Son Dakika

Son Dakika

23 Nisan TBMM Özel Oturumu'nda tansiyon yükseldi

Okunan haber:

23 Nisan TBMM Özel Oturumu'nda tansiyon yükseldi

Metin boyutu Aa Aa

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleşen 23 Nisan özel oturumunda CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun kürsü konuşması tartışmalara neden oldu. 20 Temmuz'da alınan OHAL kararını bir "darbe" olarak niteleyen ana muhalefet lideri, 15 Temmuz'da "kahraman" sıfatı kazanan bazı milletvekillerinin 20 Temmuz'da TBMM'nin yetkilerini "devrettiğini" dile getirdi. Kılıçdaroğlu tansiyon yaratan kürsü konuşmasına şöyle devam etti:

"Bir cuma günü açılan Gazi Meclismizin yine bir cuma günü gerçekleşen darbe girişimini başarısız kılan iradesine güç veren ruh hiç şüphesiz arkamızdaki duvara nakşedilmiş Atatürk'ün sözleridir: 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'. Bu söz sadece milletimizin egemenlik hakkını değil, aynı zamanda o hakkın nasıl kullanılması gerektiğini de bize anlatır. Dolayısıyla 15 Temmuz 2016'da darbecilerin başarısız kalması nedeniyle kahraman sıfatını hakeden 26. dönem milletvekili arkadaşlarımızın bir kısımı üzülerek ifade ediyorum, 20 Temmuz OHAL darbesi ile milletimizin egemenlik haklarını ve bu hakların kullanıldığı TBMM'nin temel yetkilerini üzülerek ifade ediyorum devretmişlerdi. Hep birlikte çocuklarımıza 15 Temmuz 2016'da FETÖ darbe girişimini başarısız kılma mirasının yanına sizin çocuklarınıza bırakacağınız tek adam kurma rejimi mirası vardır ki üzülerek söylüyorum, bu kötü bir mirastır. Biz bu mirasın parçası olmadık ve olmadığımız için de son derece mutluyuz. Değerli milletvekilleri, egemenliğin kullanılmasının... Sizi rahatsız etmesin beyefendi, 20 Temmuz darbesini şiddetle reddediyorum! Bu milletin yetkilerini birileri el kaldırarak başka birine devredemez. Bunun mücadelesini vermek bizim boynumuzun borcudur. Sizler yetkilerinizi başkalarına devredebilirsiniz. Ama bu meclisi, Gazi Meclisi'nin yetkilerini hiçbir makam, hiçbir kişi başka bir makama veremez. Egemenliğin kullanılmasını hiçbir surette, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılmaması için kuvvetler ayrılığı ilkesi getirilmiştir. Bütün demokrasilerin ana omurgasını kuvvetler ayrılığı ilkesi oluşturmaktadır. Yani yasama, yürütme ve bağımsız yargı demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Kuvvetler ayrılığı aynı zamanda gücün demokratik kurallar içinde denetlenmesidir. Seçimlerin dört veya beş yıl içinde yapılması o ülkede demokrasi olduğunu göstermez. Demokrasinin gücü de, varlığı da güçlü bir kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlıdır. Güçler ayrılığının olmadığı bir ülkede seçimlerin sadece bir anlamı vardır. Sandıktan çıkarım, istediğimi yaparım. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu anlayışın egemen olduğu bir ülkede milli irade bir kişinin iki dudağına teslim edilmiş demektir. Ayrıca bu anlayışın egemen olduğu bir ülkede seçilenler halka hesap vermezler. Oysa demokrasilerin özünde seçilmişlerin halka hesap vermesi temel kuraldır. Üzülerek ifade edeyim ki, bugün hükümet edenler, bırakın millete hesap vermeyi, yasama organının asli unsuru olan milletvekillerinin soru önergelerine dahi cevap vermemektedirler. Bu, yürütme organının yasama organını tanımaması demektir. Açıkça söylüyorum. Böyle bir tablo, bu meclisin saygınlığına gölge düşürür. Siz milletin, milletvekilinin, Gazi Meclisi'nin hakkını sormayacak mısınız?"

Genel Kurul'daki görüşmeleri takip eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise yaşanan tartışmaları "rezalet" olarak değerlendirdi.