Son Dakika

Son Dakika

Pınar Selek Davası son aşamada

Okunan haber:

Pınar Selek Davası son aşamada

Pınar Selek Davası son aşamada
Metin boyutu Aa Aa

Mısır Çarşısı'nı bombalayarak 8 kişinin ölümüne neden olmakla suçlanan sosyolog Pınar Selek davasında son aşamaya gelindi. Dosyayı inceleyen Yargıtay Genel Kurulu'nun önümüzdeki günlerde nihai kararını vermesi bekleniyor.

20 yıldır devam eden Mısır Çarşısı davası bir yılan hikayesine döndü.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan Pınar Selek 4 kez beraat etti, karar her seferinde bir üst mahkeme tarafından bozuldu.

9 yıldır Fransa'da mülteci olarak yaşayan ve yaklaşık 1 yıl önce ülkenin güneyindeki Nice kentine yerleşen Selek ile burada araştırmacı olarak görev yaptığı Sophia Antipolis Üniversitesi'nde bir araya geldik.

Selek'e Alman filozof Friedrich Nietzsche'nin "Beni öldürmeyen her şey güçlendirir" sözünü hatırlatıp, bu dava da seni daha güçlü kıldı mı? diye soruyorum.

Selek, "Bu deneyimle Nietzsche'nin sözünün her zaman doğru olmadığını farkettim. Çünkü, yaralandığın zaman, her yanın yara bere içindeyken, her zaman daha güçlü değilsin. Ben bunu yaşamamayı tercih ederdim." diyor ve ekliyor: "Bu davanın hayatıma etkileri, göç, sıfırdan başlamak zorunda olmak gibi belli bir yaştan sonra başetmesi çok kolay şeyler değil. Duygusal açıdan çok yorucu bir süreç. Evime dönememek, evime dönemenin yasak olması çok zorlayıcı bir durum. Üstelik, Türkiye'yi hazırlıklı bir şekilde terk etmedim. Bana yarın gitmen gerek dediler. Hatırlıyorum, elimde bir ufak valizle çıkmıştım yola, 2009 yılıydı." diyor.

"Sürgünü en iyi Yahudiler anlar"

Türkiye'yi ilk terk etmek zorunda kaldığında bu sürgünün uzun süreceğini düşünmemiş Pınar. Karar-Temyiz kısır döngüne sıkışan davanın hemen sonlanmayacağını anladığındaysa kök salacağı toprakları bulmak için, önce Almanya'yı, sonra Fransa'yı karış karış arşınlamış.

Fransız Notre Dame De Sion lisesi mezunu sosyolog, "Madem ana dilimin konuşulduğu topraklara dönemiyorum, hiç değilse çocukluk dilimin konuşulduğu topraklara gideyim" diyerek Fransa'yı seçmiş kendine ikinci vatan olarak.

"Referanslar çok önemli, ayaklarının altındaki toprağı hissetmediğinde sürgün zamanla deniz tutması hissi oluşturuyor, Almanya'dayken öğrendim bunu" diye anlatıyor zorunlu göçün zorluklarını.

"Almanya'ya yerleştikten bir süre sonra kendimi bir garip hissetmeye başladım. Ne yapsam, ne yapsam derken bir Yahudi Müzesi'ne gitmeye karar verdim, ne de olsa sürgünün ne demek olduğunu Yahudiler iyi bilir. Bu müzede labirent gibi kocaman bir oda vardı. İçine girince miden bulanmaya, başın dönmeye başlıyor. Farkettim ki labirentin zemini eğik, duvarları eğik. Evet sürgün bu dedim kendi kendime, toprak sanki sürekli ayaklarının altından kayıyor gibi hissediyorsun, kurumları, kişileri o kültürün referanslarını bilmiyorsun.

"Bomba değil gaz kaçağı"

Selek'in avukatları Mısır çarşısındaki patlamanın bir bombadan değil gaz kaçağından kaynaklandığını savunuyor ve delil olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü bomba uzman ekipleri tarafından patlama sonrası düzenlenen 4 raporu gösteriyor.

Pınar Selek'e göre bu politik bir dava. "Peki ama neden sen?" diye sorduğum Selek şu şekilde cevaplıyor sorumu:

"Neden ben, bilmiyorum, gerçekten. Bu soruya cevap vermesi gereken ben değilim. İlk olarak beni araştırmam yüzünden içeri almışlardı. O zaman oldukça önemli bir dayanışma grubu oluştu. Bu bekledikleri bir şey değildi. Tanıdığım tüm insanlar, sokak çocukları, transeksüeller, seks işçileri, başörtülü kadınlar, aydın kesim... herkes destek verdi. Dava, devletin hiç beklemediği bir şekidle medyada geniş yer buldu. Ve sanırım böylece ben bir çeşit sembole dönüştüm, bu adalet mücadelesi bir sembole dönüştü."