Son Dakika

Son Dakika

Seçime 5 kala, Saadet Partisi ‘Değiştir’ diyor

Okunan haber:

Seçime 5 kala, Saadet Partisi ‘Değiştir’ diyor

Saadet Partisi Büyük İstanbul Buluşması
@ Copyright :
Melis Alphan
Metin boyutu Aa Aa

Seçime 5 gün kala, Millet İttifakı'nda yer alan Saadet Partisi’nin Büyük İstanbul Buluşması var. Bir gece vakti, Bostancı Gösteri Merkezi’nde.

Daha buluşmaya saatler var ama 80 yaşındaki Yusuf Bitmez bastonuyla kaldırımda oturuyor. Pendik’ten sabah çıkmış yola, öğleden beri burada. Giresun doğumlu, 30 yıldır İstanbul’da; yıllarca bir fabrikada bekçilik yapmış. "Elhamdülillah Müslümanım” diyor, “Saadet Partisi de benim inançlarıma göre çalışıyor. O yüzden oyum ona.”

Ak Parti’ye hiç oy vermemiş: “Bizim partiyi böldü gitti Tayyip bey. Şimdi de diyor ki ‘Bizim partiye gelin’. Baraj sistemini kaldırmıyor. Müslüman görünüyor ama bize fırsat vermiyor. Bu hükümet kurulduğu zaman Erbakan hoca dedi ki: ‘Desenize Türkiye 15 sene geriye gitti.’ 16’ncı sene bu, Türkiye hakikaten geriye gitti. Hiçbir icraatlarını beğenmiyorum. Türkiye batmaya doğru gidiyor. Onun için, artık ‘kim alacaksa alsın’ diye kurtulmaya çalışıyoruz.”

Bostancı Gösteri Merkezi Büyük İstanbul Buluşması

Saadetli gençler: “Bu nesli tamir etmek belki 50 senemizi alır”

Fatih’ten beş genç arkadaş erkenden gelmişler, dolaşıyorlar. Mesut Mücahit Demir 20 yaşında, öğrenci. “Seçmenler olarak bu partide yalan dolan görmüyoruz. Oy vermemizin nedeni samimiyet ve hoşgörü” diyor, “Ak Parti’nin son yıllardaki icraatları tamamen tek parti olarak ülkeyi yönetmesini sağlamaya yönelik. İş betona gelince çok iyi yapıyorlar (!). Millet kıraathanesi dışında yapacakları bir icraatı söylemiş değiller.”

Muhammed Faruk Şahin mühendislik öğrencisi. Saadet Partisi’ne adaleti savunduğu için oy verdiğini söylüyor: “Müslüman olduğumuz için, adalet bizim birinci kuralımız olmalı. Hükümete ve seçmenine baktığımda, kendileri bile adalete güvenmiyor.”

Gençler, Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu’nun ikinci tura kalmasını ümit ediyor ama kalmazsa ikinci tur için henüz bir B planları olmadığını söylüyor. Bu yıl sınava girecek lise son öğrencisi Enes Seri “Karamollaoğlu ikinci tura kalmazsa sandığa gitmeyebilirim” diyor. Erbakan’ın 11 aylık iktidarında Kıbrıs’ın alındığını, asgari ücretin 3 katına çıkarıldığını ve Saadet Partisi’nin de Erbakan’ın peşinden gittiğini anlatıyor: “Erbakan hocanın yaptığı şeyleri bu iktidar bozuyor. Ağır Sanayi hamlesi yaptı, iktidar onu bitirdi. Bütün fabrikalar ya kapatıldı ya satıldı.”

Saadet Partili beş genç arkadaş Büyük İstanbul Buluşması'nın başlamasını bekliyor

Eğitim sistemi de gençlerin canını sıkıyor:

“Daha 6 sene önce mahallede top oynardık. Orada bile saygı vardı. Kimse kimseye küfretmez, düşürdüğü zaman kaldırır, gider gazoz ısmarlar, gönlünü alırdı. Ama şu anda sokaklarda ne o çocuklar ne de o fikirle büyüyen çocuklar var. Lise sondaki çocuğa soruyorsun ‘Ne olacaksın?’ diye, daha ne olacağını bilmiyor. İnsanları düşünmemeye ittiler. Çocukların psikolojisi berbat, uyuşturucuda derman arıyorlar. Bu nesli tamir etmek belki 50 yılımızı alır.”

İstanbul’daki inşaat furyasından o da şikayetçi: “Yol, köprü, metro, bunlara eyvallah...

Ama İstanbul’u taşa gömdüler, her yer beton. Büyümeyi böyle bir şey sanıyor insanlar ama değil. Yandaşlara para kazandırıyorlar.”

