Macron'un zafer kazandığı Fransa cumhurbaşkanlığı seçiminden çıkan 5 sonuç

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron   -   ©  Christophe Ena/Copyright 2022 The Associated Press. All rights reserved   -  

Emmanuel Macron, Fransa'da dün yapılan ikinci tur seçimlerinde aşırı sağ rakibi Marine Le Pen'i yenerek yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Ancak Macron, Le Pen'in 2017'e kıyasla oy oranını arttırdığı bu seçim sonrasında daha kutuplaşmış bir Fransa'da görevini sürdürecek.

Macron zaferini ilan ettiği konuşmasında birçok Fransızın kendi programlarını desteklediği için değil, aşırı sağ bir yönetim istemediği için kendisine oy verdiğini kabul ederek "Dostlarım iyiliksever ve saygılı olmak zorundayız çünkü ülkemizdeki şüphe ve bölünme derinleşti" ifadelerini kullandı.

Haziran ayında genel seçimlerine gidecek olan Fransa'da dün gece sonuçlanan cumhurbaşkanlığı seçiminden çıkan beş sonuç dikkat çekici.

1. "Cumhuriyetçi cephe" bütünlüğünü korudu ama "daha az canlı"

İlerleyen Cumhuriyet Partisi'nin lideri Emmanuel Macron cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda yüzde 58 oy oranıyla ikinci kez göreve seçildi, ancak oy kaybına uğradı. Çünkü Macron, ilk kez göreve geldiği 2017 seçimlerinde yine rakibi olan Marine Le Pen'e karşı yüzde 66'lık bir galibiyet kazanmıştı.

Analistler bu sonucu Fransız seçmenin aşırı sağın yönetime gelmesini engellemek için "Cumhuriyetçi cephe"de çaba gösterdiğinin bir işareti olarak değerlendiriyor. Küresel danışma şirketi Teneo'nun genel müdürü Antonio Barroso'ya göre "Cumhuriyetçi cephe canlı ve zinde, ancak daha az canlı ve her geçen seçimde canlılığını yitiriyor".

Macron zafer konuşmasında "Birçok yurttaşım aşırı sağ fikirleri engellemek için oy verdi. Onlara teşekkür etmek ve bu oyun önümüzdeki yıllar için bana lütfedildiğinin farkındayım" diyerek Le Pen'e oy veren milyonlarca Fransızın öfkesine çözüm sunma sorumluluğunun kendisine ait olduğunu ifade etti.

2. Fransa'da aşırı sağ tarihinin en yüksek düzeyine erişti

Aşırı sağ parti Ulusal Birlik Partisi lideri Marine Le Pen bu seçimde oy oranını yüzde 41'e çıkarmasını "açık bir zafer" olarak niteledi.

Le Pen, 2017'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yine rakibi olduğu Emmanuel Macron'a karşı yüzde 33,9 oy almıştı. 2012'de ise ilk turda yüzde 17,9 oy elde etmişti. Marine le Pen'in babası ve aşırı sağ hareketin kurucusu Jean-Marie Le Pen ise 2002'de eski cumhurbaşkanı Jacques Chirac'a karşı ikinci tur seçimde yüzde 17,8 oy almıştı.

Marine le Pen dün gece yaptığı konuşmada elde ettiği "tarihi başarının" Haziran ayında yapılacak olan genel seçimlerde Ulusal Meclis'in alt kanadındaki milletvekili sayısını arttırmasının önünü açacağını belirtti.

Uzmanlar Le Pen'in beş yıl öncesine göre başarı elde ederek seçmen tabanını genişlettiğini kabul ediyor ve asıl sorunun bu başarıyı genel seçimlere taşıyıp taşıyamayacağı olduğunun altını çiziyor.

Lyon'daki Siyaset Bilimi onursal profesör Paul Bacot, Len Pen'e oy veren seçmenlerin hepsinin aşırı sağdan olmadığına dikkat çekiyor. Bacot "Mevcut cumhurbaşkanı tarafından reddedilmenin yarattığı güçlü his milliyetçilerin oy oranını arttırdı" değerlendirmesinde bulunuyor.

