerini Amerika Birleşik Devletleri’nin paralı askerleri olmakla itham ediyor.

Peki ya halk? Nisan ayında hükümet karşıtı protestolarla başlayan, polisin sert müdahalesiyle şiddet olaylarına dönüşen 4 aylık hengamede en az 125 kişi hayatını kaybetti. Ekim ayında düzenlenen seçimleri yine Chavistler kazandı ancak yolsuzluk iddiaları halkın siyasetçilere güvenini derinden yaralamışa benziyor.

İşte bu siyasi düzlemde Venezuela’da siyasi tutukluları ve Demokratik Birlik Masası hareketi Sakharov İnsan Hakları Ödülünü kazandı.

Demokratik Birlik Masası : Dışarıdan gelecek bir müdahalede veya iç savaş en kötü senaryo olur

Muhalefetin gerçekten ne istediğini anlayabilmek için Ramon Guillermo Aveledo ile bir araya geldim. Aveledo, Demokratik Birlik Masası’nın en çok saygı gören üyelerinden biri.

Alberto de Filippis, Euronews: Sayın Aveledo, Venezuela bugün insan hakları açısından hangi noktada?

Ramon Guillermo Aveledo, Demokratik Birlik Masası üyesi: İhlaller artıyor, sadece insan hayatının risk altında olması veya ifade özgürlüğü açısından değil, yine temel bir hak olan sağlık açısından da. Parlementoda İnsan Hakları Komisyonu’nun hazırladığı rapor da bunu gösteriyor. Bu grafikte cinayet oranlarının nasıl yükseldiğini görüyoruz. Ülkede insan hakları ihlallerine bağlı birçok sorunumuz var ve bu sorunlar günden güne büyüyor.

Alberto de Filippis, Euronews: Muhalefet için Sakharov İnsan Hakları Ödülü ne anlam ifade ediyor?”

Ramon Guillermo Aveledo, Demokratik Birlik Masası üyesi: Venezuela halkı için bu çok büyük anlam ifade ediyor. Sakharov Ödülü 1988 yılından bu yana veriliyor. Kazananlara baktığınızda, hepsinin insan hakları ve sosyal özgürlükler için savaşan insanlar olduğunu görüyorsunuz. Bu tek başına bile çok anlamlı. Bugüne kadar sadece 5 kez Güney Amerikalı insanlar bu ödüle layık görüldü. Bu açıdan da çok önemli. Avrupalı insanların Venezuela’daki durumdan nasıl endişe duyduklarını gösteriyor. Öte yandan, ödülün ilk kez bir kamu kuruluşuna verildiğinin de altını çizmek isterim. Sivil toplum örgütleri, kişiler ve basın organları daha önce bu ödüle layık görülmüştü, ancak kamu organları değil. Bu çok önemli çünkü Venezuela devletinde anayasayı, insan haklarını ve özgürlüklerini koruyanlarla onlara saldıranlar arasında bir savaş olduğunu gösteriyor bize.

Alberto de Filippis, Euronews: Son günlerde hükümet, “eğer Washington Venezuela’ya uyguladığı yaptırımları kaldırmazsa muhalefetle hiçbir diyalog kurulmayacak” dedi. ABD yaptırımlarının Venezuelalı siyasetçilerin arasındaki diyalogla nasıl bir bağlantısı var, anlamıyorum.

Ramon Guillermo Aveledo, Demokratik Birlik Masası üyesi: Hiçbir alakası yok. Başka diktatörlüklerde de aynı şeyi gördük. Hükümetimiz insanlarla iktidar arasında bir sorun olduğunu kabul etmek istemiyor. Onun yerine Venezuela ile diğer ülkeler arasında var olan soruna dikkat çekiyor. Çünkü Venezuela Uluslararası hukuk kurallarına uymak, insan haklarına saygı göstermekle yükümlü. Bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için siyasi görevlilere veya Venezuela hükümetine karşı yaptırımlar uygulanıyor. Chavistler ise bu yaptırımların Venezuela halkına karşı yapıldığını göstermeye çalışıyorlar. İşledikleri insan hakları ihlalleri için hiçbir sorumluluk almıyorlar. Yaptırımlar kamu çalışanlarına, hükümet görevlilerine getiriliyor. Ama hükümetin yapmaya çalıştığı şey, kendini ulusal bayrağa sararak her şeyi birbirine karıştırmak, sorumluluklarını üstlenmemek. Kişisel çıkarlar ile Venezuela halkının çıkarlarını birbirine karıştırmak istiyorlar, ki bu her daim diktatörlüklerde kullanılan eski bir numara.

