Son Dakika

Son Dakika

Soylu: Telefon dinleme iddiası deli saçması

Okunan haber:

Soylu: Telefon dinleme iddiası deli saçması

Metin boyutu Aa Aa

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, NTV'de katıldığı programda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "telefonlarımız dinleniyor" iddiasına ilişkin, Türkiye'de telefonların yargı kararıyla dinlendiğini kaydetti.

"Bu tam seçime göre bir manipülasyondur. Elde done olmayınca bu tip hayal ürünü senaryolarla gündem oluşturulmaya çalışılır. Bu çok açıktır, yıllardan beri de yapılmıştır. Türkiye'de değil Kemal Kılıçdaroğlu, kanunsuz şekilde bir kişi dinleniyorsa sokağa çıkmam ben, bırakın siyaset yapmayı" diyen Soylu, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ve mahkeme karar vermeden dinleme yapılamayacağını dile getirdi.

"Türkiye'de telefon yargı kararıyla dinlenir"

Soylu, "Çok önemli şahsiyetler telefonlarının sürekli dinlendiğini düşünürler. Böyle bir şey söz konusu değildir, böyle bir şey yok. Ancak, Türkiye'de telefon yargı kararıyla dinlenir ve yargı kararıyla beraber yapılmak zorundadır zaten. Kimler dinlenir? Teröristler dinlenir, yargı kararıyla dinlenir. Uyuşturucu tacirleri dinlenir, yargı kararıyla dinlenir, organize suç örgütleri dinlenir, yargı kararıyla dinlenir. Bunlar otomatik olarak yargı kararıyla dinlenirler zaten ama Kemal Kılıçdaroğlu'nu veya X, Y, Z'yi dinleyebilecek bir şey söz konusu değildir Türkiye'de. Bu deli saçması bir şeydir. Bunu söylemekle aslında kendi ülkesine bir güvensizlik ortaya koymaktır." ifadelerini kullandı.

Soylu, HDP'nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinden çıkarılmasını isteyenlere, "Bugün Selahattin Demirtaş'ı içeriden çıkarmak isteyenler yarın kazara Allah korusun FETÖ'cüleri de içeriden çıkartmak için ciddi bir uğraş içerisinde olurlar." dedi.

"Türkiye terör konusunda işini yarım bırakmamalıdır"

"Türkiye işini özellikle terör konusunda PKK, FETÖ, DHKP-C ve aynı zamanda DEAŞ konusunda kesinlikle yarım bırakmamalıdır." diyen Soylu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cezaevleri terör örgütü üyelerinin önemli kuluçka merkezleri arasında. Bizim cezaevi kapasitemiz 130-140 bin. 60 bin uyuşturucudan var, 40 bine yakın bunlardan (FETÖ) var, toplam 100 bin. Diğerlerini saymıyorum. Cezaevi içerisinde de kendilerini sürekli olarak birbirlerini gördükleri için motive ediyorlar. Şimdi yeni cezaevleri yapıyoruz. Yeni cezaevleriyle beraber bunları ayrıştıracağız. Ayrıştırdığımız zaman bunlar o motivasyonu bulamayacaklar. Cezaevlerine aileleri, görüşmecileri, avukatları gidiyor. Aynen PKK'da böyledir, DHKP-C'de böyledir. Esas itibariyle onların kuluçka yaptıkları yerlerin önemli bölümü cezaevleridir. Türkiye'nin bu konularda tamamen steril olabilmesi için çok adımlar atılması lazım. Dışarıyı kontrol edebiliyorsunuz bazen ama cezaevlerinin içerisinde yapabildikleri bir şey yok, yapabilecekleri de yok ama motivasyonlarını devam ettiriyorlar. Orada motivasyonlarını devam ettirince bunu çok anlamlı şekilde dışarıya... Bir de okyanus ötesinden, bunların terörist başı var. O terörist başı da çok doğal olarak her hafta yayınladığı sözde sohbetleriyle birlikte buraya başka bir motivasyon veriyor. Onun için burada bütün birimlerimiz çok dikkatli bir çalışma ortaya koymaktadırlar. Biz devlet olarak istihbari anlamda da somut anlamda da suçunu görmediğimizin hemen gereğini yerine getiriyoruz. Hiç bu konuda bir endişemiz söz konusu değil. Mesela emniyette binlerce insanı tekrar görevine iade ettik, İçişleri Bakanlığında binlerce insanı tekrar görevine iade ettik. Mali İdarelerde binlerce insanı görevine iade ettik."

"Bedelli askerlik her dönem konuşuluyor"

Bakan Soylu, bedelli askerlik konusuna ilişkin ise Türkiye'de her dönem bedelli askerliğin konuşulduğunu ifade etti.

Terörle mücadele ettiklerini ifade eden Soylu, şunları dile getirdi:

"Bir şehit veriyoruz, binlerce insan arkasında. Kandil, Afrin, Cerablus sınırlarımız dışında binlerce evladımız var, kahramanımız var. Sınırlarımızı bekleyen binlerce kahramanımız var. Terörle uğraşıyorlar, düzensiz göçle uğraşıyorlar, uyuşturucuyla uğraşıyorlar. Bunların hepsi doğru. Şimdi bu kararı vermek öyle kolay bir iş değildir. Onun için AK Parti bunu kendi içerisinde değerlendirdi. Elbetteki Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi, seçim sonrası bu tekrar oturulur, konuşulur. Daha önce de bedelli çıktı ve istenilen başvuru 8'de 2 oranında oldu. Yani potansiyelle başvuru arasındaki toplam oran. Şimdi seçim sonrası bunlar oturulup konuşulur. Ama şu bizi üzer, biz bunun siyasal bakışı değiliz. 'Seçim var, acaba buradan bir oy devşirilebilir mi?' diye böyle bir baskı karşısında el teslim durmak değil. Eğer seçimden sonra elbetteki Türkiye'nin ihtiyaçları bunu gerektiriyorsa, hakikaten önemli derecede buna ihtiyacımız varsa ve toplum da bu konuda 'evet bu olabilir' diye değerlendirme ortaya koyabiliyorsa ve biz bunu anlayabiliyorsak, bu düşünülebilir ve değerlendirilebilir ama meselenin iki tarafını da görmek gerekir."