Le Pen'in Fransa'nın deniz aşırı toprakları Guadeloupe, Martinique, Guyane ve La Reunion'da seçimi kazanması dikkat çekici.

3. Avrupa Birliği rahat bir nefes aldı

Avrupalı liderler Macron'un zaferi sonrasında "rahatladıklarını" ifade ederek yeniden seçilen Fransız liderle işbirliği yapmayı arzuladıklarını belirtti.

Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel seçim sonuculyla ilgili sosyal medyadan yaptığı paylaşımda "Bu çalkantılı günlerde sağlam bir Avrupa'ya ve daha egemen ve stratejik bir Avrupa Birliği'ne kendini adamış bir Fransa'ya ihtiyacımız var" dedi ve "Beş yıl daha Fransa'ya güvenebiliriz" ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'da "mükemmel işgirliğimizi sürdürmeyi dört gözle beklediğii ifade etti. İtalyan Başbakanı Mario Draghi de Macron'u zaferini "Avrupa için harika bir haber" olarak değerlendirdi.

Avrupa Birliği'nin politikalarının değiştirilmesi gerektiğini savunan ve Fransız hukukun AB'ninkinin üstünde olduğunu ifade eden Le Pen'in seçilme olasılığı AB içerisinde kaygılara sebep olmuştu.

INSEAD İşletme Okulu onursal profesörlerinden Douglas Webber'e göre Le Pen'in seçilmesi "AB içinde hızlı bir şekilde derin bir kriz" ortaya çıkarabiliirdi.

Macron'un zaferinin "rahatlamadan öte olduğunu belirten Belçikalı Avrupa Parlamentosu milletvekili Guy Verhofstadt bu tarihi fırsatın AB'nin savunma, sağlık, enerji ve demokrasisini temelden reforme etmek için kullanılması gerektiğini vurguladı.

4. Seçime katılmayanların oranı yüksek

Seçimin ikinci turunda oy vermeme oranı yüzde 28 oldu ve ikinci tur için ikinci en yüksek seviyesine çıktı. Bu konuda rekor 1969 yılında Georges Pompidou ile Alain Poher arasındaki mücadelede yüzde 31 olarak gerçekleşmişti.

Fransa'da oy vermeme özellikle yerel ve bölgesel seçimlerde yüksek oranda görülüyor. Özellikle gençler ve az gelirlilerin sandığa girmekten geri durduğu biliniyor.

Euronews'ün seçimler öncesinde konuştuğu birçok genç sistemin kendilerini temsil ettiğini düşünmediklerini ve bu nedenle oy vermek istemediklerini ifade etmişti.

5. Muhalefet partileri Macron'a karşı genel seçimlere odaklanıyor

Muhalefet partileri 12 ve 19 Haziran'da yapılacak olan genel seçimlerde Macron'a karşı yeni ittifaklar için arayışa geçti.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oy oranını sandığa yansıtmayı hedefleyen Ulusal Birlik Partisi sözcüsü Sebastien Chenu Euronews'e verdiği demeçte Marine Le Pen'in "Fransa'da ana muhalefet lideri olduğunu" belirtti ve partinin genel seçimler için yoğu şekilde çalışacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunda üçüncü gelen aşırı sol lider Jean-Luc Melenchon genel seçileri "cumhurbaşkanlığının üçüncü tur seçimi" olarak tanımlayarak parlamentoda çoğunluk elde etmek amacıyla kendisine destek verenlerden seçime katılmaları çağrısında bulundu.

Douglas Webber'in değerlendirmesine göre Macron'un haziran'daki genel seçimlerde iyi bir sonuç alma olasılığı var ancak geçen sefer kazandığı kadar mutlak bir zafr olmayabilir.

Bacot'a göre ise muhalefet parileri de çocunluk elde etmekte zorlanabilir. İlk turda adayların oyların en az yüzde 12,5'ini alma zorunluluğu yalnızca birlikteliği ve siyasi gücü yüksek adaylara şans tanıyabilir. Bacot'a göre bugünkü durumda aşırı sağ ve solun bunu başarma olasılığı zor gibi.