Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye'de konser ve festivaller iptal edilirken sanatçılar eğlencenin yok edilmesinden korkuyor

Access to the comments Yorumlar
 Euronews
euronews_icons_loading
Isparta Gül Festivali'ne katılımı iptal edilen Melek Mosso'nun İstanbul'daki Şİşhane Meydan konseri
Isparta Gül Festivali'ne katılımı iptal edilen Melek Mosso'nun İstanbul'daki Şİşhane Meydan konseri   -   ©  YASIN AKGUL/AFP or licensors

Türkiye'de zorlu bir seçim sürecine girilirken bazı konser ve festivallerin iptal edilmesi, Onur Yürüyüşü'ne izin verilmemesi ve devam eden müzik yasakları ülkede kutuplaşmayı tekrar gündeme taşıdı. 

Sanatçılar, iktidarın muhafazakar kesimi memnun etmek ve milliyetçi kesimin desteğini kazanmak için Türkiye'de eğlencenin yok edilmesinden korkuyor.

Trabzon'da Yunan keman sanatçısının konsere çıkmasının yasaklanması üzerine dayanışma sergileyerek konsere çıkmayacağını duyurmasının ardından iki konseri iptal edilen ve sosyal medyada öfke dolu mesajlar alan Apolas Lermi bu müzisyenlerden biri. 

"Türkiye'nin düşmanı, Türk düşmanı ve ayrımcı olmakla suçlandım" diyen Lermi'ye Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) Başkanı Recep Ergül "Bu yasaklamalar kabul edilemez" diyerek destek verdi.

Müzisyenler ve diğer sanatçılar Erdoğan hükümetince liberal görüşleri nedeniyle haksız yere dışlandıklarını hissediyor. 2016'daki darbe girişimi sonrası birçok bağımsız tiyatro kapatıldı. Müzik mekanları da Covid-19 pandemisi sonrası en son açılan yerler oldu.

Şimdi birçok kişi önümüzdeki aylarda yapılacak olan konserlerin Erdoğan'ın milliyetçi ve muhafazakar kesimde imajını parlatmak için güç gösterisi haline dönüşmesinden endişe ediyor.

Konserlerin iptal edilmesi

Kürtçe ve diğer azınlık dillerinde şarkı söyleyenler bu durumdan en çok etkilenen kesimi oluşturuyor. Kürtçe söylediği şarkılarla tanınan halk müziği sanatçısı Aynur Doğan'ın mayıs ayında Kocaeli'nin Derince ilçesinde düzenlenecek olan konseri AK Partili belediye tarafından "uygun olmadığı" gerekçesiyle iptal edildi.

Doğan 2013'teki gezi protestolarını savunduğu için sosyal medyada Erdoğan yanlısı çevrelerin hedefi haline gelmişti.

Repertuvarı Ermenice ve Lazca şarkılar da içeren Niyazi Koyuncu ile Almanya'da yaşayan Kürt müzisyen kardeşler Metin ve Kemal Kahraman da yasaklanan şarkıcılar arasında.

Belediye ve valiliklerin konser, festival ve etkinlik yasaklarına tepki duyan 57 baro "Sanattan Korkmayın, Sanat Özgürleştirir" başlıklı açıklama yayınladı. 

"Yasaklara/iptallere konu etkinlik ve sanatçılar dikkate alındığında; ana dile, kültüre, yaşam tarzına ve cinsiyetlere yönelik ayrımcı, keyfi ve siyasi saiklerle bu kararların alındığı görülmektedir" denilen açıklamada "Bu ülkede sanatçıların sanatını özgürce icra etmelerine engel olunmasını şiddetle kınıyoruz. Sanatı ve sanatçıyı susturmak demek, toplumu nefessiz bırakmak demektir" ifadeleri yer aldı.

Muhafazakarların baskısı

Erdoğan döneminde muhafazakarlığın yükselişinin belki de en görünür örneği müzikte yaşanıyor. 

Eskişehir'de 9-12 Haziran tarihlerinde düzenlenecek olan Anadolu Fest adlı festivalin önce güvenlik gerekçesiyle ertelendiği bildirildi, daha sonra "hassasiyetler" gerekçe gösterilerek iptal edildi. Festivalin iptali için kızların ve erkeklerin birlikte kamp yapacağını ve alkol nedeniyle uygunsuz sahneler oluşturacağını sebep gösteren iktidara yakın Eskişehir Kardeşlik Platformu'nun baskı kurduğu öne sürüldü.

Muhafazakar derneklerin baskısıyla pop sanatçısı Melek Mosso'nun Isparta Gül Festivali'nde vereceği konser de valilik tarafından iptal edildi. Dövmeleri ve elbiseleriyle "ahlaksızlığı özendirici" olarak nitelenen Mosso kamuoyunda Türkiye'nin çekildiği İstanbul Sözleşmesi'nin destekçilerinden biri olarak tanınıyor.

"Birkaç kendini bilmeze kalmadı benim ahlakımı sorgulamak" diyen Mosso, "Bugün olmazsa yarın sarılacak kalplerimiz" diyerek bir gün Isparta'ya gidip şarkı söyleyeceğini belirtti.

“Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz" açıklaması

Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, azınlıkları hedef alan ve muhafazakar değerleri kucaklayan bir hükümet politikasının varlığını reddetti. Özel bir televizyon kanalına konuşan Ersoy duruma daha geniş bir açıdan bakılması gerektiğini söyledi ve "Biz sanat ve kültürü destekliyoruz  Bu bizim hükümet politikamız diye konuştu".

Ancak birçok sanatçı bakanla aynı görüşü paylaşmıyor. Binden fazla müzisyen ve müzik sektörü çalışanı “Müzik Susturulamaz, Müzisyenler Susmaz” başlıklı ortak bir açıklama yayınladı. 

Açıklamada "Büyük yanılgı içindesiniz. Bu ülkenin tek sahibi değilsiniz. Bu ülkenin sahibi hepimiziz ve bu ‘hepimiz’in içinde sizin kadar biz de varız. Bizler, yaratmak istediğiniz gri dünyayı her zaman şarkılarımızla, türkülerimizle danslarımızla gökkuşağının tüm renklerine boyamaya devam edeceğiz. Dilediğimiz kıyafetle sahneye çıkıp; şarkılarımızı istediğimiz dilde, dilediğimiz gibi söyleyeceğiz" denildi. 

Sanatçıların "koruma altında olduğunu söyleyen yasalar"ın bir gün uygulanacağını belirten açıklama şu ifadelerle bitirildi. "Sanat hepimiz için. Müzik hepimiz için. Gözünüze, kalbinize, vicdanınıza indirilmiş perdeyi kaldırın. Şarkıların, dünü bugüne, bugünü yarına bağladığını; bizleri ayrıştırmadığını, aksine birleştirdiğini göreceksiniz”.

Melek Mosso'nun 1 Haziran'da İstanbul'da verdiği konsere katılanlar kendilerini Erdoğan hükümetinin kurbanı olarak hissettiğini söylüyor.

AFP haber ajansının konuştuğu Ezgi Aslan bu yasakların "kadınların sosyal ve çalışma hayatındaki varlığına büyük darbe" olduğunu belirtirken, Selin Cenkoğlu "Kadın hakları gibi değerler iktidar partisi tarafından savunulmuyor" sözleriyle tepkisini dile getiriyor.