Alberto de Filippis, Euronews: Bazı Chavistler için genel af çıkarılmasının gerçek bir diyalog kurulmasına ve demokratik değerlerin yeniden güçlenmesine yardımcı olacağını düşünüyor musunuz?

Ramon Guillermo Aveledo, Demokratik Birlik Masası üyesi: Siyasetin, hukukun veya diplomasinin bize sunabileceği her şansı değerlendirmeliyiz. Bir çözüm bulmak için gerekli tüm yolları denemeliyiz. En önemli şey, Venezuela halkının ızdırabına bir son vermek. Bazı insanlar fazla düşünmeden çözümün dışarıdan gelecek bir müdahalede yatabileceğini veya tek çözümün iç savaş olabileceğini söylüyor. Bu sadece içinde bulunduğumuz durumu daha da kötü hale getirir. Güç kullanmak hiçbir çözüm getirmez, tam tersi çok derin yaralar açar. Şu anda tam olarak hükümetin kullandığı güç yüzünden acı çekiyoruz. İşte bu yüzden, siyasetin ve hukukun bize sunduğu çözümlere yönelmeliyiz. Yani eğer ihtiyacımız olan değişime mümkün olan en barışçıl yollardan ulaşabilir ve siyasi geçiş döneminin en az travmayla atlatılmasını sağlayabilirsek bunun bize büyük yardımı dokunur ve büyük bir avantaj elde ederiz.”

Venezuela hükümeti, ülkede siyasi tutuklular olduğunu kabul etmiyor. Siyasi nedenlerle veya sivil itaatsizlikle hapse atılanlar terörizmle suçuyla yargılanıyor.

Mahkeme salonlarında siyasi suçluların savunmasını yapmak son derece tehlikeli olabiliyor, sadece onların tarafını tutmak bile başlı başına bir sorun. İş veya özel hayatınızda sizi zor durumlara sokabiliyor.

Chavistler muhalefeti çeşitli baskılarla susturmaya çalışıyor ancak ülkede gittikçe büyüyen ekonomik kriz halkın sabrını taşırmış durumda.

Siyasi tutuklulara destek verenlerin sayısı her geçen gün artıyor. İnsanlar içinde bulundukları zor durumda, korkularını da yitirmiş gibi görünüyor.

Foro Penal Örgütü: Hükümet bütün muhalif sesleri susturmak istiyor

Venezuela’da bir sonraki durağımız Foro Penal Örgütü’nün lokalindeyiz. Foro Penal Venezuela’lı bir insan hakları örgütü.

Örgüt, siyasi tutuklulara yardım etmek isteyen gönüllüler ile onların savunmasını üstlenmekten çekinmeyen avukatlardan oluşuyor.

Foro Penal Örgütü, ülkede son aylarda yaşanan şiddet olaylarında hayatlarını kaybeden, haksız yere göz altına alınan, işkence gören kişilerin haklarını savunmayı da kendine misyon edinmiş.

Siyasi tutuklulara ücretsiz hukuki danışmanlık hizmeti sunan Foro Penal 2005 yılında kurulmuş.

Örgütün kurucusu Gonzalo Himiob tarafından ağırlanıyoruz.

Alberto de Filippis, Euronews: Size göre siyasi tutuklu kimdir? Nasıl tanımlarsınız?

Gonzalo Himiob, Foro Penal kurucusu: Aslında siyasi tutukluları 3 farklı kategoriye ayırabiliriz.
Birinci kategoride, birey olarak hükümet için risk temsil eden kişileri buluyoruz. Bunlar hükümet tarafından suçlu olarak kabul ediliyor. Toplumsal seferberliğe sebep olacak siyasi muhalifler etkisiz hale getiriliyor. Bu grubun içinde Leopoldo Lopez, Antonio Ledezma ve Daniel Ceballo gibi öne çıkan siyasi mahkumları buluyoruz. Bu kişiler mevcut iktidar için yapısal bir risk teşkil ettiklerinden tutuklanıyor. Özet olarak birinci kategoriyi böyle tanımlayabiliriz.

