Son Dakika

Son Dakika

'İran politikası Irak savaşına gidişi hatırlatıyor'

Okunan haber:

'İran politikası Irak savaşına gidişi hatırlatıyor'

Metin boyutu Aa Aa

Reuters'da yayınlanan bir analiz yazısında İran anlaşmasından çekilen Amerika Birleşik Devletleri'nin tutumu Irak savaşına doğru giden yolda atılan adımlara benzetildi.

Warren Strobel imzalı analiz yazısı şöyle

"15 yıl önce El Kaide bağlantısı ve kitle imha silahları bulunuyor denilerek girilen Irak'ta bu iddiaları doğrulayacak kanıtlara erişelememişti. ABD bir kez daha kitle imha silahı ve teröre destek iddiaları ile bölgede suları ısındırıyor. Trump yönetiminin çıkışları endişe verici şekilde 2003 yılındaki Bush yönetiminin çıkışlarını andırıyor. Bunca yıl sonra Irak'ta mezhep ve etnik ayrılıklar ciddi sorun teşkil ediyor ve 5 bin ABD askeri hala bu ülkedeki varlığını sürdürüyor."

Rahatsız edici benzerlikler

Yazıda birçok analistin 4 bin 400 ABD askeri ve yüzbinlerce Iraklının yaşamını yitirmesine neden olan Irak savaşını ABD dış politikasının modern tarihteki en büyük hezimetlerinden biri olarak andığı belirtiliyor. Reuters'a konuşan Amerikan İstihbarat Servisi CIA'de 2001-2005 yılları arasında Ortadoğu baş analisti olarak görev yapmış olan Paul Pillar o döneme ait istihbarat kullanımı ile bu dönemdeki kullanımı arasında "rahatsız edici benzerlikler" olduğunu söylüyor.

Pillar: "Son derece maksatlı ve özel seçilmiş bilgiler ışığında çıkarımda bulunmaya eğilimli bir istihbarat ve politika çalışması sürdürülüyor."

Başkan Donald Trump Salı günü yaptığı açıklama ile nükleer anlaşmadan ülkesini resmen çektiğini duyurmuştu. Altı ülke arasında yapılan anlaşma İran'ın nükleer kapasitesinin uluslararası denetimi karşılığında ekonomik yaptırımları gevşetmek üzerine inşa edilmişti ancak ABD bu yaptırımları tekrar uygulamaya sokacak.

Trump selefi Barack Obama tarafından 2015'Te yapılan anlaşmanın 2025'e kadar geçerli olmasını başarısız olarak görüyor ve Uluslarası Atom Enerjisi Kurumu'nun uzmanları tarafından İran'da yapılan denetlemelere ilişkin raporlara kıymet vermiyor. Bunun yerine İsrail tarafından 30 Nisan'da yayınlanan ve İran'a ait olduğu ileri sürülen dokümanları referans alımayı tercih ediyor. İran'In nükleer silah yapımından vazgeçmediği ve İranlı liderlerin yalan söylediğini kanıtladığı iddia edilen bu belgelerin orijinalliği hakkında batılı ülkeler henüz bir inceleme yapabilmiş değil.

İran ise bu dokümanları tamamen yalanlanarak "saçme ve çocukça" olduklarını ifade ediyor.

Analiz yazısı şöyle devam ediyor:

"George W. Bush ve yönetimindeki kişiler ellerine gelen istihbarat bilgilerini abartarak kullandı, istihbari bilgilerdeki çelişkileri gözardı etti ve kanıtlanmamış iddialar üzerine savaş kurguladı. CIA ve birçok başka organizasyon birçok noktada yanıldı."

İran neden Irak değil

Washington'daki ve Ortadoğu'daki yetkililer ve analistler Bush'un Irak politikası ile Trump'ın İran yaklaşımı arasında farklar olduğuna da dikkat çekiyor. Bölgesel tansiyon yükselse ve ABD ile Avrupalı müttefiklerinin arası açılsa da kimse ABD'nin İran'ı işgal edeceğini düşünmüyor.

İran tarafından desteklenen Hibullah'a yakın Lübnanlı analist Faysal Abdul Sater'e göre en önemli soru "Irak'taki ile benzer bir senaryo ile mi karşı karşıyayız?" sorusu.

Sater: "Saldırganlığın seviyesi artmış dahi olsa, bana göre durum farklı. İran'a direk bir saldırıyı olası görmüyorum çünkü bu çatışmayı tamamına erdirecek, Körfez ülkeleri ve İsrail'i de tehdit eden büyük bir savaşla son bulur ki böyle bir yükü her iki taraf da kaldıramaz."

Irak'taki savaşın ana nedenlerinden birinin Körfez Savaşı sonrası uygulanan ekonomik yaptırımların etkisini kaybettiği görüşü olduğunu anlatan Savunma ve Demokrasi Vakfı Başkanı Mark Dubowitz ise şunları söylüyor:

"Bence şu an bu durumun tam tersi geçerli. Trump askeri bir operasyondan değil daha sert ekonomik yaptırımlardan bahsediyor. FArklı yöntemler bir kenara ABD yetkilileri Trump'ın nihai amacının Bush ile aynı olduğunu söylüyorlar; Amerikan karşıtı rejimi dost bir rejim ve yönetim ile değiştirmek."

Reuters'a konuşan bir ABD yetkilisi İran'da rejimin değişmesi ile demokrasinin kök salacağı beklentisinin, Irak'ta ABD askerlerini çiçekle karşılayan halkın demokrasinin gelişi için sevindiklerini düşünmek kadar naifçe olduğunu ileri sürüyor.

Son günlerde Trump ya da şahin güvenlik danışmanı John Bolton kamuoyu önünde rejimi devirmek için çağrıda bulunmuş değil. İki aktif ve bir eski ABD yetkilisinin aktardığına göre şu günlerde ülkenin istihbarat servisleri Beyaz Saray'ın iddialarını desteklek için kanıt bulma konusunda herhangi bir talep almıyor. Aksine gelen istihbaratlar gözardı ediliyor.

Emekli General ve Eski CIA ve NSA Direktörü Michael Hayden, İran anlaşmasından çıkarken Trump'ın hiçbir istihbarat servisi raporuna atıf yapmamış olmasını altı çizilmesi gereken bir detay olarak görüyor ve ekliyor:

"Atılan adımı meşru kılmak için organizasyonlar çaba sarfediyor demiyorum. Trump böyle bir meşruiyete ne ihtiyaç duyuyor ne de bunu istiyor."

(Washington'dan John Walcott, Beyrut'tan Laila Bassam ve Kudüs'ten Dan Williams'ın katkılarıyla. Türkçe editör: Sertaç Aktan)