Son Dakika

Son Dakika

İtalya ile Fransa arasındaki krizin perde arkası

Okunan haber:

İtalya ile Fransa arasındaki krizin perde arkası

Metin boyutu Aa Aa

İtalya'da seçimlerden yaklaşık 3 ay sonra kurulabilen hükümet göreve başladığı ilk günlerde Fransa ile kriz yaşadı.

629 göçmeni taşıyan geminin İtalya tarafından reddilmesi üzerine çıkan krizi anlamak için önce ülkede göreve gelen koalisyon hükümetinin öğelerine yakından bakmak gerekiyor. İtalyan hükümeti, sistem karşıtı Beş Yıldız Hareketi (M5S) ve aşırı sağcı Lig (Lega) partilerinden oluşuyor.

Beş Yıldız Hareketi

Beş Yıldız Hareketi 2007 yılında komedyen Beppe Grillo'nun siyasi sınıfa tepki toplantılarından doğan bir hareket. Beş Yıldız, Silvio Berlusconi'nin İtalya'nın başbakanı olduğu dönemde gündemi yolsuzluk iddiaları ve ekonomik kriz olan ülkede mevcut siyasi partilerden ümidini kesenleri etrafından topladı ve 2008 yılında partileşti.

Kendilerini ne sağ ne de sol olarak tanımlayan parti internetin insanlara tam demokrasi getireceğini savunuyor. Partinin tüm kararlarıi internet üzerinden üyelerinin oyuna sunuluyor. Ancak partinin ileri gelenlerinin internet sitesinde tam yetkilli olması nedeniyle bazı çevreler tarafından sistemin kontrol edilebilir olduğu eleştirileri geliyor ve demokratikliği sorgulanıyor.

Beş Yıldız Hareketi, Mart 2018 seçimlerinde yüzde 32 oy alarak en çok oy toplayan parti konumuna geçti. Beş Yıldız Hareketi euro bölgesi karşıtı söylemleri ve tüm dünyada yükselen popülist hareketler nedeniyle Avrupa'da endişe ile karşılanıyordu.

Lig partisi

Eski adı Lega Nord yani Kuzey Ligi olan partinin kuruluş amacı Kuzey İtalya'nın güneyden ayrılmasıydı. 1989'da kurulan parti daha sonra eski başbakan Silvio Berlusconi'nin sağ ittifakının değişmez parçası oldu.

Her fırsatta ayrılıkçı görüşlerini ifade eden parti Avrupa Birliği ve göçmen karşıtı politiklarıyla da tanınıyor. Parti, Berlusconi'nin hakkında açılan davalarla siyasi men cezası alması ve ilerleyen yaşı nedeniyle İtalyan sağında oluşan boşluğu 'İtalyanlaşarak' değerlendirdi ve ismindeki 'Kuzey' ibaresini atarak güney İtalya'ya açıldı. Bu açılımın meyvelerini de son seçimde aldığı yüzde 18 oyla sağ ittifakın en büyük partisi konumuna geçerek topladı.

Partinin vaatleri arasında euro bölgesinden çıkmak ve İtalya'nın sınırlarının göçmenlere kapatılması bulunuyordu.

Aquarius gemisine sınırları kapatma kararı alan da Lig Partisi Genel Sekreteri ve İç İşleri Bakanı Matteo Salvini oldu.

İtalya-Fransa arasında yaşanan göçmen krizleri

Beş Yıldız Haerketi-Lig partisi hükümeti kurulmadan önce de İtalya ve Fransa pek çok kez göçmen sorunu nedeniyle karşı karşıya geldiler. Ancak önceki krizler daha çok Fransa'nın İtalya sınırını kapatması ve sınırı geçen göçmenleri geri göndermek istemesi nedeniyle çıkıyordu.

İtalya ile AB'yi karşı karşıya getiren Dublin Sözleşmesi

Avrupa Birliği üyesi ülkelerde birliğe üçüncü ülkelerden gelen mültecilere uygulanacak prosedürler Dublin Sözleşmesi'yle berlirlenmiş durumda. Sözleşmeye göre mültecilerin sığınma başvurularını AB topraklarına girdiği ülkede yapması gerekiyor.

