Gezi ve Çarşı davası ayrıldı: Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verildi

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
Osman Kavala
Osman Kavala   -   ©  AFP

Çarşı davası ile Gezi Parkı davasının birleştirilmesinin ardından tutuklu sanık Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 52 sanığın yargılandığı davanın dördüncü duruşması İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 

Mahkeme, Çarşı dosyasının ayrılmasına karar verdi. Duruşmada Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, bir sonraki, duruşmanın 21 Mart'ta görülmesine hükmetti.

Sanıkların avukatları duruşmada yaptıkları savunmada Çarşı davası ile Gezi Parkı davasının birleştirilmesine karşı çıktı.

Kavala'nın avukatı Köksal Bayraktar, duruşmada yaptığı konuşmada davaların birleştirilmesinin Kavala ve Gezi davasından yargılanan diğer sanıkların durumunu belirsizliğe sokmak ve ve müvekkilin tutukluluğunu uzatmak amacıyla amacıyla yapıldığını savundu.

“Türkiye yargısı bunu da yazacaktır.” diyen Bayraktar şunları söyledi: “İstinaf mahkemesi, nasıl hem yerel mahkeme dosyalarının hem Yargıtay dosyalarının içeriğini biliyor da birleştirmeyi gündeme getirebiliyor? Bu nasıl bir tesadüftür? Tabii ki planlı bir tesadüftür. Bu birleştirme, suni bir birleştirmedir. Bu birleştirme olayı daha büyütmek, içinden çıkılmaz bir olay haline getirmek içindir. Böyle yargılama olmaz, yargılamada açıklık, aleniyet prensibi geçerlidir. Çarşı davası ve Gezi davası arasında ne fail yönünden irtibat var ne de fiil yönünden. Bu nedenle birleştirme kararının ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Çarşı davası avukatlarından Yıldız İmrek de Çarşı davası ve Gezi davası arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını söyledi. İmrak, somut bir bağlantı olmaması ve kanun yollarının farklı olması nedeniyle iki dosyanın tefrikini talep ediyoruz" diyerek Gezi davası ile Çarşı grubu davasının ayrılmasını talep etti.

Çarşı davası sanıklarından Cem Yakışkan'ın avukatı Ersan Şen, "Daha önce şike davası olarak bilinen davada da benzer bir sorun yaşandı. Birleşen iki davanın birisi Yargıtay'dan bozuldu diğeri istinaf mahkemesinden. Kanun yolları farklı olduğu için bu iki davanın birleştirilmesi hatalıdır ve Yargıtay’ın da bu yönde kararları var. Bu nedenle bu iki dosyanın tefrik edilmesini talep ediyoruz" dedi.

Avrupa Kavala davasını yakından takip ediliyor

Duruşma öncesi yapılan açıklamada temaslarda bulunmak üzere İstanbul’a gelen Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Nacho Sánchez Amor’un duruşmayı izleyeceği aktarılmıştı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Şubat’ta iş insanı Osman Kavala ile ilgili davanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne havale edilmesine karar verdi.

Büyükelçiler seviyesinde toplanan komitede yapılan oylamada, ihlal sürecinin ikinci aşaması olarak bilinen ve davanın AİHM’e sevkedilmesine olanak sağlayan karar oylandı. Komite, Kavala davasının AİHM’ye havale edilmesine dair bir ara kararı oy çokluğuyla kabul etti.

Avrupa Konseyi’nin aldığı karar Türkiye için ne anlama geliyor?

Avrupa Konseyi, Komitesinin 2 Aralık 2021'de AİHM kararına rağmen Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye için bir oylama yaparak ihlal sürecinin ilk aşamasını başlattı.

Avrupa Konseyi aldığı bu kararla, Türkiye'den AİHM'nin Kavala kararını uygulayıp uygulamadığının tespiti hususunu AİHM'ye havale etme niyetini içeren bir bildirimde bulundu ve konuya ilişkin Ankara'nın görüşünün iletilmesini talep etti.

Ankara’nın yanıtını yeterli bulmayan Bakanlar Komitesi, bugünkü kararıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinin kendisine verdiği yetki uyarınca Türkiye'yi toplu bir şekilde AİHM'ye şikayet etmek için ayrı bir karar aldı.

AİHM'nin ihlal yapıldığı yönünde görüş bildirmesi durumunda da Komite, Türkiye'ye karşı alınacak önlemleri değerlendirerek. Bu önlemler arasında Türkiye'nin Konsey üyeliğinden çıkarılması veya oy hakkının askıya alınması da bulunuyor.