Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

İnsan hakları grupları: İran'da kadınların kıyafetine yönelik baskılar artıyor

Access to the comments Yorumlar
 euronews
İranlı yazar ve sanatçı Sepideh Raşno
İranlı yazar ve sanatçı Sepideh Raşno   -   ©  Social media   -  

İnsan hakları grupları ve aktivistler, İran'da yönetimin, "kadınların 'uygun olmayan kıyafetleri'ne yönelik baskı ve kontrolleri artırdığı" eleştirisi yapıyor. Ülkede başörtüsü karşıtı protestoların da arttığı belirtiliyor. 

Eylemler, işkence gördüğü belirtilen bir kadın yazarın devlet televizyonuna çıkartılıp 'zorla itirafta bulunması' sonrası daha da arttı. 

İnsan hakları aktivistleri başörtüsü mecburiyetine yönelik kontroller sertleştikçe tutuklanan ve zorla yaptırılan itirafların da arttığı uyarısında bulunuyor.

Sepideh Raşno isimli 28 yaşındaki kadın, temmuz ayında Tahran'da bir otobüste 'uygunsuz kıyafeti' nedeniyle tacize uğramış ve bu görüntülerin internette yayılmasından kısa bir süre sonra tutuklanmıştı. 

Yazar ve sanatçı olan Raşno, 12 Temmuz tarihinin hükümet tarafından ulusal "Hicap ve İffet Günü" olarak ilan edilmesinin ardından tutuklanan çok sayıda kadından birisi. 

Mizan
Tahran İslami Devrim Mahkemesi'nde Sepideh Raşno'ya işediği 'suçlar' tebliğ edildi.Mizan

"Hrana" isimli insan hakları örgütüne göre, tutuklanmasından kısa bir süre sonra ve televizyona çıkılmadan önce iç kanama nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

İran'da 1979'da gerçekleşen İslam Devrimi'nden bu yana kadınların kamusal alanda başörtüsü takmaları mecburi. 

Ancak Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 15 Ağustos'ta ülkenin zaten var olan kıyafet yasasına yeni kısıtlamalar da ekleyerek tümünün uygulanması için için bir talimat imzaladı. 

Ülkede zorla itirafların sayısının arttığına dikkati çeken Hrana'ya göre, 12 Temmuz'dan önceki ve sonraki günlerde beş kadın, kıyafet kurallarına uymadıkları gerekçesiyle tutuklandı ve dördü itirafa zorlandı.

"1700 kadın emniyete çağrıldı"

Ayrıca Hrana, üç kadının kamusal alanda dans ettikleri için tutuklandığı, 33 kuaför salonunun kapatıldığı ve en az bin 700 kişinin de başörtüsüyle ilgili nedenlerden ötürü emniyete çağrıldığı bilgisini verdi. 

Tutuklanmasının ardından Raşno, 30 Temmuz'da devlet televizyonuna başörtüsü takarak çıktı ve özür diledi. 

Görüntülerde, Raşno'nun bitkin ve durgun olduğu net bir biçimde anlaşılıyor. Ayrıca gözlerinin etrafında da koyu halkalar bulunuyor.

"Yüzündeki fiziksel darp izleri açıkça görülüyor." diyen Hrana'dan Skylar Thompson, "İtiraf etmeye zorlanmanın psikolojik işkencesinin yanı sıra fiziksel olarak da dövüldüğü çok açık." şeklinde konuştu. 

Bu arada insan hakları örgütü, Roşna'nın hala gözaltında tutulmaya devam ettiğini aktardı. 

Raşno'ya bugün Tahran'daki İslam Devrim Mahkemesi, 26'ıncı dairede, işlediği 'suçlar' tebliğ edildi. Raşno'nun suçlu bulunması halinde 16 yıl hapis cezası alması muhtemel. 

"İtiraflar" sosyal medyada İranlı kadınların sert tepkisine neden oluyor. 

"Sepideh Raşno nerede?"

Hafta içerisinde kadın hakları aktivistlerinden oluşan gruplar, Tahran'da toplandı ve "Sepideh Raşno nerede?" yazılı pankartlar taşıdı.

Ayrıca eylemciler, İranlı kadınların "İtiraf" adlı bir şiiri okudukları bir video yayınlandı.

Muhalif duruşuyla bilinen gazeteci ve aktivist Masih Alinejad, tutuklamaları bir "terör eylemi" olarak nitelendirdi. 

Alinejad, 2014 yılında başlayan ve kadınları beyaz giymeye ve başörtülerini çıkarmaya teşvik eden "Beyaz Çarşamba" hareketine öncülük ediyor. 

Alinejad, 2021 yılında bir kaçırma girişiminin hedefi olmuş ve geçtiğimiz ay da New York'taki evinin önünde silahlı bir kişi gözaltına alınmıştı. 

St Andrews Üniversitesi'nden Orta Doğu uzmanı Prof. Ali Ensari, başörtüsü kurallarının sıkılaştırılmasının, Ağustos 2021'de Reisi'nin seçilmesinden bu yana geçen bir yıl içinde İran'da kötüleşen "sistematik, daha geniş bir baskı modelinin" parçası olduğu değerlendirmesinde bulundu. 

Selefi Hasan Ruhani'ye kıyasla daha sert bir tutum sergileyen Reisi, ABD yaptırımlarının yeniden yürürlüğe girmesi ve enflasyonu felç eden protesto dalgasının ardından ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde göreve geldi.

"Sıfırdan İslamlaştırma programı"

Görevdeki ilk yılında, "ahlak polisi" olarak da bilinen din polisinin yeniden canlanması ve İran toplumu üzerinde algılanan her türlü "Batı etkisine" karşı "sıfırdan İslamlaştırma programı" damgasını vurdu.

Ensari, Guardian'a yaptığı açıklamada, "Devlet güvenliği her alanda oldukça sertleşti" ifadesini kullandı. 

Ayrıca "Kadın hareketi ulusal güvenliğe tehdit olarak sunuluyor, çünkü sosyal normlarda bir çöküşü ve topluma nüfuz eden Batı etkisini temsil ediyor." ifadesini kullandı. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden (HRW) Tara Sepehri Far, zorla itirafların insanları sindirmek ve korku yaymak için yapıldığını, ancak Raşno'nun durumunda bunun etkili olmasının pek mümkün olmadığını söyledi:

"(Raşno) gözle görülür şekilde bitkin  ve yorgundu. Bunun, gönüllü bir itiraf olduğunu göstermeye çalışmak için de hiçbir çaba sarf edilmedi." şeklinde konuştu. 

Ayrıca Sepehri Far, İran'ın düşen doğum oranını arttırmak amacıyla Kasım 2021'de kürtaj ve doğum kontrol yöntemlerine erişimi kısıtlayan bir nüfus yasasının yürürlüğe girmesini de "kadınları tekrar eve hapsetmeyi" amaçlayan siyasi sürecin bir parçası olarak yorumladı. 

Skylar Thompson ise, "Geçtiğimiz yıl kadınlara yönelik baskılarda uzun zamandır görülmeyen bir artış gördük. Bu, uluslararası toplumun dikkat etmesi gereken bir konu. Adaletsizlikler İran'daki hesap verebilirlik eksikliğinin bir başka sonucu." sözleriyle tepkisini dile getirdi.