Son Dakika

Son Dakika

CHP milletvekili Pekşen AİHM'de: KHK'larla birileri için ayrı hukuk olmaz

Okunan haber:

CHP milletvekili Pekşen AİHM'de: KHK'larla birileri için ayrı hukuk olmaz

Metin boyutu Aa Aa

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Trabzon milletvekili Haluk Pekşen 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 12'nci maddesinin Yaşama, Özgürlük ve Güvenlik ile Adil Yargılanma haklarını ihlal ettiği iddiasıyla iptal edilmesi için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu.

Fransa'nın Strazburg kentindeki mahkemeye bizzat giderek elden başvuru yapan Pekşen, euronews'e yaptığı açıklamada, söz konusu düzenlemenin insan hakları ihlallerine neden olabileceğini, toplumsa infial yaratabilecek, telafisi olmayacak şiddet olaylarına yol açabileceğini düşündüğü ve Türkiye'de Olağanüstü Hal (OHAL) şartlarında hızlı, etkili ve geçerli bir yargı yolu olmadığı için doğrudan AİHM'ne başvurduğunu söyledi.

Pekşen, "On binlerce insanın canına kastedilebilir. İnsanlar öldükten sonra harekete geçmenin bir anlamı yok. Bu yüzden Türkiye'de zaman geçirmeden Türkiye'de iç hukuk yollarının tüketilmesi açısından Anayasa Mahkemesi'ne başvuru sürecini tamamlamadan AİHM'ne acil yargılama yapılması için başvurdum." dedi.

Haluk Pekşen başvurusuyla ilgili basınla paylaştığı yazılı açıklamada da şu ifadelere yer verdi:

“OHAL kapsamında çıkarılan 696 sayılı KHK ile yapılan bu düzenlemeyle Türk hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir hukuksuzluğa imza atılmıştır. Buna göre TCK’da suç sayılan eylemlerin siviller tarafından işlenmesi halinde cezalandırılmayacakları düzenlenmektedir. Hukuk herkes için eşit şekilde uygulanır. KHK’larla birileri için ayrı bir hukuk oluşturulamaz.

Son derece ürkütücü ve hukuk adına asla kabul edilemez bu düzenleme ile Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan vatandaş veya yabancı milletten her kesimin can güvenliği büyük tehlike altındadır.

Bu KHK hükmü doğrultusunda ortaya çıkabilecek tehlikeler son derece ciddi boyuttadır. Örneğin ülkemizde yaşayan bir kısım vatandaş, kendi görüşlerine göre bir darbe girişimi ya da bir terör eylemi olduğunu düşünüyorsa, bu karşı tarafın yaşamına son vermek için yeterli bir nedendir. Yine aynı şekilde; bir kişi, kendisiyle aynı görüşte olmayan bir başka kişi veya grubun düzenlediği bir yürüyüşe veya etkinliğe katılanların üstüne ateş edebilir, birçok kişinin yaşamına son verebilir ve bundan dolayı da hiçbir ceza almaz. Bu itibarla 696 sayılı KHK hukuk devletini ortadan kaldıran, toplumu ilkel bir anarşi durumuna sürükleme yolunda atılmış dehşet verici son derece vahim bir adımdır. 696 KHK ile herkesin herkesle savaş içinde olduğu, bireylerin cezalandırma yetkisine sahip bulunduğu ilkel anarşi dönemine geri dönülmektedir.

Bu KHK ile kimin hangi eylemi, darbenin devamı ya da terör eylemi olarak göreceği belli olmayıp, herkes herkesi öldürebilir ve cezasız kalabilir. Böyle bir anarşi ortamının doğuracağı sonuçlar kestirilemez.”

İçeriğinde 15 Temmuz ve sonrasındaki eylemlere atıfta bulunması nedeniyle bazı silahlı sivillere dokunulmazlık sağlanacağı ve bunun da iç savaş çıkarabileceği endişesiyle muhalefetin  sert tepki gösterdiği KHK maddesiyle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi  (AK Parti) sözcüsü Mahir Ünal bir açıklama yapmış ve düzenlemenin sadece 15 ve 16 Temmuz günleriyle ilgili olduğunu söylemişti:

"Bu düzenleme, 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen darbe teşebbüsü yani sadece o gece ve o gecenin devamı niteliğindeki 16 Temmuz sabahı ile ilgili. Darbe teşebbüsü ve terör eylemleriyle bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması ibaresi, 15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz gününü ifade etmektedir. Burada yer alan terör eylemleri ibaresi de darbe teşebbüsünün terör eylemi olması hesabıyla yazılan bir unsurdur. Bu ifade, daha sonra gerçekleşen terör eylemlerini hiçbir şekilde kapsamamaktadır.

O gece ve o gecenin sabahında darbe girişimine karşı göğsünü siper etmiş, darbeyi engellemek için ülkesini çıplak elleriyle tutmuş o kahraman insanların ülkelerini canları pahasına korumalarından dolayı onlara dönük herhangi bir hukuki sorumluluk doğmasın diye bu düzenleme yapılmıştır. Dolayısıyla buradan yola çıkarak bu düzenlemenin bugüne şamilmiş gibi, bugünkü diğer terör eylemleriyle ilgiliymiş gibi gösterilmek istenmesi tamamen dezenformasyondan ibarettir."