Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Türkiye ile Yunanistan arasında 'Batı Trakya, azınlıklar ve Lozan Antlaşması' gerginliği

Access to the comments Yorumlar
 euronews
Miçotakis, temmuz ayı başında Batı Trakya'da Müslüman azınlık temsilcileriyle bir araya gelmişti
Miçotakis, temmuz ayı başında Batı Trakya'da Müslüman azınlık temsilcileriyle bir araya gelmişti   -   ©  Dimitris Papamitsos/Prime Minister's Press Office/EUROKINISSI   -  

Yunanistan'da hükümet, Trakya'daki Müslüman toplumun müftülerinin statü ve görevlerine ilişkin yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Söz konusu düzenleme cuma günü parlamentoya sunuldu. Ankara ise Yunanistan'ı Lozan Antlaşması'na uymamakla suçluyor.

Eğitim Bakanlığı tarafından Meclis gündemine getirilen yeni tasarı, 1991 tarihli anayasal düzenlemeye göre değişiklikler içeriyor. 

Yunan medyası, düzenlemenin 'Müslüman din adamlarının bağımsızlığını artırmayı amaçladığı'nı aktarırken bir hükümet yetkilisi, tasarının "İslam'ın siyasallaşmasına karşı açık bir mesaj" içerdiğini, görev tanımının da Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre hazırlandığını savundu.

Aynı yetkili, yeni düzenlemenin "İslam'ı Trakya'da sahip olduğu özelliklerle koruma" ve "kimliğini değiştirmeye çalışan yabancı etkilerden uzak tutma çabalarının bir parçası" olarak tanımladı. 

Yeni düzenleme neyi içeriyor?

Yeni düzenleme, Yunanistan'daki Müslüman azınlığın İslami ilimler akademisyenleri ve imamlar arasından seçilecek 33 kişilik bir Danışma Kurulu oluşturmasına olanak tanıyacak. 

Söz konusu kurul müftü adaylarını değerlendirecek ve Eğitim Bakanlığı, ihtiyaç halinde bu görev için içlerinden uygun bir kişiyi tayin edecek.

Bu kişi daha sonra cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle göreve atanacak. 

Ülkedeki Müslüman toplum, 1923 Lozan Antlaşması çerçevesinde medeni hukuk konularında şeri hukuktan faydalanabilse de cezai konulardan yararlanamıyor. 

Türkiye ile Yunanistan arasında gerginlik sebebi

Türkiye, azınlık toplumunu İslam hukuku konularını denetleyen kendi müftülerini seçmeye teşvik ediyor.

Atina ise, seçilmiş müftüleri tanımıyor ve sık sık "kamu görevlisi gibi davranmak" suçundan mahkemeye veriyor.

Yunanistan ayrıca, Türkiye'nin Batı Trakya'da toplumu kendi müftülerini seçmeye teşvik ettiğini ancak Diyanet üzerinden Türkiye'de kendi müftülerini atadığını belirtiyor ve dolayısıyla Batı Trakya konusunda Ankara'yı 'iki yüzlü' bir politika yürütmekle suçluyor.

Bir süredir kanser tedavisi gören İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, geçtiğimiz günlerde 57 yaşında hayatını kaybetmişti. 

2007'de İskeçe Müftüsü seçilen Mete, Türk Azınlığı Vaaz ve İrşat Heyeti Asbaşkanı olarak da hizmet vermişti. 

Mete'nin vefatının ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete Hocaefendi’ye Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Merhum hocamızın ailesine, sevenlerine ve Batı Trakya’da yaşayan tüm kardeşlerime başsağlığı dileklerimi iletiyorum." ifadesini kullanmıştı. 

AP'nin haberine göre Mete hakkında, devlet tarafından atanan müftünün ardından ikinci kez cenaze namazı kıldırmak gibi eylemleri nedeniyle daha önce dava açıldı.

Neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duydu?

Son günlerde Türkiye ile Yunanistan arasında sık sık Lozan Anlaşması'nın içeriğinin uygulanması konularında gerginlik yaşanıyor. 

Yunanistan, Trakya'daki Türk toplumuna ait dört ilkokulun kapatılması yönünde karar alırken Ankara, bu adıma tepki göstermişti. 

Yunanistan, doğrudan olmasa da dolaylı olarak müftülerle ilgili Türkiye'nin seçilmiş müftüler üzerinden Türk azınlığa nüfuz ettiğini öne sürüyor. 

Kathimerini'nin Yunan hükümet yetkilisine dayandırdığı haberine göre Atina'nın hamlesi, "yabancı müdahalelere izin vermemeyi", "İslam'ın siyasallaşmasına karşı açık bir mesaj" ve "İslam'ın bölgede kendine has özelliklerini korumayı" amaçlıyor.

Aynı yetkili, "Trakya'daki Hıristiyan ve Müslümanların ortak yaşamı Avrupa'daki en iyi örnektir ve Yunanistan, Ortodoks Kilisesi ile birlikte sosyal uyumu güçlendirmede ve Trakya'nın benzersiz özelliklerini korumada bir faktör olmaya devam edebilmesi için bunu desteklemektedir." ifadesini kullandı.