Rümeysa Çalaz 20 yaşında. Marmara Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü’nde okuyor, Pendik’te yaşıyor. Neredeyse doğduğundan beri Ak Parti iktidarda. “Gerekli adaletin sağlanabildiğini düşünmüyorum” diyor, “En basitinden FETÖ olaylarında. Asıl işi yapanların değil de, aşağıda kukla olanların içeriye alındığını, planlama komitesinin hâlâ dışarıda gezdiğini, belli rütbelerde olduğunu düşünüyorum.” Saadet Partisi’ni en çok üslubundan dolayı destekliyor: “Temel beyin üslubu olgun, yıkıcı değil, barışçıl. Saldırmıyor, birleştirmeye çalışıyor. İttifaka kızıyorlar ama o bile birleştirici bir güç, her kesimden insan var, dışlama yok.” İkinci turda “Asla Ak Parti’ye oy vermem. Belki boş oy atarım” diyor, “Artık baskı istemiyoruz. İnsanlar özgürce kendini ifade edebilmeli. Saadet Partisi’nin bunu vadettiğini düşünüyorum.”

“Ak Parti başta bana yakındı, şimdi fersah fersah uzakta”

Kalabalık artıyor ve salona girişler başlıyor. Kadınların girdiği kapıda, onlarla sohbet ediyorum.

Nuray Meşe 34 yaşında, 3 çocuk annesi, lise mezunu, ev kadını. Ümraniye’de oturuyor:

“Ak Parti ilk başta söylemleriyle, ‘dava’sıyla bana çok yakındı. Ama o zamandan bu zamana arada uçurum var. Artık samimi gelmiyor. Saadet Partisi’nin ise kırmızı çizgileri hiç değişmedi. Ortak aklın kabul ettiği değerleri savunuyor.” Hükümetin icraatlarıyla ilgili ise “Yiğidi öldür hakkını yeme. Evet yol yapıldı, hastane yapıldı...” diyor ama şöyle devam ediyor: “Ekonomi çok kötü durumda. İnsanlar kredi kartı batağında. Bir ev, araba almak çok kolaymış gibi görünüyor ama aslında ömrümüz ipotek altına alınıyor. İslam adına yola çıkmış, benimle aynı düşünceye sahip, namaz kılan, tesettürlü kadınların olduğu bir partinin bu raddede İslam’ın temel esaslarını ayaklar altına almasından ötürü bir Müslüman olarak Ak Parti’ye çok kırgınım. Baktığınızda bana yakın sanabilirsiniz ama aslında şu an benden fersah fersah uzakta.”

Beylikdüzü’nden gelen ev kadını Döndü Aktaş giriyor söze:

“Devlet belediye hizmeti yapıyor; yol yapıyor, köprü yapıyor. Hizmete bir şey demiyoruz. Ama hizmet parayla sunulmaz. Öncekiler de köprü yaptı ama ‘Bunu yaptık’ diye başa kakmadı, göze sokmadı. Artık köprünün lüks gibi sunulması absürt. Doğduğumda var olan buzdolabının refah seviyesi göstergesi olarak sunulması absürdün nirvanası. Markette soğanı 5 TL gördüm, şoka girdim. Bu bizim temel gıdamız ya! Türk milletinin yemeğinin hammaddesidir soğan.”

Sağlık konusunda kızgın: “İki iğne 804 lira. Devlet ödemiyor. Sağlık Bakanlığı ‘Kaymakamlığa müracaat ettiniz mi?’ diye soruyor. Bu sosyal devlette vatandaşa hakarettir. Ben Bağkur emeklisi bir eşim. Bu hakkı kazanmışım, kazanımlarımı talep ediyorum. Sen beni kaymakamlığa yönlendirerek hakaret ediyorsun. Dilenci toplum haline getirildik. Yardım kuruluşlarından yardım talep edecek kadar arsızlaştırılmış bir toplum haline geldik.”

Salonun üçte birini oluşturan kadınlar tezahuratlarıyla erkekleri bastırdı

Rant ekonomisi eleştirisi, adalet ve değişim vurgusu

Salonu "Bir tek fabrika daha satılmasın, üretici mağdur olmasın", "Hak, hukuk ve adalet" yazılı afişler süslüyor.

Bir tarafta erkekler, diğer tarafta kadınlar oturuyor. Sunucu erkeklere dönüp “Salonun üçte ikisi erkek, üçte biri hanımefendi. Onların sesi sizden çok çıkıyor” diye sitem edince kadınlar alkışlıyor. “Bu gece buradan sesimiz kısılarak gideceğiz, müziği bastırın sesinizle” deyince bir alkış daha kopuyor.

Parti temsilcileri, milletvekilleri sahnede konuşmalar yapıyor, hemen hepsi adalete, rant ekonomisine, mazlumlara ve değişime olan ihtiyaca değiniyor.

İstanbul İl Başkanı Şaban Aydın, hazineden 5 kuruş yardım almadıklarını, partiye gönül verenlerin kendilerinden esirgeyip partiye bağışladığı helal paralarla bu organizasyonu yürüttüklerini anlatıyor ve ekliyor: “Gam yok, sıkıntı yok. Çünkü iman var.”

