Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Figen Yüksekdağ davası: Avukatları 'hak ihlali' kararı sonrası Meclis ve AİHM'e başvuracak

Access to the comments Yorumlar
 Dilek Gul
6 yıldır cezaevinde bulunan HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın yargılama sürecinde yaşananlar neler?
6 yıldır cezaevinde bulunan HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın yargılama sürecinde yaşananlar neler?   -   ©  Anadolu   -  

Anayasa Mahkemesi’nin milletvekilliğinin düşürülmesini “hak ihlali” kararı verdiği eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın avukatları, maddi ve manevi haklarının iade edilmesi için Meclis ve AİHM’den söz konusu kararın incelenmesini talep edecek.

2016’dan bu yana cezaevinde bulunan Yüksekdağ hakkında birleştirilen dosyada iki ayrı tutukluluk var.

Avukatları, tutukluluk gerekçesi yapılan tüm iddiaların ortadan kalktığını ve suç bulunmadığı görüşünde. Bu yargılama sürecini de 'kumpas' olarak adlandırıyor.

Figen Yüksekdağ'ın yargılama sürecinde neler yaşandı?

Eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın cezaevinde bulunmasına neden olan soruşturma, 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde yaşanan ve kamuoyunda “Kobani olayları” olarak bilinen protesto gösterilerinden hemen sonra açıldı.

“HDP Genel Merkezi’nin Twitter hesabından atılan tweet” nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan ilk soruşturmada Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu Merkez Yürütme Kurulu üyeleri şüpheli olarak yer aldı.

Yüksekdağ eş genel başkanlığı görevini yürütürken 4 Kasım 2016 tarihinde tutuklandı

Aynı dönemde yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu kez Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu, milletvekili olmayan MYK üyeleri hakkında soruşturma açtı.

Milletvekili olan MYK üyeleri hakkındaki dosya daha sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da açtığı dosyayla birleştirilerek 2017’de Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

Yüksekdağ’ın yargılandığı ana dava olan bu dosyada Yüksekdağ ve diğer milletvekillerine “Toplantı ve yürüyüşün zorla dağıtılması”, “Silahlı terör örgütüne üye olma” ve “Devletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü bozma” dahil çok sayıda suçlama yöneltildi.

Avukatı Ezgi Güngördü’ye göre iddianame Yüksekdağ’ın HDP mitinglerinde yaptığı konuşmalar, seçim çalışmaları kapsamında basına verdiği demeçlerden ibaret ve bu konuşmalar ile 6-8 Ekim olayları arasında doğrudan herhangi bir bağ kurulamadı.

Yüksekdağ’ın milletvekilliği, seçilmeden önce Marksist Leninist Komünist Parti üyesi olmakla suçlanan Yasemin Çiftçi’nin mezarı başındaki anmaya katıldığı gerekçesiyle 2017’de düşürüldü.

Bu dönemde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Yüksekdağ hakkında “Kendisine 4 duvar verdik, istediğine sırtını yaslasın” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Selahattin Demirtaş hakkındaki kararından sonra "Sokağa insanları çağırıp ondan sonra Diyarbakır'da 53 evladımızı öldürenleri bu millet unutmuyor ve unutmayacaktır da. Bunları bırakamayız. Eğer biz bırakırsak ebedi âlemde şehitlerimiz bize bunun hesabını sorar" dedi.

Yüksekdağ’ın avukatı Güngördü, bu sözlerin yargıya müdahale olduğu görüşünde.

Yıllar sonra hazırlanan bu iddianamede 6-8 Ekim olaylarına ilişkin doğrudan herhangi bir bağ kurulamadı, sadece belirtilen tarihlerde Türkiye genelinde meydana gelen olaylar liste şeklinde sıralandı.
Ezgi Güngördü
Figen Yüksekdağ'ın avukatı

Milletvekili olmayan MYK üyeleri hakkındaki dosyanın davası ise soruşturma tarihinden 7 yıl sonra yani 2021’de Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açıldı.

Yüksekdağ bu dosya kapsamında da 2019 yılından bu yana tutuklu bulunuyor. Kamuoyunda “Kobani davası” olarak bilinen iddianamede “Adam öldürme”, “Hırsızlık”, “Yakarak mala zarar verme”, “İbadethanelere zarar verme” ve “Devletin birliğini, ülkenin bütünlüğünü bozma” suçlamaları var.

Avukatı Ezgi Güngördü’ye göre iddianame Yüksekdağ’ın milletvekilli dokunulmazlığı kapsamında kalan konuşmaların haberlere yansımasından oluşuyor:

“İddianamede konu edilen konuşmaların bir kısmı Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması hali hazırda devam eden konuşmalardır. Yıllar sonra hazırlanan bu iddianamede de 6-8 Ekim olaylarına ilişkin doğrudan herhangi bir bağ kurulmaksızın, sadece belirtilen tarihlerde Türkiye genelinde meydana gelen olaylar liste şeklinde sıralanmış olup bu liste Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dayanak iddianamede yer alan listedeki olaylarla aynıdır. Yüksekdağ açısından iki dosya arasında suç isnatları hariç başkaca bir fark bulunmamaktadır.”