Batı Trakya'daki Müslüman azınlığın sayısı tahminen 117 bin civarında.

Ülkedeki Müslüman azınlık Türkler, Pomaklar ve Romanlardan oluşan çok etnikli bir yapıya sahip.

Türkiye neden tepki gösteriyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasının 99'uncu yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Erdoğan, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu belgelerinden olan Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanmasının 99'uncu yıl dönümünün idrak edildiğini belirterek, "Lozan Barış Antlaşmasıyla kara sınırlarımız çizilmiş, kapitülasyonlar kaldırılmış, Yunanistan'da kalan Türk azınlığının hakları güvenceye alınmış, kıyılarımıza yakın Yunan adalarının gayri askeri statüsü teyit edilmiştir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, imzalanmasından bu yana geçen 99 yıllık zaman zarfında Lozan Barış Antlaşması'nın uygulanmasını titizlikle takip ettiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ancak son dönemde özellikle Yunanistan tarafından Türk azınlığın hakları başta olmak üzere antlaşmada kayıtlı şartlar yok sayılmakta veya bilinçli bir şekilde aşındırılmaktadır. İyi komşuluk ilişkileri ve antlaşmaya sadakat ilkesiyle bağdaşmayan bu durumu, ülkemizin kabul etmesi mümkün değildir. Ülkemiz, bölgesinde kalıcı barış ve huzurun tesisi yolunda her türlü çabayı göstermekte, aziz milletimizin haklarını korumakta kararlıdır.

Türkiye 2023'e, Lozan Barış Antlaşması'nın ve Cumhuriyetimizin 100'üncü yılına doğru emin adımlarla ilerlerken bölgesel ve küresel meselelerdeki etkin konumunu da pekiştirmektedir. Lozan Barış Antlaşması'nın 99’uncu yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal'i, silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimizi saygı ve minnetle yad ediyorum."

Türk Dışişleri Bakanlığı: Türk azınlığın kendi okullarını kurma, idare etme ve denetleme hakkı ihlal ediliyor

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç, 'Yunanistan'ın her yıl tasarruf tedbirleri ve öğrenci sayılarının yetersizliği bahanesiyle Batı Trakya Türk Azınlığına ait 4 ilkokulu daha kapatma kararı almasını kınadıklarını kaydederek, "Son yıllarda tekrarlanan bu son kararla birlikte, azınlık ilkokullarının yarısından fazlası kapatılmıştır. Böylelikle, Batı Trakya Türk azınlığına ait ilkokulların 'geçici durdurma' yoluyla kapatılmasına yönelik Yunanistan’ın uyguladığı politikanın sistematik bir hal aldığı görülmektedir." demişti.

Açıklamasında Bilgiç, "Defalarca belirttiğimiz gibi, Lozan Barış Antlaşması hükümleri gereği, Azınlığın kendi okullarını kurma, idare etme ve denetleme hakkını ihlal eden bahse konu kararlar, Batı Trakya’daki soydaşlarımıza yönelik yıllardır her alanda sürdürülen ayrımcı ve baskıcı politikaların eğitim alanındaki yansımasının bir göstergesidir." değerlendirmesinde bulunmuştu.

Yunan Dışişleri Bakanlığı: Rakamlar, Lozan Antlaşması'na kimin saygı duyup duymadığını gösteriyor

Yunan devletinin eğitim tercihlerinin tüm Yunanistan vatandaşları için eşit ve ayrımcılık gözetmeksizin yapıldığını gösterdiğini ve tek amacının öğrencilerin yararına olduğunu kaydeden Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Alexandros Papaioannou, Ankara'nın suçlamalarına şu cevabı verdi:

"Türkiye yanıltıcı söylemlere son vermeli. Özgür, demokratik ve Avrupalı bir ülkede yaşayan Trakya Müslüman Azınlığı'nın tüm Yunan vatandaşları gibi özgürlüklerinden ve haklarından tam olarak yararlandığını gösteren gerçeği anlamalı. Aksine, Türkiye'deki Rum azınlığa ait çok az sayıdaki okul, Rumların atalarının topraklarından şiddet ve sistematik bir şekilde sökülüp atıldıklarına tanıklık etmekte. Önümüzdeki öğretim yılında Trakya'daki müreffeh Müslüman azınlık için 99 ilkokul açılacağını hatırlatırız. İstanbul'da sadece üç, İmroz'da bir ve Bozcaada'da ise hiçbir okul açılmayacak. Trakya'daki Müslüman azınlığın yaklaşık 120 bin üyesi bulunuyor. Türkiye'deki Rum azınlık 3 bin kişiyi geçmezken, Lozan zamanında da bu sayı eşitti. Ne yazık ki Türkiye için rakamlar, Lozan Antlaşması'na kimin saygı duyup uyguladığı konusunda kendi inkar edilemez gerçeğini ortaya koyuyor. Yunanistan, vatandaşlarının insan hak ve özgürlüklerini tam olarak koruyan ve güvence altına alan bir hukuk devletidir."