Örneğin Kuzey Afrikalı bir göçmen Fransa'ya gitmek istiyorsa ancak Avrupa Birliği'ne ilk olarak İtalya'dan giriş yapmışsa önce İtalya'da sığınma başvurusu yapması ve başvurusunun sonucunu beklemesi gerekiyor.

İtalya ise Afrika kıtasından gelen göçmenlerin fiziki yakınlık nedeniyle ilk durağı konumunda. Çoğu İnglizce veya Fransızca bilen göçmenler hem dil hem de refah seviyesi nedeniyle Fransa, İsviçre ve Almanya'ya varmak amacıyla yola çıkıyor ancak Dublin Sözleşmesi göçmenlerin işlemleri tamamlanıncaya kadar İtalya'da kalmasını gerektiriyor.

İtalya'da ise gerek ekonomik kaynakların azlığı, gerekse bugüne kadar uygulanan politikalar nedeniyle bu işlemler ortalama bir yıl sürüyor. Bu sürede göçmenler aslında kalmak istemedikleri İtalya'da beklemek zorunda kalıyorlar.

Ancak pek çok göçmen bu sürede diğer Avrupa ülkelerine geçmeyi deniyor. Bunu önlemek için Fransa ve Avusturya zaman zaman sınır kontrolleri koyarak göçmenlerin ülkelerine geçmesini engelliyor. Bu konu da üyelerinin aralarında sınırları kaldırdığı Avrupa Birliği'nin temel ilkelerinin ve varlık sebebinin sorgulanmasına yol açıyor.

Lig partisinin göçmenlere bakışı

Dublin Sözleşmesi'yle İtalya'da beklemek zorunda kalan göçmenler mülteci kamplarına ve kampların yetmediği durumlarda bazı otel ve konutlara yerleştiriliyorlar. Mültecilerin günlük yevmiye de veriliyor.

Mottosu 'Önce İtalyanlar' olan Lig partisi ise zaman zaman bu kamplara giderek ekonomik krizde olan halkın hassasiyetleri üzerine politika belirliyor. Göçmenlere ayrılan kaynak ülkedeki yoksul kesime aktarılması gerektiğini savunuyor.

Aquarius krizi ve sınırın kapatılması

1979 yılında imzalanan Hamburg Sözleşmesi'ne göre en yakındaki ülkeler zor durumdaki gemilere güvenli liman ve ilk yardım sağlamak zorunda.

Lig Partisi Genel Sekreteri ve İç İşleri Bakanı Matteo Salvini Libya'dan gelen teknelerdeki mültecileri taşıyan Aquarius gemisininin İtalya'ya gelmesini sınırları kapatarak engellemişti.

Fransa, 629 sığınmacıyı taşıyan Aquarius gemisini geri çeviren İtalya'nın Hamburg Sözleşmesi'ni ihlal ettiğini savunuyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron İtalya'yı bencillik ve sorumsuzlukla suçlamıştı.

Macron'un açıklaması ardından iki ülke arasında çıkan kriz kapsamında çarşamba günü yapılması planlanan ekonomi bakanları zirvesi iptal edilmiş, İtalya Fransa'dan resmi özür talep etmiş ve Fransız Büyüklelçi'si İtalya Dışişleri Bakanlığı'na çağırılmıştı.

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile cuma günü Paris'te yapılması öngörülen zirveyi askıya almayı düşündüğü belirtiltmişti.

Macron resmi olarak özür dilemese de "İtalyan halkını rencide etmek istemedim" açıklamasında bulundu ve ardından iki lider arasında gerçeleşen telefon görüşmesi sonrasında zirvenin yapılacağı açıklandı.

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte görüşme öncesinde "Bu konu kapandı ancak Dublin Sözleşmesi'nin yeniden düzenlemek gerekiyor. Macron'la görüşmemizde bunu da konuşacağız" açıklamasında bulundu.