İkinci kategoride ise, bireyler çok fazla öne çıkmıyor fakat daha çok temsil ettikleri birlik veya kurum biliniyor. Hükümet bu durumda bir toplumu hedef alıyor, mesela öğrenciler, gazeteciler veya hakimler gibi. Siyasi otorite bir grubun tamamını nötralize etmeyi hedefliyor. Bu konuyla ilgili Maria Lourdes Afiuni davasından bahsetmek isterim.

Afiuni davası aslında çok şey ifade ediyor. Burada önemli olan Maria’nın şahıs olarak tutuklanması değil ama daha çok muhalif hakimlere verilmek istenen mesaj. “Yargıçlara iktidara yani güce karşı çıkarsanız sizi bitiririz” mesajı gönderiliyor.

Üçüncü kategoride ise, propaganda mağdurları dediğimiz grup var.
Siyasi iktidar kendini her zaman haklı çıkarmak için belli kitleleri hedef alıyor ve ülkedeki olumsuzlukları onlara yüklüyor. Bazen belli kesimlerden insanları suçlu konumuna düşürüp o konudaki hatalarını örtüyor. Yani propaganda ile hem kendini koruyor hem de konumunu güçlendiriyor. Mesela ülkede ekonomik kriz çıkınca hükümet yetkilileri bundan iş adamlarını sorumlu tuttu ve bir çok kişiyi tutuklattı. Böylelikle insanların gözünde hükümletin suçu kalmadı, çünkü ekonomik krizden sorumlu olanlar başkalarıydı.

Chavistler kendi sorumluluklarını hep başkalarına yüklemeyi başardı. Bunun birçok örneği var, söz konusu kriz için sorumlular bankacılar, emlakçıler, ve döviz bürosunda çalışanlar sayıldı. Mesela ülkede ekmek kıtlığı yaşandığında, iktidar fırıncıların ekmek savaşı başlattığını iddia ederek, bir çok fırıncıyı tutuklattı. Böylelikle kendisini bu sorundan sıyırmayı başardı.”

Alberto de Filippis, Euronews: Tutuklanan her insan özgürlüğün hayalini kurar. Peki eski Caracas Belediye Başkanı Antonio Ledezma kaçmasının ne gibi sonuçları oldu?

Gonzalo Himiob, Foro Penal kurucusu: Aslında genel olarak siyasi tutukluların, kişilere yönelik şiddet kullanmadan ve kamu malına zarar vermeden kaçmaları Venezuela’da bir şekilde tolere ediliyor.

Fakat birileri kaçmayı başardığında, diğer mahkumlar için endişelerimiz artıyor. Siyasi tutukluları rehine olarak düşünürseniz, bir rehin kaçarsa, sonuçlarına katlanacak olan geride kalanlar oluyor. Burada bunun hesabını Leopoldo Lopez veya Daniel Cabello gibi kişiler vermek zorunda kalıyor.

Kaçamayanlara karşı kısıtlayıcı tedbirleri artırıyorlar, mesela elektronik bilezikler takılıyor veya ziyaret hakkı kısıtlanıyor. Savunma avukatlarının, sanıklarının tutuksuz yargılanması için hakimleri ikna etmesi zorlaşıyor. Bir güvensizlik ortamı oluştuğu için hakimler tutukluluk sürecinin devam etmesine karar veriyor.

Hükümet bu kişileri pazarlık yapmak için elinde tutmak istiyor. Dolayısıyla işler bizim için daha da kötüye gidiyor. Fakat sonuçta siyasi bir tutuklunun serbest kalmak istemesini doğal karşılıyorum ve kaçma, özgürlüğüne kavuşma hakkına sahip olduğunu düşünüyorum.

Genç aktivist Duarte: Yaşadıklarım Kafka’nın Dava’sını aratmıyor

Gonzalo Himiob Skarlyn Duarte adında genç bir aktivist ile görüşmemi önerdi. Genç kadın Chavizm hareketine karşı attığı bazı twitlerden dolayı yaklaşık üç yıl tutuklu kaldı. İktidara karşı konuşmanın nasıl riskli bir eylem olduğunu anlamak için onunla görüşmeye gidiyoruz.

Duarte tutuklu bulunduğu süreçte babasını kaybetti ve cenazesine katılmasına izin verilmedi.

