Son Dakika

Son Dakika

Türk ekonomisindeki büyümeyi kim, ne kadar hissediyor?

Okunan haber:

Türk ekonomisindeki büyümeyi kim, ne kadar hissediyor?

ekonomik büyüme
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye'nin üçüncü çeyrekte yaşadığı büyüme konuşuluyor. 2016 yılının aynı tarih aralığı olan Temmuz-Eylül arası döneme göre % 11,1 ile son altı yılın en hızlı büyümesine işaret edildi.

Uzmanlar büyüme verilerinin önemli olduğunu ancak toplumun ciddi bir kesimine yansımadığı görüşünde. Portföy yöneticisi ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ekonomist Murat Sağman'a göre pek çok insan büyümeden nasibini alamadı.

Sağman açıklanan verileri 'Süper büyüme' olarak tarif ettikten sonra herkesin aklındaki soruyu sordu: "Anlamadığım kiminle konuşsam bu büyümeyi hissetmediğini söylüyor. Bu büyümeyi hisseden var mı?"

Dibi baz almak

Geçtiğimiz yıl toplam genelde %3,2'lik büyüme sağlayan Türk ekonomisinin bu yıl ki üçüncü çeyrek büyümesinde baz etkisi ve iş günü sayısının geçen yıla göre yüksek olması gibi teknik nedenlerin olduğu ifade ediliyor.

'Baz etkisi', elde edilen büyüme rakamlarına eksi seviyeler baz alınarak bakılması anlamına geliyor.

Tabloda 2016 yılına baktığımızda üçüncü çeyreğin son 15 yılın en kötü ekonomik performansına denk geldiğini ve eksi seviyelere düşüldüğünü gözlemliyoruz. İşte bu seviye baz alındığında göreceli olarak son yılların en yüksek büyüme rakamları elde edilmiş oluyor.

İthalat yoğunluklu ve kredi borçlu bir büyüme

Açıklanan verilere göre inşaat sektörünün bu büyüme oranındaki payı %18,7 ve imalat sanayinin payı %15,2. Her iki sektör de ithal hammade ve ithal makinelerin yoğun olarak kullanıldığı sektörler olarak göze çarpıyor. Öte yandan hizmet sektörünün payı ise %20,7 ile oldukça yüksek. Çiftçiyi ilgilendiren tarım sektörünün payı ise %2,8 ile sınırlı kalmış görünüyor.

Büyümede etkisi olan en önemli kalemlerden biri ise tüketimdeki artış. Tüketici harcamalarının %11,7 arttığı hesaplanırken bu dönemde konut ve tüketici kredileri yüzde 17,4, kredi kartı harcamaları da 17,7 oranında arttığı görülüyor.

Kredi Garanti Fonu'nun (KGF) bu noktada önemli bir rol oynadığı görülüyor. KGF tarafından sağlanan kredi ve teşvikler ile bazı yatırım ve harcamaların devamı sağlandı. Ancak KGF ile oluşan bu büyüme enflasyonu da yüzde 13’lere taşımış oldu.

Tüketimin nakitten ziyade kredi kartı ile yapılmış olmasına dikkat çeken uzmanlar tüketimdeki büyümenin ne kadar sağlıklı olduğu konusunda farklı görüşlere sahip. Sektörel bazda tüketime bakıldığında ise tüketicinin en çok mobilya ve otomobil aldığı belirtiliyor.

Kimler büyüdü?

İktisatçı ve Yazar Mustafa Sönmez büyümenin hali hazırda büyük olanların büyümesi olduğunu, dar ve orta gelirlilerin büyümeden pay almadıklarını emek/sermaye gelir paylaşımı tablosu ile anlatıyor: 

Dünya Bankası tüm ülkeleri GSYH rakamlarıyla dolar bazında sınıflandırmakta. Türk İstatistik Kurumu raklamlarına göre kişi başına düşen gelir bugün 10 bin 500 dolar seviyesinde. Geçtiğimiz yıl ise bu rakam 10 bin 800'ün üzerindeydi.

TÜİK rakamlarına göre Türkiye’de ekim ayında cari açığı 3,83 milyar dolar olarak açıklandı. Cari açık aylık bazda geçen yılın aynı dönemine göre 2,19 milyar dolar artarken, yıllıklandırılmış bazda cari açık da 39,27 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Devamlı değişen enflasyon sepeti

Son olarak Türkiye'de pek sabit durmayan bir enfalsyon sepeti içeriği ve oranları mevcut. En son 2017 Ocak ayında yapılan değişimlerle sepetteki konut sektörü ve gıda ürünlerinin ağırlığı azaltılmış ulaşımdaki kalemlerin ağırlığı arttırılmıştı.

Değişken ağırlık kategorisinde olan mevsimsel ürünler sabit ağırlık kategorisine alınarak enflasyon artışının sınırlandırılması hedeflenmişti. Yine aynı şekilde hedefin tutturulması için en çok vergi getirilen bazı kalemlerin (alkollü içecekler, tütün, lokantalar, oteller) sepetteki ağırlığı da azaltılmıştı.

Tüm değişiklik ve güncellemelere rağmen 2003 yılında 100 TL olarak kabul edilen sepete bugün ödenen rakam Ekim itibarı ile en az 314 TL.