Bu nedenle Yüksekdağ’ın avukatları, müvekkillerinin sözkonusu dosyada şüpheli olmadığı, zaten 6-8 Ekim olaylarına ilişkin yıllardır tutuklu yargılandığı ve mükerrer yargılamanın söz konusu olduğu yönünde itirazlarda bulundu. Ancak mahkeme tarafından reddedildi.

Sonunda Mart 2021 tarihinde Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davayla birleştirirken, avukatların talep ettiği tahliye kararını vermedi. Yüksekdağ şu anda hem ana dava hem de birleşen dosya kapsamında tutuklu.

AYM, Figen Yüksekdağ’ın vekilliğinin düşürülerek ‘hak ihlali’ yapıldığına hükmetti

Anayasa Mahkemesi ise geçtiğimiz günlerde Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlali” olduğuna karar vererek “Seçilmiş milletvekillerinin yasama faaliyetine katılmasına yönelik sınırlamalar onların seçilme haklarına ve dolayısıyla siyasi faaliyette bulunma hakkına yönelik birer müdahaledir” dedi.

Yüksek mahkeme, ihlaller nedeniyle Yüksekdağ’a 30 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Yüksekdağ’ın avukatları önümüzdeki günlerde hem AİHM hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne başvurarak Anayasa Mahkemesi’nin kararının incelenmesini talep edecek.

Meclis'e yapılacak başvuruda avukatları Yüksekdağ'ın vekilliğinin iadesi söz konusu olmadığı için maddi manevi hak ihlallerinin giderilmesini isteyecek.

AİHM'e ise AYM kararında ifade özgürlüğü konusunda ihlal çıkmadığı için başvuruda bulunulacak.

Yüksek mahkeme kararının Yüksekdağ’ın sürecin en başından beri hak ihlaline maruz kaldığının ispatı olduğunu vurgulayan avukat Ezgi Güngördü, “Kobani dosyası” olarak bilinen davada ilk duruşmadan bu yana birçok usulsüzlük ve hukuka aykırı işlemin yaşandığını savundu:

“Avukatların mahkeme salonunda olmadığı sırada yargılananların kimlik tespiti yapılmaya çalışıldı ve iddianame okundu. Yüksekdağ’ın beyanları SEGBİS ile kayıt altına alınırken mahkeme başkanı tarafından sistemin sesi tamamen keyfi bir şekilde kapatıldı, müvekkilimizin beyanı yarıda kesildi. Duruşmaların başladığı ilk günden bu yana duruşma periyotları tartışma konusudur. Yüksekdağ ve diğer tutuklu yargılananlar savunma hazırlığı yapmaya fırsat verilmeksizin duruşmalara çıkmak zorunda bırakıldı. Ayrıca 2016 yılından itibaren başlayan yargılama süreci boyunca Yüksekdağ hakkında tek bir tanık beyanı bulunmamasına rağmen 1 yıl boyunca mahkeme, tutuklama kararına gerekçe olarak diğer sanıklarla ilgili beyanları olan gizli tanık Mahir ve tanık Kerem Gökalp beyanlarını Yüksekdağ açısından tutuklama gerekçesi yaptı.”

Yüksekdağ'ın avukatı: ''Tutukluluk gerekçeleri ortadan kalktığı için Yüksekdağ’ın tahliyesini istiyoruz''

Yüksekdağ'ın avukatı Ezgi Güngördü, mahkeme heyetinin, aleyhte ifadesi olmayan, yargılananları tanımadığını ve şikayetçi olmadığını söyleyen tanık ve müştekiye şikayetçi olmaları yönünde ısrarla soru sorduğunu savunuyor.

Güngördü'nün aktarımına göre, Yüksekdağ’ın tutukluluk gerekçesi yapılan ve PYD’den geldiği iddia olunan e-mail, taleplerinin doğrultusunda mahkeme tarafından araştırıldı ancak şimdiye kadar herhangi bir yazışma tespit edilmedi. Bununla birlikte kimden geldiği belli olmayan bir yazının suç olamayacağına da vurgu yapıyor Yüksekdağ'ın avukatı.

Yüksekdağ’ın tutuklanmasının bir diğer gerekçesi ise HDP MYK’nin 6-8 olayları ile ilgili yaptığı çağrı. Hem Yüksekdağ hem de diğer tutuklu siyasetçilerin avukatları duruşmalarda AİHM’in Demirtaş kararına göre bu çağrının suç olarak nitelendirilmeyeceğini dile getiriyor.

AİHM, kararında olayları başlattığı iddia edilen HDP Genel Merkez Twitter hesabından atılan tweet ile şiddet olayları arasında bir illiyet bağı olmadığını ifade etmişti.

Avukatları, duruşmada sık sık siyasi temsiliyetleri ile yürütülen hukuki ve siyasi süreçlerin benzerliği nedeniyle AİHM’in Demirtaş için verdiği kararın Yüksekdağ için de emsal niteliği taşıdığını dile getiriyor.

Tutukluluk gerekçelerinin ortadan kalkması nedeniyle de Yüksekdağ’ın tahliyesini istiyor.

Avukat Ezgi Güngördü’ye göre bütün bunlara rağmen Yüksekdağ ve diğer isimlerin tutuklu yargılanması dosyanın siyasi saiklerle açıldığını göstermekte.