Bir çok kez ertelenen davası halen devam ediyor. Tutuksuz yargılanmasına devam edilen Duate’nin pasaportuna el konuldu, ülkeyi terk etmesi yasaklandı.

Alberto de Filippis, Euronews: Tahliye edildiğiniz gün neler hissettiniz?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: O gün tekrar doğduğumu hissettim. Özgürlük paha biçilemez bir duygu. Onu kaybetmedikçe değerini asla anlayamazsınız. Bu süreçte beni en çok üzen şey, tutukluyken babamı kaybetmekti. Onu son kez görmek, elveda demek mümkün olmadı. Benim için savaştı ama ben çıkamadan hayatını kaybetti. Beni derinden yaralayan bir imtihandı.

Alberto de Filippis, Euronews: Babanızın cenazesine katılamadınız mı?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: Hayır katılamadım, içerideydim ve onu son bir kez görmeme izin vermediler.

Alberto de Filippis, Euronews: Başınızdan neler geçtiğini anlatabilir misiniz?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: 2014 yılında twitter’den bazı siyasi kişiler hakkında kendi gözlemlerimi paylaştım ve bu da hükümetin hiç hoşuna gitmedi. Yaklaşık altı ay sonra istihbarat görevlileri evime baskın düzenledi ve arama yaptılar. O anda bana neden arama yaptıklarını söylemediler bile ve ben neden geldiklerini bilmiyordum. Evimdeki bütün elektronik malzemelere el koydular ve ifademi almak için beni götürdüler. Saatlerce gözaltıda tutuldum, neden orada olduğumu bile bilmiyordum, çok daha sonra öğrendim. Hakkımdaki tüm suçlamaları reddettim. Bana o gün çok fazla zoru sordular, çoğunu hatırlamıyorum bile fakat bana atfedilen hiçbir suçu kabul etmedim. O gün evime döndüm ve aradan bir ay geçtikten sonra beni tekrar karakola çağırdılar, bana ait olan eşyaları iade edeceklerini söylediler. Bende yanlış birşey yapmadığımı düşünerek gittim ama orada bana twitlerim hakkında yeni sorular sordular ve beni tutuklayacaklarını o an anladım. Aylar önce attığım bir kaç twit yüzünden tutuklandım ve hapse atıldım.

Alberto de Filippis, Euronews: Tam olarak neyle suçlanıyorsunuz?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: “Dijital casusluk, sabotaj ve ayrıca kamu görevlilerine karşı kin ve nefrete teşvik suçundan yargılanıyorum. Sözde işlediğim suçlar bunlar.”

Alberto de Filippis, Euronews: Peki hakkınızda verilen karar ne?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: Bugüne kadar sadece ön duruşmam tamamlandı, 27 kez duruşmamı ertelediler.

Alberto de Filippis, Euronews: Peki mahkum edildiniz mi?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: “Hayır. Yargı süreci devam ediyor, duruşmalara katılmam şartıyla serbest bırakıldım fakat dava sonucu henüz belirlenmedi.”

Alberto de Filippis, Euronews: Siz hapishanedeyken arkadaşlarınız sesiniz duyurmak için kampanya düzenlemiş, resimleri bize gösterebilir misiniz?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: “Elbette, işte bunlar ben hapisteyken düzenlenen kampanyalardan bazıları, arkadaşlarım
benim sesimi duyurmaya çalıştılar.”

Alberto de Filippis, Euronews: Hükümet ile muhalefet arasındaki diyalog hakkında ne düşünüyorsunuz.?

Skarlyn Duarte, Muhalif aktivist: “Bu görüşmelerden olumlu bir sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Çünkü eşit şartlarda müzakere edilmiyor, hükümet kendi görüşünü empoze etmek istiyor, bu şartlarda bir anlaşma sağlanamaz. Bir şeyleri dayatarak bir ilerleme kayıt edemezsiniz.”

Venezuela, bir azınlık hükümeti ile değişim isteyen halkın arasında ikiye bölünmüş durumda.
Öte yandan Venezuela doğal kaynaklarıyla zengin bir ülke ve stratejik bir konuma sahip. Bölge istikrarı için Venezuela’da barışın sağlanması lazım.

Herhangi bir olay domino etkisine neden olabilir. Ve tüm bölgede barış risk altına girebilir.