Salonda Ak Parti ve CHP seçmeni de var

Songül Avcı 53 yaşında, Beyoğlu’nda oturuyor. Eşi için gelmiş buraya. Yoksa oyu Ak Parti’ye. Ama Ak Parti’ye kızgın da: “Kolon kanseriyim, çocuğum işsiz. Kapılarına gittim, beni boşladılar. Ama ben Tayyip Erdoğan’ın aşığıyım” derken gözleri doluyor.

Salonda CHP’liler de var. 66 yaşında, lise mezunu, yaşamının büyük kısmını yurt dışında işletmecilik yaparak geçirmiş Mukadder Deman Facebook’ta buluşmadan haberdar olunca gelip destek olmak istemiş: “CHP’liyim. Oyum Muharrem İnce’ye. Ama madem ki beraber çalışıyoruz, beraber olmak, birlik olmak gerek. Temel beyin söylemlerini çok beğeniyorum. Hepimiz bu vatan için çalışıyoruz. Vatanımızın iyiliği neyse o olsun.”

“İkinci Erbakan dönemi başlamıştır”

Sahnede konuşan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Bitmez partisini şöyle tanımlıyor: “Yolsuzluğun, rüşvetin, adam kayırmanın olmadığı, yetim hakkının yenmediği, tertemiz bir mazinin adı. Yolsuzlukla zenginleşenlerin, sahtekarların değil, fakir fukaranın hakkının korunduğu, şerefli bir mazinin adı. Anadolu’yu bir uçtan bir uca fabrikalarla donatmış, üreten bir mazinin adı. İşçinin, memurun, emeklinin, asgari ücretlinin yüzünün güldüğü müreffeh bir mazinin adı. Siyaseti mal, ikbal, şan, şöhret, makam ve mevki için değil, Allah rızası için yapan bir kadronun adı.”

Nagehan Gül Asiltürk - Saadet Partisi İstanbul Kadın Kolları Başkanı

Ardından, İstanbul Kadın Kolları Başkanı Nagehan Gül Asiltürk kürsüden “Derdimiz var!” diye haykırıyor, “Bunun seçimle ilgisi yok! Bu kadınlarımızın, insanlığımızın derdidir; bu derdin cinsiyeti olmaz!”

Milletvekili adayı Altan Tan, konuşmasında İstanbul’un nasıl yaşanılmaz bir yer haline geldiğine, toplumsal barışın kaybına değiniyor ve her tespitini “Bu durum artık sürdürülemez” diye bitiriyor.

Sahnede, yaptığı bir konuşmadan derlenen ve milyonlarca kez izlenen videoyla bir internet fenomenine dönüşmüş olan İstanbul İl Başkanı Abdullah Selim, “İkinci Erbakan dönemi başlamıştır” deyince salondaki kalabalık “Mücahit Erbakan” diye slogan atıyor. Erkeklerin oturduğu tarafta ön sıralarda gençler şarkılar, müzikler ve sloganlarla kalabalığa, kapalı bir salonda miting heyecanı yaşatıyor.

Temel Karamollaoğlu salona girerken, sahnedeki dev ekranlardan onun geldiğini gören gençler “Temel başkan” diyerek yerlerinden zıplıyor ve “Temel Başkan, Bilge Başkan” diye tempo tutuyor. Salonda kim var kim yok, cep telefonlarını çıkarıyor, havaya kaldırarak az sonra salona girecek Karamollaoğlu’nu çekmeye hazırlanıyorlar. Özellikle çocuklar önlere atılıyor, 11 yaşındaki Tarık, bayram harçlıklarını (280 TL) toplayıp koyduğu küçük kırmızı zarfı, seçim çalışmalarına bağışlamak için Temel Karamollaoğlu’na uzatıyor.

Az sonra alkışlar ve ıslıklarla sahnede yerini alan Karamollaoğlu “Ülkemizde yaşayanların tamamının birinci sınıf vatandaş olmasını istiyoruz. Bu memleket hepimizin” diye haykırıyor. İktidarın 'adalet diye yola çıkıp baskı ve zulmü karakteri haline getirmesi'nden dem vuruyor, Saadet Partisi’nin derdinin kavga olmadığını, ülkenin sorunlarını çözmek olduğunu vurguluyor. Ve sesleniyor:

“Bu seçim iktidardaki Ak Parti ile Saadet Partisi arasında geçiyor. Bunların dizleri bir bizi gördüklerinde titriyor!”

Bu haberlerimiz de ilginizi çekebilir

Naci Bostancı: OHAL AK Parti'nin tercihi değil

Cumhurbaşkanlığı seçimleri: 5 'First Lady' ve bir 'First Gentleman' adayı

24 Haziran seçimleri: Kadın yok, aileye vurgu var

SP Brüksel Temsilcisi Uzun: "Avrupalı Türklerin sorunlarına çözüm üreteceğiz"